Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- "Single" tek gidiş, "return" gidiş-dönüş; Amerika'da "one-way" ve "round-trip".
- Peron "platform"; "Which platform for…?" diye sor ve ekranı son dakikaya kadar takip et.
- Otobüse binmeden önce: "Does this bus go to…?"
- Durağı bilmiyorsan: "Could you tell me when to get off, please?"
- Taksiye adresi yazılı göster: "Can you take me to this address, please?"
- Ücret ve ödeme: "Roughly how much will it be?", "Can I pay by card?"
Merak sorusu
Oğlu işten çıkamadığı için Nermin Hanım bu kez havalimanından eve tek başına gidecek. Havalimanının tren istasyonunda bilet gişesine geliyor ve görevliye oğlunun mahallesinin adını söylüyor. Görevli hızlıca soruyor: "Single or return?" Nermin Hanım bu iki sözcüğü bir arada hiç duymamış; birini rastgele seçiyor. Sonra hangi perondan bineceğini soramıyor ve iki tren kaçırıyor.
Şehir merkezinde otobüse binmesi gerekiyor. Şoföre adresi göstermek istiyor ama arkasında sıra var, telaşlanıyor ve hiçbir şey sormadan oturuyor. Hangi durakta inmesi gerektiğini bilmediği için üç durak fazla gidiyor. Akşam oğluna "Taksiye binseydim" diyor; ama taksiye ne diyeceğini de bilmiyordu. Şehir içinde bir yerden bir yere giderken, doğru anda sorulan birkaç kısa soru bütün günü değiştirir.
Anlatım
Tren bileti
Tren biletinde iki sözcük çok sık geçer. "Single", yaklaşık "singıl", yalnızca gidiş bileti demektir. "Return", yaklaşık "ritörn", gidiş-dönüş bileti demektir. Amerika'da bunlar için genellikle "one-way" ve "round-trip" denir. Gişede bilet isterken kısa bir cümle yeter: "A single to Manchester Piccadilly, please." Gidiş-dönüş istiyorsan "single" yerine "return" dersin.
Birçok şehirde bilet otomattan, uygulamadan ya da temassız kartla da alınabilir; bu ülkeden ülkeye, hatta şehirden şehre değişir. Emin değilsen gişedeki görevliye sormak en kolay yoldur.
Doğru peron
Tren istasyonunda trenin kalktığı yere "platform" denir, yaklaşık "pletform", yani peron. Doğru peronu sormanın kalıbı şudur: "Which platform for Piccadilly?" yaklaşık "viç pletform for pikadili", yani "Piccadilly için hangi peron?" Tabelalarda da peron numaraları yazar; ama trenler bazen son anda peron değiştirebilir. Bu yüzden ekranı ya da anonsu son dakikaya kadar takip etmek gerekir.
Otobüste: binerken ve inerken
Otobüse, trene ve taksiye binmenin İngilizcede farklı fiillerle anlatıldığını Ders EN2.38'de görmüştük: otobüse "get on", taksiye "get in". Bu derste otobüsteki iki soru önemli. Binmeden önce otobüsün nereye gittiğinden emin olmak için şoföre sorarsın: "Does this bus go to the city centre?" yaklaşık "daz dis bas gou tu dı siti sentır", yani "Bu otobüs şehir merkezine gidiyor mu?"
İkinci soru inerken işe yarar. Hangi durakta ineceğini bilmiyorsan şoföre ya da yanındaki yolcuya kibarca sorabilirsin: "Could you tell me when to get off, please?" yaklaşık "kud yu tel mi ven tu get of, pliiz", yani "Ne zaman inmem gerektiğini söyler misiniz, lütfen?" İnmek "get off" ile anlatılır.
Taksiye binmek
Taksiye bindiğinde adresi söylemek yerine yazılı göstermek çoğu zaman en güvenli yoldur, çünkü yabancı bir sokak adını telaffuz etmek zor olabilir. Kısa bir cümle eşliğinde telefonunu uzatabilirsin: "Can you take me to this address, please?" yaklaşık "ken yu teyk mi tu dis edres, pliiz".
Yolculuktan önce yaklaşık ücreti sormak da kibar ve yaygın bir sorudur: "Roughly how much will it be?" yaklaşık "rafli hav maç vil it bi", yani "Aşağı yukarı ne kadar tutar?" Ödeme sırasında kartla ödemek istiyorsan önceden sormak işe yarar: "Can I pay by card?" yani "Kartla ödeyebilir miyim?"
Türkçe köprüsü
Türkçede otobüse binerken şoföre "Merkeze gidiyor mu?" ya da yanımızdakine "Ben Kadıköy'de ineceğim, haber verir misiniz?" diye sormak çok doğaldır. İngilizcede de aynı sorular sorulur ve kimse bunu tuhaf bulmaz. Nermin Hanım'ı durduran şey dil değil, arkasındaki sıranın verdiği telaştı. Kısa ve önceden hazırlanmış bir cümle, bu telaşı birkaç saniyeye indirir.
Bir de "binmek" ve "inmek" var. Türkçede her araca "binilir" ve her araçtan "inilir". İngilizcede ise otobüs ve trene "get on", taksi ve arabaya "get in" denir; inerken de "get off" ve "get out" kullanılır. Bu ayrımı ezberlemek yerine her aracın en sık geçen cümlesini bir bütün olarak öğrenmek daha kolaydır: "get on the bus", "get in the taxi".
Gerçek hayattan örnekler
Bir sonraki gelişinde Nermin Hanım istasyonda gişeye yaklaşırken cümlesini kafasında bir kez kuruyor. "Single or return?" sorusu geldiğinde artık hazır: "A single, please." Ardından soruyor: "Which platform for Piccadilly?" Görevli "Platform two" diyor. Nermin Hanım ekrana da bir kez bakıyor ve doğru trene biniyor.
Piccadilly'de otobüse binerken şoföre soruyor: "Does this bus go to Didsbury?" Şoför "Yes" diyor. Nermin Hanım ekliyor: "Could you tell me when to get off, please?" Şoför gülümsüyor ve doğru durakta ona işaret ediyor. Dönüşte yağmur yağınca taksiye biniyor, telefonundaki adresi gösteriyor ve "Can I pay by card?" diye soruyor. Taksici "Of course" diyor.
Sık yapılan hata
Yaygın yanlış✗ Telaşla hiçbir şey sormadan binmek ve inilecek durağı tahmin etmeye çalışmak.
✓ Binmeden önce "Does this bus go to…?" diye sor, otururken "Could you tell me when to get off, please?" diye rica et. Hata, arkadaki sıranın ya da trafiğin verdiği telaşla soru sormayı bir yük gibi görmekten gelir.
İkinci yaygın hata, yabancı bir adresi sesli söylemeye çalışmaktır. Bir taksiciye ya da şoföre adresi yazılı göstermek, hem zamanı hem de yanlış anlamayı azaltır.
Mini alıştırma
- "Single" ve "return" biletler arasındaki fark nedir?
- Doğru peronu nasıl sorarsın?
- Bir otobüsün nereye gittiğinden emin olmak için ne sorarsın?
- Otobüste ne zaman inmen gerektiğini öğrenmek için ne dersin?
- Taksiye adresi vermenin en güvenli yolu nedir?
Cevaplar
- "Single" yalnızca gidiş, "return" gidiş-dönüş bileti demektir.
- "Which platform for…?"
- "Does this bus go to…?"
- "Could you tell me when to get off, please?"
- Adresi yazılı olarak, örneğin telefonda göstermek: "Can you take me to this address, please?"
Sesli tekrar görevi
Sonra kendi şehrinden bir yer adı seç ve aynı cümleleri o yer adıyla yeniden kur. Her cümleyi söylerken bir kişiye, bir gişe görevlisine ya da bir şoföre bakıyormuş gibi hayal et.
Özet kartı
- "Single" tek gidiş, "return" gidiş-dönüş; Amerika'da "one-way" ve "round-trip".
- Peron "platform"; "Which platform for…?" diye sor ve ekranı son dakikaya kadar takip et.
- Otobüse binmeden önce: "Does this bus go to…?"
- Durağı bilmiyorsan: "Could you tell me when to get off, please?"
- Taksiye adresi yazılı göster: "Can you take me to this address, please?"
- Ücret ve ödeme: "Roughly how much will it be?", "Can I pay by card?"
Sonraki derse köprü
Yolculuk bölümü burada bitiyor ve sırada konaklama var. Nermin Hanım bir sonraki gelişinde oğlunun evinde değil, yakındaki bir otelde kalıyor. Odasına girdiğinde kaloriferin çalışmadığını, odanın sokak tarafında ve gürültülü olduğunu fark ediyor. Resepsiyona bir sorunu anlatmak, kibar ama net bir çözüm istemek ve gerekirse başka bir oda talep etmek, kendine özgü birkaç kalıp ister. Sıradaki derste otelde bir sorun olduğunda kullanılacak cümleleri çalışıyoruz.