İçeriğe geç

Ders EP4.11 · Seyahat İngilizcesi · Bölüm P4.4

Kayıp, çalıntı ve polis

1.110 kelime · yaklaşık 5 dakika okuma · seslendirme 7 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Kendin kaybettiysen "lost", birisi aldıysa "stolen"; emin değilsen "I think…".
  2. Polise: "I'd like to report a theft."
  3. Üç bilgi: ne, ne zaman, nerede; kısa cümlelerle ve sırayla.
  4. Sigorta için tutanak: "Can I have a copy of the police report?"
  5. Kartı hemen iptal ettir: "I need to cancel my card."; numarayı önceden kaydet.
  6. Kayıp eşya: "lost property" ya da "lost and found"; pasaport için "embassy" ya da "consulate".

Merak sorusu

Cumartesi sabahı Nermin Hanım torunuyla kalabalık bir sokak pazarında dolaşıyor. Bir tezgâhın önünde ödeme yapmak için çantasını açtığında eli boşlukta kalıyor: cüzdan yok. Çanta yarı açık. Kalbi hızla çarpıyor; içinde biraz para, banka kartı ve bir kimlik kartı vardı. Etrafına bakınıyor, kime ne söyleyeceğini bilmiyor. Pazardaki bir görevliye yalnızca "Wallet! Wallet!" diyebiliyor.

Görevli ona yardım etmek istiyor ama Nermin Hanım'ın cüzdanı düşürdüğünü mü yoksa birinin aldığını mı anlayamıyor. İkisinin yapılacak işleri farklı: kaybolan bir şey için kayıp eşya bürosuna, çalınan bir şey için polise gidilir. Ayrıca kartın hemen iptal edilmesi gerekir. Panik anında birkaç kısa cümle, neyin nasıl yapılacağını belirler.

Anlatım

Kayıp mı, çalıntı mı?

İlk adım ne olduğunu doğru sözcükle söylemektir. Bir şeyi kendin kaybettiysen "lost" kullanılır, yaklaşık "lost": "I've lost my wallet." yani "Cüzdanımı kaybettim." Birinin onu aldığını düşünüyorsan "stolen" kullanılır, yaklaşık "stoulın": "My wallet was stolen." yani "Cüzdanım çalındı." Edilgen yapının bu tür cümlelerde neden işe yaradığını Ders EN3.13'te görmüştük: hırsızı bilmiyorsun, ama ne olduğunu söyleyebilirsin.

Emin değilsen bunu da söyleyebilirsin: "I think my wallet was stolen." Bu fark önemlidir, çünkü görevli seni buna göre ya kayıp eşya bürosuna ya da polise yönlendirir.

Ne, ne zaman, nerede

Karakolda ya da bir yardım masasında anlatırken üç bilgi yeterlidir. Ne kayboldu: "It's a small brown wallet." yaklaşık "its e smool braun valıt"; içinde ne vardı: "There was some cash and a bank card in it." Ne zaman: "About an hour ago." yaklaşık "ıbaut en avır ıgou". Nerede: "At the market." Bu bilgileri kısa cümlelerle, bir sırayla vermek, anlatımı kolaylaştırır.

Polise gittiğinde ilk cümle şudur: "I'd like to report a theft." yaklaşık "ayd layk tu riport e sefı", yani "Bir hırsızlık bildirmek istiyorum." "Theft" hırsızlık demektir.

Tutanak

Seyahat sigortan varsa, sigorta şirketi çoğu zaman bir polis tutanağı ister. Bunu istemenin cümlesi şudur: "Can I have a copy of the police report?" yaklaşık "ken ay hev e kapi ov dı pılis riport", yani "Polis tutanağının bir kopyasını alabilir miyim?" Sigortanın hangi belgeleri istediğini öğrenmek için kendi sigorta şirketine danışmak gerekir.

Kart ve kayıp eşya

Banka kartın kaybolduysa ya da çalındıysa ilk iş, bankanı arayıp kartı iptal ettirmektir. İngilizce bir görevliyle konuşman gerekirse: "I need to cancel my card. It was stolen." yaklaşık "ay niid tu kensıl may kard". Bankanın kart kaybı numarasını yola çıkmadan önce telefonuna kaydetmek işini kolaylaştırır.

Bir şeyi kendin kaybettiysen, havalimanlarında, istasyonlarda ve büyük binalarda kayıp eşya bürosu olur. İngiltere'de buna "lost property" denir, yaklaşık "lost prapırti"; Amerika'da "lost and found". Soru kısadır: "Has anyone handed in a brown wallet?" yani "Kahverengi bir cüzdan teslim eden oldu mu?"

Pasaport kaybolursa

Pasaport kaybı daha ciddi bir durumdur. Polise bildirmek yine ilk adımdır, ama yeni bir belge için kendi ülkenin o ülkedeki temsilciliğine, yani büyükelçiliğine ya da konsolosluğuna başvurmak gerekir. Büyükelçiliğe İngilizcede "embassy", yaklaşık "embısi"; konsolosluğa "consulate", yaklaşık "kansyulıt" denir. Bu temsilciliklerin adresini ve iletişim bilgilerini yola çıkmadan önce resmî kaynaktan öğrenip not etmek iyi bir alışkanlıktır.

Türkçe köprüsü

Türkçede "Cüzdanım gitti" ya da "Cüzdanım yok" deriz ve bu cümle hem kaybetmeyi hem çalınmayı anlatabilir. İngilizcede ise bu iki durum baştan ayrılır: "lost" ya da "stolen". Bu ayrım yalnızca bir dil inceliği değildir; görevlinin seni nereye yönlendireceğini belirler.

Bir de panik anı var. Türkçede de panik anında tam cümle kurmak zordur; tek sözcüklerle konuşuruz. İngilizcede de görevliler tek bir sözcükten çok şey çıkarabilir, ama "Wallet!" demek ne olduğunu söylemez. Önceden hazırlanmış tek bir cümle, "I think my wallet was stolen", paniği bir plana çevirir.

Gerçek hayattan örnekler

Görevli Nermin Hanım'a bir bardak su veriyor ve onu sakinleştiriyor. Nermin Hanım derin bir nefes alıyor ve bu kez cümlesini kuruyor: "I think my wallet was stolen." Görevli onu yakındaki karakola götürüyor. Nermin Hanım orada bildiği cümleleri sırayla söylüyor: "I'd like to report a theft. It's a small brown wallet. There was some cash and a bank card in it. About an hour ago, at the market."

Polis memuru bilgileri yazıyor. Nermin Hanım çıkmadan önce soruyor: "Can I have a copy of the police report?" Memur bir kopya veriyor. Ardından Can'ı arıyor ve Can bankayı arayıp kartı iptal ettiriyor. Akşam, cüzdandaki fotoğraflara üzülse de Nermin Hanım rahat bir nefes alıyor: kart iptal edilmiş, tutanak da çantasında.

Sık yapılan hata

İkinci yaygın hata, kartı iptal ettirmeyi geciktirmektir. Kart kaybolduğunda ya da çalındığında ilk iş bankayı aramaktır; bunun için gereken numarayı yola çıkmadan önce kaydetmek gerekir.

Mini alıştırma

  1. Hangi durumda "lost", hangi durumda "stolen" dersin?
  2. Polise bir hırsızlığı bildirirken ilk cümle nedir?
  3. Kaybolan bir şeyi anlatırken hangi üç bilgi verilir?
  4. Sigorta için hangi belgeyi istersin ve nasıl?
  5. Pasaport kaybolursa nereye başvurulur?

Cevaplar

  1. "Lost" kendin kaybettiğin, "stolen" birinin aldığı şey için kullanılır.
  2. "I'd like to report a theft."
  3. Ne kayboldu, ne zaman ve nerede.
  4. Polis tutanağının bir kopyasını: "Can I have a copy of the police report?"
  5. Polise bildirdikten sonra kendi ülkenin büyükelçiliğine ya da konsolosluğuna.

Sesli tekrar görevi

Ardından kendi çantandaki bir eşyayı seç, telefon ya da anahtar gibi, ve onu aynı sırayla İngilizce anlat: ne olduğu, rengi, ne zaman ve nerede. En sonda iki cümleyi tekrar et: "Can I have a copy of the police report?" ve "I need to cancel my card."

Özet kartı

  1. Kendin kaybettiysen "lost", birisi aldıysa "stolen"; emin değilsen "I think…".
  2. Polise: "I'd like to report a theft."
  3. Üç bilgi: ne, ne zaman, nerede; kısa cümlelerle ve sırayla.
  4. Sigorta için tutanak: "Can I have a copy of the police report?"
  5. Kartı hemen iptal ettir: "I need to cancel my card."; numarayı önceden kaydet.
  6. Kayıp eşya: "lost property" ya da "lost and found"; pasaport için "embassy" ya da "consulate".

Sonraki derse köprü

Seyahat parkurunun son dersi, sözcüklerden çok davranışlarla ilgili. Nermin Hanım bir kafede bahşiş bırakıp bırakmamak gerektiğini bilmiyor, bir otobüs durağında sıraya girmeden öne geçtiği için tuhaf bakışlarla karşılaşıyor ve neden herkesin her cümlede "sorry" dediğini merak ediyor. Bu küçük kurallar ülkeden ülkeye değişir ve bilmemek, kaba görünmeye yol açabilir. Sıradaki derste bahşiş, sıra ve kibarlık gibi kültürel davranış kurallarını çalışıyoruz.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

  • Açılış: kalabalık bir sokak pazarı; Nermin Hanım'ın yarı açık çantası yakın planda, cüzdanın boş yeri gölgeli. Görevlinin aklından iki ihtimal geçer: bir yerde düşmüş bir cüzdan, bir yerde uzaklaşan bir el.
  • Kayıp ve çalıntı: iki kart; birinde yere düşen bir cüzdan ve "lost", öbüründe bir el ve "stolen".
  • Üç bilgi: üç kutu sırayla dolar; ne, ne zaman, nerede.
  • Tutanak: bir karakol masasında bir form ve kopyası.
  • Kart iptali: bir telefon ekranında banka numarası ve üstünde çarpı işaretli bir kart.
  • Pasaport: bir pasaport simgesi ve yanında bir büyükelçilik binası çizimi.
  • Türkçe köprüsü: "Cüzdanım gitti" balonu ikiye ayrılır ve "lost" ile "stolen" balonlarına dönüşür.
  • Matilda Türkçe anlatıyor; pazar görevlisi şefkatli bir sesle, polis memuru sakin ve resmî bir sesle konuşur; Nermin Hanım önce panikli, nefes aldıktan sonra toparlanmış bir tonla seslendirilir.
  • Pazar, karakol ve karakterler kurgudur; tutanak, sigorta ve kart iptali süreçleri ülkeye, bankaya ve sigortaya göre değişir.

Bölüm P4.4 — Acil Durumlar ve Kültür

Hedef: Hastalıkta, kayıpta ve kültürel belirsizlikte ne söyleyeceğini bilir.