Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Eczane: "pharmacy" ya da İngiltere'de "chemist".
- Yardım iste: "Can you recommend something for…?"; kimin için olduğunu söyle.
- Eczacının soruları: süre, başka ilaç, alerji; anlamadan "yes" deme.
- Kullanımı sor: "How often should I take it?", "Is it suitable for children?"; eczacının söylediğini ve kutuyu izle.
- Reçete "prescription"; doktor için "I'd like to see a doctor."
- Acil durum: "It's an emergency. Please call an ambulance."; acil numarası ülkeye göre değişir.
Merak sorusu
Müzeden döndükleri gece torunu ateşleniyor ve sabah uyanan Nermin Hanım yutkunurken boğazında bir yanma hissediyor. Can işte; Nermin Hanım torununu alıp en yakın eczaneye gidiyor. Tezgâhtaki eczacıya boğazını gösteriyor, sonra torununun alnına dokunuyor. Eczacı birkaç soru soruyor: "How long has she had a temperature?", "Is she taking any other medicine?" Nermin Hanım soruları tam anlamıyor ve "Yes, yes" diyor.
Eczacı durumu ciddiye alıyor ve dikkatle soruları yeniden soruyor; bu kez yavaşça. Sonunda Nermin Hanım derdini anlatabiliyor. Eve dönerken düşünüyor: belirtileri İngilizce söylemeyi biliyordu, ama eczacının sorularına hazır değildi. Eczanede ve doktorda konuşma iki yönlüdür: sen derdini anlatırsın, karşındaki sorular sorar. Bu soruları önceden tanımak neden önemlidir?
Anlatım
Temeli hatırla
Vücudun bölümlerini ve ağrıyı söylemeyi Ders EN2.29'da görmüştük: "I've got a headache", "I've got a temperature", "My throat hurts". Bu derste o cümlelerin kullanıldığı yere, eczaneye ve doktora gidiyoruz. Bu ders bir dil dersidir; ilaç ya da tedavi önermez. Hangi ilacın alınacağına ve nasıl kullanılacağına eczacı ya da doktor karar verir.
Eczanede
Eczaneye İngiltere'de çoğu zaman "chemist" de denir, yaklaşık "kemist"; genel olarak "pharmacy", yaklaşık "farmısi" kullanılır. Eczacıya derdini açmak için tek bir soru yeter: "Can you recommend something for a sore throat?" yaklaşık "ken yu rekımend samsing for e sor srout", yani "Boğaz ağrısı için bir şey önerebilir misiniz?" Çocuk için bir şey istiyorsan bunu açıkça söylemek gerekir: "It's for my granddaughter. She's six."
Eczacının soruları
Eczacılar doğru ürünü önermek için birkaç soru sorar ve bunları tanımak işini kolaylaştırır. "How long have you had it?" yaklaşık "hav long hev yu hed it", ne zamandır var demektir; cevap bir süredir: "Since yesterday." ya da "For two days." "Are you taking any other medicine?" başka ilaç kullanıyor musun demektir; burada "yes" ya da "no" gerçekten önemlidir, çünkü ilaçlar birbirini etkileyebilir. "Do you have any allergies?" alerjin var mı demektir.
Bu sorulara "Yes, yes" diye cevap vermek tehlikelidir. Bir soruyu kaçırdıysan eczacıdan onu sade sözcüklerle yeniden sormasını iste: "Sorry, I don't understand. Can you ask again, please?" yaklaşık "sori, ay dount andırstend, ken yu ask egeyn, pliiz".
Kullanım bilgisini anlamak
Eczacı bir ürün verdiğinde nasıl kullanılacağını da söyler. Bunu anladığından emin olmak için sormak yerindedir: "How often should I take it?" yaklaşık "hav ofın şud ay teyk it", yani "Ne sıklıkla almalıyım?" Çocuk için "Is it suitable for children?" yani "Çocuklar için uygun mu?"
Bu iki soru, eczacının açıklamasını dinledikten sonra emin olmak için sorulur. Eczacının söylediğini ve kutunun üstündeki bilgiyi dikkatle izlemek gerekir; anlamadığın bir şey varsa sormaktan çekinme.
Bazı ilaçlar yalnızca reçeteyle verilir. Reçeteye İngilizcede "prescription" denir, yaklaşık "prıskripşın". Eczacı "You need a prescription for this" derse, o ilaç için bir doktora gitmen gerekir.
Doktor ve acil durum
Doktora gitmek istediğini söylemek için kısa bir cümle yeter: "I'd like to see a doctor." Randevu gerekip gerekmediğini sormak için: "Do I need an appointment?" yaklaşık "du ay niid en ıpoyntmınt". Sağlık hizmetine nasıl erişileceği ve ücreti ülkeden ülkeye değişir; yurt dışına çıkmadan önce bir seyahat sağlık sigortası yaptırmak ve belgesini yanında taşımak işini kolaylaştırır.
Ciddi ve acil bir durumda uzun bir açıklamaya vakit yoktur; iki cümle yeter: "It's an emergency. Please call an ambulance." yaklaşık "its en imörcınsi, pliiz kol en embyulıns". Acil yardım numarası ülkeden ülkeye değişir; gideceğin ülkenin numarasını yola çıkmadan önce öğrenip telefonuna kaydetmek iyi bir alışkanlıktır.
Türkçe köprüsü
Türkiye'de birçok kişi eczaneye gidip "Boğazım ağrıyor, bir şey verir misiniz?" der ve eczacıyla kısa bir sohbet eder. Yurt dışında da eczacılar benzer biçimde yardımcı olur; ama soruları daha sistemlidir ve bazı ilaçlar reçetesiz verilmez. Türkiye'de reçetesiz alınabilen bir ilacın başka bir ülkede reçete istemesi şaşırtıcı olabilir; bu durumda eczacının söylediği esastır.
Bir de "yes" alışkanlığı var. Türkçede bir yetkilinin sorusunu tam anlamadığımızda nezaketen onaylamaya eğilimliyiz. Seyahat parkurunun ilk dersinde bunun havalimanında bir çantayı bagaja gönderdiğini görmüştük. Eczanede ise aynı alışkanlık bir sağlık riskine dönüşebilir. Burada anlamadan onaylamak yerine sormak, nezaketin ta kendisidir.
Gerçek hayattan örnekler
Birkaç gün sonra Nermin Hanım'ın kendi boğazı yeniden ağrıyor ve yine eczaneye gidiyor; bu kez hazırlıklı. Eczacıya "Can you recommend something for a sore throat? It's for me." diyor. Eczacı "How long have you had it?" diye soruyor; Nermin Hanım "Since yesterday" diyor. Eczacı başka ilaç kullanıp kullanmadığını soruyor; Nermin Hanım tansiyon ilacının adını telefonundan gösteriyor.
Eczacı bir pastil öneriyor ve nasıl kullanılacağını anlatıyor. Nermin Hanım bir kısmını anlamıyor ve soruyor: "Sorry, how often should I take it?" Eczacı yavaşça tekrar ediyor ve kutunun üstündeki yazıyı gösteriyor. Nermin Hanım teşekkür edip çıkarken bir şeyi fark ediyor: bu kez bir kez bile "yes, yes" dememiş.
Sık yapılan hata
Yaygın yanlış✗ Eczacının sorusunu anlamadan "Yes, yes" demek: "Are you taking any other medicine?" — "Yes, yes." ✓ Soruyu kaçırdıysan yeniden sorulmasını rica et; anladıysan gerçek cevabı ver: "No, I'm not." ya da ilacın adını göster.
Hata, beyaz önlüklü birinin karşısında soruyu anlamamış görünmekten çekinmekten gelir; eczanede bu alışkanlık sağlık açısından risklidir.
İkinci yaygın hata, başka ilaç kullanıldığını söylememektir. Kullandığın ilaçların adlarını telefonunda ya da bir kâğıtta yanında taşımak ve eczacıya göstermek, en güvenli yoldur.
Mini alıştırma
- İngiltere'de eczaneye hangi sözcükle de denir?
- Eczacıdan bir şey önermesini nasıl istersin?
- "How long have you had it?" sorusuna nasıl cevap verirsin?
- "Prescription" ne demektir?
- Acil bir durumda hangi cümleyi söylersin?
Cevaplar
- "Chemist", yaklaşık "kemist".
- "Can you recommend something for…?"
- Bir süreyle: "Since yesterday." ya da "For two days."
- Reçete demektir; bazı ilaçlar yalnızca reçeteyle verilir.
- "It's an emergency. Please call an ambulance."
Sesli tekrar görevi
Sonra eczacının sorularını kendin sor ve kendin cevapla: "How long have you had it?" — "For two days.", "Do you have any allergies?" — "No, I don't." En sonda acil durum cümlesini yavaşça ve net biçimde üç kez söyle: "It's an emergency. Please call an ambulance."
Özet kartı
- Eczane: "pharmacy" ya da İngiltere'de "chemist".
- Yardım iste: "Can you recommend something for…?"; kimin için olduğunu söyle.
- Eczacının soruları: süre, başka ilaç, alerji; anlamadan "yes" deme.
- Kullanımı sor: "How often should I take it?", "Is it suitable for children?"; eczacının söylediğini ve kutuyu izle.
- Reçete "prescription"; doktor için "I'd like to see a doctor."
- Acil durum: "It's an emergency. Please call an ambulance."; acil numarası ülkeye göre değişir.
Sonraki derse köprü
İyileştikten birkaç gün sonra Nermin Hanım kalabalık bir pazarda çantasının açık olduğunu ve cüzdanının yerinde olmadığını fark ediyor. Kaybolan ya da çalınan bir şeyi bildirmek, polise ya da bir görevliye ne olduğunu anlatmak ve gerekirse bir tutanak istemek, seyahatin en stresli anlarından biridir. Sıradaki derste kayıp, çalıntı ve polisle konuşmayı çalışıyoruz.