Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- İyi bir rica sebep, açık istek, son tarih ve kolay bir cevap yolu taşır.
- Seçenek sunan ya da evet-hayırla cevaplanan sorular daha hızlı cevap alır.
- İlk hatırlatma hafif ve suçlamasızdır: "Just following up…", "Did you get a chance to…?"
- Hatırlatmayı ilk e-postanın zincirinde gönder.
- İkinci adımda aciliyeti ve sonucu açıkla, kısa bir telefon öner; birini bilgiye eklediğini açıkça söyle.
- Türkçedeki "hatırlatmak isterim" ve "dönüşünüzü bekliyorum" birebir çevrilmez; "Just a quick reminder" ve "I look forward to hearing from you" kullan.
Merak sorusu
Buse, müşterisi Tom'dan proje takviminin onayını bekliyor. Bir hafta geçiyor, cevap yok. Sabırsızlanıyor ve bir hatırlatma yazıyor: "Dear Tom, I'd like to remind you that you still haven't approved the timeline." Gönder tuşuna basmadan önce ekip arkadaşı Aoife ekrana göz atıyor ve gülümsüyor: "That sounds like a teacher telling off a student. Try: Just checking in on the timeline. Did you get a chance to look at it?"
Buse şaşırıyor. "I'd like to remind you" kulağına çok kibar gelmişti; Türkçedeki "hatırlatmak isterim" kadar nazikti. Ama İngilizcede bu cümle, bir eksikliği işaret eden, hafifçe azarlayan bir ton taşıyordu. İşi takipte tutmak ile alıcıyı rahatsız etmek arasındaki ince çizgide nasıl yürünür?
Anlatım
İyi bir rica: kolay cevaplanır
Bir isteğin cevap alma olasılığı, cevap vermenin ne kadar kolay olduğuna bağlıdır. İyi bir rica dört şey taşır: kısa bir sebep, açık bir istek, bir son tarih ve mümkünse cevabı kolaylaştıran bir şey. "Could you approve the timeline by Friday? We need it to book the testing team." Burada sebep, istek ve tarih tek bir nefeste verilir.
Cevabı kolaylaştırmanın yolu, alıcıya evet ya da hayırla cevaplanabilecek bir soru sormak ya da seçenek sunmaktır. "Does Tuesday or Wednesday work better for the review?" sorusu, "When can we meet?" sorusundan çok daha hızlı cevap alır. Kibar rica kalıplarını, yani "Could you…?" ve "Would you mind…?" yapılarını Ders EN3.34 göstermişti; burada önemli olan, bu kalıpların içine neyi koyduğun.
Hatırlatma: suçlamadan
Cevap gelmediğinde ilk hatırlatma hafif ve suçlamasız olmalıdır. Karşı tarafın e-postayı görmemiş, unutmuş ya da yoğun olabileceğini varsayarak yazılır. İngilizce iş yazışmasında bunun için yerleşik kalıplar vardır: "Just following up on my email below", "I wanted to check whether you've had a chance to look at…", "In case this got lost in your inbox…".
Bu kalıplarda suçlayan bir ifade yoktur. "You still haven't replied" ya da "I still haven't received" cümleleri doğru olabilir, ama alıcıyı savunmaya iter. Aynı bilgi "I haven't seen the approval yet" ile, öznenin sen olduğu bir cümleyle, çok daha yumuşak verilir.
Hatırlatmayı aynı konuya yaz
Hatırlatma, ilk e-postanın cevabı olarak, aynı konu zinciri içinde gönderilir. Böylece alıcı ilk isteği hemen altında görür ve geçmişi aramak zorunda kalmaz. Yeni bir e-posta açıp her şeyi yeniden anlatmak, bağlamı dağıtır.
İkinci hatırlatma ve büyütme
İkinci hatırlatmada, nazik kalarak, aciliyeti ve sonucu daha açık söyleyebilirsin: "I'm following up again on the timeline, as we need the approval by Thursday to keep the launch date." Cümle, cevabın neden önemli olduğunu anlatır ve bir sonucu gösterir, ama tehdit etmez.
Hâlâ cevap yoksa iletişim biçimini değiştir: "Would a quick call be easier?" Kısa bir telefon görüşmesi önermek, e-postada kaybolan bir işi çoğu zaman çözer. Son çare olarak bir yöneticiyi bilgiye eklemek gerekebilir, ama bunu yaptığını açıkça söylemek, örneğin "I've copied in Sarah, who's coordinating the launch", gizlice eklemekten daha dürüst ve daha az kırıcıdır.
Toplantı sonrası takip
Takip yalnızca cevap beklerken yapılmaz. Bir toplantıdan ya da telefon görüşmesinden sonra, konuşulanları ve kimin ne yapacağını kısaca yazan bir e-posta göndermek, iş yazışmasında yerleşik bir alışkanlıktır: "Thanks for your time today. As agreed, I'll send the revised plan by Monday, and you'll confirm the budget." Bu kısa e-posta, sonradan çıkabilecek yanlış anlamaları önler.
Türkçe köprüsü
Türkçede "hatırlatmak isterim" kibar bir ifadedir ve resmî yazışmalarda sıkça kullanılır. İngilizcedeki birebir karşılığı olan "I'd like to remind you that…" ise aynı sıcaklığı taşımaz. Bir yetkilinin bir kuralı ya da yükümlülüğü hatırlattığı bir ton gibi duyulabilir. Aynı şeyi söylemek için İngilizcede "Just a quick reminder that…" ya da "Just checking in on…" çok daha doğaldır.
Bir başka fark iletişim kanalında. Türk iş kültüründe cevap gecikince telefonu açıp sormak çok yaygındır ve bu doğrudanlık kaba sayılmaz. İngilizce iş yazışmasında ise ilk adımda yazılı ve hafif bir hatırlatma beklenir; telefon genellikle ikinci ya da üçüncü adımdır. "Dönüşünüzü bekliyorum" kalıbı da İngilizceye "I'm waiting for your answer" diye çevrildiğinde sabırsız duyulur. Doğal karşılığı "I look forward to hearing from you" ya da daha rahat bir ilişkide "Let me know what you think".
Gerçek hayattan örnekler
Buse, Aoife'nin önerisiyle hatırlatmasını yeniden yazıyor ve aynı konu zincirinde gönderiyor.
Yeni hatırlatma suçlamıyor, ilk e-postanın tarihini anarak bağlamı veriyor, cevabın neden gerektiğini açıklıyor ve kolay bir alternatif sunuyor. Tom aynı gün cevap yazıyor: "Sorry, Buse, this slipped through the cracks! The timeline looks great. Approved." Buse'nin kullandığı kalıplar, Tom'a özür dileyip hızla cevap vermesi için rahat bir kapı açmıştı.
Sık yapılan hata
Hatırlatmayı yeni bir e-posta olarak göndermek de işi yavaşlatır. Alıcı ilk isteği aramak zorunda kalır ve cevap daha da gecikir. Hatırlatmayı her zaman ilk e-postanın zincirinde yaz.
Mini alıştırma
- İyi bir rica hangi dört şeyi taşır?
- İlk hatırlatmada neden suçlayıcı bir dil kullanılmaz?
- Hatırlatma neden aynı konu zincirinde gönderilir?
- İkinci hatırlatmada nasıl bir yol izlenir?
- "I'd like to remind you that…" İngilizcede nasıl duyulabilir?
Cevaplar
- Kısa bir sebep, açık bir istek, bir son tarih ve cevabı kolaylaştıran bir şey.
- Çünkü alıcı e-postayı görmemiş ya da yoğun olabilir; suçlama onu savunmaya iter.
- Alıcı ilk isteği hemen altında görür ve bağlamı aramak zorunda kalmaz.
- Nazik kalarak aciliyeti ve sonucu açıkça söylemek, gerekiyorsa kısa bir telefon görüşmesi önermek.
- Bir yetkilinin yükümlülük hatırlattığı, hafifçe azarlayan bir ton gibi duyulabilir.
Sesli tekrar görevi
Sonra Buse'nin yeni hatırlatmasını baştan sona oku. Ardından kendi iş hayatından cevabını beklediğin bir şey düşün ve onun için iki cümlelik bir ilk hatırlatma kur, yüksek sesle söyle.
Özet kartı
- İyi bir rica sebep, açık istek, son tarih ve kolay bir cevap yolu taşır.
- Seçenek sunan ya da evet-hayırla cevaplanan sorular daha hızlı cevap alır.
- İlk hatırlatma hafif ve suçlamasızdır: "Just following up…", "Did you get a chance to…?"
- Hatırlatmayı ilk e-postanın zincirinde gönder.
- İkinci adımda aciliyeti ve sonucu açıkla, kısa bir telefon öner; birini bilgiye eklediğini açıkça söyle.
- Türkçedeki "hatırlatmak isterim" ve "dönüşünüzü bekliyorum" birebir çevrilmez; "Just a quick reminder" ve "I look forward to hearing from you" kullan.
Sonraki derse köprü
Bazen beklediğin cevap gelir ve hoşuna gitmez: bir müşteri şikâyet eder, bir tedarikçi teslimatı erteler ya da senin vermen gereken haber kötüdür. Böyle anlarda yazacağın e-posta, ilişkinin geleceğini belirleyebilir. Özrü nasıl kuracaksın, sorumluluğu nasıl üstleneceksin, kötü haberi nasıl yumuşatıp yine de açık söyleyeceksin? Sıradaki derste şikâyete ve olumsuz habere cevap yazmayı çalışıyoruz.