Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Davranışsal sorular geçmişte gerçekten ne yaptığını sorar; tek bir olay anlatılır.
- STAR: durum, görev, eylem, sonuç; eylem en uzun, durum ve görev kısa.
- Durum için past continuous ile arka plan, eylem için past simple ile art arda fiiller.
- Genel "I always" ve varsayımsal "I would" cevapları zayıftır; zaman, yer, sayı gibi ayrıntılar inandırır.
- Ekibi bağlamda an, kendi eylemini "I" ile söyle.
- Olumsuz sorularda gerçek bir hata seç, çoğu zamanı sonrasında yaptıklarına ayır.
Merak sorusu
İkinci tur görüşmede paneldeki Grace, Defne'nin bir önceki cevabından bir ipucu yakalıyor ve onu bir soruya çeviriyor: "Give us an example of a forecast of yours that made someone change their plan." Defne hemen cevap veriyor: "I always use data to support decisions. In our company, forecasting is very important. We usually look at last year's sales and we adjust the stock." Cevap akıcı, dilbilgisi temiz.
Grace başını sallıyor ve tekrar soruyor: "That's helpful. But can you give me one specific example?" Defne bir an duraklıyor. Aklında onlarca olay var, ama hangisini nasıl anlatacağını bilmiyor. İlk cevabı genel bir doğruydu; Grace ise bir hikâye istiyordu. Bu iki cevap arasındaki fark nedir ve bir hikâye iki dakikada nasıl düzenlenir?
Anlatım
Davranışsal soru nedir
Davranışsal sorular, geçmişte gerçekten ne yaptığını sorar. Arkasındaki düşünce basittir: bir kişinin geçmişte benzer bir durumda nasıl davrandığı, gelecekte nasıl davranacağına dair iyi bir ipucudur. Bu sorular genellikle kalıp bir açılışla gelir: "Tell me about a time when…", "Describe a situation where…", "Give me an example of…" ya da "Have you ever had to…?" Bu açılışları duyduğunda bir tanım ya da görüş değil, tek bir olay anlatman beklenir.
Konular da büyük ölçüde tanıdıktır: bir anlaşmazlık, bir hata ya da başarısızlık, sıkışık bir teslim tarihi, birini ikna etmek, bir ekibe öncülük etmek, beklenmedik bir değişiklik. Bu yüzden görüşmeden önce beş altı gerçek hikâye hazırlamak, soruların çoğunu karşılamaya yeter. İyi bir hikâye birden fazla soruya uyarlanabilir.
STAR: dört parça
Yaygın kullanılan bir düzen hikâyeyi dört parçaya böler. Situation, yani durum: ne zaman, nerede, ne oluyordu. Task, yani görev: senin sorumluluğun ya da çözmen gereken sorun neydi. Action, yani eylem: sen tam olarak ne yaptın. Result, yani sonuç: ne değişti, mümkünse bir sayıyla. Baş harfleri STAR sözcüğünü oluşturur.
Bu dört parçanın ağırlığı eşit değildir. Durum ve görev kısa tutulur; birkaç cümle yeterlidir. Eylem hikâyenin kalbidir ve en çok zamanı o alır, çünkü görüşmecinin değerlendirdiği şey senin davranışındır. Sonuç ise kısa ama net olmalıdır. Sık yapılan bir dengesizlik, durumu uzun uzun anlatıp eyleme zaman bırakmamaktır.
Her parçanın dili
Durum bölümü genellikle bir zaman ifadesi ve past continuous ile açılır, çünkü bir arka plan çizer: "Last summer, we were preparing for a long public holiday." Past continuous'un bu arka plan işlevini Ders EN2.31'de görmüştük. Görev bölümü sorumluluğu adlandırır: "My job was to…", "I needed to…", "The challenge was that…".
Eylem bölümü past simple ile ve art arda fiillerle ilerler: "I pulled…, I compared…, I suggested…". Burada özne önemlidir. Ekiple çalışmış olsan bile görüşmeci senin payını duymak ister; bu yüzden "we" yerine mümkün olduğunca "I" kullanılır. Sonuç bölümü "As a result,…", "This meant that…", "In the end,…" gibi ifadelerle açılır. Bazı görüşmeciler sonunda bir de ne öğrendiğini sorar; bu yüzden hikâyeyi "What I took from this was…" gibi kısa bir cümleyle bitirmek iyi bir alışkanlıktır.
Genel cevap ve varsayımsal cevap
Defne'nin ilk cevabı iki tuzağa birden düştü. Birincisi genellemeydi: "I always…", "We usually…" gibi geniş zaman cümleleri bir alışkanlığı anlatır, bir olayı değil. Öbür tuzak varsayımsal cevaptır: "I would talk to my manager and I would explain the data." Would ile kurulan bir cevap, ne yapacağını söyler, ne yaptığını değil. Görüşmeci bunu çoğu zaman gerçek bir örneğin olmadığı şeklinde okur.
Bir hikâyeyi genel cevaptan ayıran şey ayrıntıdır: bir zaman, bir yer, bir kişi, bir sayı. "Last August", "two days before the holiday", "my manager, who was worried about space" gibi küçük ayrıntılar anlatıyı inandırıcı kılar.
Olumsuz sorular
"Tell me about a time you made a mistake" ya da "Describe a project that didn't go well" gibi sorular en çok kaçınılan sorulardır. Hiç hata yapmadığını ima eden ya da gerçekte bir övgü olan bir "hata" anlatmak genellikle inandırıcı bulunmaz. Daha güçlü yol gerçek ama yönetilebilir bir hata seçmek, onu kısaca kabul etmek ve zamanın çoğunu sonrasında ne yaptığına ayırmaktır: "I got it wrong. Here's what I did next, and here's what I do differently now."
Türkçe köprüsü
Türkçede başarıyı anlatırken "biz" demek bir inceliktir: "Ekipçe çok uğraştık", "Hep beraber başardık". Bu dil, kendini öne çıkarmaktan kaçınan bir terbiyeyi yansıtır ve Türkçede övülür. İngilizce bir görüşmede ise aynı tavır başka okunabilir. Hikâye baştan sona "we" ile anlatıldığında görüşmeci senin ne yaptığını anlayamaz ve katkının küçük olduğunu düşünebilir. Çözüm ekibi silmek değildir; ekibi bağlamda anıp kendi eylemini "I" ile söylemektir: "The team was under pressure, so I…"
Bir de anlatı zamanı var. Türkçede gündelik bir olayı anlatırken çoğu zaman şimdiki zamana geçeriz: "Geçen yaz bir sorun çıkıyor, müdür bana geliyor, ben de diyorum ki…" İngilizcede de gündelik anlatılarda böyle bir kullanım vardır, ama iş görüşmesi gibi resmî bir anlatıda past simple daha güvenli ve daha net bir seçimdir. Türkçedeki bu alışkanlık İngilizceye taşındığında zamanlar karışabilir ve olayın sırası bulanıklaşır.
Gerçek hayattan örnekler
Defne derin bir nefes alıyor ve bu kez bir olay seçiyor.
Cevapta dört parça açıkça görünüyor. Durum bir tarih ve bir sorunla başlıyor; görev müdürün itirazıyla netleşiyor; eylem "I pulled…" ve "showed" fiilleriyle Defne'nin kendisine ait; sonuç bir ölçüyle ve kısa bir dersle kapanıyor. Grace notlarına bir şey yazıyor ve bir sonraki soruya geçiyor. Bir hafta sonra Defne'ye bir e-posta geliyor: "We're delighted to offer you the position."
Sık yapılan hata
Yaygın yanlış✗ Davranışsal soruya genel ya da varsayımsal bir cevap vermek: "I always check the data", "I would talk to my manager".
✓ Tek bir gerçek olay anlat ve past simple kullan: "Last August, I pulled the sales data and showed my manager…" Hata, soruyu bir görüş sorusu gibi duymaktan ve Türkçede başarıyı genelleyerek, alçakgönüllü bir dille anlatma alışkanlığından gelir.
İkinci hata durumu uzatmaktır. Şirketi, ekibi, sektörü ve sorunun tarihçesini anlatmak için bir dakika harcayan aday, eyleme geldiğinde görüşmecinin dikkatini kaybetmiştir. Durum ve görevi en fazla birkaç cümlede bitir ve sözü bir an önce kendi yaptıklarına getir.
Mini alıştırma
- Davranışsal sorular genellikle hangi kalıplarla başlar?
- STAR'ın dört harfi neyin kısaltmasıdır?
- STAR'da en çok zaman hangi parçaya ayrılmalıdır ve neden?
- "I would explain the data to my manager" cevabı neden zayıftır?
- Ekiple çalıştığın bir başarıyı anlatırken öznede neye dikkat edersin?
Cevaplar
- "Tell me about a time when…", "Describe a situation where…", "Give me an example of…", "Have you ever had to…?"
- Situation, Task, Action, Result; yani durum, görev, eylem, sonuç.
- Eyleme; çünkü görüşmecinin değerlendirdiği şey senin davranışındır.
- Çünkü ne yapacağını söyler, ne yaptığını değil; gerçek bir örneğin olmadığı izlenimi verir.
- Ekibi bağlamda anıp kendi eylemimi "I" ile söylerim.
Sesli tekrar görevi
Anlatırken geçiş ifadelerini bilerek kullan: "Last year, we were…", "My job was to…", "So I…", "As a result,…", "What I took from this was…" Kaydı dinlerken iki şeyi say: kaç kez "we" dedin ve eylem bölümü toplam sürenin ne kadarını aldı? "We" sayısı çoksa, kendi eylemini anlatan cümleleri "I" ile yeniden kur.
Özet kartı
- Davranışsal sorular geçmişte gerçekten ne yaptığını sorar; tek bir olay anlatılır.
- STAR: durum, görev, eylem, sonuç; eylem en uzun, durum ve görev kısa.
- Durum için past continuous ile arka plan, eylem için past simple ile art arda fiiller.
- Genel "I always" ve varsayımsal "I would" cevapları zayıftır; zaman, yer, sayı gibi ayrıntılar inandırır.
- Ekibi bağlamda an, kendi eylemini "I" ile söyle.
- Olumsuz sorularda gerçek bir hata seç, çoğu zamanı sonrasında yaptıklarına ayır.
Sonraki derse köprü
Kariyer bölümü Defne'nin aldığı teklifle burada kapanıyor. Yeni işindeki ilk haftasında James ondan kısa bir şey istiyor: taze gıda israfıyla ilgili bulgularını yönetim için bir rapora dökmek. Bir e-posta ya da sunumdan farklı olarak bir iş raporunun kendine özgü bölümleri ve bir okunma sırası vardır; okuyucu onu baştan sona değil, ihtiyacı olan bölüme atlayarak okur. Sıradaki derste bir iş raporunun hangi bölümlerden oluştuğunu ve bu bölümlerin neden o sırayla dizildiğini çalışıyoruz.