Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Mikrofon kapalıysa: "You're on mute"; kendininkiyse: "Sorry, I was on mute."
- Ses kontrolü: "Can you hear me?"; ses kesiliyorsa: "You're breaking up."
- Görüntü takıldıysa: "You've frozen"; bağlantı zayıfsa kamerayı kapat ve söyle.
- Kopunca: "Sorry, I got disconnected"; gerekirse: "I'm going to leave and rejoin."
- Ekran: "Let me share my screen. Can everyone see it?" … "I'll stop sharing now."
- Türkçe kalıpları çevirme: "microphone is closed" değil "on mute", "my voice is coming" değil "can you hear me".
Merak sorusu
Kaan, tedarikçiyle bir video görüşmesinde. Sarah Mills ekranda konuşuyor, ama sesi gelmiyor; dudakları kıpırdıyor, o kadar. Kaan bir an düşünüyor ve Türkçede söyleyeceği cümleyi İngilizceye çeviriyor: "Sarah, your microphone is closed." Sarah gülümsüyor, mikrofonunu açıyor ve söylüyor: "Oh, sorry, I was on mute!" Birkaç dakika sonra bu kez Kaan'ın görüntüsü donuyor. Sarah'nın sesi geliyor: "Kaan, you've frozen. Can you hear me?" Kaan cevap veriyor: "Yes, my voice is coming?"
Kaan'ın cümleleri anlaşıldı. Ama Türkçedeki kalıpların birebir çevirisiydi ve kulağa tuhaf geliyordu. Video görüşmelerdeki teknik aksaklıklar için İngilizcede çok yerleşik, kısa kalıplar var; bunları bilmek hem zamanı korur hem de görüşmenin havasını rahat tutar.
Anlatım
Ses sorunları
Video görüşmelerin en sık sorunu sestir. Birinin mikrofonu kapalı kaldığında söylenen kalıp "You're on mute" ya da daha kibar bir sesle "I think you're on mute"tır. Kendi mikrofonun kapalı kaldıysa özür dileyip devam edersin: "Sorry, I was on mute." Mute sözcüğü burada "sessiz" anlamında bir durumdur; "microphone is closed" demek İngilizcede doğal değildir.
Sesinin karşıya ulaşıp ulaşmadığını sormak için "Can you hear me?" ya da "Can you hear me OK?" dersin. Ses gelip gidiyorsa "You're breaking up" ya da "Your audio is cutting out" denir. Yankı ya da gürültü varsa: "There's a bit of an echo" ya da "There's some background noise on your end."
Görüntü sorunları
Birinin görüntüsü takıldığında "You've frozen" ya da "Your video has frozen" denir. Görüntü hiç yoksa: "I can hear you, but I can't see you." Bağlantın zayıfsa kamerayı kapatmak yaygın bir çözümdür ve bunu duyurursun: "My connection isn't great, so I'll turn my camera off for a bit." Görüntü olmadan da görüşme rahatça sürer.
Bağlantıdan düşmek
Bağlantın tamamen koparsa geri döndüğünde kısaca açıklarsın: "Sorry, I got disconnected" ya da "Sorry, I dropped off for a second." Sorun sürüyorsa yeniden bağlanacağını söylersin: "I'm going to leave and rejoin. Back in a minute." Kopuştan önce söylenenleri kaçırdıysan kısa bir rica yeterlidir: "Sorry, I missed the last part." Uzun bir açıklamaya gerek yoktur.
Ekran paylaşmak
Sunum yaparken ekranını paylaşmak için kısa bir duyuru yaparsın: "Let me share my screen." Ardından herkesin gördüğünü teyit edersin: "Can everyone see my screen?" ya da "Can you see the spreadsheet?" Yanlış pencereyi paylaştıysan: "Sorry, wrong window. One moment." Bitirdiğinde de bunu söylersin: "I'll stop sharing now." Böylece herkes yeniden yüzlere döner.
Başkası paylaşırken bir sorun görürsen kibarca söylersin: "I think you're sharing the wrong screen" ya da "We can only see your desktop." Paylaşan kişi bunu çoğu zaman fark etmez ve uyarıya minnettar olur.
Sohbeti yedek kanal olarak kullanmak
Ses tamamen kesilirse görüşmenin sohbet bölümü hayat kurtarır: "I'll type it in the chat." Bir bağlantı ya da sayı gibi kesin bir bilgiyi de sohbete yazmak, yanlış anlaşılmayı önler: "I'll drop the link in the chat." Yazılı bilgi, sesin kesildiği anlarda bile kaybolmaz.
Türkçe köprüsü
Türkçe video görüşmelerinde kullandığımız pek çok kalıp, birebir çevrildiğinde İngilizcede tuhaf duyulur. "Sesim geliyor mu?" sorusu "Is my voice coming?" diye çevrilirse anlaşılır ama doğal değildir; İngilizce karşılığı "Can you hear me?"dir. "Mikrofonun kapalı" ifadesinin karşılığı "Your microphone is closed" değil, "You're on mute"tır. "Görüntü dondu" ise "You've frozen" olur; burada donan, İngilizcede kişinin kendisi gibi söylenir.
"Bağlantıdan düştüm" de yine kendi kalıbıyla söylenir: "I got disconnected" ya da "I dropped off." Türkçedeki "düşmek" fiili bu kalıpta İngilizcedeki "drop off" ile güzelce örtüşür, ama "I fell" demek yanlıştır. Bu kalıpların ortak noktası şu: video görüşmede sorunu cihaza ya da sese değil, kişiye bağlayan kısa cümleler kullanılır. "You're on mute", "You've frozen", "You're breaking up" kalıplarının hepsi "you" ile başlar.
Gerçek hayattan örnekler
Bir hafta sonraki görüşmede Kaan, teknik sorunlar çıktıkça kalıpları rahatça kullanıyor.
Görüşme birkaç küçük aksaklığa rağmen akıcı geçiyor. Her sorun kısa, tanıdık bir kalıpla adlandırılıyor ve hemen çözülüyor; kimse açıklama yapmak için zaman kaybetmiyor. Görüşmenin sonunda Kaan takvimin bağlantısını sohbete bırakıyor: "I'll drop the link in the chat."
Sık yapılan hata
Teknik sorun karşısında uzun açıklamalara girmek de görüşmeyi yavaşlatır. "I'm sorry, my internet provider has been having problems since last week, and my router is old…" yerine "Sorry, my connection isn't great" demek yeterlidir.
Mini alıştırma
- Birinin mikrofonu kapalı kaldığında ne söylenir?
- "Sesim geliyor mu?" sorusunun doğal İngilizce karşılığı nedir?
- Birinin görüntüsü takıldığında hangi kalıp kullanılır?
- Bağlantın koptuktan sonra geri döndüğünde ne söylersin?
- Ekran paylaşırken herkesin gördüğünü nasıl teyit edersin?
Cevaplar
- "You're on mute" ya da daha kibar "I think you're on mute."
- "Can you hear me?"
- "You've frozen" ya da "Your video has frozen."
- "Sorry, I got disconnected" ya da "Sorry, I dropped off for a second."
- "Can everyone see my screen?"
Sesli tekrar görevi
Ardından ekran paylaşma dizisini baştan sona söyle: "Let me share my screen. Can everyone see it? Sorry, wrong window. One moment. OK, now? Great. I'll stop sharing now." Bir sonraki gerçek video görüşmende bu kalıplardan en az birini kullanmayı hedefle.
Özet kartı
- Mikrofon kapalıysa: "You're on mute"; kendininkiyse: "Sorry, I was on mute."
- Ses kontrolü: "Can you hear me?"; ses kesiliyorsa: "You're breaking up."
- Görüntü takıldıysa: "You've frozen"; bağlantı zayıfsa kamerayı kapat ve söyle.
- Kopunca: "Sorry, I got disconnected"; gerekirse: "I'm going to leave and rejoin."
- Ekran: "Let me share my screen. Can everyone see it?" … "I'll stop sharing now."
- Türkçe kalıpları çevirme: "microphone is closed" değil "on mute", "my voice is coming" değil "can you hear me".
Sonraki derse köprü
Teknik sorunlar çözüldüğünde bile bir sorun kalabilir: karşındakinin ne dediğini tam anlamamak. Hızlı konuşan, aksanı farklı ya da bir terimi bilmediğin biriyle konuşurken anlamadığını söylemek ve kritik bilgileri teyit etmek gerekir. Bunu nasıl yaparsın ki ne aptal görünürsün ne de karşındakini zor durumda bırakırsın? Sıradaki derste anlamadığını söylemeyi ve teyit etmeyi çalışıyoruz.