İçeriğe geç

Ders EN6.10 · C2 · Modül 6.2

Yaratıcı yazarlık

1.223 kelime · yaklaşık 6 dakika okuma · seslendirme 8 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Yazarın seçimi: karaktere özgü küçük bir davranış bul; geçişlerde ise kısaca anlat.
  2. Mekân: birkaç duyu ve güçlü fiiller; tek beklenmedik ayrıntı, on genel ayrıntıdan iyidir.
  3. Diyalog: tırnak, her konuşmacıya yeni paragraf, noktalama tırnağın içinde, etiket fiili çoğunlukla said.
  4. Bakış açısı ve zaman: I yakınlık verir, she alan bırakır; seçim öykü boyunca tutarlı kalır.
  5. Çatışma: karakter bir şey ister, bir şey engeller; son her şeyi açıklamaz.
  6. Türkçe köprüsü: Türkçede diyalog uzun çizgiyle, İngilizcede tırnakla; uzun Türkçe cümleyi bölmek sahneyi güçlendirir.

Merak sorusu

Salı akşamı Zeynep, dizüstü bilgisayarının başında boş bir sayfaya bakıyor. Alan'ın bülten için istediği öyküye dört kez başladı ve dördünü de sildi. Her taslak aynı cümleyle açılıyordu: "There was a lonely woman who lived on our street." Cümlede hiçbir yanlış yok, dilbilgisi kusursuz; ama okur bu kadını ne görebiliyor ne de merak edebiliyor. Rapor yazarken işe yarayan açıklık, öyküde neden birden yavan kalıyor?

Çünkü öykü okura bilgi vermez, ona bir deneyim yaşatır. Raporda "the woman was lonely" demek doğru ve yeterlidir; öyküde ise okur bu yalnızlığı kendisi fark etmek ister. Bu derste bir öykünün temel parçalarını kuracağız: karakteri göstererek tanıtmak, mekânı duyularla canlandırmak, diyaloğu İngilizcenin kurallarıyla yazmak, bakış açısı ve zaman seçmek, çatışmayı kurmak ve öyküyü doğru yerde bitirmek.

Anlatım

Anlatma, göster

Mrs Hale'in öyküsünü çözümlerken bu ayrımı okurun koltuğundan izledin. Yazarın masasına geçince soru değişir: hangi davranışı, hangi nesneyi seçeceğim? Seçilen ayrıntı küçük ve somut olmalı, üstelik yalnız bu karaktere ait görünmelidir. "She was lonely" bir bilgi cümlesidir; aşağıdaki cümle ise aynı yalnızlığı okurun kendisinin bulmasına izin verir.

Bu kural her cümleye uygulanmaz. Zamanı hızla geçirmek ya da önemsiz bir bilgiyi aktarmak için anlatmak, yani "tell", hâlâ en iyi araçtır: "Three winters passed." Usta yazar, öykünün ağırlık taşıyan anlarında gösterir, geçiş anlarında ise kısaca anlatır.

Mekân ve duyular

Bir mekânı canlandırmak için yalnızca görmeye yaslanmak yetmez. Ses, koku, dokunma ve sıcaklık, okuru sahnenin içine çeker. İngilizce bu işte güçlü fiillere dayanır: "the kettle clicked off", "rain ticked against the glass", "the door stuck, then gave". Sıfat yığmak yerine doğru fiili seçmek, cümleyi hem kısaltır hem canlandırır.

Duyusal ayrıntıların sayısı değil, seçimi önemlidir. Tek bir beklenmedik ayrıntı, on genel ayrıntıdan daha çok iz bırakır. Okur "a small, old, quiet, grey café" cümlesini hemen unutur; "a café where the radio had been tuned to the same station for thirty years" cümlesini ise hatırlar.

Diyalog yazmak

İngilizcede diyalog tırnak içinde yazılır ve her yeni konuşmacı yeni bir paragrafla başlar. Noktalama işareti tırnağın içinde kalır: "I'll be late," she said. Konuşma cümlesi nokta ile bitiyorsa ve ardından "she said" geliyorsa, nokta virgüle dönüşür.

Konuşma etiketinde en güvenli fiil "said"dir. Okurun gözü bu sözcüğün üstünden neredeyse görünmez biçimde geçer ve dikkatini konuşmanın kendisine verir. "She exclaimed", "he retorted", "she chortled" gibi süslü fiiller ya da her etikete eklenen "angrily", "sadly" gibi zarflar, işi diyaloğun yapması gereken yerde yazarın araya girdiğini gösterir. İyi diyalog ayrıca gerçek konuşmanın kopyası değildir: "um", "well" ve selamlaşmalar ayıklanır, geriye yalnız karakteri ya da gerilimi ilerleten sözler kalır.

Bakış açısı, zaman ve çatışma

Okurken anlatıcıyı tanımak yeterliydi; yazarken onu seçmek gerekir. Birinci tekil kişi, "I", okura yakınlık verir ama anlatıcının bilmediği şeyleri gizler. Üçüncü tekil kişi, "she", biraz geri çekilir ve yazara daha fazla alan bırakır. İngilizce öykülerin çoğu geçmiş zamanla anlatılır; şimdiki zaman ise sahneye bir aciliyet katar. Seçim bir kez yapıldıktan sonra öykü boyunca tutarlı kalmalıdır.

Her öykünün kalbinde bir çatışma vardır: karakter bir şey ister ve bir şey onu engeller. Bu çatışma büyük olmak zorunda değildir; bir mektubu açmaya cesaret edememek de bir çatışmadır. Açılış cümlesi okuru hemen bu isteğin yakınına götürmeli, son ise her şeyi açıklamak yerine okura küçük bir soru bırakmalıdır.

Türkçe köprüsü

Türk edebiyatında diyalog çoğu zaman tırnakla değil, satır başında bir uzun çizgiyle yazılır. Türkçe öykü okumaya alışmış biri, İngilizce yazarken bu alışkanlığı taşıyabilir. İngilizcede ise tırnak neredeyse evrenseldir ve İngiliz yayıncılar tek tırnağı, Amerikan yayıncılar çift tırnağı tercih eder. Hangisini seçersen seç, tek bir metin içinde karıştırmamak gerekir.

Konuşma etiketinin yeri de farklıdır. Türkçede "dedi" cümlenin sonunda doğal biçimde yer alır ve Türkçe yazarlar da çoğu zaman sade fiilleri tercih eder. İngilizcede "said" cümlenin ortasına da girebilir: "The trouble is," she said, "nobody asks." Bu bölme, konuşmaya küçük bir nefes payı bırakır ve Türkçe yazımda karşılığı pek bulunmayan bir ritim yaratır.

Türkçenin eklemeli yapısı uzun ve akıcı cümlelere izin verir; İngilizce öykü düzyazısı ise kısa cümlelerle gerilim kurmayı sever. Türkçe düşünüp İngilizce yazarken uzun bir cümleyi ikiye bölmek, çoğu zaman sahneyi daha etkili yapar.

Gerçek hayattan örnekler

Zeynep sonunda "lonely" sözcüğünü bırakıyor ve kadını bir davranışla tanıtıyor. Öyküsünün kahramanı her sabah kafenin önündeki tek ağacı sulayan yaşlı bir kadın olan Mrs Doyle; aşağıdaki açılış bu ders için yazılmış bir örnek metin.

Bu açılış hem bir davranışı gösteriyor hem de bir soru doğuruyor: kadın neden kendisinin olmayan bir ağacı suluyor? Okur cevabı öğrenmek için ikinci cümleye geçiyor. Zeynep'in öyküsünde çatışma, sokağa yeni taşınan bir kızın bir sabah ağacı ondan önce sulamasıyla başlıyor.

Alan taslağı okuduktan sonra kısa bir e-posta gönderiyor.

Sık yapılan hata

Yaygın yanlış✗ "I don't know," she said sadly, and then she exclaimed angrily, "Leave me alone!" ✓ "I don't know." She looked at the window.
Doğrusu

"Leave me alone." İlk cümlede duygular zarflarla ve abartılı etiket fiilleriyle okura dikte ediliyor; ikincisinde ise bir hareket ve sade sözler aynı duyguyu taşıyor. Yanlışın kökü, okurun duyguyu kendi başına bulamayacağı korkusudur; oysa ona güvenmek, öykünün etkisini artırır.

Bir diğer yaygın kayma, öykünün sonunda her şeyi açıklamaktır. Zeynep'in ilk taslağı, Mrs Doyle'un neden ağacı suladığını son paragrafta uzun uzun anlatıyordu. İkinci taslakta bu açıklamayı sildi ve öyküyü iki kadının ağacı birlikte suladığı tek bir görüntüyle bitirdi.

Mini alıştırma

  1. Yazar olarak bir karakterin yalnızlığını adını koymadan nasıl verirsin?
  2. Öyküde anlatmak, yani "tell", hangi anlarda hâlâ en iyi araçtır?
  3. İngilizce diyalogda yeni bir konuşmacı nasıl başlar?
  4. Diyalog etiketinde neden çoğu zaman "said" tercih edilir?
  5. Türkçe edebiyatta diyalog çoğu zaman nasıl yazılır?

Cevaplar

  1. O karaktere özgü, küçük ve somut bir davranış ya da nesne seçerek.
  2. Zamanı hızla geçirirken ve önemsiz bilgileri aktarırken.
  3. Yeni bir paragrafla ve tırnak içinde.
  4. Okurun gözünden neredeyse görünmez biçimde geçer ve dikkati konuşmanın kendisinde tutar.
  5. Satır başında bir uzun çizgiyle.

Sesli tekrar görevi

Metnini sesli oku. Her konuşmacının sesini biraz farklılaştır ve konuşmalar arasında kısa duraklamalar bırak. Kaydını dinlerken şuna dikkat et: okur karakterin ne hissettiğini, sen hiç söylemeden anlayabiliyor mu?

Özet kartı

  1. Yazarın seçimi: karaktere özgü küçük bir davranış bul; geçişlerde ise kısaca anlat.
  2. Mekân: birkaç duyu ve güçlü fiiller; tek beklenmedik ayrıntı, on genel ayrıntıdan iyidir.
  3. Diyalog: tırnak, her konuşmacıya yeni paragraf, noktalama tırnağın içinde, etiket fiili çoğunlukla said.
  4. Bakış açısı ve zaman: I yakınlık verir, she alan bırakır; seçim öykü boyunca tutarlı kalır.
  5. Çatışma: karakter bir şey ister, bir şey engeller; son her şeyi açıklamaz.
  6. Türkçe köprüsü: Türkçede diyalog uzun çizgiyle, İngilizcede tırnakla; uzun Türkçe cümleyi bölmek sahneyi güçlendirir.

Sonraki derse köprü

Öykü bültende yayımlandıktan sonra Zeynep bağlantıyı İzmir'e, ailesine gönderiyor. Annesi hemen arıyor: öyküyü okumaya çalışmış ama bazı yerlerde takılmış ve onu Türkçe okumak istiyor. Zeynep kendi öyküsünü Türkçeye çevirmeye oturunca, sözcük sözcük aktarılan cümlelerin Türkçede ne kadar yabancı durduğunu fark ediyor. Sıradaki derste Türkçe ile İngilizce arasında çeviri yapmanın tekniklerini öğreneceksin.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

  • Açılış: salı akşamı, Zeynep'in masası; ekranda dört kez yazılıp silinen aynı cümle.
  • Göster ve anlat: "She was lonely" yazısı soluyor, yerine postacıya iki kez günaydın diyen bir kadın çizimi geliyor.
  • Duyular: kafenin radyosu, cama vuran yağmur ve demliğin tık sesi ayrı ayrı canlanıyor.
  • Diyalog: tırnak işaretleri ve yeni paragraflar ekranda beliriyor; Türkçe uzun çizgiyle yan yana gösteriliyor.
  • Seslendirme Matilda'nın; Mrs Doyle'un repliği ağır ve kuru, kızınki kısa ve çekingen okunur. Zeynep önce umutsuz, sonra heyecanlı; Alan'ın e-postası sıcak.
  • Mrs Doyle, ağaç ve öykü parçaları bu ders için yazılmış kurgudur; hiçbir yayımlanmış eserden alıntı yoktur.

Modül 6.2 — Ustalık

Hedef: Etkileyici, özgün ve kusursuz metin üretir.