Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Ortaklıklar: make progress, make a difference, raise money, take part in; do ile make kullanımla öğrenilir.
- Türetme: im-possible, care-ful, un-forget-able, in-cred-ible; önek anlamı, sonek türü değiştirir.
- Deyimler: break the ice, once in a blue moon, butterflies in my stomach, over the moon, cut corners; ton ortama uymalı.
- Karıştırılan çiftler: lend / borrow, affect / effect; cümlenin fiile mi isme mi ihtiyacı olduğuna bak.
- Sahte arkadaşlar: actually = aslında, eventually = sonunda, magazine = dergi.
- Eş anlamlılar: great yerine wonderful, delicious, lovely, incredible; her isme kendi sıfatı.
Merak sorusu
Mrs Patel'in kafesi bu cuma akşamı her zamankinden kalabalık. Masalar duvara yaslanmış, tezgâhın üstünde bir bağış kutusu duruyor, kapının yanındaki kara tahtada tebeşirle "Ryan's Charity Swim — Friday Night" yazıyor. Ryan kapıda gelenlerin elini sıkıyor. Maya köşede dizüstü bilgisayarının başında, birazdan göstereceği üç slaytı son kez elden geçiriyor. Sophie elinde bir kâğıt poşetle masadan masaya dolaşıyor, Zeynep ise gecenin sonunda paylaşacağı mesajı telefonunda yazıp siliyor.
Kalabalığın uğultusu içinde Zeynep bir şey fark ediyor: bu akşam duyduğu hemen her cümlede, son haftalarda üzerinde çalıştığı bir sözcük ya da kalıp saklı. Birlikte kullanılan sözcükler, önek ve sonekle türetilmiş sıfatlar, günlük hayatın, duyguların ve işin deyimleri, birbirine benzeyen çiftler, Türkçeyi andıran yanıltıcı sözcükler ve tekrarı önleyen eş anlamlılar. Bu derste geceyi dört kişinin ağzından dinleyecek ve her sözcüğün o cümleye neden oturduğuna bakacağız.
Anlatım
Ryan'ın karşılaması: deyimler
Ryan kısa bir hoş geldin konuşması yapıyor: "Welcome, everyone! I only wear a tie once in a blue moon, so you know tonight is special. Let me break the ice with a confession: I've got butterflies in my stomach about June." Salonda gülüşmeler oluyor. Ryan'ın üç cümlesinde üç deyim vardı ve üçü de kalıplaşmıştı: "once in a blue moon" seyrek bir şeyi, "break the ice" ilk sessizliği bozmayı, "butterflies in my stomach" ise önemli bir günü bekleyen birinin gergin heyecanını anlattı.
Bu deyimler Ryan'ın konuşmasına sıcaklık kattı, çünkü akşamın tonu samimiydi. Aynı cümleler bir bağış kurumuna gönderilecek resmî bir yazıda yer almazdı; orada "I rarely wear a tie" ya da "I'm a little nervous" gibi sade karşılıklar seçilirdi. Deyim seçerken yalnızca anlamı değil, ortamı da hesaba katmak gerekir.
Maya'nın slaytları: ortaklıklar ve türetme
Maya'nın ilk slaytında şu cümle vardı: "Ryan has done great progress, and every donation does a difference." Sophie ekrana bakıp iki sözcüğü işaret ediyor ve Maya cümleyi hemen düzeltiyor: "Ryan has made great progress, and every donation makes a difference." İngilizcede "progress" ve "difference" sözcükleri "make" ile birlikte kullanılır; bu, bir dilbilgisi kuralı değil, kullanımla yerleşmiş bir ortaklıktır. Aynı slaytta "raise money" ve "take part in the swim" ortaklıkları da doğru yerindeydi.
İkinci slaytta Maya yüzmenin zorluğunu anlatıyor: "The distance isn't impossible, but it needs careful preparation. It will be an unforgettable day." Üç sözcük de türetilmişti. "Impossible" sözcüğünde "im-" öneki anlamı tersine çevirdi, "careful" sözcüğünde "-ful" soneki bir isimden sıfat yaptı. "Unforgettable" ise ikisini birden taşıyordu: "un-" öneki, "forget" kökü ve "-able" soneki.
Sophie'nin poşeti: karıştırılan çiftler ve sahte arkadaşlar
Sophie'nin poşetinde geçen hafta ödünç aldığı şeyler var. Önce Zeynep'e şemsiyesini uzatıyor: "Thanks for lending me your umbrella." Sonra Maya'ya bir dergi veriyor: "And here's the magazine I borrowed from you. Actually, I finished it on the train." Sophie'nin cümleleri iki tuzağı da doğru geçti. "Lend" veren tarafı, "borrow" alan tarafı anlattı; "magazine" bir dergiydi, bir mağaza değil; "actually" ise "şu anda" değil, "aslında" anlamında kullanıldı.
Ardından Sophie pencereden dışarı bakıp ekliyor: "The rain didn't affect anyone. Look how many people came!" Burada bir fiile ihtiyaç vardı, bu yüzden "affect" seçildi. Aynı fikri bir isimle kurmak isteseydi, "The rain had no effect on the numbers" diyecekti.
Zeynep'in mesajı: eş anlamlılar
Zeynep'in ilk taslağı şöyleydi: "Thank you for a great evening. The food was great, the music was great and your support was great." Dört "great" üst üste gelince metin tekdüze kalıyordu. Zeynep her isme kendi sıfatını buluyor: "a wonderful evening", "lovely music", "delicious food" ve "incredible support". Son sözcük de türetilmişti: "in-" öneki ve "-ible" soneki, "inanılmaz" anlamını kurdu.
Zeynep bir cümle daha ekliyor: "After a long night, the fundraising page eventually reached its target." "Eventually" burada doğru anlamıyla, uzun bir sürecin sonunda gelen bir sonucu anlattı. Mesaj artık hem çeşitli hem doğruydu.
Türkçe köprüsü
Akşamın cümlelerini Türkçe düşününce modülün köprüleri yeniden ortaya çıkar. "Buzları kırmak" İngilizcedeki "break the ice" ile aynı imgeyi taşır. Buna karşılık "kırk yılda bir" İngilizcede bir sayıyla değil, mavi bir ayla söylenir: "once in a blue moon". Ortak imgeler işi kolaylaştırır, farklı imgeler ise kelime kelime çeviriyi tehlikeli kılar.
Ortaklıklarda Türkçe bazen tam bir eş sunar. "Fark yaratmak" İngilizcedeki "make a difference" ile neredeyse birebir örtüşür; "ilerleme kaydetmek" ise farklı bir fiille kurulur, ama İngilizcede yine "make" gelir. Türkçedeki "yapmak" fiilini düşünüp "do" seçmek, en sık kaymanın kaynağıdır.
Türetmede Türkçe çok iyi bir rehberdir. "Unforgettable" sözcüğü Türkçede "unutulmaz", "incredible" ise "inanılmaz" olur; iki dilde de olumsuzluk ve olabilirlik aynı sözcüğün içine eklerle yerleşir. Tek fark, İngilizcenin olumsuzluğu başa, Türkçenin ise sona koymasıdır.
Gerçek hayattan örnekler
Gece bitince Zeynep mesajını destek sayfasına ve arkadaş grubuna gönderiyor.
Mesajda dört farklı sıfat, iki türetilmiş sözcük ve bir sahte arkadaş doğru anlamıyla yer aldı. Tek bir paragrafta bu kadar aracın bir arada durması, modülün amacını da gösteriyor: doğru sözcük, metni hem kısa hem canlı tutuyor.
Ryan kısa süre sonra yanıt veriyor. Üç cümlelik mesajında bile iki deyim var.
Sık yapılan hata
Yaygın yanlış✗ "Every donation does a difference." ✓ "Every donation makes a difference." "Difference" sözcüğü "make" ile birlikte kullanılır.
Hata, Türkçedeki "yapmak" fiilini otomatik olarak "do" ile karşılamaktan gelir; oysa ortaklıklar tek tek, kullanıldıkları kalıplarla öğrenilir.
Kalabalık bir bağış gecesinde başka kaymalar da duyulur. "Thanks for borrowing me your umbrella" yerine "Thanks for lending me your umbrella"; "The support was very incredible" yerine "The support was absolutely incredible"; "I'm on the cloud nine" yerine "I'm on cloud nine"; "Actually we are at the café" yerine, "şu anda" demek istiyorsan, "At the moment we're at the café".
Mini alıştırma
- Boşluğa hangi fiil gelir, "make" mi "do" mu? "Your help will ___ a big difference."
- "Care" isminden "-ful" soneki ile bir sıfat, "forget" fiilinden "un-" öneki ve "-able" soneki ile bir sıfat türet.
- "Could you borrow me your bike this weekend?" cümlesini düzelt.
- "It was a great day and we met great people" cümlesindeki tekrarı iki farklı sıfatla gider.
- "Şu anda Londra'da çalışıyorum" cümlesini sahte arkadaş tuzağına düşmeden çevir.
Cevaplar
- Your help will make a big difference.
- Careful; unforgettable.
- Could you lend me your bike this weekend?
- It was a wonderful day and we met friendly people.
- I'm working in London at the moment. ya da I currently work in London.
Sesli tekrar görevi
Sonra iki türetilmiş sıfat ekle, örneğin "unforgettable" ve "careful", ve birine bir şey ödünç verdiğin ya da ondan ödünç aldığın bir anı "lend" ya da "borrow" ile anlat. Son olarak "great" sözcüğünü bir kez bile kullanmadan, her isme ayrı bir sıfat bularak etkinliği değerlendir. Kayıtta iki şeye kulak ver: deyimler kalıbını korumuş mu, "make" gereken yerde "do" kaymış mı?
Özet kartı
- Ortaklıklar: make progress, make a difference, raise money, take part in; do ile make kullanımla öğrenilir.
- Türetme: im-possible, care-ful, un-forget-able, in-cred-ible; önek anlamı, sonek türü değiştirir.
- Deyimler: break the ice, once in a blue moon, butterflies in my stomach, over the moon, cut corners; ton ortama uymalı.
- Karıştırılan çiftler: lend / borrow, affect / effect; cümlenin fiile mi isme mi ihtiyacı olduğuna bak.
- Sahte arkadaşlar: actually = aslında, eventually = sonunda, magazine = dergi.
- Eş anlamlılar: great yerine wonderful, delicious, lovely, incredible; her isme kendi sıfatı.
Sonraki derse köprü
Misafirler gidince Ryan ile Sophie kafeyi toplamaya yardım ediyor. Ryan elinde boş kâğıt bardaklarla soruyor: "Where's the trash can?" Sophie gülüyor: "You mean the bin!" Biraz sonra Ryan kara tahtadaki "colour" sözcüğüne bakıp kaşlarını kaldırıyor; ona göre o sözcükte bir harf fazla. Aynı dili konuşan iki arkadaş, bazı nesnelere farklı adlar veriyor, bazı sözcükleri farklı yazıyor ve farklı söylüyor. Yeni modülde İngilizceyi gerçek hayatın içinde kullanacaksın. Sıradaki derste İngiliz ve Amerikan İngilizcesi arasındaki farkları öğreneceksin.