Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Affect fiildir, etkilemek; effect isimdir, etki: It can affect you; it has an effect.
- Advice sayılamayan isimdir, advise fiildir: some advice, He advised me.
- Borrow ödünç almak, lend ödünç vermek: Can I borrow…? Can you lend me…?
- Lose kaybetmek, loose gevşek; rise kendiliğinden yükselmek, raise bir şeyi yükseltmek.
- Its iyelik, it's = it is; fewer sayılabilen, less sayılamayan isimlerle.
- Türkçede önce fiil mi isim mi diye sor; "yükselmek / yükseltmek" = rise / raise, "ödünç almak / vermek" = borrow / lend.
Merak sorusu
Perşembe akşamı Zeynep, haziran yarışında Ryan'a bağış toplamak için bir destek sayfası hazırlıyor. Ryan omzunun üstünden okuyor. Metinde şu cümle var: "Cold water can effect your breathing, so Ryan has been training in the sea. Any advise is welcome!" Ryan gülümsüyor: "Almost perfect. But it's 'affect' with an A, and 'advice' with a C." Zeynep şaşırıyor. İki çift sözcük neredeyse aynı yazılıyor, biri neredeyse aynı okunuyor, ama cümledeki görevleri farklı.
Zeynep'in yanlışları bir dilbilgisi hatası değil, bir sözcük seçimi hatasıydı. İngilizcede biçimce ya da sesçe birbirine çok benzeyen, bu yüzden anadili İngilizce olanların bile sık karıştırdığı sözcük çiftleri vardır: "affect" ile "effect", "advice" ile "advise", "lose" ile "loose". Bu çiftlerin çoğunda farkı, sözcüğün türü belirler: biri fiil, öbürü isim. Şimdi en sık karıştırılan çiftlere ve onları ayırmanın yollarına bakalım.
Anlatım
Affect ve effect
"Affect" bir fiildir: bir şeyi etkilemek. "Cold water can affect your breathing." "Effect" ise bir isimdir: etki, sonuç. "Cold water has an effect on your breathing." Çiftin anahtarı sözcük türüdür: cümlede bir fiile ihtiyaç varsa "affect", bir isme ihtiyaç varsa "effect".
Akılda tutmak için basit bir ipucu: "A" harfi "action", yani eylem gibi; "affect" eylemdir. "E" harfi "end result", yani sonuç gibi; "effect" sonuçtur. İki sözcük konuşmada çok benzer duyulur, bu yüzden fark çoğu zaman yazıda ortaya çıkar.
Advice ve advise
"Advice" bir isimdir ve sayılamaz: tavsiye. "Any advice is welcome." "An advice" ya da "advices" denmez; bir tavsiye için "a piece of advice" kullanılır. "Advise" ise bir fiildir: tavsiye etmek. "The coach advised him to rest." İki sözcüğün söyleyişi de farklıdır: "advice" sonunda keskin bir "s" sesi, "advise" ise yumuşak bir "z" sesi taşır.
Borrow ve lend
"Borrow" ödünç almaktır: "Can I borrow your towel?" "Lend" ise ödünç vermektir: "Can you lend me your towel?" İki fiil aynı olaya iki farklı taraftan bakar. Türkçe konuşanlar bu çifti sık karıştırır, çünkü Türkçede tek bir sözcüğün, "ödünç", arkasına "almak" ya da "vermek" eklenir.
Diğer sık çiftler
"Lose" kaybetmektir, "loose" ise gevşek: "Don't lose your keys", "This button is loose." "Rise" kendiliğinden yükselmektir, "raise" bir şeyi yükseltmek: "The sun rises", "Raise your hand." "Its" iyelik bildirir, "it's" ise "it is" kısaltmasıdır: "The shop changed its sign", "It's cold." "Fewer" sayılabilen isimlerle, "less" sayılamayanlarla kullanılır: "fewer people", "less water."
Türkçe köprüsü
Türkçede bazı karışıklıklar hiç yaşanmaz, çünkü Türkçe aynı kökü eklerle ayırır. "Etkilemek" bir fiil, "etki" bir isimdir; İngilizcedeki "affect" ve "effect" ayrımı bu Türkçe çiftle birebir örtüşür. "Tavsiye etmek" ve "tavsiye" de "advise" ile "advice" gibi çalışır. Türkçe düşünen biri için iyi bir yöntem, önce Türkçede fiile mi isme mi ihtiyaç olduğunu sormaktır.
"Rise" ve "raise" çiftinde Türkçenin ettirgen eki yardımcı olur. "Yükselmek" kendi kendine olur ve İngilizcede "rise" olur; "yükseltmek" ise bir şeyi yükseltmektir ve "raise" olur. Türkçedeki "-t" eki, İngilizcede sözcüğün kendisinin değişmesiyle karşılanır.
"Borrow" ve "lend" çiftinde ise Türkçe bir tuzak kurar. "Ödünç" sözcüğü iki anlamı da taşır; fark yalnızca "almak" ve "vermek" fiillerindedir. İngilizcede ise iki ayrı fiil vardır. "Bana kalemini ödünç verir misin?" cümlesini "Can you borrow me your pen?" diye kurmak, en sık yapılan kaymalardan biridir; doğrusu "Can you lend me your pen?"
Gerçek hayattan örnekler
Zeynep sayfayı düzeltip Ryan'a gönderiyor. Yeni hâli şöyle:
Düzeltilmiş metinde üç sözcük doğru yerine oturdu: "affect" fiil olarak, "effect" isim olarak, "advice" da sayılamayan bir isim olarak. Anlam değişmedi, ama metin artık bir anadil konuşucusunun gözünde tertemiz.
Aynı akşam Sophie, Ryan'a pratik bir soru soruyor.
Sık yapılan hata
Yaygın yanlış✗ "Can you borrow me your pen?" ✓ "Can you lend me your pen?" "Borrow" ödünç almak, "lend" ödünç vermektir.
Karşındakinden bir şey istediğinde, o kişi sana ödünç verecektir; bu yüzden "lend" gerekir. Hata, Türkçedeki "ödünç" sözcüğünün iki yönü de taşımasından ve fiil seçimine dikkat edilmemesinden gelir.
"Affect" ve "effect" karışıklığı da yazıda çok sık görülür: "The rain effected our plans." Burada bir fiile ihtiyaç var, bu yüzden "affected" olmalı. Benzer bir kayma "an advice" demektir; "advice" sayılamaz, bu yüzden "some advice" ya da "one piece of advice" denir.
Mini alıştırma
- Boşluğu "affect" ya da "effect" ile doldur: "The new rules will ___ everyone."
- Boşluğu "advice" ya da "advise" ile doldur: "Can you give me some ___?"
- "Can I lend your umbrella?" cümlesini düzelt.
- "Güneş doğudan yükselir" cümlesini "rise" ile, "Elini kaldır" cümlesini "raise" ile çevir.
- Boşluğu "fewer" ya da "less" ile doldur: "There were ___ visitors this year."
Cevaplar
- The new rules will affect everyone.
- Can you give me some advice?
- Can I borrow your umbrella?
- The sun rises in the east. Raise your hand.
- There were fewer visitors this year.
Sesli tekrar görevi
Ardından "advice" ve "advise" ile bir cümle kur ve iki sözcüğün sonundaki "s" ile "z" seslerinin farkını dinle: "My doctor advised me to rest, and it was good advice." Son olarak "lose" ve "loose", "rise" ve "raise" ile birer cümle ekle. Kaydını dinlerken her çiftte doğru sözcüğü seçtiğinden ve söyleyiş farklarını net yaptığından emin ol.
Özet kartı
- Affect fiildir, etkilemek; effect isimdir, etki: It can affect you; it has an effect.
- Advice sayılamayan isimdir, advise fiildir: some advice, He advised me.
- Borrow ödünç almak, lend ödünç vermek: Can I borrow…? Can you lend me…?
- Lose kaybetmek, loose gevşek; rise kendiliğinden yükselmek, raise bir şeyi yükseltmek.
- Its iyelik, it's = it is; fewer sayılabilen, less sayılamayan isimlerle.
- Türkçede önce fiil mi isim mi diye sor; "yükselmek / yükseltmek" = rise / raise, "ödünç almak / vermek" = borrow / lend.
Sonraki derse köprü
Cuma sabahı Ryan, Zeynep'e bir e-posta gönderiyor: "Actually, the swim in June is on a Sunday, not a Saturday." Zeynep bir an "actually" sözcüğünü "şu anda" diye anlıyor ve kafası karışıyor. Oysa Ryan bir düzeltme yapıyordu: aslında. İngilizcede bazı sözcükler Türkçedeki bir sözcüğe ya da tanıdık bir kavrama benziyor, ama bambaşka bir anlam taşıyor. Bu yanıltıcı sözcüklere sahte arkadaşlar denir. Sıradaki derste "actually", "eventually" ve "sympathetic" gibi sahte arkadaşları öğreneceksin.