Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Saat "What time is it?" ile sorulur, "It's…" ile cevaplanır.
- "O'clock" yalnızca tam saatlerde kullanılır: It's three o'clock.
- Rakamlarla okuma her zaman güvenlidir: seven fifteen, seven forty-five, seven oh five.
- Geleneksel yol: past geçiyor, to var; quarter çeyrek, half buçuk: quarter past seven, quarter to eight.
- "To" duyduğunda bir sonraki saate henüz gelinmemiştir: quarter to eight, yedi kırk beştir.
- Türkçedeki "yediyi on geçiyor" ve "sekize on var" yapısı İngilizcedeki past ve to ile aynı mantıkla çalışır.
Merak sorusu
Zeynep, Leeds tren istasyonunda Manchester trenini bekliyor. Hoparlörden bir anons geliyor: "The next train to Manchester leaves at quarter to eight." Zeynep "eight" sözcüğünü duyuyor ve rahatlıyor; saat sekizi çeyrek geçe diye düşünüp bir kahve almaya gidiyor. Geri döndüğünde tren çoktan gitmiş.
Anonsta "quarter to eight" deniyordu: sekize çeyrek var, yani yedi kırk beş. Zeynep "eight" sözcüğünü duydu ama önündeki küçük "to" sözcüğünün anlamını kaçırdı. Saati İngilizcede söylerken iki yoldan birini seçersin; bunlardan biri Türkçedeki "geçiyor" ve "var" ifadelerine şaşırtıcı biçimde benziyor. Bu ders saati sormayı ve iki yolla söylemeyi anlatıyor.
Anlatım
Saati sormak ve cevaplamak
Saati sormanın en yaygın yolu "What time is it?" sorusudur. İngiltere'de "What's the time?" da çok sık duyulur. Cevap her zaman "It's" ile başlar: "It's seven o'clock", yani saat yedi. Buradaki "it", hava durumunu anlatırken kullandığın boş özneyle aynıdır; bir şeyi göstermez, yalnızca öznenin yerini doldurur.
"O'clock" sözcüğü yalnızca tam saatlerde kullanılır: "It's three o'clock" saat üç. Yedi buçuk ya da yedi on beş gibi saatlerde "o'clock" söylenmez.
Birinci yol: rakamları okumak
En kolay yol, saati dijital bir saatteki gibi okumaktır: önce saat, sonra dakika. "7:15" "seven fifteen", "7:30" "seven thirty", "7:45" "seven forty-five" diye okunur. Dakika onun altındaysa sıfır "oh" diye söylenir: "7:05" "seven oh five".
Bu yol özellikle tren, uçak ve randevu saatlerinde çok kullanılır, çünkü karışıklığa yer bırakmaz. Emin olmadığın her durumda saati bu biçimde söylemek güvenlidir ve herkes tarafından anlaşılır.
İkinci yol: geçiyor ve var
Günlük konuşmada ise geleneksel bir yol daha yaygındır ve Türkçeye çok benzer. Yarım saate kadar olan dakikalar "past", yani geçiyor sözcüğüyle söylenir: "ten past seven" yediyi on geçiyor, "quarter past seven" yediyi çeyrek geçiyor. "Quarter" çeyrek, yani on beş dakika demektir.
Yarım saat "half past" ile söylenir: "half past seven" yedi buçuk. Yarım saatten sonra ise bir sonraki saate göre sayılır ve "to", yani var sözcüğü kullanılır: "quarter to eight" sekize çeyrek var, "twenty to eight" sekize yirmi var. Burada dikkat edilecek nokta, "to" duyduğunda saatin henüz o saate gelmediğini hatırlamaktır.
Öğleden önce, öğleden sonra
İngilizce konuşulan ülkelerde günlük konuşmada genellikle on iki saatlik düzen kullanılır. Karışıklık olmasın diye "am" öğleden önce, "pm" öğleden sonra anlamında eklenir: "7 am" sabah yedi, "7 pm" akşam yedi. Konuşmada bunun yerine "in the morning" ya da "in the evening" da denir: "seven in the evening".
Yirmi dört saatlik düzen daha çok tren ve uçak tarifelerinde, resmi yazılarda görülür. Öğlen on ikiye "noon" ya da "midday", gece on ikiye "midnight" denir. Yazıda saat ile dakika arasına genellikle iki nokta konur: "7:30".
Türkçe köprüsü
İkinci yol, Türkçe konuşan biri için tanıdık bir sistemdir. Türkçede "yediyi on geçiyor" ve "sekize on var" deriz; İngilizcede "ten past seven" ve "ten to eight" denir. Mantık tamamen aynıdır: yarım saate kadar geçen saate göre, yarım saatten sonra gelecek saate göre sayılır. Türkçedeki "geçiyor" "past" ile, "var" ise "to" ile karşılanır.
Farklılık sözcüklerin sırasında ve eklerde ortaya çıkar. Türkçede önce saati söyler, ona ek ekleriz: "yediyi", "sekize". İngilizcede önce dakikayı, sonra "past" ya da "to" sözcüğünü, en sonda saati söyleriz: "ten past seven". Türkçedeki "-yi" ve "-e" ekleri, İngilizcede "past" ve "to" sözcüklerine dönüşür.
"Buçuk" için İngilizcede "half past" denir: "yedi buçuk" "half past seven" olur. Günlük İngiliz İngilizcesinde bu bazen kısaltılır ve "half seven" denir; bu da yedi buçuk demektir. Türkçedeki "yedi buçuk" ile aynı düzende olduğu için bu kısaltma sana kolay gelecektir. Yazıda ise Türkçede saat ile dakika arasına çoğu zaman nokta konur, "19.30" gibi; İngilizcede iki nokta tercih edilir: "7:30 pm".
Gerçek hayattan örnekler
Zeynep bir sonraki treni kaçırmamak için görevliye soruyor.
Görevli bu kez rakamlarla söyledi ve karışıklık kalmadı. Zeynep saatine bakıyor: yedi elli. Sophie'ye mesaj atıyor: "I'm late! My train is at twenty past eight." Aynı saati bu kez geleneksel yolla söyledi: sekizi yirmi geçiyor.
Bir restoranda masa ayırtırken de saat söylemek gerekir.
"Half past seven" hem günlük hem kibar bir biçimdir ve telefonda rahatça anlaşılır. Rakamlarla "seven thirty" demek de aynı derecede doğrudur.
Sık yapılan hata
Yaygın yanlış✗ "Quarter to eight" ifadesini sekizi çeyrek geçiyor diye anlamak.
✓ "Quarter to eight" sekize çeyrek var, yani yedi kırk beştir. Hata, cümlede duyulan saate odaklanıp önündeki "to" sözcüğünü kaçırmaktan gelir.
Söylerken de benzer bir hata yapılır: "It's eight and quarter" ya da "It's seven and half". İngilizcede saat ile dakika "and" ile bağlanmaz. Ya rakamlarla "eight fifteen", ya da geleneksel yolla "quarter past eight" dersin. Türkçedeki "yedi buçuk" düzenini korumak istersen İngiliz İngilizcesindeki kısa "half seven" biçimini kullanabilirsin.
Mini alıştırma
- "Saat kaç?" sorusu İngilizcede nasıl sorulur?
- 7:15 geleneksel yolla nasıl söylenir?
- "Twenty to nine" saat kaçtır?
- "O'clock" hangi saatlerde kullanılır?
- "It's seven and half" cümlesini düzelt.
Cevaplar
- "What time is it?" ya da "What's the time?"
- "Quarter past seven."
- Sekiz kırk; dokuza yirmi var.
- Yalnızca tam saatlerde: "It's three o'clock."
- "It's half past seven" ya da "It's seven thirty."
Sesli tekrar görevi
Ardından kendi gününden üç anı saatleriyle birlikte kaydet: uyandığın, öğle yemeği yediğin ve ışığı kapattığın saat. Dinlerken "past" ve "to" sözcüklerinin doğru yerde olduğunu, tam saatlerde "o'clock" dediğini kontrol et.
Özet kartı
- Saat "What time is it?" ile sorulur, "It's…" ile cevaplanır.
- "O'clock" yalnızca tam saatlerde kullanılır: It's three o'clock.
- Rakamlarla okuma her zaman güvenlidir: seven fifteen, seven forty-five, seven oh five.
- Geleneksel yol: past geçiyor, to var; quarter çeyrek, half buçuk: quarter past seven, quarter to eight.
- "To" duyduğunda bir sonraki saate henüz gelinmemiştir: quarter to eight, yedi kırk beştir.
- Türkçedeki "yediyi on geçiyor" ve "sekize on var" yapısı İngilizcedeki past ve to ile aynı mantıkla çalışır.
Sonraki derse köprü
Zeynep Sophie'ye mesaj atarken "at twenty past eight" dedi; tren saatinden önce küçük bir "at" sözcüğü kullandı. Peki bir günü ya da bir ayı söylemek isteseydi? Türkçede "saat sekizde", "hafta sonunda", "Ağustos'ta" derken hep aynı "-de" ekini kullanırız. İngilizce ise zamanın türüne göre üç ayrı küçük sözcük kullanır. Sıradaki derste bu zaman edatlarını ve hangisinin nerede kullanıldığını öğreneceksin.