İçeriğe geç

Ders EN0.1 · Pre-A1 · Modül 0.1

İngilizce neden yazıldığı gibi okunmuyor?

1.161 kelime · yaklaşık 5 dakika okuma · seslendirme 8 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Türkçe alfabesi 1928'de dilin seslerine göre kuruldu; bu yüzden Türkçe yazıldığı gibi okunur.
  2. İngilizcenin yazımı matbaa ile sabitlendi, sesleri ise değişmeye devam etti.
  3. Sessiz harflerin çoğu bir zamanlar okunan seslerin izidir: knife, know, knight.
  4. Ödünç sözcükler yazımlarını geldikleri dilden getirdi: phone sözcüğündeki ph bir f sesidir.
  5. İngilizce yazım rastgele değildir; sessiz e gibi kalıplar yüzlerce sözcüğü açıklar.
  6. Yeni bir sözcüğü önce dinle, sonra yazısına bak, sonra yüksek sesle söyle.

Merak sorusu

Bir kafede menüye bakıyorsun ve "knife" diye bir sözcük görüyorsun. Türkçe okuma alışkanlığınla bunu "k-ni-fe" diye okursun, çünkü Türkçede her harf okunur. Oysa İngilizler bu sözcüğü "nayf" diye söyler ve anlamı bıçaktır. Baştaki k sessizdir, sondaki e de hiç duyulmaz.

Beş harfin ikisi okunmuyor, ortadaki i de beklediğin gibi değil, "ay" diye çıkıyor. İlk bakışta bu bir şaka gibi görünür. Ama ortada bir düzensizlik varsa onun bir sebebi de vardır. Bu sebebi bilen biri İngilizceyi çok daha rahat öğrenir, çünkü neye şaşırması, neye şaşırmaması gerektiğini bilir.

Anlatım

Türkçe neden yazıldığı gibi okunur

Türkçenin bugünkü alfabesi 1928'de kabul edildi. Harfler bu dilin sesleri düşünülerek seçildi ve her sese bir harf verildi. Bu yüzden bir Türkçe sözcüğü ilk kez görsen bile doğru okursun: "kalem" kâğıtta nasılsa ağızda da öyledir.

İngilizcenin yazısı böyle bir düzenlemeyle kurulmadı. Yüzyıllar boyunca yavaş yavaş oluştu ve bu sürede dilin sesleri değişmeye devam etti. Yazı bir noktada dondu, konuşma ise yürümeyi sürdürdü. Bugün gördüğün tuhaflıkların çoğu bu ayrılığın izidir.

Yazı durdu, ses yürüdü

1476'da William Caxton İngiltere'ye ilk matbaayı getirdi. Kitaplar çoğaldıkça sözcüklerin yazımı da sabitlenmeye başladı. 1755'te Samuel Johnson'ın büyük sözlüğü yayımlandığında yazımın büyük kısmı bugünkü hâline yaklaşmıştı.

Aynı yüzyıllarda İngilizcenin uzun sesli harfleri kayıyordu. Dilbilimciler buna Büyük Ünlü Kayması der. Yani "a", "e", "i" gibi seslerin telaffuzu ağızda başka bir yere kaydı. "Time" sözcüğü eskiden aşağı yukarı "tiim" diye söylenirdi, bugün "taym" diye söyleniyor. "Name" ise eskiden kabaca "naame" gibiydi, bugün "neym" oldu. Yazı eski sesi hatırlıyor, ağız ise yenisini söylüyor.

Sessiz harfler bir zamanlar okunuyordu

"Knife", "know" ve "knight" sözcüklerindeki k eskiden gerçekten söyleniyordu. Zamanla konuşanlar bu sesi bıraktı ama yazı onu korudu. "Knight" sözcüğündeki "gh" da bir zamanlar boğazdan gelen bir sesti. Bugün "knight" yani şövalye ile "night" yani gece aynı okunur: ikisi de "nayt".

Başka dillerden gelen yazımlar

İngilizce çok ödünç sözcük aldı ve çoğunu geldiği dilin yazımıyla birlikte aldı. 1066'da Normanlar İngiltere'yi fethettiğinde Fransızca yüzyıllarca sarayın ve yönetimin dili oldu. Latince ve Yunanca sözcükler de bilim ve din yoluyla geldi. "Phone" sözcüğündeki "ph" bir f sesidir ve bu yazım Yunancadan gelir.

Bazen de işi bilginler karıştırdı. "Debt" yani borç sözcüğü eskiden b harfi olmadan yazılıyordu. Bazı yazarlar sözcüğün Latince kökünü göstermek için araya bir b koydu. O b hiçbir zaman okunmadı ve bugün de okunmuyor.

Rastgele değil, kalıplı

Buraya kadar dinleyince İngilizce yazımın tamamen karmaşık olduğunu düşünebilirsin. Öyle değil. Sözcüklerin büyük bölümü düzenli kalıplara uyar ve bu kalıplar öğrenilebilir.

En bilinen kalıplardan biri sondaki sessiz e'dir. "Hat" şapka demektir ve "het" gibi okunur. Sonuna bir e eklersen "hate" olur, yani nefret etmek, ve "heyt" diye okunur. Sondaki e kendisi okunmaz ama önündeki a'nın sesini değiştirir. "Cap" ile "cape" arasında da aynı şey olur: biri kasket, öteki pelerin.

Gerçekten düzensiz sözcükler de var. "Tough", "cough" ve "dough" aynı dört harfle biter ama üçü de başka okunur: "taf", "kof" ve "dou". Anlamları sırasıyla sert, öksürük ve hamurdur. Bunlar azınlıktadır ve en sık kullanılanları kısa sürede kulağına yerleşir.

Doğru öğrenme yöntemi

Buradan çıkan sonuç basit: İngilizcede bir sözcüğü gözle değil, kulakla öğrenirsin. Yeni bir sözcükle karşılaştığında önce sesini dinle, sonra yazısına bak. Böylece yazıyı sesin bir hatırlatıcısı olarak kullanırsın, sesin kaynağı olarak değil.

Kulağın yanına bir de gözünü eğit: kalıpları fark et. Sessiz e gibi bir kalıbı bir kez öğrendiğinde yüzlerce sözcüğü doğru okumaya başlarsın. Bunların üstüne sesli tekrar gelir, çünkü bir sözcüğü yüksek sesle söylemek onu yalnızca okumaktan çok daha kalıcı kılar. Her dersin sonunda bu yüzden bir sesli görev var.

Türkçe köprüsü

Türkçe konuşan biri için en büyük tuzak, yıllardır kusursuz çalışan bir alışkanlıktır. Türkçede gördüğünü okursun ve hiç yanılmazsın. Bu alışkanlık o kadar otomatiktir ki İngilizce bir sözcüğe baktığında da kendiliğinden devreye girer.

Türkçede de yazının sesi tam göstermediği yerler var. Yumuşak g yani ğ tek başına bir ses vermez, önündeki ünlüyü uzatır. Günlük konuşmada "geleceğim" çoğu zaman "gelicem" diye söylenir, ama kimse onu öyle yazmaz. İngilizcede bu tür yerler çok daha fazladır; yine de çoğu, sessiz e gibi, kendi kuralına sahiptir.

Bu yüzden İngilizce okurken yapman gereken ilk şey bir anlığına durmak. "Bu sözcüğü daha önce duydum mu?" diye sor. Duymadıysan tahmin etmek yerine dinle. Türkçe okuma refleksini yok etmen gerekmiyor, sadece İngilizce için ona bir fren takıyorsun.

Gerçek hayattan örnekler

Bir otelin resepsiyonunda şöyle bir konuşma geçiyor. Misafir oda anahtarını istiyor ve görevli ona haftanın hangi günü ayrılacağını soruyor.

"Wednesday" yazısına bakan biri onu "ved-nes-day" diye okumak ister. Oysa söylenişi aşağı yukarı "wenzdey"dir ve ortadaki d hiç duyulmaz. Resepsiyondaki görevli yazılışı değil sesi bekler; yazıyla okursan seni bir an anlamayabilir.

Bir restoran menüsünde de benzer bir durum var. Menüde "salmon" yani somon yazıyor. Burada l harfi okunmaz ve sözcük "semın" gibi söylenir. Garsona "sal-mon" dersen büyük ihtimalle yine anlar, ama sözcüğü duyduğun gibi söylediğinde konuşma çok daha akıcı ilerler.

Sık yapılan hata

Yaygın yanlış✗ "know" sözcüğünü "k-nov" diye okumak.
Doğrusu

✓ "nou" gibi okumak; baştaki k sessizdir. Hata, Türkçedeki "her harf okunur" alışkanlığından gelir.

Bu hata yalnızca k ile sınırlı değil. "Listen" yani dinlemek sözcüğündeki t, "island" yani ada sözcüğündeki s de okunmaz. Bir sözcüğü ilk kez görüyorsan onu harf harf seslendirmeden önce nasıl söylendiğini dinle. Bir sözlük uygulamasındaki hoparlör simgesi bunun için yeterlidir.

Mini alıştırma

  1. "Knife" sözcüğünde hangi harfler okunmaz?
  2. "Night" ile "knight" nasıl okunur, aynı mı farklı mı?
  3. "Hat" sözcüğünün sonuna e eklendiğinde okunuş nasıl değişir?
  4. Doğru mu yanlış mı: İngilizce yazımın hiçbir kuralı yoktur.
  5. Yeni bir İngilizce sözcükle karşılaştığında ilk ne yapmalısın?

Cevaplar

  1. Baştaki k ve sondaki e okunmaz; sözcük "nayf" diye söylenir.
  2. Aynı okunur, ikisi de "nayt"; baştaki k ve ortadaki gh sessizdir.
  3. "Het" iken "heyt" olur; sondaki e okunmaz ama a'nın sesini değiştirir.
  4. Yanlış; sözcüklerin çoğu sessiz e gibi öğrenilebilir kalıplara uyar.
  5. Önce sesini dinlemelisin, sonra yazısına bakmalısın.

Sesli tekrar görevi

Kaydını bir hafta sonra yeniden dinle. Aradaki farkı duymak, kulağının ne kadar hızlı alıştığını gösterir.

Özet kartı

  1. Türkçe alfabesi 1928'de dilin seslerine göre kuruldu; bu yüzden Türkçe yazıldığı gibi okunur.
  2. İngilizcenin yazımı matbaa ile sabitlendi, sesleri ise değişmeye devam etti.
  3. Sessiz harflerin çoğu bir zamanlar okunan seslerin izidir: knife, know, knight.
  4. Ödünç sözcükler yazımlarını geldikleri dilden getirdi: phone sözcüğündeki ph bir f sesidir.
  5. İngilizce yazım rastgele değildir; sessiz e gibi kalıplar yüzlerce sözcüğü açıklar.
  6. Yeni bir sözcüğü önce dinle, sonra yazısına bak, sonra yüksek sesle söyle.

Sonraki derse köprü

Bu derste sesin ve yazının neden ayrıldığını gördün. Bir sonraki adım, İngilizcenin elindeki malzemeyi saymak: alfabede yirmi altı harf var, ama bu harflerle söylenen sesler çok daha fazla. Üstelik her harfin bir de adı var ve o ad, harfin sözcük içinde verdiği sesle çoğu zaman aynı değil. A harfinin adı "ey"dir, ama "hat" sözcüğündeki a bu sesi vermez. Adını hecelerken hangisini söylersin? Sıradaki ders harflerin adlarıyla seslerini ayırarak başlıyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

  • Açılış: menü üzerinde "knife" sözcüğü büyür; k ve e harfleri soluklaşıp griye döner, kalan harflerin üstünde "nayf" belirir.
  • "Yazı durdu, ses yürüdü": zaman çizgisi animasyonu. 1476 matbaa, 1755 sözlük; çizginin üstünde yazı sabit bir blok olarak durur, altında ses dalgası yürümeye devam eder.
  • Büyük Ünlü Kayması: "time" ve "name" için ağız içi şeması; ses noktası yukarı kayar. Eski okunuşlar yaklaşık olduğu için ekranda "yaklaşık" etiketi kalsın.
  • Knight/night: iki sözcük üst üste biner, sessiz harfler düşer, tek bir "nayt" kalır.
  • Sessiz e: hat → hate, cap → cape; e harfi bir sihirli değnek gibi a'ya dokunur.
  • Türkçe anlatıcı sesi Matilda. Bütün İngilizce sözcük ve cümleler anadil konuşmacısı sesiyle okunur; Türkçe harflerle verilen okunuşlar ekranda gösterilmez, yalnız anlatıcı söyler.
  • Otel ve restoran sahneleri çizim; gerçek bir otel ya da restoran markası kullanılmaz.

Modül 0.1 — İngilizceyle Tanışma

Hedef: Harfleri ve temel sesleri tanır.