İçeriğe geç

M21-D13

Kültürlerarası çiftle çalışmak

Kültürlerarası çiftlerle çalışırken kültürel tevazu ve çevirmen kullanımı gibi uyarlamaları açıklar.

İlişki ve Çift Terapisi Akademisi — M21, Özel klinik durumlar · 3.044 kelime · 18 örnek durum · 5 kanıt kartı · ≈ 14 dk okuma · 20 dk dinleme

Terapi Akademisi’nde: S03-P03-D11

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Terapistin kendi dili, mizahı ve sofrası odadaki dengenin bir parçasıdır. Duygu bazen ancak ilk öğrenildiği dilde ağırlığını bulur. Çevirmen seçimi bir kolaylık değil, gizlilik ve güven kararıdır.

Açılış sahnesi

Elena on bir yıl önce Selanik'ten İzmir'e gelmiş. Türkçesini çarşıda, çalıştığı turizm ofisinde ve Necati'nin ailesinin sofrasında öğrenmiş. Oturumda hızlı konuşuyor, ama bazı cümleleri yarıda inceliyor. Geçen ay Necati'nin babasının yetmişinci yaş gününde kayınvalidesi onu akrabalara tanıtırken bir şey söylemiş. Elena o cümleyi kelimesi kelimesine aktarıyor: "Bizim gelin yabancı ama artık bizden oldu."

"Herkes güldü," diyor. "Ben de güldüm. Ama içimde..." Duruyor, Yunanca bir kelime söylüyor, sonra eliyle havada bir daire çiziyor. "Türkçesi yok. Kırgınlık değil, utanç da değil. Kapının önünde bekletilmek gibi bir şey."

Necati yardım etmeye çalışıyor: "Alındın işte. Annem iltifat etti, sen alındın." Elena başını sallıyor ama "evet" demiyor. Necati bir öneri daha getiriyor: Kuzeni Yunanca biliyormuş, bir sonraki oturuma gelip çevirebilirmiş.

Terapist iki kararı tartıyor. Birincisi oturumun dili. Elena'nın İngilizcesi Türkçesinden iyi, terapist de İngilizce konuşabiliyor; ama Necati İngilizceyi izleyemiyor ve dili değiştirmek odadaki üç kişiden birini kapının dışına koymak olur. İkincisi kuzen. Terapist, çevirmen diye önerilen kişinin o yaş günü sofrasında gülenlerden biri olduğunu not ediyor.

Bu derste ne olacak

M14-D02 kültürlerarası çiftin ilişki standartlarını ve aile kabulünü okur gözüyle anlattı. Şimdi soru, terapi odasına taşınıyor: Terapist kendi kültürel yerini nasıl hesaba katar, hangi dilde çalışır, ne zaman bir çevirmene ihtiyaç duyar ve çevirmeni kim olmamalıdır?

Dört durak var. Önce kültürel tevazu ile kültürel yeterlik arasındaki fark ve terapistin kendi konumu. Sonra duygunun dili: bir eşin ana dilinde başka, sonradan öğrendiği dilde başka söyleyebildikleri. Üçüncüsü çevirmenle çalışmak. Dördüncüsü göçün yükü, kültürel formülasyon ve kültürü bir kalıp yargıya çevirmeme.

Sıfır noktası

Kültürlerarası bir çiftte terapist hiçbir zaman tarafsız bir zeminde durmaz. Ya eşlerden biriyle aynı dili, aynı şakaları ve aynı bayram sofralarını paylaşır ya da ikisine de yabancıdır. Birinci durumda farkında olmadan bir eşin dünyasını "olağan", ötekini "farklı" sayabilir. İkinci durumda iki eşin de ona kendi dünyasını anlatmak için emek harcaması gerekir. M16-D10 bu aynayı değerlendirme aşamasında kurmuştu; burada aynı ayna terapinin bütün seyrine taşınıyor.

Mekanizma

Bilmek ile sormak: tevazu ve yeterlik

Terapi S01-P03-D12 kültürel alçakgönüllülüğü tanımladı, Terapi S03-P03-D11 ise kültürel tevazu başlığı altında bu tutumun zamanla nasıl aşındığını gösterdi. Burada kullanacağımız ayrım o dersin bir adım ötesinde: kültürel yeterlik ile kültürel tevazu arasındaki fark. Yeterlik anlayışı bir gruba dair bilgiyi biriktirmeyi hedefler; tevazu ise karşıdaki kişiyi kendi hayatının uzmanı sayar ve terapistin elindeki gücü de masaya koyar.

Bu önerinin terapide bir karşılığı var: Terapistin kendine biçtiği yeterlik ile danışanın gözündeki yeterlik aynı şeyi ölçmüyor.

Uyarlamanın kendisini M15-D09 tanımlamıştı; bu ders onun oturum içindeki küçük adımlarına bakıyor.

Duygunun dili

Çok dilli bir insan için diller duygusal olarak eşit değildir. Çocuklukta öğrenilen dil azarları, ninnileri ve ilk utançları taşır; sonradan öğrenilen dil daha temiz, daha mesafeli gelebilir. Açılışta Elena'nın aradığı kelime bir sözlük boşluğu değil; o duygu ilk kez hangi dilde yaşandıysa orada adlandırılmış.

M10-D08 dil kültürleşmesini göçün bir boyutu olarak tanıtmıştı. Klinik soru başka: Bu çiftte hangi duygu hangi dilde söylenebiliyor ve terapi bu dillerden hangisinde yürüyor?

Çevirmenle çalışmak

Terapist ile eşlerden birinin ortak bir dili yoksa ya da ortak dil duyguyu taşımaya yetmiyorsa bir çevirmen gerekir. Burada en sık yapılan hata, odada hazır bulunan iki dilli birini çevirmen yapmaktır.

Bauer ve Alegría'nın 26 çalışmayı bir araya getiren sistematik derlemesi, kişinin ana dili dışında değerlendirilmesinin eksik ya da çarpık bir ruhsal durum değerlendirmesine yol açabildiğini ve eğitimsiz çevirmenlerin hatalarının klinik etkisinin daha büyük olabildiğini bildirdi; aynı derleme kanıtın bir kılavuz kurmaya yetmediğini de vurguladı. Daha ayrıntılı bir sayım tıbbi bir ortamdan geliyor.

Çift odasında bu riske bir yenisi eklenir: Geçici çevirmen çoğu zaman eşlerden birinin tarafındadır. Kayınvalidenin cümlesini kuzen çevirdiğinde, çeviri o sofranın sesini taşır.

Göç, kültürel formülasyon ve kalıp yargı

Kültürlerarası çiftlerin önemli bir kısmında bir eş göç etmiştir. Göç kendi yükünü getirir: dil, iş, oturma izni, uzakta yaşlanan anne babalar. M10-D08 mesleki statü kaybını ve eşlik eden eşi bu yükün parçaları olarak tanımladı. Terapist bir kavgayı "kültür farkı" diye okumadan önce, çiftin hangi göç yükünü taşıdığını sorar.

Formülasyon burada M16-D11'in çok kültürlü vaka kavramsallaştırmasına dayanır. Terapi S01-P03-D12'de tanıtılan, M16-D10'da alan denemesiyle anılan kültürel formülasyon görüşmesinin soruları çift odasında iki kez sorulur: Her eş sorunu hangi adla anıyor, ona göre bu sorun neden çıktı, kendi çevresi ne diyor, bu güne kadar kimden yardım istedi? İki cevap çoğu zaman farklıdır ve formülasyonun asıl malzemesi bu farktır.

Usta katmanı

Elena ile Necati'nin oturumunda terapist çalışmayı Türkçe sürdürmeye karar veriyor, ama Elena'ya bir yol açıyor: Kelimeyi Yunanca söyleyebilir, ardından o kelimenin ona hangi anı, hangi sesi, hangi yüzü hatırlattığını Türkçe anlatabilir. Kelimenin karşılığı aranmıyor; kelimenin yaşandığı sahne aranıyor. Elena çocukken teyzesinin evinde, başka bir kasabadan geldiği için hep sofranın ucuna oturtulan annesini hatırlıyor. Necati ilk kez, annesinin cümlesinin Elena'da neyi uyandırdığını duyuyor. Kuzen önerisini terapist kibarca geri çeviriyor; gerekirse ileride, aileyle bağı olmayan profesyonel bir çevirmen düşünülecek.

Terapist kendi konumunu da hesaba katıyor. Türk, İzmirli ve Necati'nin annesinin cümlesini bir iltifat olarak duymaya yatkın biri. Bu yatkınlığı bir hata saymıyor, bir veri sayıyor: Elena'nın kırgınlığını küçümseme eğilimini fark ettiği her an, soruyu bir kez daha Elena'nın tarafından kuruyor.

Kültür, bir eşin parasını, belgelerini, telefonunu ya da kimlerle görüşeceğini denetlemeyi açıklayan ya da hafifleten bir gerekçe yapılamaz; böyle bir iz görüldüğünde M16-D04'teki tarama devreye girer. Bu taramanın dili de önemlidir: Bir eşin evdeki korkusunu kocasının bir akrabası çevirirken anlatması beklenemez, bu yüzden tarama ailesiyle hiçbir bağı olmayan bir çevirmenle yapılır. Çevirmenli bir oturumu yürütmek okunarak kazanılan bir beceri değil; ilk denemeleri bir süpervizörle ve mümkünse çevirmenle birlikte geriye dönüp dinleyerek öğrenilir.

Kanıtın sınırı

Aktarılan kaynaklar arasında kültürlerarası çiftlerle yürütülen terapiyi doğrudan inceleyen yok. Tervalon ve Murray-García'nın makalesi tıp eğitimi için yazılmış kuramsal bir öneri; tevazunun terapi sonucuna etkisini sınamıyor. Soto ve arkadaşlarının meta-analizindeki bağ korelasyonel ve hangi yönde işlediği bilinmiyor. Harris, Ayçiçeği ve Gleason'ın bulgusu laboratuvarda tek sözcüklerle elde edildi; bir kavganın ya da bir yas anlatısının ortasındaki dil değiştirmeye genellenmesi tartışmaya açık. Flores ve arkadaşlarının sayımı çocuk acil servisinden geliyor, Bauer ve Alegría'nın derlemesi de kanıtın bir kılavuz kurmaya yetmediğini kendisi söylüyor. Topçu ve Mösko'nun çalışması Türkçe konuşan hastaları içermesi bakımından yakın dursa da küçük ve nitel. Türkiye'de profesyonel çevirmenle yürütülen çift terapisi üzerine sonuç verisine bu kaynaklarda rastlanmıyor; bu boşluk, buradaki önerilerin çoğunun bireysel terapiden ve tıptan taşındığı anlamına geliyor.

Kendin dene

Aklında kalsın

Yaygın yanlış"Kültürel yeterlik bir eğitimle bir kez kazanılır."
Doğrusu

Tervalon ve Murray-García yeterliği bitirilen bir bilgi birikimi gibi düşünmenin çok kültürlü bakıma uymayabileceğini savundu; Soto ve arkadaşlarının meta-analizinde terapistin kendi yeterlik puanı tedavi sonucuyla neredeyse hiç ilişkili çıkmadı.

Yaygın yanlış"Türkçesi iyi olan eşle Türkçe çalışmak her zaman yeterlidir."
Doğrusu

Bauer ve Alegría'nın derlemesi, kişinin ana dili dışında değerlendirilmesinin eksik ya da çarpık bir tabloya yol açabildiğini bildirdi. Harris ve arkadaşlarının ölçümünde de duygusal yük taşıyan ifadeler ana dilde daha güçlü bir bedensel tepki uyandırdı.

Yaygın yanlış"Ailede iki dilli biri varsa çevirmen aramaya gerek yok."
Doğrusu

Flores ve arkadaşlarının sayımında klinik sonuç doğurabilecek hataların payı geçici çevirmenlerde yüzde 22, profesyonellerde yüzde 12 idi. Çift odasında akraba bir çevirmen, ayrıca bir tarafın sesini taşır.

Yaygın yanlış"Kültürlerarası bir çiftin kavgaları kültür farkından çıkar."
Doğrusu

M04-D12 grup içindeki çeşitliliğin genişliğini gösterdi; formülasyonda bir kavganın altından para, statü kaybı ya da göçün yükü çıkabilir. Kültür, sorulacak bir sorudur, hazır bir cevap değil.

Terapistin kendi dili, mizahı ve sofrası odadaki dengenin bir parçasıdır. Duygu bazen ancak ilk öğrenildiği dilde ağırlığını bulur. Çevirmen seçimi bir kolaylık değil, gizlilik ve güven kararıdır.

Sonraki derse köprü

Bu derste çevirmen seçiminin bile bir güvenlik kararı olabildiğini gördük: Bir eşin korkusu, kimin çevirdiğine göre söylenebilir ya da söylenemez hâle geliyor. Sıradaki konu bu güvenliği merkeze alıyor. Bir çiftte tek tük, durumsal bir şiddet görüldüğünde ortak oturumlar hangi koşullar sağlanırsa gündeme gelebilir, hangi işaretler o kapıyı kapalı tutar ve terapist bu kararı neye dayandırır? Şiddet sonrası güvenli çalışma.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.