İçeriğe geç

M20-D05

Psikodinamik çift terapisi

Psikodinamik çift terapisinin yansıtmalı özdeşim ve geçmiş ilişki örüntüleri kavramlarını ve kanıt durumunu açıklar.

İlişki ve Çift Terapisi Akademisi — M20, Sistemik ve diğer yaklaşımlar · 3.154 kelime · 16 örnek durum · 5 kanıt kartı · ≈ 14 dk okuma · 21 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Psikodinamik çift terapisi, eşlerin geçmiş ilişkilerinden taşıdıkları iç dünyaların bugünkü ilişkide nasıl canlandığını sorar.

Yansıtmalı özdeşim yalnızca bir algı yanılgısı değildir; kişinin ötekinde tuttuğu parça, zamanla ötekinin davranışına da dönüşebilir.

Karşı aktarım, bu gelenekte terapistin kendi hissini çift hakkında bir bilgi olarak okumasına izin verir.

İyi bir yorum bir eşi değil, ikisinin ortak düzenini adlandırır.

Dört yıllık izlem bulgusu dikkat çekicidir, ama tek bir çalışmaya dayanır ve tartışmalıdır.

Açılış sahnesi

Dokuzuncu oturum. Sedef daha montunu çıkarmadan söze giriyor: "Yine aynı şey oldu. Annemin doğum günü yemeğini unuttu. Faturayı unutuyor, dişçi randevusunu unutuyor, beni unutuyor. Ediz her şeyi savsaklayan biri."

Ediz başını kaldırmıyor. "Unuttum, evet. Ama eskiden unutmazdım. Evlendiğimizde ajandayı ben tutardım."

Terapist bunun üzerinde duruyor. Ediz, ilk yıllarda takvimi, ödemeleri, tamirciyi kendisinin takip ettiğini anlatıyor. Sedef her şeyi bir kez daha kontrol ediyormuş; bir süre sonra Ediz bırakmış. "Nasılsa o bakıyor" diye düşünmüş. Şimdi Sedef kontrol ettikçe Ediz unutuyor, Ediz unuttukça Sedef daha sıkı kontrol ediyor. Sedef'in gözünde Ediz yıldan yıla daha dağınık, daha güvenilmez bir adama dönüşüyor; Ediz de bu adamı giderek daha inandırıcı oynuyor.

Terapist Sedef'e dönüyor: "Hayatınızda, sizi her şeyi tek başına toparlamak zorunda bırakan başka biri oldu mu?"

Sedef bir an susuyor. Babası. Ayın sonunu getiremeyen, sözlerini tutmayan, on iki yaşındaki kızına elektrik faturasını yatırtan bir baba. "Ama Ediz babam değil," diyor hemen.

Terapist ona hak veriyor. Sonra Ediz'e soruyor: "Peki siz, karşınızdaki kişi her şeyi kontrol ettiğinde, içinizde ne kadar tanıdık bir şey kıpırdıyor?"

Bu derste ne olacak

M20-D01'de çifti bir döngü olarak okumayı, M20-D04'te sorunların kuşaklar boyunca nasıl taşındığına dair Bowen çizgisini gördük. Bu ders aynı soruya başka bir kapıdan giriyor: Geçmiş ilişkiler eşlerin zihninde nasıl yaşıyor ve bugünkü ilişkide nasıl canlanıyor?

Sırayla nesne ilişkileri kuramını, yansıtmalı özdeşimi, ortak savunma iddiasını, aktarım, karşı aktarım ve yorumu açacağız. Son durak, M17-D10'da anılan dört yıllık izlem ve ona yöneltilen eleştiri.

Sıfır noktası

Psikodinamik düşüncenin temel fikri basittir: Kimse bir ilişkiye boş gelmez. Herkes çocukluğundan, ilk aşklarından, kayıplarından kalma beklentiler ve korkular taşır; bir kısmını hatırlar, bir kısmını yalnızca tekrarlar. İnsan bazen karşısındakini olduğu gibi değil, içindeki eski bir figürün izinden görür.

Bu iki örnekte geçmiş, şimdiki anın okunuşunu boyuyor. Çift terapisinin psikodinamik kolu bunun bir adım ötesine gidiyor: Geçmiş yalnızca okunuşu boyamaz, karşıdaki kişinin davranışını da şekillendirebilir.

Mekanizma

İç nesneler evliliğe nasıl taşınır

Nesne ilişkileri kuramı, kişinin zihninde erken ilişkilerden kalma "iç nesneler" taşıdığını öne sürer: kendine dair parçalar, önemli kişilere dair parçalar ve bu ikisi arasındaki duygusal bağ. Bu kuramı evliliğe ilk sistemli biçimde taşıyanlardan biri İngiliz psikiyatr Henry Dicks'tir; ardından Jill ve David Scharff bu çizgiyi nesne ilişkileri çift terapisi adıyla geliştirdi.

Scharff ve Scharff, Fairbairn'ün kişiliği birbiriyle dinamik ilişki içindeki benlik ve nesne parçalarından oluşan bir sistem olarak gören bakışını temel alır. Bu parçalar erken bağımlılık ilişkilerinde biçimlenir ve evliliğin yoğun, bedensel ve yakın ilişkisinde yeniden oynanır. Evlilik bu açıdan bir fırsattır: Kişi benliğinin parçalarını eşle karşılıklı bilinçdışı etkileşim içinde yeniden işleyebilir. Ama aynı evlilik büyümeyi durduran kapalı bir sisteme de dönüşebilir.

M20-D01'deki homeostaz fikriyle bir benzerlik dikkat çekiyor: İki gelenek de çiftin değişime direnen, kendini yeniden üreten bir bütün olduğunu söylüyor. Fark, bu direncin nerede yaşadığına dair. Sistemik okul onu iki kişinin arasındaki etkileşim kurallarında arar; psikodinamik okul ise her eşin içindeki eski ilişkilerin birbirine kenetlenmesinde.

Yansıtmalı özdeşim: ötekinde yaşatılan parça

Açılıştaki tablonun psikodinamik adı yansıtmalı özdeşimdir. Kavram Melanie Klein'dan gelir.

Scharff ve Scharff bu süreci şöyle betimler: Eş, kendi kayıp parçalarını partnerinde bulur. Bu parçalar orada serpilip yeniden benliğe katılabilir ya da orada rehin tutulabilir. Sedef'in durumunda savsaklama, dağınıklık ve güvenilmezlik Ediz'de "rehin" duruyor gibi görünüyor. Sedef bunlarla kendi içinde yüzleşmek yerine, onları Ediz'de denetleyerek ilişki kuruyor. Ediz ise kendi geçmişinden gelen nedenlerle bu rolü kabul ediyor.

Burada bir uyarı gerekiyor. Yansıtmalı özdeşim, M20-D01'deki döngüsel nedensellikle karıştırılmaya çok yatkın bir kavramdır. Döngü, iki kişinin davranışlarının birbirini beslediğini betimler ve her iki tarafa eşit bakar. Yansıtmalı özdeşim ise bir iç dünya iddiasıdır: Davranışın altında, kişinin kendinden uzaklaştırdığı bir parça olduğunu öne sürer. İkincisi gözlenemez; ancak çıkarsanabilir. Bu fark, kanıt tartışmasında belirleyici olacak.

Ortak savunma ve geçmiş ilişki örüntüleri

Psikodinamik çizginin en iddialı önermesi, eşlerin birbirini rastgele seçmediğidir. Bu görüşe göre insanlar, iç dünyalarının birbirine kenetlenebileceği eşlere yönelir. Biri öfkesini, öteki bağımlılığını dışarıda tutmaya ihtiyaç duyar; ve ikisi, her birinin tanımak istemediği parçayı ötekinin taşıdığı bir düzen kurar.

Bu iddianın bağlanma kuramıyla ilişkisi yakındır ama aynı değildir. M04-D01'de anılan prototip görüşü de erken ilişkilerin yetişkin ilişkilerine taşındığını söyler; M04-D03'teki bağlanma temsili, bu taşınan şeyin zihindeki örgütlenmesini ölçülebilir kılmaya çalışır. Psikodinamik çizgi buna iki şey ekler: Taşınan şeyin yalnızca güvenlik ve yakınlık beklentisi değil, kişinin kendinden ayırdığı arzular ve korkular da olduğunu; ve bu parçaların eşe yalnızca beklenti olarak değil, davranışı şekillendiren bir baskı olarak yöneldiğini.

Ölçülebilirlik farkı da burada: Bağlanma kaygısı ve kaçınması M04-D02'deki ölçeklerle sayıya döküldü; ortak savunma ve bilinçdışı eş seçimi iddiaları ise büyük ölçüde klinik vaka anlatılarına dayanır. Bu onları yanlış yapmaz, ama kanıt düzeylerini ayırır.

Aktarım, karşı aktarım ve yorum

"Aktarım" sözcüğü bu seride iki farklı anlamda geçiyor. M04-D01'deki bağlanma işlevlerinin aktarımı, yakınlık arama ve güvenli üs işlevlerinin gelişim boyunca anne babadan eşe geçmesini anlatır. Psikodinamik aktarım ise kişinin geçmişteki önemli birine dair duygu ve beklentilerini bilmeden şimdiki birine, özellikle terapiste ya da eşe yöneltmesidir. Birincisi gelişimsel bir süreç, ikincisi bir algı ve tekrar biçimidir.

Çift odasında aktarım üç yöne akar: her eşten ötekine, her eşten terapiste ve çiftten bir bütün olarak terapiste; Scharff'lar sonuncusuna çiftin ortak aktarımı der.

Psikodinamik müdahalenin ana aracı yorumdur: Terapistin, bugünkü etkileşimin altında yatan kaygıya ve onun geçmişteki kökenine dair bir anlam önerisi. İyi bir yorum suçlamaz, açıklar. Nielsen'in sentez makalesi psikodinamik çift terapisinin beş ana hedefini şöyle sıralıyor: altta yatan sorunlar, eşlerin birbirinden ayrışan öznel deneyimleri, aktarımlar, yansıtmalı özdeşim ve kabul.

Usta katmanı

Bir yorumu yapmadan önce psikodinamik terapist üç şeyi tartar. İlki, çiftin bunu duyabilecek kadar bir arada tutulup tutulmadığı; Scharff'ların deyişiyle bir tutma ortamının (holding environment) kurulup kurulmadığı. İkincisi, yorumun bir eşi suçlu, ötekini kurban gibi gösterip göstermediği; iyi bir yorum iki tarafın katkısını aynı cümlede tutar. Üçüncüsü, yorumun çiftin günlük hayatına tercüme edilip edilemediği. Davranışçı yaklaşımlardan gelen eleştirinin en güçlü noktası tam burada: İçgörü, kendi başına davranış değişikliğini garanti etmez.

Yansıtmalı özdeşim dilinin bir tehlikesi var. Bir eşin korkuyla yaşadığı bir evlilikte "karşısındakinde bir rolü uyandırdığı" fikri, zarar göreni zararın ortağı gibi göstermeye çok kolay kayar; bu yüzden M16-D04'teki tarama psikodinamik çalışmada da her yorumdan önce gelir ve M13'te anılan durumlarda bu yorum hiç yapılmaz.

Karşı aktarımın ne zaman çift hakkında bilgi, ne zaman terapistin kendi yükü olduğunu ayırt etmek okuyarak edinilmiyor; bu ayrım, terapistin kendi tepkilerini deneyimli bir süpervizörle yıllarca konuşmasıyla keskinleşiyor.

İçgörü odaklı çift terapisinin kontrollü kanıtı büyük ölçüde tek bir araştırma grubundan geliyor.

M17-D10'da anılan dört yıllık izlem bu tablonun üzerine geldi: Terapi sonunda ayrışmayan iki kol, dört yılda boşanma oranında belirgin biçimde ayrıştı ve fark içgörü odaklı terapi lehineydi. Ama bulgu, dergide aynı sayıda yayımlanan bir eleştiriyle birlikte çıktı.

Bu tartışma M17-D11'de anılan araştırmacı bağlılığının iki yönünü aynı anda gösteriyor. Çalışmayı yürüten ekip, içgörü odaklı yaklaşımın geliştiricisiydi; eleştiriyi yazan ise karşı yaklaşımın geliştiricisi.

Kanıtın sınırı

Bu dersteki kanıtın en büyük sınırı, merkezdeki bulgunun tek bir çalışmadan gelmesidir. Dört yıllık boşanma farkı, bağımsız bir ekip tarafından aynı tasarımla tekrarlanmadı; bulgunun başka çiftlere genellenebilirliği bu yüzden bilinmiyor. Ayrıca iki kolun gerçekten farklı terapiler olup olmadığı tartışmalıdır: Jacobson'un işaret ettiği gibi içgörü odaklı el kitabı davranışçı becerilerin bir kısmını içeriyordu. Yansıtmalı özdeşim ve ortak savunma gibi merkezî kavramlar doğrudan gözlenemez; çıkarım yoluyla tanımlanır ve aynı davranış başka kuramlarla da açıklanabilir. Doğal klinik ortamlardan gelen çalışmalar umut vericidir, ama karşılaştırma grubu içermez. Hangi bileşenin değişimi sağladığı, yorum mu, ilişki mi, zaman mı, bilinmiyor.

Kendin dene

Aklında kalsın

Psikodinamik çift terapisi, eşlerin geçmiş ilişkilerinden taşıdıkları iç dünyaların bugünkü ilişkide nasıl canlandığını sorar.

Yansıtmalı özdeşim yalnızca bir algı yanılgısı değildir; kişinin ötekinde tuttuğu parça, zamanla ötekinin davranışına da dönüşebilir.

Karşı aktarım, bu gelenekte terapistin kendi hissini çift hakkında bir bilgi olarak okumasına izin verir.

İyi bir yorum bir eşi değil, ikisinin ortak düzenini adlandırır.

Dört yıllık izlem bulgusu dikkat çekicidir, ama tek bir çalışmaya dayanır ve tartışmalıdır.

Yaygın yanlış"İçgörü odaklı çift terapisinin davranışçı terapiden daha kalıcı olduğu kanıtlandı."
Doğrusu

Dayanak tek bir ekibin izlemidir ve Jacobson iki el kitabının eşit koşulda yarışmadığını gösterdi.

Yaygın yanlış"Psikodinamik çift terapisinin etkililiğine dair hiçbir veri yok."
Doğrusu

Snyder ve Wills'in rastgele atamalı çalışmasında iki yaklaşım bekleme listesine göre benzer iyileşme gösterdi; Hewison ve arkadaşlarının doğal klinik verisi de büyük ve orta düzeyde öncesi-sonrası değişim bildiriyor.

Yaygın yanlış"Herkes, çocukluğundaki ebeveynine benzeyen biriyle evlenir."
Doğrusu

Bilinçdışı eş seçimi iddiası vaka anlatılarına dayanır; M04-D01'deki yeniden düzenleme görüşü de erken örüntülerin yeni deneyimlerle değişebildiğini hatırlatır.

Yaygın yanlış"Terapistin danışanlara karşı duyguları her zaman kendi sorunudur ve gizlenmelidir."
Doğrusu

Nesne ilişkileri geleneği bu duyguları çiftin sözle ifade edemediği deneyim hakkında bir bilgi kaynağı olarak okur.

Sonraki derse köprü

Ediz ile Sedef'in hikâyesine bu derste geriye doğru bakıldı: Kontrol etme ile unutma döngüsünün kökleri bir babanın evine, bir çocuğun üstlendiği yüke kadar izlendi. Bu bakış anlamayı değişimin ön koşulu sayar ve yavaş işler. Peki terapist hiç geriye bakmadan, Sedef'in Ediz'e güvenebildiği o az sayıdaki güne odaklansa ne olur? Ediz'in unutmadığı, Sedef'in kontrol etmediği haftaları sorsa? Sorunu değil, çözümün zaten var olan izlerini, istisnaları aramak, bambaşka bir okulun ilk hamlesi: Çözüm odaklı yaklaşım.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.