İçeriğe geç

M19-D08

Tolerans geliştirmek

Değişmeyen davranışlara karşı toleransı artıran müdahaleleri ve bunların sınırlarını açıklar.

İlişki ve Çift Terapisi Akademisi — M19, Davranışçı ve bütüncül yaklaşımlar · 3.257 kelime · 17 örnek durum · 4 kanıt kartı · ≈ 15 dk okuma · 22 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Tolerans, kabulden daha alçak ama ulaşılabilir bir hedef: Değişmeyen bir davranışın daha az acıtması.

Rahatsız eden bir davranışın içinde ilişkiye hizmet eden bir yan aranır; bulunamazsa uydurulmaz.

Oturumda prova ve evde sahte davranış, davranış ile otomatik tepki arasına bir aralık koymaya çalışır.

Öz bakım, eşi ihtiyaçtan muaf tutmak değil, tek kaynak olmaktan çıkarmaktır.

Zarar, bağımlılık, ihmal ve güç farkı tolerans alanına girmez.

Toleransı hep aynı eş taşıyorsa, tedavi o eşin yükünü büyütüyordur.

Açılış sahnesi

Dokuzuncu oturumun ortasında terapist ayağa kalkıp kapının yanındaki askılığı gösteriyor. "Şimdi bir şey deneyelim," diyor. "Peri, sen evden çıkmadan önceki on dakikanı oynayacaksın. Bilerek, rol olarak. Hamdi, sen de kapıda bekleyen Hamdi'yi."

İkisi de gülüyor, biraz utanarak. Kavgalarının çoğu tam bu on dakikada çıkıyor. Hamdi ceketini giymiş, arabanın anahtarı elinde, kapının önünde dikiliyor. Peri ise hep son anda bir şey hatırlıyor: küpeyi değiştirmek, ocağı bir kez daha kontrol etmek, çantasını boşaltıp yeniden doldurmak. Davetlere yirmi dakika geç kalıyorlar, Hamdi yolda susuyor, Peri suskunluğu ceza sayıyor.

Peri odanın köşesinde abartılı bir telaşla çantasını karıştırmaya başlıyor. Hamdi anahtarları şıkırdatıyor, saatine bakıyor, derin derin iç çekiyor. Birkaç saniye sonra ikisi de kahkahayı tutamıyor. "Ben gerçekten böyle mi yapıyorum?" diye soruyor Hamdi. "Anahtar sesini duyunca elim ayağım birbirine dolanıyor," diyor Peri, "ve o zaman daha da yavaşlıyorum."

Terapist oyunu durdurup soruyor: "Şu an, bu oyunun içindeyken, öfkeniz kaç puan?" Hamdi düşünüyor: "Gerçekte sekiz olurdu. Şimdi iki." Peri'nin geç kalması değişmeyecek gibi görünüyor; dört yıldır değişmedi. Terapistin aradığı şey de değişim değil. Aynı on dakikanın sekiz yerine iki puanla yaşanıp yaşanamayacağı.

Bu derste ne olacak

Bütüncül davranışçı çift terapisinin, M19-D04'te tanıdığımız yaklaşımın, kabulü doğuran tekniklerinden üçüncüsüne bakacağız. M19-D06 empatik birleşmeyi, M19-D07 birlikte uzaklaşmayı ele aldı; ikisi de eşleri birbirine yaklaştırmayı amaçlıyor. Tolerans daha mütevazı bir hedefle başlar: Eşin değişmeyen bir davranışı daha az acı versin, yeter.

Önce olumsuz bir davranışın içindeki olumlu yanı görmeye, sonra oturumda yapılan provaya ve evde verilen "sahte" davranış ödevine, ardından eşin kendi kaynaklarına dönmesine bakacağız. Son bölüm en önemlisi: toleransın nerede bittiği. Zarar, bağımlılık, ihmal ve güç farkı katlanılacak farklar değildir; hep aynı eşin katlandığı bir tolerans da bir tedavi hedefi değil, bir sorundur.

Sıfır noktası

M07-D02'de okur katmanında gördüğümüz duygusal kabul, eşin farkını bir yakınlık kaynağına dönüştürmeyi hedefliyordu. Ama bazı farklar oraya varmaz. Bir eş ötekinin dağınıklığını, geç kalmasını ya da para konusundaki tedbirsizliğini anlayabilir, kökenini bilebilir, yine de sevmeyebilir. M19-D04'teki değişim ve kabul dengesi burada üçüncü bir seçenek açar: Davranış değişmiyor, kabul de tam gelmiyorsa, en azından davranışın yarası küçülebilir.

Bu fark terapiste gerçekçi bir dil verir. "Bunu sevmelisin" demek çoğu çifte boş gelir. "Bunun seni bu kadar yıpratmamasını deneyebilir miyiz" demek ise yakalanabilir bir hedeftir.

Mekanizma

Olumsuz davranışın olumlu yüzü

Tolerans çalışmasının ilk adımı, rahatsız eden davranışın ilişki içinde bir işe yarayıp yaramadığını aramaktır. Peri'nin son dakika telaşı Hamdi'yi çıldırtıyor; ama aynı titizlik, evin ocağının hiç açık kalmamasının, faturaların hiç unutulmamasının da nedeni olabilir. Hamdi'nin kapıdaki sabırsızlığı Peri'yi sıkıştırıyor; ama aynı dakiklik, ailenin hiçbir randevuyu kaçırmamasını sağlıyor olabilir.

Terapist bunu bir avukat gibi savunmaz. Davranışın iyi olduğunu iddia etmez, yalnızca davranışın tek bir yüzü olmadığını gösterir. Çoğu çift ilişkinin başında bu farkları zaten çekici bulmuştur: Bir eşin rahatlığı ötekine özgürlük, titizliği güven vermiştir. Yıllar içinde aynı özellik yalnızca bedeliyle görünür hale gelir.

Bu bulgu tolerans çalışmasına doğrudan bir dayanak değil, bir işaret verir. Kendi haline bırakılan doyumlu ilişkilerde insanlar zaten eşlerinin kusurlarına bir "ama" ekliyor. Terapist, bu kendiliğinden işleyen yolu kapanmış bir çiftte yeniden açmaya çalışıyor.

Yaygın yanlış"Kusurun iyi yanını görmek, kendini kandırmaktır."
Doğrusu

Murray ve Holmes'un çalışmasında kusurlarda telafi edici yan bulmak, ilişkisinden doyumlu kişilerin anlatılarında görüldü ve ilişkinin sürmesiyle bağlantılıydı. Kusur yok sayılmıyor, aynı kişinin başka özellikleriyle birlikte düşünülüyor. Kandırmak ile bütünü görmek arasındaki fark, kusurun adının konup konmamasıdır.

Oturumda prova, evde sahte davranış

Açılıştaki sahne bu tekniğin ilk yarısıydı. Terapist, çiftin en çok kavga çıkaran küçük davranışını oturumda bilerek canlandırmalarını ister. Oyun kurulduğunda iki şey olur. Birincisi, davranış güvenli bir çerçevede tekrar edilir ve gerçekteki yükünün bir kısmını kaybeder. İkincisi, eşler davranışın çevresinde dönen döngüyü dışarıdan görür: Hamdi'nin anahtar sesi Peri'yi yavaşlatıyor, yavaşlama Hamdi'yi daha çok şıkırdatmaya itiyor. M19-D03'teki beceri provası doğru davranışı öğretmek için yapılıyordu; burada prova edilen davranış tam tersine sorunun kendisidir.

Provadan sonra terapist her iki eşe de oyun sırasında ne hissettiklerini sorar. Bu konuşma, davranışın arkasındaki kırılganlığın görünür olduğu andır. Peri anahtar sesinin ona okul yıllarında dakik olmadığı için azarlandığı sabahları hatırlattığını söyleyebilir; Hamdi ise geç kalmanın ona, çocukken hep en son alınan çocuk olmanın verdiği utancı yaşattığını.

İkinci yarı eve taşınır. Terapist, davranışı sergileyen eşe önümüzdeki hafta birkaç kez, gerçekten öyle hissetmediği sakin bir anda, sorun davranışı bilerek yapmasını söyler. Öteki eş bunun olacağını bilir ama ne zaman olacağını bilmez.

Bu ödevin mantığı bir belirsizliğe dayanır. Öteki eş artık her geç kalmada "Acaba bu sahte mi?" diye düşünmek zorundadır. Bu soru, davranış ile ona verilen otomatik tepki arasına küçük bir aralık koyar. Yaklaşımı geliştirenlerin klinik tarifinde bu aralık, tepkinin yoğunluğunu azaltmanın yollarından biri olarak anlatılır. Gerekçe klinik; onu sınayan bir deney buradaki kartlarda yok.

Yaygın yanlış"Kötü bir davranışı oynamak onu ödüllendirir ve artırır."
Doğrusu

Sahte davranış ödevinde davranış bilerek, sakin bir anda ve kısa süre sergilenir; öteki eş de bunu bilir. Amaç davranışı artırmak değil, ona verilen tepkiyi yavaşlatmaktır. Ödevin cezaya dönüştüğü durumlar olabilir; o zaman terapist ödevi bırakır, oyunu ısrarla sürdürmez.

Kendi kaynaklarına dönmek

Toleransın üçüncü kolu, değişmeyen davranışın bıraktığı boşluğu eşten değil, başka yerlerden doldurmaktır. Peri'nin geç kalması Hamdi'yi dakikalarca kapıda bekletiyorsa, Hamdi o dakikaları kendine ait bir şeyle doldurabilir: bir sayfa okumak, arabayı önceden ısıtmak, bir arkadaşını aramak. Hamdi geç kalmayı onaylamıyor; yalnızca beklemeyi bir haksızlığın sayacı olmaktan çıkarıyor.

Bu kol iki yerde dikkat ister. Öz bakım, değişimi hiç istememek değildir; eş yine istediğini söyleyebilir. Öz bakım, ilişkiden çekilmek de değildir. M19-D07'de anlatılan birlikte uzaklaşma iki eşin aynı yerden soruna bakmasıydı; öz bakım ise bir eşin kendini koruyan, ama ötekini dışlamayan küçük bir hareketidir.

Bu bulgu öz bakım tekniğinin etkisini sınamıyor. Gösterdiği şu: Kendine karşı yumuşak olabilen biri, eşine karşı da daha az kontrolcü davranıyor. Terapistin öz bakım önerisi bu yüzden bir bencillik önerisi değildir.

Yaygın yanlış"Kendine zaman ayıran eş ilişkiye sırt çevirmiş olur."
Doğrusu

Neff ve Beretvas'ın verisinde kendine şefkat gösteren kişiler eşlerinin gözünden daha ilgili ve destekleyici, daha az kontrol edici davranıyordu. Kendini gözetmek, eşi gözetmenin karşıtı gibi görünmüyor. Sorun, öz bakımın ilişkideki her konuşmanın yerine geçtiği noktada başlar.

Toleransın sınırları

Tolerans kolay kötüye kullanılabilen bir kavramdır, çünkü "katlanmak" kelimesine çok yakındır. Bütüncül yaklaşım toleransı yalnızca zararsız, değişmesi zor ve ilişkinin temelini tehdit etmeyen davranışlar için önerir. Geç kalma, dağınıklık, farklı bir yemek düzeni ya da konuşma temposu bu alana girer. Dört alan ise girmez.

Birincisi zarardır: M03-D07'de tanımladığımız zorlayıcı kontrol, aşağılama, tehdit ya da herhangi bir şiddet katlanılacak bir huy değildir. İkincisi bağımlılıktır: alkol, kumar ya da başka bir madde kullanımı hem kişinin hem ilişkinin sağlığını aşındırır ve önce kendi tedavisini gerektirir. Üçüncüsü ihmaldir: çocukların, bakım gereken bir yakının ya da hasta bir eşin temel ihtiyaçlarının karşılanmaması bir üslup farkı değildir. Dördüncüsü güç farkıdır: Kararların hep bir eşte toplandığı bir ilişkide (M13-D01) tolerans önerisi, sesi zaten kısık olan tarafa bir kez daha "idare et" demek olur.

Bu bulgu affetme hakkında; ama tolerans için de bir uyarı taşıyor. Davranışın bedelini ortadan kaldıran her tutum, zarar veren bir davranışı sürdürmeye de hizmet edebilir. M11-D06'da affetmenin iki yüzünü okur katmanında görmüştük; burada aynı ikilik bir terapi tekniğinin sınırını çiziyor.

Beşinci bir tuzak daha var ve en zor fark edileni budur: tek taraflı yük. M18-D07'deki hep esneyen eşi hatırla: Esneklik alanını sürekli genişleten taraf, sonunda kendi hayalini kaybedebiliyordu. Tolerans çalışmasında da aynı şey olur. Terapist her oturumda aynı eşten katlanmasını, aynı eşten öz bakım yapmasını, aynı eşten davranışın iyi yanını görmesini isterse, tolerans ilişkinin yükünü sessizce o eşe yıkar. M05-D03'ün fedakârlık üzerine anlattıkları burada klinik bir ölçüye dönüşür: Kim, ne sıklıkla ödün veriyor?

Yaygın yanlış"İyi bir eş her şeye katlanmayı öğrenir."
Doğrusu

McNulty'nin yeni evliler üzerindeki çalışmasında daha affedici eşlerde saldırganlık sabit kalırken daha az affedici eşlerde azaldı. Luchies ve arkadaşları da telafi gelmediğinde affetmenin özsaygıyı aşındırdığını buldu. Katlanmak, davranışın bedelini ortadan kaldırdığında zarar veren bir örüntüyü sürdürebilir.

Usta katmanı

Terapistin karşısındaki ilk karar, bu davranış için tolerans mı, yoksa başka bir yol mu gerektiğidir. Kararı üç soru şekillendirir. Davranış gerçekten değişmez mi, yoksa değişim çalışması henüz denenmedi mi? M19-D04'teki değişim ve kabul dengesi burada yeniden sorulur. Davranış zararsız mı? Toleransı kim taşıyacak ve bu yük nasıl paylaşılacak?

Tolerans çalışması, zarar veren bir davranışı yumuşatılacak bir huy gibi ele almaz. M03-D07'nin zorlayıcı kontrol dediği örüntünün ya da bir şiddet izinin belirdiği her durumda prova ve sahte davranış ödevi rafa kalkar; çalışmanın yönünü M16-D04'teki taramanın sonucu belirler, çünkü bir eşin korktuğu davranışı oynatmak ona katlanmayı alıştırmak olur.

Bir provanın hangi dakikada oyundan yaraya döndüğünü fark etmek, bir süpervizörün eşliğinde kendi oturum kayıtlarına dönerek gelişen bir duyarlılık; bu sayfalar o duyarlılığa yalnızca ad koyabilir.

Kanıtın sınırı

Tolerans tekniklerinin kendine özgü etkisini ayrıca sınayan bir çalışmaya bu derste dayanamadık. Prova, sahte davranış ve öz bakım bütüncül yaklaşımın içinde bir paket olarak sunuluyor; paketin genel etkisi M19-D10'un konusu, parçaların tek tek ne kattığı ise bilinmiyor. Bu derste aktardığımız kanıtlar yan yollardan geliyor. Murray ve Holmes'un bulgusu flört ilişkilerinden ve kendiliğinden işleyen zihinsel temsillere dair; bir terapistin bunu dışarıdan kurup kuramayacağını sınamıyor. Neff ve Beretvas'ın verisi öz şefkat ile ilişki davranışı arasındaki bağı gösteriyor ama hangisinin hangisini getirdiğini belirlemiyor. McNulty ile Luchies ve arkadaşlarının çalışmaları affetme üzerine; toleransa çıkarımı mantıklı ama doğrudan sınanmamış. Bu bulguların farklı aile yapılarında ve farklı ekonomik koşullarda tekrarlanıp tekrarlanmadığı açık. Toleransın nerede bitip katlanmanın nerede başladığı da hâlâ tartışılan, kişiden kişiye kayan bir sınır.

Kendin dene

Aklında kalsın

Tolerans, kabulden daha alçak ama ulaşılabilir bir hedef: Değişmeyen bir davranışın daha az acıtması.

Rahatsız eden bir davranışın içinde ilişkiye hizmet eden bir yan aranır; bulunamazsa uydurulmaz.

Oturumda prova ve evde sahte davranış, davranış ile otomatik tepki arasına bir aralık koymaya çalışır.

Öz bakım, eşi ihtiyaçtan muaf tutmak değil, tek kaynak olmaktan çıkarmaktır.

Zarar, bağımlılık, ihmal ve güç farkı tolerans alanına girmez.

Toleransı hep aynı eş taşıyorsa, tedavi o eşin yükünü büyütüyordur.

Sonraki derse köprü

Hamdi kapıda beklerken aklından ne geçiyor? Belki "Yine beni umursamıyor." Belki "Her zaman böyle, hiç değişmeyecek." Peri çantasını karıştırırken o da bir şey düşünüyor: "Bir dakika bekleyemiyor mu?" Tolerans bu cümlelerin şiddetini azaltmaya çalıştı, ama cümlelerin kendisine dokunmadı. Oysa bir eşin ötekinin davranışına hangi nedeni yüklediği, bir ilişkiden ne beklemeyi öğrendiği, davranışın kendisi kadar ağır gelebilir. Davranışçı geleneğin bir başka kolu, tam bu iç konuşmayı terapinin malzemesi yapmaya yöneldi: Bilişsel davranışçı çift terapisi.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.