M19-D04
Değişimden kabule
Yalnızca değişime odaklanmanın sınırlarını ve kabul fikrinin çift terapisine girişini açıklar.
İlişki ve Çift Terapisi Akademisi — M19, Davranışçı ve bütüncül yaklaşımlar · 3.043 kelime · 16 örnek durum · 4 kanıt kartı · ≈ 14 dk okuma · 20 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Geleneksel davranışçı çift terapisinin kalıcılığı ve klinik anlamlılığı, yaklaşımı en çok sınayan araştırmacılar tarafından sorgulandı.
Değişimi istenen eş için her yeni anlaşma, kabul görmediğinin işareti gibi okunabilir; bu okuma direnci ve talep ile geri çekilme döngüsünü besleyebilir.
Bütüncül davranışçı çift terapisi değişim tekniklerini atmadı, onlara duygusal kabulü ekledi.
Kabul, farkı yok saymak ya da ona boyun eğmek değil; farkın arkasındaki ihtiyacı görünür kılıp iki eşi yakınlaştırabilecek bir yere taşımaktır.
Şiddet, zorlayıcı kontrol ve belirgin güç farkı kabul edilecek farklar arasında yer almaz.
İlk kanıtlar küçük örneklemli ve yaklaşımı geliştirenlerin kendi çalışmalarından geliyor.
Açılış sahnesi
On birinci oturum. İsmet elindeki dosyadan bir sayfa çıkarıp masaya koyuyor: haftalık doyum puanları, çizgisi yavaşça yukarı tırmanan bir grafik. Saniye'nin önünde de kendi kopyası duruyor. Dört aydır her hafta yazılı bir anlaşma yapıyorlar. İsmet akşamları telefonu mutfakta bırakıyor, Saniye cumartesi sabahlarını onunla pazara gitmeye ayırıyor. Konuşurken sırayla söz alıyor, "sen hep" yerine "ben … hissediyorum" diye başlıyorlar. Ödevlerin hemen hepsi yapılmış.
Terapist grafiği beğenerek inceliyor. Saniye ise sayfaya bakmıyor. "Her şeyi doğru yapıyoruz," diyor, "yine de bir şey eksik. İsmet telefonu bırakıyor ama gözü hâlâ kapıda. Ben bunu fark ediyorum, o da fark ettiğimi biliyor. Anlaşmaya uyuyoruz; birbirimize yakın değiliz."
İsmet sessizce başını sallıyor. Sonra ekliyor: "Bazen bu anlaşmaların beni başka biri yapmaya çalıştığını hissediyorum. Ben akşamları biraz yalnız kalmak isteyen biriyim. Bunu da mı değiştirmem gerekiyor?"
Odada bir duraksama oluyor. Puanlar düzelmiş ama İsmet'in sorusu puanların ölçmediği bir yere dokunuyor: Bir eşin değişmesi istenen şey bir alışkanlık mı, yoksa o kişinin kendisi mi?
Bu derste ne olacak
Bu derste davranışçı çift terapisinin kendi içinden gelen bir eleştiriye bakacağız. M19-D02 ve M19-D03'te davranış değişimi anlaşmalarını, iletişim ve problem çözme eğitimini gördük. Burada o yöntemlerin nerede tıkandığını soracağız: uzun izlemde kazanımların aşınması, bazı çiftlerin hiç yararlanmaması ve değişim isteğinin kendisinin bir çatışma kaynağına dönüşmesi.
Ardından Neil Jacobson ile Andrew Christensen'in bu tıkanmaya verdiği cevaba geçeceğiz: değişim tekniklerinin yanına kabulü koyan bütüncül davranışçı çift terapisi. Kabulün ne olduğunu, ne olmadığını ve hangi durumlarda hiç önerilmemesi gerektiğini konuşacağız. Son olarak bu fikrin ilk kanıtlarına ve o kanıtların ne kadar ince olduğuna bakacağız.
Sıfır noktası
Geleneksel davranışçı çift terapisi, M19-D01'de adını koyduğumuz yaklaşım, ilişki sıkıntısını büyük ölçüde davranış alışverişindeki bir bozulma olarak okur: Eşler birbirine az ödül, çok ceza veriyor; çözüm de olumlu davranışı artırmak, iletişimi ve problem çözmeyi öğretmek. Bu mantık sade, öğretilebilir ve sınanabilirdi. Davranışçı çift terapisi bu yüzden yıllarca araştırmada en çok incelenen çift tedavisi oldu.
Ama sade bir mantığın içinde gizli bir varsayım da vardı: Sıkıntının ilacı değişimdir, değişmeyen şey de henüz yeterince iyi çalışılmamış şeydir. Saniye ile İsmet'in odasında tam bu varsayım çatırdıyor. Değişim gerçekleşmiş, ama yakınlık gelmemiş.
Mekanizma
Değişimin uzun izlemdeki sınırları
Davranışçı çift terapisi kısa vadede iyi sonuç veriyordu; sorun, sonuçların ne kadar sürdüğü ve ne kadar anlamlı olduğuydu. Bu kaygıyı dile getirenler de dışarıdan eleştirmenler değil, yaklaşımı en çok sınamış araştırmacıların kendisiydi.
M17-D10'da Jacobson'ın ekibinin iki yıllık izlemine bakmıştık: Terapide öğrenilen becerileri sürdürmek uzun dönem doyumu yordamıyordu ve uzun dönem sonucu öngörme çabaları büyük ölçüde boşa çıkmıştı. Aynı dersin tanımladığı nüks, burada başka bir anlam kazanıyor. Eğer beceriler sürse bile doyum geri dönebiliyorsa, ilişkide becerinin ulaşmadığı bir katman olmalı. Jacobson ve arkadaşları 2000'de bu kaygıyı açıkça yazdı: Geleneksel yaklaşımın hem kalıcılığı hem de klinik anlamlılığı sorgulanıyordu.
Bir başka soru, kimin yararlanmadığıydı. Jacobson, Follette ve Pagel 1986'da hangi çiftin davranışçı terapiden fayda göreceğini önceden kestirmeye çalıştı. Özetlerine göre eşlerin yakınlık ile bağımsızlık arasındaki tercihlerine baktılar ve doyumdaki değişimi hem tedavinin hemen sonunda hem altı aylık izlemde yordamaya uğraştılar. Bu soru tek başına bir şey söylüyor: Araştırmacılar, aynı tekniğin her çifte aynı biçimde işlemediğini ve aradaki farkın tekniğin kendisinden çok eşlerin birbirinden ne istediğiyle ilgili olabileceğini düşünmeye başlamıştı.
Yaygın yanlış"Kabul fikri geldiğine göre davranışçı çift terapisi işe yaramıyormuş."
Jacobson ve arkadaşları 2000'de geleneksel yaklaşımı, evlilik tedavileri arasında en çok ampirik destek toplamış olan yaklaşım diye anıyor. Eleştiri onun kalıcılığına ve klinik anlamlılığına yönelikti. Bütüncül terapi de değişim stratejilerini atmadı, kabul stratejileriyle birleştirdi.
Değişim isteğinin kendisi
Geleneksel yaklaşımın gözden kaçırdığı bir mekanizma daha vardı: Değişim istemek, ilişkide nötr bir eylem değildi. M18-D06 bir konuşmada değişimi talep eden tarafı, değişimin kendisinden beklendiği taraftan ayırmıştı. Değişimi istenen eş için her yeni anlaşma, ilişkinin onu olduğu haliyle istemediğinin bir başka kanıtı gibi okunabilir. Bu okuma da direnci artırır; direnç, isteyen tarafın ısrarını; ısrar da M04-D06'daki talep ve geri çekilme döngüsünü.
Jacobson ve Christensen'in klinik gözlemi buydu: Bazı çiftlerde değişim baskısı, çözmeye çalıştığı sorunu besliyor. Bu, bir deney sonucu değil, yaklaşımı geliştirenlerin klinik akıl yürütmesidir. Yine de sonraki çalışmalar ona dolaylı bir destek sağladı. South, Doss ve Christensen'in verisi, bir eşin davranışının sıklığı ile ötekinin kendi davranışı arasındaki bağın, o davranışın ne kadar kabul edilebilir bulunduğu üzerinden geçtiğini gösteriyordu.
Yaygın yanlış"Bir davranış değişirse ona duyulan öfke de kendiliğinden geçer."
South, Doss ve Christensen'in verisinde davranışın sıklığı ile doyum arasındaki bağ, davranışın ne kadar kabul edilebilir bulunduğu üzerinden geçiyordu. Davranış azalsa bile ona yüklenen anlam aynı kalırsa sıkıntı sürebilir. Değişim ve kabul iki ayrı süreçtir; biri ötekini garanti etmez.
Kabul fikrinin girişi
Jacobson ve Christensen'in cevabı, değişim tekniklerini bırakmak değil, onların yanına yeni bir hedef eklemekti. Bu hedef, M07-D02'de okur katmanında tanıştığımız duygusal kabuldü. Orada fikri bir çiftin gündelik hayatından görmüştük; burada bir terapi yaklaşımının merkezine nasıl yerleştiğine bakıyoruz.
Yaklaşımın ilk adımı bir bakış değişikliğidir. Geleneksel yaklaşımda terapist "Bu davranışı nasıl değiştiririz?" diye sorar. Bütüncül yaklaşımda önce "Bu farkın altında ne var, ve bu fark ikinizi nasıl birbirinizden uzaklaştırıyor?" sorusu gelir. Bunun için terapist çiftin tekrar eden temasını, iki eşin birbirini nasıl bir kutba ittiğini ve ikisinin birlikte düştüğü tuzağı birlikte adlandırır. Bu formülasyon M19-D05'in konusu. Kabulü doğuran tekniklerin üçü de sonraki derslerde ele alınacak: empatik birleşme M19-D06'da, birlikte uzaklaşma M19-D07'de, tolerans M19-D08'de.
Kabul neyi anlatır, neyi anlatmaz
Kabul kelimesi kolayca yanlış okunur. Gündelik dilde boyun eğmeye, sineye çekmeye, "olan oldu" demeye yakın durur. Bütüncül yaklaşımdaki anlamı ise farklı: Kabul, eşin değiştirmek istediği bir farkı, onu yeniden konuşulabilir ve hatta iki kişiyi yakınlaştırabilir bir yere taşımaktır. Terapinin amacı, bir eşin ötekine "Buna katlanmalısın" demesi değil, o farkın arkasındaki ihtiyacı ve kırılganlığı görünür kılmaktır.
İsmet'in sorusu tam bu noktaya dokunuyordu. Yalnız kalma isteği bir kişilik özelliğiyse, onu bir anlaşmayla kısmak İsmet'i değil, yalnızca bu isteği gösterme biçimini değiştirir. Kabul işi ise Saniye'nin İsmet'in yalnızlığını terk edilmek olarak değil, İsmet'in kendini toparlama biçimi olarak görebileceği bir yere ulaşmaya çalışır. Saniye'nin yakınlık isteği de aynı işlemden geçer.
Yaygın yanlış"Kabul etmek, istediğinden vazgeçip sineye çekmek demektir."
Cordova ve arkadaşlarının kodlamalarında bütüncül terapideki çiftlerin oturumlarda daha çok yumuşak duygu ve suçlamasız betimleme dile getirdiği görüldü. Bu, susmaya değil konuşmanın tonunun değişmesine işaret ediyor. Kabul, ihtiyacı geri çekmek değil, onu ötekinin duyabileceği biçimde söylemektir.
Usta katmanı
Bir terapistin karşısındaki ilk soru, çiftin getirdiği her sorunun değişim mi yoksa kabul mü gerektirdiğidir. Bu karar çoğu kez bir anda verilmez. Terapist önce iki eşin farkını, o farkın ne kadar kişiliğe gömülü olduğunu, değişim girişimlerinin şimdiye kadar ne getirdiğini dinler. M07-D02'deki çözülebilir ve süreğen sorun ayrımı burada klinik bir pusulaya dönüşür: Çözülebilir olana değişim teknikleri, süreğen olana ise önce kabul çalışması daha uygun düşer. M18-D07'nin kilitlenme kavramı da aynı noktaya varır: Kilitlenmiş bir konuda yeni bir anlaşma genellikle kilidi derinleştirir.
Kabulün bir sınırı da var ve bu sınır kesindir. Kabul fikri şiddeti ya da M03-D07'nin tanımladığı zorlayıcı kontrolü katlanılacak bir fark saymaz; böyle bir işaret varsa M16-D04'teki tarama her kabul çalışmasının önüne geçer. Aynı dikkat güç farkı için de gerekir. M13-D01'deki güç dengesizliği bulunan bir ilişkide "kabul" önerisi, zaten daha az söz hakkı olan eşe bir kez daha "uyum sağla" demek anlamına gelebilir. Terapist kabulü hangi eşten beklediğini ve bu beklentinin güç dengesini nereye ittiğini sürekli sorgular.
Bir farkın ne zaman kabule açılacağına, ne zaman değişim için ısrar edileceğine karar vermek, vakaları izleyen bir süpervizörün yanında yıllar içinde olgunlaşan bir yargıdır; bu dersteki örnekler o yargının yerini dolduramaz.
Yaygın yanlış"Yeterince anlayışlı biri, eşinin her davranışını kabul edebilir."
Doss ve Christensen'in envanterinde eş davranışları sevgi gösterme, yakınlık, talep ve ihlal gibi ayrı etkenlere ayrıldı. Bir davranışın kabul edilebilirliği türüne göre değişir. İhlal niteliğindeki davranışlarda iş kabul değil, davranışın durmasıdır.
Kanıtın sınırı
Kabul fikrinin girişine dayanak olan kanıtlar ince. Jacobson ve arkadaşlarının ön denemesi yalnızca 21 çiftle yapıldı ve yaklaşımı geliştiren ekip tarafından yürütüldü; geliştiricinin kendi yöntemini sınaması, bulguyu şişirebilecek bilinen bir risktir. Cordova ve arkadaşlarının oturum kodlaması da aynı ekipten ve özetinde örneklem büyüklüğü yok. South ve arkadaşlarının aracılık modeli tek ölçümlü veriye dayanıyor; kabulün doyumu doğurduğunu değil, ikisinin bu yapıya uygun biçimde birlikte değiştiğini gösteriyor. Doss ve Christensen'in envanteri kabulü ölçmeyi mümkün kıldı ama terapinin etkisini sınamadı. Daha büyük ve daha uzun karşılaştırmalı denemeler M19-D10'un konusu. Bu bulguların farklı kültürlerde, örneğin geniş aile baskısının ya da cinsiyet rollerinin daha belirgin olduğu ilişkilerde aynı biçimde tekrarlanıp tekrarlanmadığı bilinmiyor. Kabulün hangi durumda değişimi kolaylaştırdığı, hangi durumda onu ertelediği de hâlâ tartışmalı bir soru.
Kendin dene
Aklında kalsın
Geleneksel davranışçı çift terapisinin kalıcılığı ve klinik anlamlılığı, yaklaşımı en çok sınayan araştırmacılar tarafından sorgulandı.
Değişimi istenen eş için her yeni anlaşma, kabul görmediğinin işareti gibi okunabilir; bu okuma direnci ve talep ile geri çekilme döngüsünü besleyebilir.
Bütüncül davranışçı çift terapisi değişim tekniklerini atmadı, onlara duygusal kabulü ekledi.
Kabul, farkı yok saymak ya da ona boyun eğmek değil; farkın arkasındaki ihtiyacı görünür kılıp iki eşi yakınlaştırabilecek bir yere taşımaktır.
Şiddet, zorlayıcı kontrol ve belirgin güç farkı kabul edilecek farklar arasında yer almaz.
İlk kanıtlar küçük örneklemli ve yaklaşımı geliştirenlerin kendi çalışmalarından geliyor.
Sonraki derse köprü
Kabulden söz etmek kolay; bir çiftte neyin kabul edileceğini bilmek zor. Terapist bunun için iki eşin farkını tek tek davranışlar düzeyinde değil, onların altında yatan ortak bir örüntü düzeyinde adlandırmak zorunda. İsmet'in yalnızlık isteği ile Saniye'nin yakınlık isteği, birbirini daha uç noktalara iten iki kutup gibi işliyor olabilir mi? Aynı tema bu çiftin para, tatil ve aile ziyaretleri üzerine tartışmalarında da görünüyor mu? Bir sonraki adımda bütüncül yaklaşımın bir çifti nasıl okuduğuna, tema, kutuplaşma ve tuzak kavramlarının bu okumayı nasıl kurduğuna bakacağız: Formülasyon: tema, kutuplaşma, tuzak.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.