İçeriğe geç

M17-D10

Üçüncü evre: pekiştirme

Terapinin son evresinde yeni etkileşimlerin pekiştirilmesini ve eski sorunlara yeni çözümler bulunmasını açıklar.

İlişki ve Çift Terapisi Akademisi — M17, Duygu odaklı çift terapisi · 3.120 kelime · 18 örnek durum · 3 kanıt kartı · ≈ 14 dk okuma · 21 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Üçüncü evre yeni bir duygu keşfetmekten çok, ikinci evrede kazanılanın gündelik hayatta sınanması ve yerleşmesidir. Ertelenmiş pratik sorunlar artık açılabilir, çünkü çift onlara yan yana bakabilir. Yeni döngünün bir adı, değişimin bir öyküsü ve bağı hatırlatan küçük ritüeller, kazanımların terapist gittikten sonra da yaşayacağı yerlerdir. Eski döngünün geri dönmesi olağandır; önemli olan geri dönüşün ne kadar sürdüğüdür.

Açılış sahnesi

On sekizinci oturum. Gülşah ile Necmi bu kez aynı arabayla gelmiş. Necmi bir zarf çıkarıp sehpaya koyuyor: ağabeyinin dükkânı için istediği borcun yazılı hesabı.

"Bu konuyu üç yıl önce de konuşmuştuk," diyor Gülşah, terapiste dönerek. "O zaman Necmi parayı vermişti bile, ben bankadan öğrenmiştim. Bir hafta konuşmadık."

Necmi zarfı Gülşah'a doğru itiyor. "Bu sefer kimseye söz vermedim. Önce sana göstermek istedim. Ağabeyim aradığında içimde o eski şey kıpırdadı, hani hemen 'tamam' deyip konuyu kapatma isteği. Kapatmadım."

Gülşah zarfı açmıyor. Bir süre Necmi'nin yüzüne bakıyor. "Benim korkum para değil aslında," diyor. "Senin ailen bir şey istediğinde benim orada olmadığım bir masada karar verilmesi."

Terapist araya girmiyor. Necmi başını sallıyor: "Biliyorum. O masaya seni çağırıyorum."

Yarım saat sonra bir rakam üzerinde anlaşmış değiller. Ama ikisi de hangi sorular sorulmadan karar verilmeyeceğini yazmış durumda. Gülşah gülerek ekliyor: "Eskiden bu konuşma kapı çarpmayla biterdi."

Bu derste ne olacak

Gülşah ile Necmi'nin borç konuşması, duygu odaklı çift terapisinin son evresine özgü bir sahne. Sorun aynı sorun: para, aile, kimin hangi masada karar verdiği. Değişen, o sorunun konuşulduğu yer. İki eş artık birbirine karşı değil, birbirinin yanında duruyor.

Ders bu evreyi dört adımda açacak. Önce eski pratik sorunların yeni bir etkileşim konumundan nasıl ele alındığına bakacağız. İkinci olarak yeni döngünün adlandırılmasını ve çiftin yaşadığı değişimi kendi sözcükleriyle anlatmasını göreceğiz. Üçüncü olarak bağı gündelik hayata taşıyan ritüelleri, dördüncü olarak da eski döngünün geri dönüşünü, yani nüksü ve onarımını inceleyeceğiz. Usta katmanı evrenin bittiğini nasıl anlayacağımızı ve terapinin sonuna hazırlığı konuşacak.

Sıfır noktası

M17-D01 bu terapiyi üç evreli bir yol olarak çizmişti. M17-D05 ilk evreyi, döngünün sakinleşmesini anlattı; ikinci evrenin değişim olayları M17-D06 ile M17-D09 arasında işlendi. Üçüncü evre bunların üzerine kurulur. Yaklaşımın el kitabı bu evreyi iki basamakla tarif eder: eski sorunlara yeni çözümlerin bulunması ve yeni konumların, yeni bağlanma döngülerinin sağlamlaştırılması.

Bu evre çoğu zaman "artık iyiyiz" duygusuyla başlar ve bu yüzden kolayca atlanır. Oysa ikinci evrede odada yaşanan yakınlık, kendiliğinden gündelik hayata geçmez. Pazarlık, yorgunluk, akrabalar ve faturalar o yakınlığı her gün sınar.

Mekanizma

Eski sorunlara yeni konumdan bakmak

Duygu odaklı terapi birinci evrede içerik çözümünü bilerek erteler; M17-D05 bunun gerekçesini anlatmıştı. Üçüncü evre ertelenen bu dosyaların açıldığı yerdir. Para, ev işi, çocuk yetiştirme, akrabalarla sınır: Terapinin başında bu konuların hepsi döngünün tetikleyicisiydi. Şimdi çift onlara başka bir zeminden bakabiliyor.

Burada terapistin işi çözüm üretmek değildir. Çiftin kendi çözümünü, ikinci evrede kazandığı konumdan bulmasına eşlik eder. Aynı rakam, aynı takvim, aynı ziyaret planı iki farklı ilişki iklimi içinde başka anlamlar taşır.

Bu, çatışma çözme becerisi öğretmekten farklı bir iştir. Çift çoğu zaman bu becerilere zaten sahiptir; eski döngü onları kullanılmaz kılıyordu.

Yeni döngüye ad koymak ve değişimin öyküsü

Birinci evrede çift olumsuz döngüyü tanımayı öğrenmişti; M17-D02 bu izlemenin nasıl yapıldığını gösterdi. Üçüncü evrede aynı dikkat bu kez olumlu döngüye çevrilir. Biri kırıldığını söylüyor, öteki yaklaşıyor; biri korkusunu adlandırıyor, öteki güven veriyor. Terapist bu yeni dönüşü de adlandırır, çünkü adı konmayan bir örüntü ilk zorlukta görünmez olur.

Yaklaşımın klinik tarifinde bir de öykü çalışması vardır. Terapist çifti, terapiye geldikleri günden bu yana yaşadıklarını kendi sözcükleriyle anlatmaya davet eder: Döngü nasıl kurulmuştu, onu nasıl fark ettiler, ne değişti. M16-D05'in ortak anlatı diye adlandırdığı şey burada terapinin kendi malzemesinden örülür. Bu öyküde suçlu yoktur, birlikte kurulup birlikte sökülen bir örüntü vardır. Öykünün işlevi süs değildir: Eski döngü geri döndüğünde, "Yine o eski yere düştük" cümlesi ancak eski yerin ve çıkış yolunun hatırlandığı bir ilişkide kurulabilir.

Ritüeller: bağı gündelik hayata taşımak

M05-D11'de ritüeller, bir ilişkinin tekrar eden ve anlam yüklü küçük törenleri olarak işlenmişti. Pekiştirme evresinde terapist bu tür törenlere bilinçli olarak döner. Amaç, ikinci evrede odada kurulan erişilebilirlik ve karşılık verme deneyimine terapistin olmadığı haftalarda da yaşayacağı bir yer bulmaktır.

Bu ritüeller sıradan görünür: sabah kahvesinin on dakikası, işten çıkarken atılan bir mesaj, ayrılırken ve kavuşurken tekrar eden bir söz. Klinik açıdan önemli olan, her birinin bağlanma ihtiyacının küçük bir yanıtı olmasıdır. Eşler bir ritüeli tutarken "Sana ulaşabiliyorum, sen de bana ulaşabiliyorsun" mesajını her gün yeniden verir. Terapist ritüeli kendisi önermez; çiftin hâlihazırda yaptığı ya da eskiden yapıp bıraktığı şeylerin içinden çıkarır.

Nüks ve onarım

Pekiştirme evresinde eski döngünün geri dönmesi bir başarısızlık işareti değildir. Stres, hastalık, işsizlik, bebeğin gelişi ya da bir yakının ölümü, eski konumları yeniden çağırabilir. Terapist bunu baştan konuşur; çift ilk nükste paniğe kapılıp "hiçbir şey değişmemiş" sonucuna varmasın diye.

Bu evrede onarım, M07-D07'de anlatılan onarım girişimlerinin daha olgun bir biçimidir. Fark şurada: Çift artık döngünün ne olduğunu bilir, altındaki duyguları adlandırabilir ve geri dönüş yolunu bir kez yürümüştür. Onarım, kavgayı hiç yaşamamaktan değil, kavgadan daha kısa sürede birbirine geri dönebilmekten oluşur.

Uzun dönem izlemlerden gelen veriler, nüksün neden beklenmesi gerektiğini gösteriyor. Jacobson, Schmaling ve Holtzworth-Munroe 1987'de davranışçı evlilik terapisinin bileşenlerini karşılaştırdıkları bir çalışmayı iki yıl sonra yeniden ölçtü.

Bu bulgu duygu odaklı terapiye doğrudan aktarılamaz. Ama bir yön gösteriyor: Kalıcılığı belirleyen, tekniklerin ezberde kalması olmayabilir; terapiden sonra hayatın getirdiği yük daha ağır basabilir.

Usta katmanı

Pekiştirmenin ne zaman yerleştiğine karar vermek, birinci evrenin bitişini okumaktan daha incedir. Burada terapist yalnız kavganın azalmasına bakmaz. Üç soruyu birlikte sorar: Çift eski sorunlarından en az birini, terapist yönlendirmeden yeni konumdan konuşabiliyor mu? Değişimi kendi sözcükleriyle, suçlama olmadan anlatabiliyor mu? Bir nüks yaşandığında ondan kendi başına geri dönebiliyor mu? Üç sorunun cevabı da evet olduğunda, terapinin sonunu konuşmak anlam kazanır. Sonlandırmanın genel ilkeleri M22-D08'e kalıyor.

Kalıcılık meselesi bu kararın arka planında durur. Duygu odaklı terapinin uzun dönem izlemleri sınırlı sayıda ve küçük örneklemlerle yapıldı. Bunlardan biri, kronik hasta çocuğu olan çiftlerle yapılan bir denemenin iki yıllık izlemi.

Çocuğun hastalığı gibi süreğen bir yük nüks için verimli bir zemindir; on üç çiftte kazanımlar yine de korundu. Ama bu, kalıcılığın pekiştirme evresine bağlandığını göstermez. M17-D05'te anılan Wiebe ekibinin izlemi de değişimin terapiden sonra yavaşlayarak sürdüğünü bildirmişti; hangi evrenin hangi payı taşıdığını ise iki çalışma da ayırmıyor.

Kısa izlemin yanıltabileceğine dair bir uyarı da başka bir yaklaşımdan geliyor. Snyder, Wills ve Grady-Fletcher 1991'de davranışçı ve içgörü odaklı evlilik terapisini dört yıl sonra yeniden değerlendirdi.

Bu çalışmanın duygu odaklı terapi hakkında söylediği bir şey yok. Söylediği, terapinin bitişinde görülen tablonun yıllar sonraki tabloyu her zaman haber vermediği. M15-D02'de anılan Christensen ve ekibinin beş yıllık izlemi de iki tedavinin farkının zamanla kapandığını göstermişti. Pekiştirme evresinin kalıcılığa katkısı bu yüzden makul ama sınanmamış bir varsayım.

Pekiştirme evresinin ne zaman tamamlandığını sezmek, kayıt dinleyen bir süpervizörün yanında yıllarla gelişen bir duyarlılıktır; bir ders yalnız neye bakılacağını gösterebilir, bakmayı öğretemez.

Kanıtın sınırı

Üçüncü evrenin yapısı, yani eski sorunlara yeni çözümler, yeni döngünün adlandırılması, değişim öyküsü ve ritüeller, çoğunlukla yaklaşımı geliştirenlerin klinik gözlemlerinden geliyor; bu öğelerin her birinin kalıcılığa ayrı katkısını sınayan bir çalışma bu kaynaklar arasında yok. Cloutier ve arkadaşlarının izlemi on üç çiftle ve kontrol grubu olmadan yapıldı; ekipte yaklaşımı geliştiren isim de yer alıyor. Wiebe'nin ekibinin izlem verisi de aynı araştırma grubundan. Jacobson ve Snyder'ın ekiplerinin bulguları duygu odaklı terapiden değil, davranışçı ve içgörü odaklı terapilerden çıktı; nüks ve kalıcılık hakkındaki uyarıları bu yaklaşıma ancak dolaylı olarak genellenebilir. Bu bulguların farklı ülkelerde, gelir düzeylerinde ve aile yapılarında tekrarlanıp tekrarlanmadığı bilinmiyor; Türkiye'deki çiftlerde, özellikle geniş aile ilişkilerinin yoğun olduğu evliliklerde pekiştirme evresinin nasıl işlediğine dair veri yok. Nüksü en erken hangi işaretin haber verdiği konusunda da görüşler tartışmalı.

Kendin dene

Aklında kalsın

Üçüncü evre yeni bir duygu keşfetmekten çok, ikinci evrede kazanılanın gündelik hayatta sınanması ve yerleşmesidir. Ertelenmiş pratik sorunlar artık açılabilir, çünkü çift onlara yan yana bakabilir. Yeni döngünün bir adı, değişimin bir öyküsü ve bağı hatırlatan küçük ritüeller, kazanımların terapist gittikten sonra da yaşayacağı yerlerdir. Eski döngünün geri dönmesi olağandır; önemli olan geri dönüşün ne kadar sürdüğüdür.

Yaygın yanlış"Terapide iyi bir an yaşandıysa iş bitmiştir."
Doğrusu

Oturumda yaşanan yakınlık kendiliğinden mutfağa, bayram ziyaretine ya da bütçe konuşmasına geçmez. Yaklaşımın klinik tarifi bu yüzden ayrı bir evre öngörür: yeni konumun eski sorunlarla sınanması.

Yaygın yanlış"Eski kavga geri döndüyse terapi işe yaramamıştır."
Doğrusu

Jacobson'ın ekibinin izleminde terapi sonrası stresli yaşam olayları doyumla olumsuz ilişkiliydi. Yük artınca eski konumların uyanması beklenen bir durumdur; değişimin ölçüsü, kavganın hiç yaşanmaması değil, ondan ne kadar sürede geri dönüldüğüdür.

Yaygın yanlış"Terapide öğrenilen teknikleri unutmayan çift kazançlarını korur."
Doğrusu

Aynı izlemde terapiden kalan becerilerin sürdürülmesi uzun dönem doyumla ilişkili çıkmadı. Tek ve davranışçı bir çalışma, ama kalıcılığın yalnız tekniğe dayandığı fikrini desteklemiyor.

Yaygın yanlış"Terapinin sonunda iyi görünen çift yıllar sonra da iyi olur."
Doğrusu

Snyder ve arkadaşlarının çalışmasında terapi bitiminde ayırt edilemeyen iki grup dört yılda boşanma oranında belirgin biçimde ayrıştı. Bitişteki tablo, uzun dönemi her zaman haber vermez.

Sonraki derse köprü

Gülşah son oturumların birinde terapiste dönüp sordu: "Bunun kalıcı olacağını nereden biliyoruz?" Bu derste o soruya ancak yarım cevap verebildik: on üç çiftlik bir izlem, aynı ekipten iki yıllık veriler ve başka terapilerden gelen uyarılar. Duygu odaklı çift terapisinin işe yaradığını hangi tür çalışmalar gösteriyor, bu çalışmalar hangi çiftlerle yapıldı ve kanıtın söyleyebildiği nerede bitiyor? Bir yaklaşımın vaadi ile o vaadin arkasındaki verinin ağırlığını ayırmak, yaklaşımı değerlendirmenin asıl işi. Kanıt ve sınırlar.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.