İçeriğe geç

M17-D08

Eleştiren eşi yumuşatmak

Eleştiren eşin incinebilirliğini ifade edebildiği yumuşama anlarının önemini ve hazırlanmasını açıklar.

İlişki ve Çift Terapisi Akademisi — M17, Duygu odaklı çift terapisi · 3.043 kelime · 16 örnek durum · 4 kanıt kartı · ≈ 14 dk okuma · 20 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Eleştiren eşin yumuşaması, öfkenin altında duran bağlanma korkusunun ve isteğin doğrudan eşe söylendiği, ötekinin erişilebilir bir cevabıyla tamamlanan bir değişim olayıdır. Olay hazırlık ister: önce geri çekilen eşin odada olması, sonra korkuya yavaş adımlarla yaklaşılması. Burada kimse geri adım atmıyor: İstek yerinde kalıyor, yalnız üzerindeki zırh iniyor.

Açılış sahnesi

On dördüncü oturum. Adnan son üç haftadır oturumlarda kendi sözünü bitiriyor; geçen hafta Melda'ya dönüp "Senden kaçmıyorum, nasıl kalacağımı bilmiyorum" demişti. Melda bugün o cümleyi hatırlamıyor gibi. Oturur oturmaz anlatmaya başlıyor: "Cumartesi annemlerde yemek vardı. Babam yine imalı konuştu, sen tek kelime etmedin. Ben yine her şeyi tek başıma taşıdım."

Terapist onu durdurmuyor, ama hızına da katılmıyor. "Melda, 'yine tek başıma' dedin. O 'yine'nin içinde ne var?"

"Ne olacak? Yorgunluk."

"Yorgunluk var, evet. Bir de başka bir şey duydum gibi. Sofrada, babanın o sözlerinden sonra onun sessiz kaldığını gördüğün anda içinde ne oldu?"

Melda bir süre susuyor. Sonra sesi alçalıyor: "Herkes çiftleriyle dans ediyordu. Ben masada oturuyordum. Bir an, bu adam beni hiç görmeyecek diye düşündüm. Ondan bir şey istersem ve vermezse, o zaman ne yapacağımı bilmiyorum."

Terapist sandalyesini hafifçe Adnan'a çeviriyor. "Melda, bu cümleyi Adnan'ın yüzüne bakarak bir kez daha kurar mısın? Bana değil, ona."

Melda başını kaldırıyor. Adnan bu kez halıya bakmıyor.

Bu derste ne olacak

Melda'nın masada oturduğu o an, bu yaklaşımın ikinci evresinde en çok beklenen ve en zor hazırlanan olaylardan birine açılıyor: eleştiren eşin, öfkesinin altındaki korkuyu ve ihtiyacı kırılgan bir yerden, doğrudan eşine söylemesi.

Ders bu anı dört adımda inceliyor. Önce yumuşamanın neden ancak belli bir noktadan sonra mümkün olduğunu, yani önkoşulunu göreceğiz. Sonra terapistin bu anı oturumlar boyunca nasıl hazırladığını izleyeceğiz. Üçüncü olarak isteğin dile gelişini ve öteki eşin cevabını ele alacağız; yaklaşımın kendi araştırmasının bu olayı terapi sonucuyla nasıl ilişkilendirdiğini de bu başlıkta okuyacağız. Dördüncü olarak yumuşamanın bir teslimiyet olmadığını ayıracağız. Usta katmanı, olayın yarıda kaldığı ya da cevabın gelmediği oturumlara bakıyor.

Sıfır noktası

M17-D02 çiftlerin en sık döngüsünde bir eşin ısrarla yaklaştığını, ötekinin çekildiğini gösterdi. Duygu odaklı yaklaşım ikinci evrede bu iki konumu ayrı ayrı çözer. M17-D07 geri çekilen eşin odaya geri dönüşünü ele aldı; bu ders madalyonun öbür yüzüne bakıyor. Yaklaşımın dilinde bu eşe "eleştiren" ya da "suçlayan" denir, ama ad bir karakteri değil, döngüdeki bir yeri anlatır.

M17-D02'de anılan görev analizi, yumuşamanın oturum içinde adım adım nasıl ilerlediğini tek bir terapistin kayıtlarından çıkarmıştı. Yaklaşım bu olayı başarılı terapinin dönüm noktalarından biri sayar.

M17-D07'de tanımlanan değişim olayı kavramı burada süreç araştırmasının diliyle de işe yarar: araştırmacı oturum kaydından başı ve sonu belli bir bölümü ayırır, sonra hangi terapist hamlelerinin ve hangi danışan adımlarının dönüşüme götürdüğünü sorar.

Mekanizma

Önkoşul: karşıda biri olmalı

Yumuşama, eleştiren eşin en korunmasız cümlesini kurmasıdır. Bu cümle ancak karşısında onu alabilecek biri olduğunda kurulabilir. Duygu odaklı yaklaşım bu yüzden ikinci evrede çoğu zaman önce geri çekilen eşle çalışır: Onun kendi korkusunu adlandırmasını, odada kalmasını ve kendi isteğini dile getirmesini bekler. Geri çekilen eş hâlâ duvarın arkasındaysa, eleştiren eşten kırılganlık istemek, onu boş bir kapının önüne çağırmak olur.

Önkoşulun bir parçası da birinci evrede kurulan zemindir. M17-D05'in yatıştırma dediği sakinleşme olmadan, eleştiren eş kırılganlığını bir silah gibi geri alınabilecek bir bilgi olarak yaşar. M17-D06'nın anlattığı derinleştirme ise bu eşin öfkesinin altındaki duyguya önceden, tek başına ve terapistin eşliğinde dokunmuş olmasını sağlar.

Hazırlık: korkuya yavaş yaklaşmak

Yumuşamanın tek bir oturumda, tek bir soruyla gerçekleştiği nadirdir. Klinik tarifte bu olay çoğu zaman birkaç oturuma yayılan bir hazırlık ister. Terapist önce eleştiren eşin kendi döngüsel hareketini, sonra o hareketin altındaki korkuyu, en son da o korkunun içinde saklı isteği açar. Her adımda eş geri çekilebilir; terapist bunu başarısızlık değil, korkunun ne kadar büyük olduğunun bir göstergesi olarak okur.

Bu hazırlıkta M17-D06'da tanıtılan araçlar iş görür: Empatik tahminle eşin henüz söylemediği korkunun kıyısına bir öneri bırakılır, yoğunlaştırmayla o korku belirdiğinde kaybolmadan tutulur. M17-D06'da kart olarak yer alan çalışma, başarılı yumuşama girişimlerinde terapistin duygusal varlığının ve sesinin niteliğinin ayırt edici olduğunu bildiriyordu. Hazırlığın en ince yanı, korkuyu "korku" adıyla erkenden söylememektir. Eleştiren eş çoğu zaman korkmadığını, yalnız haklı olduğunu söyler. Terapist bu haklılığı tartışmaz; onun altındaki sahneye, yani masada oturan Melda'ya, telefonu elinde bekleyen sevgiliye geri döner.

İstek ve cevap: olayın iki yarısı

Yumuşamanın merkezinde bir istek vardır. Bu istek bir talimat, bir şikâyet ya da bir ders değildir; "bana yanında olduğunu göster", "seni aradığımda orada ol", "beni seçtiğini bilmek istiyorum" gibi, eşin ötekine muhtaç olduğunu kabul ettiği bir cümledir. Johnson'ın yazılarında bu isteğin karşılığı erişilebilirlik, duyarlılık ve katılım diye üçlenir: Eşin ulaşılabilir olması, gelen duyguya cevap vermesi ve o anın içinde kalması. M05-D05 kişinin eşini duyarlı olarak algılamasının ilişkideki ağırlığını göstermişti; yumuşama, bu algının terapi odasında canlı olarak kurulduğu andır.

Olayın ikinci yarısı öteki eşin cevabıdır. Terapist burada da yavaşlar. Adnan'ın ilk tepkisi bir açıklama ya da bir söz vermek olabilir; terapist ona Melda'nın sözlerini duyduğunda içinde ne olduğunu sorar. Yaklaşım, cevabın içeriğinden çok niteliğine bakar: Eş savunmaya geçmeden, kendi suçluluğuna gömülmeden, ötekinin korkusunu orada tutabiliyor mu?

Yumuşamanın terapi sonucuyla ilişkisi yaklaşımın kendi araştırma ekibince ölçüldü. Dalgleish'in ekibi 2015'te bu olayın yaşanıp yaşanmamasının, çiftlerin doyumundaki değişimle bağını inceledi.

Yumuşama bir teslimiyet değildir

Yumuşama sözcüğü yanlış anlaşılmaya açıktır. Bir eşin sesini alçaltması, haklılığından vazgeçmesi, ötekinin istediğine boyun eğmesi gibi okunabilir. Yaklaşımın tarifi bunun tersini söyler: Yumuşayan eş isteğinden vazgeçmez, onu daha açık, daha doğrudan ve daha az korunmuş bir biçimde ortaya koyar. Eleştiri ihtiyacı saklar; yumuşama onu görünür kılar. Bu yüzden yumuşama, eşin kendini silmesi değil, kendini ilk kez bütün olarak göstermesidir.

Yumuşama tek taraflı bir uyum da değildir. Olay ancak öteki eş geri çekilmeden cevap verdiğinde tamamlanır; yük tek bir kişinin omzuna bırakılmaz. Kültürel bağlamda bu ayrım önemlidir: Bazı ailelerde kadından "alttan alması", bazılarında erkekten "sesini çıkarmaması" beklenir. Terapist yumuşamayı bu beklentilerin bir uzantısı olarak kurarsa eşlerden birini susturmuş olur.

Bu ayrımın neden önemli olduğunu Burgess Moser ve arkadaşlarının 2018 çalışması sayılarla gösteriyor. M17-D01'de aynı ekibin ilişkiye özgü kaygıdaki azalmanın değişim olayını tamamlayan çiftlerde anlamlı olduğunu bildiren bulgusunu görmüştük; bu kez olayın yaşandığı oturumun etrafındaki kırılmaya bakıldı.

Kaygının yumuşama oturumunda önce yükselmesi klinik açıdan anlamlıdır. Kırılgan bir cümle kurmak, hemen bir rahatlama getirmez; eş kendini açıkta hisseder. Rahatlama, öteki eşin cevabının sonraki haftalarda da tutarlı kalmasıyla gelir.

Usta katmanı

Yumuşama girişimi her zaman olayla sonuçlanmaz. Terapist için en zor karar, girişimin yarıda kaldığı anlarda ne yapacağıdır: Eleştiren eşi yeniden davet etmek mi, cevap veremeyen eşle çalışmaya dönmek mi, yoksa olayı bir sonraki oturuma bırakmak mı? Dalgleish ve arkadaşlarının bulgusu bu kararın bir yanını aydınlatıyor: Yumuşama yaşanmış çiftlerde bile başlangıçta kaçınması yüksek olan eşlerin doyumu daha az değişti. Kaçınmanın uzun vadedeki ağırlığını aynı ekibin izlem çalışması da gösteriyor.

Bu iki bulgu birlikte okunduğunda, terapistin yumuşama anında yalnız eleştiren eşin cümlesine değil, onu alan eşin kaçınmasına da dikkat etmesi gerektiği görülüyor. Kaçınması yüksek bir eş, kırılgan bir isteği tehdit gibi yaşayabilir.

Yumuşama, eleştiren eşin kendini ötekinin eline teslim etmesini ister; bu yüzden ötekinin elinin güvenli olduğu varsayılır. Bir eş ötekinden fiziksel olarak korkuyorsa, ondan kırılganlık istemek onu zarara karşı savunmasız bırakır; M13'ün ve M16-D04'teki taramanın konusu olan böyle bir tabloda yumuşama hedefi askıya alınır.

Bir yumuşamanın hangi saniyede davet edileceğini, hangi saniyede bekleneceğini ayırt etmek, okunmuş tarifler kadar izlenmiş oturum kayıtlarının ve deneyimli bir gözün geri bildiriminin ürünüdür; bu sayfalar o yolun haritası olabilir, yolun kendisi değil.

Kanıtın sınırı

Yumuşamanın terapi sonucuyla ilişkisini gösteren bulguların neredeyse tamamı aynı araştırma ekibinden ve büyük olasılıkla aynı 32 çiftten geliyor; Dalgleish ve arkadaşları, Burgess Moser ve arkadaşları ve Wiebe ve arkadaşları aynı büyüklükte örneklemi ve aynı yazar kadrosunu paylaşıyor. Bu, bulguların bağımsız birer tekrar sayılamayacağı anlamına gelir. Yumuşama rastgele atanamayan bir olay olduğu için, yaşanan çiftlerin zaten iyi giden çiftler olup olmadığı da açık bir soru olarak kalıyor. Bulguların başka kültürlerde, eşcinsel çiftlerde ya da güç farkının belirgin olduğu ilişkilerde de geçerli olup olmadığı bilinmiyor. Yumuşamanın bir teslimiyet olmadığı iddiası ise yaklaşımın klinik tarifine dayanıyor; bunu doğrudan sınayan bir çalışmayı burada aktarmıyoruz. Olayın Türkiye'deki çiftlerde nasıl seyrettiği de ölçülmüş değil.

Kendin dene

Aklında kalsın

Eleştiren eşin yumuşaması, öfkenin altında duran bağlanma korkusunun ve isteğin doğrudan eşe söylendiği, ötekinin erişilebilir bir cevabıyla tamamlanan bir değişim olayıdır. Olay hazırlık ister: önce geri çekilen eşin odada olması, sonra korkuya yavaş adımlarla yaklaşılması. Burada kimse geri adım atmıyor: İstek yerinde kalıyor, yalnız üzerindeki zırh iniyor.

Yaygın yanlış"Yumuşamak, eleştiren eşin haklılığından vazgeçip sesini kısması demektir."
Doğrusu

Yaklaşımın tarifinde yumuşayan eş isteğini bırakmaz, onu daha açık bir biçimde dile getirir. Olay, öteki eşin geri çekilmeden cevap vermesiyle tamamlanır; yük yalnız bir tarafta değildir.

Yaygın yanlış"Terapist eleştiren eşe ne kadar erken kırılganlık sorarsa o kadar iyi."
Doğrusu

Geri çekilen eş henüz ulaşılabilir olmadan davet edilen kırılganlık boşa düşebilir ve eleştiren eşin korkusunu doğrular. Klinik tarif yumuşamayı, geri çekilen eşin yeniden katılımından sonraya yerleştirir.

Yaygın yanlış"Yumuşama yaşanınca çift hemen rahatlar."
Doğrusu

Burgess Moser ve arkadaşlarının çalışmasında bağlanma kaygısı yumuşama oturumunda önce yükseldi ve ancak sonraki oturumlarda düştü. Kırılgan bir cümle kurmak ilk anda açıkta hissettirir.

Yaygın yanlış"Yumuşamanın terapi sonucunu belirlediği kesin olarak kanıtlandı."
Doğrusu

Dalgleish ve arkadaşlarının bulgusu yumuşamanın doyum artışını yordadığını gösteriyor, ama çiftler olaya rastgele atanmadı ve veriler tek bir ekibin küçük örnekleminden geliyor. İlişki güçlü bir işaret, kesin bir neden değil.

Sonraki derse köprü

Melda masadaki o akşamı anlattığında, aklına annesinin babasını beklerken peçeteyle oynayan elleri gelmişti. Ama bazı çiftlerde yumuşamanın önündeki engel eski bir aile imgesi değil, ilişkinin kendi içindeki belli bir gecedir: hastane koridorunda, bir düşükten sonra ya da bir cenazede eşin orada olmadığı an. Eleştiren eş kırılganlığa her yaklaştığında konuşma o geceye döner ve öteki eşin cevabı ne olursa olsun yetmez. Bu türden yaraları terapi nasıl tanır ve onları kapatmak için iki eşin hangi adımlardan birlikte geçmesi gerekir? Bağlanma yaraları.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.