M17-D03
Birincil ve ikincil duygular
Öfke gibi görünür ikincil duyguların altındaki birincil duyguları ayırt etmeyi örnekle gösterir.
İlişki ve Çift Terapisi Akademisi — M17, Duygu odaklı çift terapisi · 3.156 kelime · 16 örnek durum · 4 kanıt kartı · ≈ 14 dk okuma · 21 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Birincil ve ikincil ayrımı bir duygunun gücünü ya da haklılığını değil, sırasını sorar: Olaya mı yanıt veriyor, başka bir duyguya mı?
Sert ve yumuşak, duygunun karşıdakine nasıl göründüğünü anlatır; birincil ve ikincil ise onun ne iş gördüğünü. Kendini savunan bir öfke birincil olabilir, bir gözyaşı ikincil.
Eşlerin karşılaştığı katman sıklıkla ikincildir ve iki ikincil tepki birbirini besler. Kırılgan duygunun söylenip duyulması daha iyi seanslarla birlikte gidiyor, ama kanıt küçük ve tek ekipten.
Terapistin ayrımı bir hipotezdir, danışanın deneyimiyle sınanır. Kişiyi "yanlış duyguyla" suçlamak için kullanıldığında, ya da korkunun olduğu bir ilişkide şiddeti anlaşılır kılmak için kullanıldığında, ayrım işlevini yitirir.
Açılış sahnesi
Arzu ile Ümit on iki yıldır evliler. Arzu geçen yıl bir yüksek lisans programına başladı; haftada üç akşam kütüphanede kalıyor. Üçüncü seansta Ümit sandalyesinin ucuna oturmuş, telefonunu terapiste uzatıyor: "Bakın, saat yedide yazıyor: 'Geç kalacağım.' Başka bir şey yok. Bu evde ben oda arkadaşıyım artık." Sesi yükseldikçe Arzu kollarını kavuşturuyor ve tek tek sayıyor: sınav haftası olduğunu, mesajı attığını, yemeği önceden hazırladığını. Ümit daha da sertleşiyor.
Terapist Ümit'in öfkesiyle tartışmıyor, onu yatıştırmaya da çalışmıyor. Bir noktada yavaşlıyor ve mesajın geldiği ana dönüyor: "O 'Geç kalacağım' yazısını gördüğünüz saniye, kızmadan hemen önce, içeride ne oluyor?" Ümit bir süre cevap vermiyor. Sonra sesi alçalıyor: "Ev çok sessiz oluyor. Oturup bekliyorum. Arzu ilerliyor, okuyor, yeni insanlar tanıyor; ben aynı yerdeyim. Bir gün dönüp bakacak ve bana ihtiyacı kalmamış olacak."
Arzu kollarını çözüyor ama sesi hâlâ temkinli. Terapistin ona da sorduğu soru benzer: Kollarını kavuşturup liste saymaya başladığı anda, içeride ne vardı? Arzu duraksıyor ve "Yine kötü eş olduğumu duyacağım diye bekliyordum" diyor.
Aynı on dakikada iki kat duygu konuştu. Üstte öfke ve soğuk bir savunma vardı; altında, geride bırakılma korkusu ve yetersiz bulunma utancı.
Bu derste ne olacak
M17-D01'in tanıttığı duygu odaklı yaklaşımın temel ayrımlarından birine bakacağız: Bir duygu olaya verilen ilk yanıt mı, yoksa başka bir duyguya verilen ikinci bir tepki mi? Dört türü ayırıp M08-D02'deki sert ve yumuşak duygu ayrımıyla ilişkisini kuracağız, öfkenin her zaman örtü olmadığını kanıtla tartışacağız, üstteki duyguların eşler arasında nasıl birbirini çağırdığını ve terapistin ayrımı hangi ipuçlarıyla yaptığını izleyeceğiz. Son olarak ayrımın bir suçlama aracına dönüşme tehlikesine bakacağız.
Sıfır noktası
Bir duygunun "birincil" ya da "ikincil" olması, onun ne kadar güçlü ya da ne kadar önemli olduğunu söylemez. Sözcük zamanla ilgilidir: Olaya verilen doğrudan duygu birinci kattır. Sonra o duyguya karşı bir tepki gelir: Korkmuş olmaktan utanır, incinmişliğini öfkeyle kapatır, çaresizliğin yerine suçlamayı koyar. Bu ikinci kat çoğu zaman dışarıdan görülen, eşin karşılaştığı katmandır.
Okur katmanında M08-D02 çatışmada iletişime yansıyan iki duygu ailesini ayırmıştı: güç gösteren sert duygular ve kırılganlık gösteren yumuşak duygular. O ayrım bir duygunun karşıdakine nasıl göründüğünü anlatır. Burada sorduğumuz soru farklı: Bu duygu, yaşanan olaya mı yoksa başka bir duyguya mı yanıt veriyor? İki soru çoğu zaman aynı yönü gösterir, çünkü üstteki katman sık sık serttir. Ama her zaman değil; ders boyunca iki ayrımın ayrıştığı yerleri de göreceğiz.
Mekanizma
Dört tür, tek soru
Duygu odaklı yaklaşım bir duyguya şu soruyu sorar: Bu duygu kişiye şu an, bu durumda yön gösteriyor mu? Sorunun yanıtına göre duygu dört kümeden birine yerleşir. M17-D01'de terapistin duygu koçluğu ve onun farkındalık, düzenleme, dönüştürme ilkeleri anıldı; sınıflama, o anda bu işlerden hangisinin gerektiğine karar vermeye yarar.
Dördüncü küme aşağıdaki kartlarda ölçülmedi, kuramsal bir ayrım olarak duruyor. İlk üçü hakkında süreç araştırmaları bir şey söylüyor.
Kart bir çift çalışmasından gelmiyor, ama bir noktayı gösteriyor: İyi giden terapilerde uyumsuz duygu kaybolmuyor, görünür hâle gelip uyumluya geçiyor. Ayrımın amacı "kötü" duyguyu silmek değil, alttakine alan açmak.
Öfke her zaman örtü değildir
Ayrımın en sık yanlış anlaşıldığı yer burası. Duygu odaklı yaklaşım öfkeyi iki yere koyar: sınırı savunan ve bir ihtiyaca yönelten öfke ile başka bir duyguyu örtüp saldırıya kayan öfke. İlki birincil ve uyumludur; altında aranacak bir şey yoktur, kendisi zaten alttır.
Modelde öfke iki kez geçiyor: başta saldırgan, sonda kendini savunan biçimiyle. Bu, M08-D02'nin sert duygu dediği şeyin tek bir türden olmadığını gösteriyor: Sert bir duygu ikincil olabilir, ama birincil ve uyumlu da olabilir. Tersi de doğru: Yumuşak görünen bir gözyaşı, tıpkı açılış sahnesinin ikinci durumundaki kahkaha gibi, başka bir şeyi örten ikincil bir katman olabilir. Sert ve yumuşak, duygunun görünüşünü; birincil ve ikincil, duygunun işlevini anlatır.
Yaygın yanlış"Öfke her zaman ikincil bir duygudur, altında mutlaka başka bir şey vardır."
Pascual-Leone ve Greenberg'in modelinde kendini savunan öfke, işlemenin ilerlemiş evrelerinden biri olarak yer alıyor. Haksızlığa uğrayan bir eşin öfkesini sürekli "asıl hissettiğin bu değil" diye kazımak, onun yerinde ve yön gösteren bir duygusunu geçersiz kılabilir.
Üstteki duygular birbirini çağırır
İkincil duygunun ilişkide bir bedeli var: Eşin karşılaştığı katman odur. Ümit'in öfkesiyle karşılaşan Arzu, onun geride bırakılma korkusuyla değil, suçlamasıyla karşılaştı ve kendi utancını savunmayla kapattı. Arzu'nun liste sayması da Ümit'in karşısına bir soğukluk olarak çıktı ve onun korkusunu büyüttü. M04-D06'nın etkileşim döngüsü dediği örüntü, çoğu zaman iki ikincil duygunun birbirine konuşmasıdır; birincil duygular ise o konuşmanın dışında, söylenmemiş kalır.
Altta yatan kırılgan bir duygu söylendiğinde karşıdaki eş artık bir suçlamaya değil, bir ihtiyaca yanıt veriyor. Bunun seansa ve sonuca bir izi olup olmadığını bir süreç çalışması sınadı.
Yaygın yanlış"İkincil duygu sahte bir duygudur; kişi aslında öyle hissetmiyordur."
İkincil bir öfke gerçek bir öfkedir; bedende de, ilişkide de gerçek etkiler bırakır. Herrmann, Greenberg ve Auszra'nın kodlamasında ikincil duygular ayrı bir kategori olarak sayıldı, yok sayılmadı. "İkincil" sözcüğü sahteliği değil, sırayı anlatır.
Terapist ayrımı nasıl yapar
Seansta duygunun katını gösteren bir ölçü yok; terapist ipuçlarından bir tahmin kurar ve danışanla sınar. Klinisyenlerin bu iş için kullandığı ipuçları ölçülmüş işaretler değil, uzman görüşü düzeyinde gözlemlerdir: İkincil duygu çoğu zaman çok hızlı gelir, genel ve suçlayıcı bir dille konuşur ("hep", "hiç"), aynı cümleleri döngü gibi tekrarlar ve bir rahatlama getirmez. Birincil duygu ise daha yavaş, daha somut ve daha kişiseldir; söylendiğinde oda çoğu zaman sessizleşir.
Terapistin bu ayrımı danışana nasıl açtığı, yani alttakine yaklaşan sorular ve tahminin hangi tonla önerildiği, M17-D06'nın konusu. Burada yalnız şu kadarı önemli: Terapist kendi tahminini bir hüküm gibi koymaz. "Bence aslında korkuyorsunuz" cümlesi, bir duyguyu bulmaktan çok, danışanın yerine konuşmak olur.
Kırılganlık burada tek başına değil, karşı eşin yanıtıyla birlikte etkili görünüyor; alttakini açmak, öteki eşin onu duyabileceği bir an da gerektiriyor.
Yaygın yanlış"Terapist alttaki duyguyu bulduğunda danışan bunu kabul etmek zorundadır."
Ayrım terapistin kafasında bir çalışma hipotezidir ve danışanın deneyimiyle sınanır. Danışanın düzeltmesi bir direnç işareti değil, tahmini inceltmenin yoludur; yanlış bir tahmini ısrarla dayatmak, kişiyi kendi duygusuna yabancılaştırabilir.
Usta katmanı
Ayrım formülasyonda önce bir yön işaretidir. İkincil bir duyguyla terapist tartışmaz, onu bastırmaz, üzerinde de oyalanmaz; altına yaklaşır. Birincil ve uyumlu bir duygunun ihtiyacını adlandırmaya yardım eder. Birincil ve uyumsuz bir duyguyu önce tanır, sonra onun kendini savunan bir öfke ya da yasla karşılaşmasına zemin hazırlar. Araçsal bir duyguda kişinin ne istediğini açıkça söylemesine çalışır. Ayrım aynı zamanda bir dengeleme işidir: Terapist iki eşin alttaki duygusunu aynı özenle görünür kılmazsa, ayrım bir taraf tutma aracına döner ve M16-D01'in anlattığı ittifak bölünmesine kapı açar.
Ayrım en kolay suçlama dilinde bozulur. "Öfken aslında korku, öyleyse kızmaya hakkın yok" çıkarımı ayrımın tersini yapar; ikincil bir öfke de bir baş etme biçimidir ve bir yaşam öyküsünden gelir. Terapistin sorusu "Bu öfkenin yanında başka ne var?" çizgisinde kalır. Ayrım bir eşin eline geçtiğinde de aynı tehlike var: "Sen aslında incinmişsin" cümlesi, karşıdakinin öfkesini susturmak için kullanılabilir.
Bir sınır daha var. Eşlerden biri ötekinden korkuyorsa, ötekinin öfkesinin altında bir incinme aramak, korkutucu davranışı anlaşılır kılarken onu sıradanlaştırabilir; böyle bir tabloda öfke önce bir risk işareti olarak değerlendirilir ve bunun yolu M16-D04'te anlatıldı.
Bir duygunun hangi kata ait olduğunu seansın akışı içinde, saniyeler içinde kestirmek, kayıtlı seansların bir süpervizörle tek tek konuşulduğu bir eğitimle olgunlaşan bir beceridir ve bu ders o çalışmanın yerine geçemez.
Yaygın yanlış"Birincil duyguyu ortaya çıkarmak her zaman ve hemen iyi gelir."
McKinnon ve Greenberg'in 2017 bulgusunda iyileşme, kırılganlık ifadesinin öteki eşin destekleyici yanıtıyla birleştiği etkileşimlerle bağlantılıydı. Dinleyen eş hazır değilken ya da zaman ve güven yokken açılan bir birincil duygu, onu söyleyeni daha korunmasız bırakabilir.
Kanıtın sınırı
Dört kartın dördü de tek bir araştırma geleneğinden, Greenberg'in yazarları arasında bulunduğu çalışmalardan geliyor ve duyguları onların geliştirdiği kodlama sistemleriyle sınıflandırıyor. İkisi çift değil bireysel terapide, depresyon yaşayan danışanlarla yapıldı; sonuçların çift terapisinde de geçerli olup olmadığı açık bir soru. Çift çalışmaları yirmi beş ve otuz iki çift gibi küçük örneklemlere dayanıyor, rastgele atama içermiyor ve bağları ilişkisel; kırılgan duygunun ortaya çıkması iyileşmenin nedeni olabileceği gibi, zaten iyiye giden çiftlerin bir özelliği de olabilir. Araçsal duygu kategorisi bu kartlarda hiç ölçülmedi. Duyguların hangi katta yaşandığı ve nasıl gösterildiği kültürle de biçimleniyor; Türkçe konuşan çiftlerde bu kodlamanın aynı biçimde işleyip işlemediği bu kaynaklardan bilinmiyor ve bağımsız ekiplerce tekrarlanması bekleniyor.
Kendin dene
Aklında kalsın
Birincil ve ikincil ayrımı bir duygunun gücünü ya da haklılığını değil, sırasını sorar: Olaya mı yanıt veriyor, başka bir duyguya mı?
Sert ve yumuşak, duygunun karşıdakine nasıl göründüğünü anlatır; birincil ve ikincil ise onun ne iş gördüğünü. Kendini savunan bir öfke birincil olabilir, bir gözyaşı ikincil.
Eşlerin karşılaştığı katman sıklıkla ikincildir ve iki ikincil tepki birbirini besler. Kırılgan duygunun söylenip duyulması daha iyi seanslarla birlikte gidiyor, ama kanıt küçük ve tek ekipten.
Terapistin ayrımı bir hipotezdir, danışanın deneyimiyle sınanır. Kişiyi "yanlış duyguyla" suçlamak için kullanıldığında, ya da korkunun olduğu bir ilişkide şiddeti anlaşılır kılmak için kullanıldığında, ayrım işlevini yitirir.
Sonraki derse köprü
Ümit'in öfkesiyle Arzu'nun soğukluğu birbirini çağırıyordu ve ikisi de suçluyu karşısında arıyordu. Bir sonraki adım, bu bakışı değiştirmek: Sorun Ümit ya da Arzu değilse, ikisinin arasında kendi kendini döndüren örüntü neyse, terapi ona nasıl bir ad verir ve bu yeni ad iki eşi aynı tarafa nasıl geçirir? Eşleri birbirinin karşısından alıp döngünün karşısına yerleştiren bu çerçeveye bakacağız. Döngüyü düşman yapmak.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.