İçeriğe geç

M12-D01

İlişkiler neden biter

Ayrılığı öngören ilişkisel ve dışsal etkenlere dair araştırmaları değerlendirir ve "sevgi bitti" açıklamasının ötesine geçer.

İlişki ve Çift Terapisi Akademisi — M12, Ayrılık ve boşanma · 3.139 kelime · 16 örnek durum · 5 kanıt kartı · ≈ 14 dk okuma · 21 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Bitişten sonra anlatılan hikâye ile bitişten önce toplanan veri aynı şeyi söylemez. Hikâye anlamı taşır ve suçu çoğu zaman karşıya bırakır; veri ise etkileşimi, bağlılığı, çevreyi, parayı ve aile geçmişini birlikte gösterir. Son damla kararı düğümler, yolu hazırlamaz. Büyük bir örneklemde boşananların kabaca yarısı kavgalı değil, sakin ama bağlılığı incelmiş evliliklerden çıkıyordu. Ayrılık kimine kurtuluş, kimine kayıptır; ikisinde de tek bir suçlu nadiren bulunur.

Açılış sahnesi

Ayrı yaşamaya başlayalı dört ay olmuş. Bir perşembe akşamı Ayten, iş yerinden yakın bir arkadaşıyla telefonda konuşuyor. Arkadaşı nazikçe soruyor: "On bir yıl kolay değil. Ne oldu size?" Ayten bir an duruyor, sonra herkese verdiği cevabı veriyor: "Sevgi bitti. Kimsenin suçu yok, bitti işte."

Aynı saatlerde Kürşat, ağabeyiyle mahalledeki çay bahçesinde oturuyor. Ağabeyi aynı soruyu daha az nazik soruyor. Kürşat'ın cevabı hazır: "Ayten değişti. İzmir'e taşındığımızdan beri başka biri oldu. Ben aynı adamım."

İki cevap da samimi ve ikisi de eksik. Ayten'in hikâyesinde Kürşat'ın iki yıl önce işini kaybettiği, arabanın borcu için ev bütçesinin aylarca kâğıt üstünde hesaplandığı yok. Kürşat'ın hikâyesinde, son beş yılda doğru dürüst kavga etmedikleri ama doğru dürüst konuşmadıkları da yok. Ayten'in dokuz yaşındayken anne babasının boşandığını ikisi de biliyor; ikisinin de aklına bunun bir ilgisi olabileceği gelmiyor. Her biri kendi anlatısının içinde tutarlı. Ama hiçbiri, ilişkiyi zaman içinde bitişe taşıyan şeylerin bütününü görmüyor.

Bu derste ne olacak

Bu derste "İlişkimiz neden bitti?" sorusuna iki ayrı yerden bakacağız: ayrılan insanların kendi anlattığı nedenler ve araştırmacıların çiftleri ayrılmadan önce ölçüp yıllarca izleyerek bulduğu öngörücüler (predictors). Bu ikisinin neden aynı haritayı çizmediğini görecek, serinin önceki modüllerindeki bulguları bir araya getirip ilişkisel ve dışsal etkenleri yan yana koyacağız. Son olarak, mutsuz olmadığı hâlde biten evliliklere bakıp "sevgi bitti" açıklamasının neyi gösterip neyi örttüğünü tartışacağız. Bu modülün çıkış noktası şu: Bazı ilişkiler biter ve bazen bitmesi, iki kişi için de en sağlıklı sonuçtur. Bu yüzden ayrılığı burada bir başarısızlık hikâyesi olarak değil, anlaşılması gereken bir süreç olarak ele alıyoruz.

Sıfır noktası

Bir ilişkinin neden bittiğine dair iki tür bilgi var ve ikisi sık sık karıştırılıyor. Birincisi, bitişten sonra kurulan anlatı. İkincisi, bitişten önce toplanmış, kimin ayrılacağı henüz bilinmezken ölçülmüş veriler.

Geriye dönük açıklama yalan demek değil. Kişinin yaşadığı acıyı, utancı ya da rahatlamayı taşıyabileceği bir biçime sokması, insanın kendini toparlamasının bir parçası. Ama aynı özellik onu sınırlı bir bilgi kaynağı yapıyor: Hikâye, hikâyeyi anlatanın şu anki ihtiyacına göre biçimleniyor. M07-D04'te gördüğümüz dağılma basamaklarının son evrelerinden biri tam da buydu; evliliğin bütün geçmişi bugünkü bakışla yeniden okunuyor.

Mekanizma

İnsanların söylediği nedenler

Ayrılan kişilere neden ayrıldıklarını sormak, bu alandaki en eski yöntemlerden biri. Cevaplar, insanların bitişi hangi dille anlamlandırdığını gösterdiği için değerli.

Bu listede dikkat çeken bir şey var: En sık işaretlenen neden, Ayten'in "sevgi bitti" cümlesine en yakın olanı. Duygusal ihtiyaçların karşılanmaması ve birbirinden uzaklaşma, bir olay değil, bir sonuç tarifi. Neyin uzaklaştırdığını söylemiyor.

Daha yeni bir çalışma, nedenleri iki katmana ayırarak sordu: Ayrılığa uzun süre katkıda bulunanlar ve kararı son olarak düğümleyen olay.

Son bulgu küçük ama öğretici: Kendini suçlayandan çok eşini suçlayan vardı. Bu, kimsenin dürüst olmadığı anlamına gelmiyor; ayrılık anlatısının, kendi payını görmeyi zorlaştıran bir yapısı olduğunu düşündürüyor.

Peki iki eski partner aynı bitişi nasıl anlatıyor? Bu soruyu sormak için iki tarafa da ulaşmak gerekiyor ve bunu yapan çalışma sayısı az.

Araştırmanın gördüğü öngörücüler

Öngörücü çalışmalar ters yönden çalışıyor: Çiftleri bir arada ve henüz kimin ayrılacağı bilinmezken ölçüyor, sonra yıllarca izleyip kimlerin ayrıldığına bakıyor. Bu seride bu tür bulguların çoğunu gördük; burada onları yan yana koyalım. M11-D10'un gitme gerekçeleri listesinde de ihanet yalnızca bir kalemdi.

M01-D02 bu boylamsal literatürün yöntem açıklarını özetlemişti. M01-D03'te, ilk yıllarında çok memnun olup sonradan boşanan çiftlerin, memnuniyet puanlarıyla değil yeni evliyken gözlenen olumsuz etkileşimleriyle ayrıştığını gördük. O çiftlerde sevgi başta yerindeydi; gözden kaçan, tartışma anında birbirlerine nasıl davrandıklarıydı.

M06-D05, çatışmadaki olumsuzluğun erken boşanmayla, olumlu duygunun eksikliğinin ise daha geç gelen boşanmayla bağlantılı olduğunu göstermişti. Ayten ile Kürşat'ın "kavga etmeyip konuşmadıkları" beş yıl, bu ikinci yola daha çok benziyor. M10-D02'de bir başka yol vardı: evliliğin başındaki romantizmin hızla sönmesiyle gelen hayal kırıklığı. Evlilik dışı ilişkilerdeki ayrılığı öngören etkenleri toplayan M05-D01 ise bağlılığı, sevgiyi ve ötekini benliğe katmayı en güçlü öngörücüler arasında saymıştı; sosyal çevrenin desteği de güçlüydü, kişilik ölçümleri ise sınırlı kalıyordu.

Bu tabloda ilişkisel etkenler kişisel etkenlerden daha çok iş görüyor. "O zaten zor bir insandı" diye anlatılan bitişler, öngörücü verilerde iki kişinin birbirine nasıl davrandığına dönüşüyor.

Ama ilişki boşlukta yaşamıyor. M08-D05, ekonomik baskının eşlerin ruh hâli ve birbirine davranışı üzerinden ilişkiye nasıl sızdığını anlatmıştı. Kürşat'ın iş kaybı ve araba borcu, hikâyelerin hiçbirinde yer almayan ama verinin ciddiye aldığı türden bir dışsal etken. Dışsal etkenlerin bir başkası ise kişinin ilişkiye getirdiği aile geçmişi.

Bu bulgu Ayten için bir hüküm değil; olasılığın artması, sonucun belirlenmesi demek değil. Bulgunun ince yanı başka: Risk, anne babanın kavgasından değil, kavgasız bir evliliğin de bitebileceğini görmekten geçiyor olabilir. Bir sonraki alt başlık bu fikri büyütüyor.

Mutsuz olmadan biten evlilikler

"Sevgi bitti" açıklamasının en çok sarsıldığı yer burası. Boşanmaya giden her evliliğin bir kavga ve mutsuzluk dönemiyle bittiğini varsayarız. Veriler bunun yalnızca yarı doğru olduğunu söylüyor.

Bu bulgunun ilk yarısı modülün tezini destekliyor. Kavgalı, aşağılayıcı ya da yorucu bir evlilikten çıkan kişiler sonradan daha mutlu olduklarını söylüyor. Burada boşanma bir yenilgi değil, bir çıkış. Bulgunun ikinci yarısı ise daha zor bir soru soruyor: Görece iyi bir evlilikten çıkanların mutluluğu düştü. Bu, onların yanlış karar verdiğini kanıtlamıyor; ama bitişin her zaman ilişkinin kötülüğünden kaynaklanmadığını gösteriyor. Bazı evlilikler, iki kişi de içinde fena olmadığı hâlde, evliliği sürdürmeye dair bağlılık zayıf olduğu için bitiyor.

Ayten'in "sevgi bitti" cümlesi iki yola da uyabiliyor. Birinde sevgi yıllarca süren çatışmanın altında aşınmıştır; ötekinde belki yerindedir ama onu taşıyan gündelik özen ve ortak gelecek beklentisi incelmiştir. Cümle aynı, altındaki süreç farklı.

Yaygın yanlış"İnsanlar ayrılırken neden ayrıldıklarını en iyi kendileri bilir."
Doğrusu

Boşanmış kişilerin anlatılarında sorumluluk çoğunlukla karşı tarafa yükleniyor (Scott, Rhoades, Stanley, Allen ve Markman, 2013). Kişinin anlattığı neden, bitişi nasıl anlamlandırdığını gösterir; bitişi neyin hazırladığını göstermek için ayrılmadan önce toplanmış veriye ihtiyaç var.

Yaygın yanlış"Biten her evlilik, önce mutsuz ve kavgalı bir evlilikti."
Doğrusu

İki ölçüm arasında boşanan çiftlerin yaklaşık yarısı, boşanmadan önce düşük sıkıntılı bir ilişki bildirdi (Amato ve Hohmann-Marriott, 2007). Bitiş, ilişki kalitesinin düşüklüğünden olduğu kadar evliliğe bağlılığın zayıflığından da gelebiliyor.

Yaygın yanlış"Anne babası boşanan, kavga görmüş olduğu için boşanır."
Doğrusu

Mutsuz ama evli kalan anne babaların çocuklarında boşanma riski yükselmedi; aktarım en çok, boşanmadan önce az çatışma bildiren anne babaların çocuklarında görüldü (Amato ve DeBoer, 2001). Yazarlar bunu kavganın öğrenilmesinden çok bağlılık tutumuyla açıklıyor.

Yaygın yanlış"Bir ilişkiyi bitiren şey, son kavgadır."
Doğrusu

Boşanmış kişilerin son damla olarak saydığı olaylar, ayrılığa uzun süre katkıda bulunduğunu söyledikleri nedenlerle aynı değildi (Scott, Rhoades, Stanley, Allen ve Markman, 2013). Son olay kararı düğümler; o noktaya gelişi yıllara yayılmış etkenler hazırlar.

Usta katmanı

Ayrılığın eşiğindeki ya da ayrılmış bir çiftle oturan deneyimli bir terapist, ilk seanslarda iki ayrı soruyu ayrı tutar. Birincisi, "Size göre neden bitti ya da bitiyor?" Bunun cevabı bir neden değil, bir anlatıdır; kimi suçladığını ve neyi dışarıda bıraktığını gösterir. İkincisi, "İlişki zaman içinde neyle yüklendi?" Bu soru iş, para, taşınma, hastalık, aile geçmişi ve gündelik etkileşim gibi alanlara açılır. İki cevabın örtüşmesi gerekmez.

Terapist, iki anlatıdan hangisinin doğru olduğuna karar vermez; Ayten ile Kürşat'ınki gibi iki hikâye çoğu zaman aynı ilişkinin farklı yüzlerini taşır. "Bu yıllarda ikiniz dışında neler oluyordu?" gibi bir soru, suçun adresini değiştirmeden bakışı genişletir.

Bitişin hangi yoldan geldiğini anlamak da terapistin önüne farklı işler koyar. Yüksek çatışmalı bir ilişkide ayrılma kararı çoğu zaman bir rahatlama getirir; terapist onu bir yenilgi gibi yaşatmaz. Düşük sıkıntılı bir bitişte ise çift, çevresine anlatacak bir neden bulamamanın sıkıntısını yaşayabilir; terapist, kötü bir olay olmadan da bir ilişkinin bitebileceğini konuşulabilir kılar. Ayrılmakla kalmak arasındaki kararın kendisi M11-D10'un konusuydu; burada terapistin odağı kararın değil, anlamın üzerindedir.

Son damla olarak aile içi şiddet ya da madde kullanımı anılıyorsa, bitişin nedenini iki kişiyle aynı odada yeniden kurmak uygun bir başlangıç değildir. Böyle bir geçmiş, ortak bir "neden bitti" konuşmasını, korkan taraf için yeni bir baskı anına çevirebilir. Terapist önce ayrılığın şu anda kimi hangi riske soktuğunu öğrenir, ayrılık sonrasında da sürebilecek tehditleri ciddiye alır ve ortak çalışmayı ancak bu risk netleştikten sonra düşünür.

Kanıtın sınırı

İki tür kanıtın sınırları farklı. Gigy ile Kelly'nin, Scott'ın ekibinin ve Sprecher'in çalışmaları bitişten sonra toplanmış anlatılara dayanıyor; insanların nasıl düşündüğünü gösterir, neyin neye yol açtığını göstermez. Scott'ın örneklemi yalnızca belli bir eğitime katılmış elli iki kişiden, Sprecher'inki kırk yedi flört çiftinden oluşuyor; bunları evli çiftlere ya da başka kültürlere genellemek dikkat ister. Amato'nun iki çalışması geniş ve ulusal örneklemlere dayanıyor, ama yine de gözlemsel; anne babanın boşanmasının bir bağlılık tutumu yoluyla işlediği, yazarların yorumu. Düşük ve yüksek sıkıntılı grupların ayrımı da istatistiksel bir kümelemeden geliyor, gerçek çiftlerin hepsi iki kutba net biçimde ayrılmıyor. Bu çalışmaların neredeyse hepsi, boşanmanın hukuki ve toplumsal bedelinin farklı olduğu ortamlarda yapıldı; aile çevresinin ayrılık kararına güçlü biçimde katıldığı toplumlarda aynı oranların tekrarlanıp tekrarlanmadığı bilinmiyor. Burada aktardığımız çalışmalar aynı cinsiyetten çiftleri ayrıca incelemiyor; onların ayrılık anlatılarının öngörücülerle ne ölçüde örtüştüğü açık bir soru olarak duruyor.

Kendin dene

Aklında kalsın

Bitişten sonra anlatılan hikâye ile bitişten önce toplanan veri aynı şeyi söylemez. Hikâye anlamı taşır ve suçu çoğu zaman karşıya bırakır; veri ise etkileşimi, bağlılığı, çevreyi, parayı ve aile geçmişini birlikte gösterir. Son damla kararı düğümler, yolu hazırlamaz. Büyük bir örneklemde boşananların kabaca yarısı kavgalı değil, sakin ama bağlılığı incelmiş evliliklerden çıkıyordu. Ayrılık kimine kurtuluş, kimine kayıptır; ikisinde de tek bir suçlu nadiren bulunur.

Sonraki derse köprü

Bu dersin bulgularında görünmeyen bir an var: Bitişten önce, iki kişiden yalnızca birinin ayrılmayı düşünmeye başladığı dönem. Düşük sıkıntılı evliliklerde bu dönem çoğu zaman dışarıdan fark edilmiyor; biri içinden çıkış hesapları yaparken öbürü ilişkinin olağan seyrinde olduğunu sanıyor. Kararsız olan taraf ne kalmaya ne gitmeye tam bağlanırken, öbür taraf ne olduğunu anlamadan değişen bir havayı soluyor. Bu belirsizlik uzadıkça ikisine de ne kazandırıyor, neye mal oluyor? Kararsızlık evresi.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.