İçeriğe geç

M11-D07

Güveni yeniden kurmak

Sadakatsizlik sonrası güvenin yeniden kurulmasında şeffaflığın, sorumluluk almanın ve zamanın rolünü açıklar.

İlişki ve Çift Terapisi Akademisi — M11, Güven ve ihanet · 2.911 kelime · 16 örnek durum · 4 kanıt kartı · ≈ 13 dk okuma · 19 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Sadakatsizlikten sonra güven tek bir özürle değil, birbirini tamamlayan üç unsurla geri gelir: saklananın kalmaması, ihlalin sahiplenilmesi ve bunların zaman içinde tekrar tekrar görülmesi. Şeffaflık, sorulara tutarlı cevap vermektir; sınırsız denetim değildir. Kanıt karşısında yükü paylaştırmak ya da küçültmek, onarımı geri çeker. Zarar gören kişi için zaman bir takvim değil, gözlem fırsatlarının toplamıdır. Elimizdeki veriler az ama umut vericidir: Kendi yolunu bulan çiftlerin bir bölümü, ihlal yaşamamış çiftlerden ayırt edilemeyecek bir yere ulaşabiliyor.

Açılış sahnesi

Akşam yemeği bitmiş, bulaşık makinesi çalışıyor. Yeliz masadan kalkmadan bir soru soruyor: "O cuma, Ankara'daki toplantıdan sonra doğrudan otele mi döndün?" Gökhan çatalı tabağa bırakıyor. "Bunu üç kez konuştuk." Yeliz başını sallıyor ama soruyu geri almıyor.

Dört ay önce Gökhan, iş yerinden bir kadınla yaşadığı yarım yıllık ilişkiyi kendisi anlatmıştı. Yeliz bir şey bulmamıştı; Gökhan bir gece mutfakta oturup söylemişti, ilişkiyi bitirdiğini de eklemişti. O geceden beri ikisi de aynı evde, aynı yatakta, aynı çocuğun okul servisini bekleyerek yaşıyor. Ama Yeliz'in soruları bitmiyor. Gökhan bunları bir cezaya, bir sorguya benzetiyor. Yeliz ise başka bir şey yapıyor: Her soruda cevabın değişip değişmediğine bakıyor.

Gökhan o akşam sabrının sınırına geliyor ve iki cümle söylüyor. İlki: "Dört ay oldu, ne zaman geçecek bu?" İkincisi, daha alçak sesle: "O dönem sen de çok uzaktın zaten." Yeliz susuyor. İlk cümlede bir takvim, ikincisinde bir pay bölüşümü duyuyor. İkisi de ona, dört aydır biriktirdiği küçük güvenin bir anda geri çekildiğini hissettiriyor.

Bu derste ne olacak

Bu derste sadakatsizlikten sonra güvenin nasıl yeniden örülebildiğine bakacağız ve bunu üç başlıkta toplayacağız: şeffaflık, sorumluluk almak ve zaman. Önce sırrın açığa çıkmasının, terapideki çiftlerin seyrini nasıl etkilediğini gösteren küçük ama düşündürücü verilere geçeceğiz. Ardından özrün hangi durumda güveni onardığını, hangi durumda onaramadığını sınayan deneylere bakacağız. Sonra zamanın tek başına değil, içi doldurulduğunda iş gördüğünü konuşacağız. Usta katmanında terapistin bu üç unsuru birbirine nasıl bağladığını izleyeceğiz. Bir kalma ya da ayrılma kararı vermek bu dersin işi değil; burada yalnızca güvenin yeniden kurulma sürecini anlamaya çalışıyoruz.

Sıfır noktası

M11-D01 güveni üç katmana ayırmıştı. Sadakatsizlik bu katmanların üçünü birden sarsabiliyor: her günkü davranışın tutarlılığını, sıkışılan anda desteğe güveni ve birlikte bir gelecek beklentisini. Yeliz'in sorduğu tekrar eden sorular, en alttaki katmanı, yani öngörülebilirliği yeniden ölçme çabası. Gökhan'ın söylediklerinin aynı kalıp kalmadığına bakmak, ona "Bu insanın sözüne bundan sonra dayanabilir miyim?" sorusunun küçük bir cevabını veriyor.

M11-D02 sadakatsizliğin çiftten çifte farklı tanımlandığını gösterdi. Bu derste tanım tartışmasını bir kenara bırakıp şunu varsayacağız: Bir ihlal yaşandı, iki taraf da bunun bir ihlal olduğunu kabul ediyor ve ilişkiyi sürdürmeyi en azından deniyor. Soru artık "Ne oldu?" değil, "Bundan sonra ne olacak?".

Tanımdaki "tekrarlanan" sözcüğü dersin omurgası. Bir özür, bir söz, bir jest güven onarımının parçası olabilir, ama hiçbiri tek başına onu tamamlamıyor.

Mekanizma

Şeffaflık: sırrın kapanması

Sadakatsizliğin yaralayan yanlarından biri, ilişkinin bir döneminde iki ayrı gerçeklik yaşanmış olması. Biri olanları biliyor, öteki bilmiyor. Güven onarımının ilk koşulu, bu iki gerçekliğin yeniden tek bir gerçekliğe dönüşmesi. Bunun ilişkinin seyrine nasıl yansıdığını, davranışçı çift terapisinin geniş bir denemesinden gelen küçük bir alt grup gösteriyor.

Bu bulgu ilk bakışta umut veriyor: Açığa çıkmış bir ihanet, terapinin işlemesini engellemiyor. Ama daha dikkat çekici olan, aynı çiftlerin yıllar içindeki seyri.

Yazarlar burada iki yol görüyor: Bazı sadakatsizlik çiftleri iyileşmeyi sürdürüp öteki çiftlerden ayırt edilemez hâle geliyor, bazıları ise belirgin biçimde kötüleşiyor. Gizliliğin ikinci yolla daha sık birlikte görülmesi, bir nedensellik kanıtı değil. Belki sırrı saklayanlar zaten ilişkiden uzaklaşmış kişilerdi. Ama veri, ihlal saklandıkça onarımın başlayacak bir zemin bulamadığı fikriyle uyumlu.

Şeffaflığın ne olduğunu da doğru kurmak gerekiyor. Burada kastedilen, ihlali yapan kişinin sorulara tutarlı ve dürüst cevap vermesi, ilişkinin bittiğini söylemesi ve bunun doğru olması. Partnerin her hareketini denetlemesi değil. Kişisel alanın nerede bittiği ve gizliliğin nerede başladığı bambaşka bir tartışma; serinin sonraki dersi tam oraya bakıyor.

Sorumluluk almak: özür ve inkâr

Gökhan'ın ikinci cümlesi, "O dönem sen de çok uzaktın", belki kısmen doğru bir gözlem. İlişkide bir uzaklık olmuş olabilir. Ama ihlalin hemen ardından, ihlali yapan kişinin ağzından gelince bu cümle bir açıklama olarak değil, yükün bir kısmını geri gönderme olarak duyuluyor.

Güven onarımına dair deneysel veriler çift ilişkisi dışından geliyor, ama düşündürücü bir ayrım koyuyor.

Bu bulgudan çift ilişkisine bir ders taşınacaksa, taşınacak olan ikinci kısmı. Sadakatsizlik açığa çıktığında suçluluk zaten ortada. Böyle bir durumda inkâr etmek, küçültmek ya da yükü dağıtmak, kanıt karşısında yapılan bir inkâra benziyor. Dürüstlük ihlalinde inkârın işe yaradığı durum ise, kişinin gerçekten masum olduğu durum; açılış sahnesinde böyle bir şey yok.

M07-D07'nin onarım girişimleri bir tartışmanın içinde gerilimi düşüren küçük hamlelerdi. Burada söz konusu olan farklı: Bir tartışmayı yatıştırmak değil, bir ihlalin sahibini belirlemek. "Haklısın" demek bir tartışmada köprü kurabilir; sadakatsizlikten sonra ise "Bunu ben seçtim" demek gerekiyor.

Zaman: takvim değil, birikim

Gökhan'ın "Ne zaman geçecek?" sorusu anlaşılır bir soru. Ama soruyu soran kişinin ihlali yapan taraf olması, zamanın hızını kimin belirlediğini de gösteriyor. Zarar gören taraf için zaman, ötekinin söylediğinin tutup tutmadığını görebileceği gözlem fırsatlarının toplamı.

Bağışlamanın ne olduğu, M11-D06'nın konusu. Bu derste önemli olan, iyileşmenin bir tedavi süreci boyunca ve aşama aşama ortaya çıkması; tek bir konuşmanın ardından değil. Marín ve arkadaşlarının beş yıllık izleminde evli kalan çiftlerin memnuniyetinin zamanla artması da aynı yöne işaret ediyor. Ama bu artış, zamanın kendisinden mi, o zaman içinde yaşananlardan mı geliyor, veriler bunu ayırmıyor.

Zamanın takvimle değil birikimle ölçüldüğünü düşünmek, iki tarafa da bir şey kazandırıyor. İhlali yapan kişi için "ne zaman" sorusu, "kaç kez tutarlı davrandım" sorusuna dönüşüyor. Zarar gören kişi için de iyileşmenin bir kesin tarihi olmadığı, ama ilerlemenin gözlenebilir olduğu ortaya çıkıyor.

Yaygın yanlış"Zaman her şeyin ilacıdır; beklersen kendiliğinden geçer."
Doğrusu

Beş yıllık izlemde evli kalan çiftlerin memnuniyeti artmış, ama bir grup çift de belirgin biçimde kötüleşmiş (Marín, Christensen ve Atkins, 2014). Zamanın neyle doldurulduğu, tek başına geçen süreden daha belirleyici görünüyor.

Yaygın yanlış"Sadakatsizliği hiç söylememek, partneri korumanın en iyi yoludur."
Doğrusu

Davranışçı çift terapisi denemesinde gizli kalan sadakatsizlik çiftlerinde boşanma oranı, açığa çıkmış olanlardan yüksekti (Marín, Christensen ve Atkins, 2014). Gruplar küçük ve neden-sonuç ilişkisi kurulamıyor, ama veri saklamanın ilişkiyi koruduğu fikrini desteklemiyor.

Yaygın yanlış"Güçlü bir özür, güveni hemen yerine koyar."
Doğrusu

Deneysel çalışmalarda özrün etkisi, ihlalin türüne ve sonradan çıkan kanıta göre değişti (Kim, Ferrin, Cooper ve Dirks, 2004). Bir özür onarımın başlangıcı olabilir; onarımın kendisi tekrarlanan davranışla sürüyor.

Yaygın yanlış"Sadakatsizlik yaşamış bir çift asla eskisi gibi olamaz."
Doğrusu

Beş yıllık izlemde evli kalan sadakatsizlik çiftleri, memnuniyet ve istikrarda sadakatsizlik yaşamayan çiftlerden ayırt edilemedi (Marín, Christensen ve Atkins, 2014). Eskisi gibi olmak mümkün mü bilinmez, ama iyi bir ilişkiye ulaşmak mümkün görünüyor.

Usta katmanı

Sadakatsizliğin ardından kapıyı çalan çiftlerde deneyimli bir terapist, üç unsuru aynı anda değil, belirli bir sırayla gözetir. Önce şeffaflığın ne durumda olduğuna bakar: İlişki gerçekten bitti mi, hâlâ saklanan önemli bir bilgi var mı? Sır sürüyorsa, ötekinin bilmediği bir gerçeklik üzerine kurulacak her çalışmanın temelsiz kalacağını bilir. Bu noktada terapistin kendisi de zor bir yerde durur; bir eşin ona söylediği ama ötekine söylemediği bir sırrın taşıyıcısı olmak istemez.

İkinci olarak, sorumluluğun dilini dinler. İhlali yapan kişinin cümlelerinde öznenin kim olduğuna dikkat eder: "Böyle bir şey oldu" mu, "Bunu ben yaptım" mı? İlişkinin önceki sorunlarını konuşmayı yasaklamaz; ama bu konuşmayı, ihlalin sahiplenildiği bir zemine kadar erteler. Bu sıralama katı bir kural değil, bir önceliklendirme; aynı cümle, ihlal sahiplenilmeden önce ve sonra bambaşka duyulduğu için.

Üçüncü olarak, zamanın iki taraf için farklı aktığını görünür kılar. İhlali yapan taraf çoğu zaman bir an önce geçmek ister, zarar gören taraf ise acele edilmesini yeni bir hiçe sayılma gibi yaşar. Terapist bu iki tempoyu birbirine dayatmak yerine, ilerlemenin hangi gözlenebilir işaretlerle anlaşılacağını çiftle birlikte belirler.

Burada bir sınır çizmek şart. Bazı evlerde ihlalin öğrenilmesi, bağırmaktan öteye geçen tehditlere, eşyaya zarar vermeye ya da birinin evde tedirgin dolaşmasına yol açar. Böyle bir tablo varsa güven onarımı beklemeye alınır; ortak seanslar, kimin zarar görme riski taşıdığı açıklığa kavuşmadan başlatılmaz. Şeffaflık adına yapılan bir yüzleşme, böyle bir ortamda tehlikeyi büyütebilir.

Kanıtın sınırı

Bu dersin ana kanıtları çok dar bir tabana dayanıyor. Atkins ve arkadaşları ile Marín ve arkadaşlarının verisi, sadakatsizlik için tasarlanmamış bir denemenin içindeki on dokuz çiftten geliyor; gizli grubun yüzdeleri bir avuç çifte dayandığı için tek bir çiftin farklı sonuçlanması tabloyu değiştirebilir. Gordon'un ekibinin elindeki veri altı çiftlik bir vaka serisi ve karşılaştırma grubu yok. Kim ve arkadaşlarının deneyleri çift ilişkisi dışında yapıldı; sonuçlarını sadakatsizliğe genellemek bizim çıkarımımız. Gizliliğin boşanmaya yol açtığı da söylenemez; ilişkiden çoktan uzaklaşmış birinin sır tutmaya daha yatkın olması aynı tabloyu üretebilir. Çalışmaların hepsi belli bir terapi geleneği ve belli kültürel bağlamlar içinde yürütüldü; aile itibarının ve geniş akraba çevresinin sürece dahil olduğu toplumlarda şeffaflık ile sorumluluğun nasıl işlediği bilinmiyor. Aynı cinsiyetten çiftlerde bu süreçleri doğrudan inceleyen veriye de burada yer veremedik. Bu bulguların daha geniş örneklemlerle tekrarlanması gerekiyor.

Kendin dene

Aklında kalsın

Sadakatsizlikten sonra güven tek bir özürle değil, birbirini tamamlayan üç unsurla geri gelir: saklananın kalmaması, ihlalin sahiplenilmesi ve bunların zaman içinde tekrar tekrar görülmesi. Şeffaflık, sorulara tutarlı cevap vermektir; sınırsız denetim değildir. Kanıt karşısında yükü paylaştırmak ya da küçültmek, onarımı geri çeker. Zarar gören kişi için zaman bir takvim değil, gözlem fırsatlarının toplamıdır. Elimizdeki veriler az ama umut vericidir: Kendi yolunu bulan çiftlerin bir bölümü, ihlal yaşamamış çiftlerden ayırt edilemeyecek bir yere ulaşabiliyor.

Sonraki derse köprü

Bu derste şeffaflığı, sorulara dürüst ve tutarlı cevap vermek olarak tanımladık ve sınırsız denetimden ayırdık. Ama bu ayrımın ardında daha temel bir soru duruyor: Bir ilişkide her şeyi paylaşmak zorunda mıyız, yoksa her insanın yalnızca kendine ait bir iç alanı olabilir mi? Mahremiyeti, yani kendine ait bir alanı korumak ile ötekinden bir şey saklamak aynı şey değil; ama bu ikisinin arasındaki çizgi, güvenin sarsıldığı bir dönemde kolayca bulanıklaşıyor. Bir mektubu okumamak, bir parolayı sormamak ya da sormak, bu çizgiyi nereye koyduğumuzu gösteriyor. Mahremiyet ve gizlilik.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.