İçeriğe geç

M11-D06

Affetmek

Affetmeyi barışmaktan, unutmaktan ve onaylamaktan ayırt eder ve affetmenin kişiye ve ilişkiye etkisini kanıtla aktarır.

İlişki ve Çift Terapisi Akademisi — M11, Güven ve ihanet · 3.109 kelime · 17 örnek durum · 5 kanıt kartı · ≈ 14 dk okuma · 21 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Affetme, incinen kişinin içinde gerçekleşen bir güdü değişimi; barışma iki kişinin işi, unutmak çoğu zaman mümkün değil, onaylamak ise affetmenin konusu bile değil. Öç isteği, uzak durma isteği ve iyi niyet ayrı ayrı değişebilir ve her biri çatışma çözümüne ayrı bir iz bırakır. Affetmenin affedene katkısı, bağlılığın güçlü olduğu ilişkilerde daha belirgin. İlişkiye etkisi ise affedilenin davranışına bağlı: Seyrek inciten biri için koruyucu olan affetme, sürekli incitenle yaşayan biri için aşındırıcı olabiliyor. Affetmemek de kişinin kendi koşullarında vardığı meşru bir sonuç.

Açılış sahnesi

Evlilik yıl dönümleri bir perşembeye denk geliyor. Tuncer akşam yemeğinden sonra masayı toplarken durup soruyor: "Beni affettin mi artık?" Melek elindeki bardağı tezgâha bırakıyor ve cevap veremiyor.

Dokuz ay önce Melek, Tuncer'in eski bir iş arkadaşıyla aylarca süren gece yarısı yazışmalarını öğrenmişti. O günden beri çok şey değişti. Aynı evde yaşıyorlar, birlikte alışverişe gidiyorlar, geçen hafta bir arkadaşlarının şakasına ikisi aynı anda gülmüştü. Melek artık her akşam ağlamıyor; o kadının adını duyduğunda midesi eskisi gibi kasılmıyor.

Ama unutmadı da. Bazı geceler Tuncer telefonuna bakarken o eski mesajlardan bir cümle aklına geliyor. Olanın "bir hata, olur böyle şeyler" diye geçiştirilmesine de razı değil; kız kardeşi "Artık kapatın şu konuyu" dediğinde öfkelenmişti. Tuncer'in sorusu ona üç ayrı soru gibi geliyor: Barıştık mı? Unuttum mu? Olanı kabul edilebilir buldum mu? Birincisine evet, ikincisine hayır, üçüncüsüne kesinlikle hayır diyebilir. Peki o zaman affetmiş sayılır mı? O gece ikisi de bu sorunun cevabını bilmeden yatıyor.

Bu derste ne olacak

Affetmenin ne olduğunu ve ne olmadığını ayıracağız. Önce affetmeyi, onunla sık karıştırılan üç şeyden ayıracağız: barışmak, unutmak ve olanı onaylamak. Sonra affetmenin bir duygudan çok bir güdü değişimi olarak nasıl ölçüldüğüne ve bu değişimin çiftin çatışmaları nasıl çözdüğüyle bağına bakacağız. Ardından affetmenin affeden kişinin iyi oluşuna ne kattığını, bu katkının hangi ilişkilerde daha belirgin olduğunu konuşacağız. Son olarak affetmenin her ilişkide aynı sonucu vermediğini, bazı bağlamlarda affedenin aleyhine işleyebildiğini gösteren bulgulara geçeceğiz. Ders boyunca affetmeyi bir görev ya da erdem ölçüsü olarak değil, kişinin kendi koşullarında verdiği bir karar olarak ele alacağız; affetmemek de bu kararın meşru bir sonucu.

Sıfır noktası

Gündelik dilde "affettim" sözü çok farklı şeyler anlatabiliyor: "Artık konuşmuyoruz bunu", "Unuttum gitti", "Önemli değil" ya da "Hâlâ kızgınım ama onunla yaşıyorum". Araştırmacılar bu karmaşayı çözmek için affetmeyi incinen kişinin içinde olan bir değişim olarak tanımlıyor. Değişen şey olayın hatırası değil, kişinin incitene karşı ne yapmak istediğidir: ona zarar vermek, ondan uzak durmak ya da ona iyi davranmak.

M08-D04 incinmenin kendisine kırgınlık adını vermişti; affetme o kırgınlığın sonrasında başlıyor. M11-D02 sadakatsizliğin sınırlarını çizmişti, M11-D05 ise keşif anına ayrılmıştı. Melek'in mutfağındaki soru, o anın aylarca ötesinde soruluyor.

Mekanizma

Dört ayrı kavram

Melek'in kafasındaki üç soru, araştırmacıların affetmeyi sınırlarken çizdiği çizgilerle örtüşüyor. Affetme, incinen kişinin kendi içinde yaşadığı bir değişim; ilişkinin devam edip etmemesi ise iki kişinin birlikte vardığı bir durum. Biri olmadan öteki olabilir.

Bu iki terimin dışında kalan iki kavram daha var. Unutmak, hatıranın silinmesi ya da sönükleşmesi; ağır bir incinmede çoğu zaman mümkün değil ve affetmenin ön koşulu da değil. Onaylamak ise yapılanı kabul edilebilir saymak; affetme bunu içermiyor, çünkü affetmenin konusu zaten bir yanlışın yapılmış olması. Affedilecek bir şey varsa, o şey haksızdı.

Affetmeyi neyin kolaylaştırdığını ise alanı toplu okuyan bir derleme inceledi.

Yaygın yanlış"Gerçekten affettiysen unutursun; hatırlıyorsan affetmemişsin demektir."
Doğrusu

Araştırmacılar affetmeyi hatıranın kaybolmasıyla değil, incitene yönelik güdülerin değişmesiyle tanımlıyor. Fincham, Beach ve Davila'nın evli çiftlerde ölçtüğü affetme boyutları misilleme, kaçınma ve iyi niyet gibi güdülerden oluşuyor; hatırlayıp hatırlamamak bu ölçümün bir parçası değil.

Misilleme, kaçınma, iyi niyet

Affetmeyi bir güdü değişimi olarak düşünmenin pratik bir avantajı var: Ölçülebilir hâle geliyor. Kişinin incitene karşı ne kadar öç almak, ne kadar uzak durmak, ne kadar iyi davranmak istediği ayrı ayrı sorulabiliyor. Melek'te öç isteği sönmüş, uzak durma isteği hâlâ yerinde olabilir.

Bu boyutların çiftin gündelik çatışmalarına nasıl yansıdığını, evli çiftlerle yapılan iki çalışma inceledi.

Bulgunun en öğretici yanı, affetmenin evlilik doyumundan ayrı bir şey ölçüyor olması. Mutlu bir evlilikte de misilleme isteği taşıyan bir eş olabilir ve bu istek, doyumun ötesinde, çatışmaların nasıl çözüldüğüne iz bırakıyor.

Yaygın yanlış"Bazı insanlar affedici yaratılır, bazıları değil; mesele karakter."
Doğrusu

Riek ve Mania'nın derlemesinde kişilik özellikleri affetmeyle ilişkiliydi, ama ilişkinin niteliği, incitmenin kendisi ve empati gibi daha yakın etkenler de öyleydi; empati, uyumluluk dışında kişilik öncüllerinden daha güçlü bir bağıntı gösterdi. Affetme, kişinin kim olduğundan olduğu kadar, kimi ve neyi affettiğinden de etkileniyor.

Affeden kişiye ne oluyor

Affetmenin affedene iyi geldiği sık söylenir. Bunu destekleyen bulgular var, ama bir koşula bağlı.

Bu bulgu affetmenin işlevine dair bir ipucu veriyor. Bağlı olduğumuz birini affetmediğimizde içimizde iki şey çatışıyor: Ona yakın olmak istiyoruz ve ona öfkeliyiz. Karremans ve arkadaşları bu çatışmanın yarattığı rahatsızlığa psikolojik gerilim diyor. Affetme bu gerilimi azalttığı için iyi oluşla bağlantılı olabilir. Bağ kalmamış biriyle böyle bir çatışma yaşanmıyorsa, affetmenin katkısı da daha sınırlı kalabilir.

Yaygın yanlış"Affetmek, kim olursa olsun, affedene her durumda aynı ölçüde iyi gelir."
Doğrusu

Karremans ve arkadaşlarının çalışmalarında affetme ile iyi oluş arasındaki bağ, bağlılığın güçlü olduğu ilişkilerde daha belirgindi. Affetmenin affedene katkısı, affedilen kişiyle olan bağın gücüne göre değişiyor.

Bağlam: affetmenin bedeli

Buraya kadar affetme hep olumlu bir şey gibi göründü. McNulty'nin yeni evli çiftlerle yaptığı iki çalışma, bu tabloya bir gölge düşürdü ve affetmenin ilişkiye etkisinin, affedilen kişinin nasıl davrandığına bağlı olduğunu gösterdi.

Aynı araştırmacı bir sonraki çalışmasında bunun nasıl olabileceğine baktı.

Birlikte okunduğunda iki çalışma şunu söylüyor: Nadiren inciten bir partneri affetmek ilişkiyi koruyor gibi görünüyor; sürekli inciteni affetmek ise affedenin doyumunun aşınmasıyla birlikte görülüyor. Affetmemek bu ikinci durumda bir kusur değil, bir koruma işlevi görüyor olabilir.

Yaygın yanlış"Bir evlilikte ne olursa olsun affetmek, ilişkiyi her zaman korur."
Doğrusu

McNulty'nin yeni evlilerle yaptığı izleme çalışmasında, partneri sık olumsuz davranan eşlerin doyumu daha affedici oldukça daha dik düştü. Affetmenin ilişkiye etkisi, affedilen kişinin davranışına bağlı olarak tersine dönebiliyor.

Usta katmanı

Terapi odasında affetme çoğu zaman bir talep olarak gelir: "Beni affetmesini istiyorum" ya da "Ondan affetmemi bekliyorlar." Deneyimli bir terapist bu cümleyi duyduğunda önce sözcüğü açar. Tuncer'in "affettin mi?" sorusunu Melek'in üç sorusuna ayırmak, ikisinin de neyi kastettiğini görmesini sağlar. Tuncer büyük olasılıkla barışmanın onaylanmasını istiyor; Melek ise içindeki güdülerin nereye gittiğini henüz bilmiyor.

İkinci iş, affetmeyi bir zorunluluk olmaktan çıkarmaktır. İncinen kişi affetmek zorunda hissettiğinde affetme, Fincham ve arkadaşlarının ölçtüğü iç değişimden çok bir dış uyuma dönüşebilir: Öç isteği yerinde kalır, yalnızca dile getirilmez. Terapist bu yüzden affetmeyi bir hedef olarak değil, olası sonuçlardan biri olarak konuşur; affetmemek de o sonuçlardan biridir.

Affetme baskısının en tehlikeli olduğu yer, bir eşin ötekine fiziksel olarak saldırdığı, onu tehdit ettiği ya da hayatını adım adım denetlediği evlerdir. Burada "affet" sözü incitenin elinde bir araca dönüşebilir: Her saldırıdan sonra af beklenir, affetmeyen taraf "kin tutmakla" suçlanır. McNulty'nin bulguları, affetmenin incitenin karşılaştığı sonuçları hafifletebildiğini düşündürüyor; böyle bir evde bu, bir sonraki saldırının önünü açmak anlamına gelebilir. Bu nedenle terapist bu evlerde affetmeyi gündeme getirmez. Önce zarar görme olasılığını, kişinin gerektiğinde nereye gidebileceğini ve kime ulaşabileceğini konuşur; bu konuşma incitenin bulunmadığı bir odada yapılır, çünkü ortak seansta söylenen bir söz eve dönüldüğünde bedel olarak geri dönebilir. Böyle bir ilişkide ortak çift seansı başlangıç noktası sayılmaz. Destek için kişinin yaşadığı yerdeki aile içi şiddetle çalışan sosyal hizmet birimlerine, kadın danışma merkezlerine ya da acil yardım hatlarına başvurulabileceği hatırlatılır.

Kanıtın sınırı

Affetme araştırmasının büyük bölümü kendi bildirime dayanan anketlerle yürüyor: Kişiye ne kadar öç almak, ne kadar uzak durmak istediği soruluyor. Bu ölçümler insanların kendi güdülerini ne kadar doğru bildiğine bağlı. Riek ve Mania'nın meta-analizi ve Karremans ile arkadaşlarının çalışmaları bağıntısal; affetmenin iyi oluşu mu artırdığı, yoksa iyi durumdaki kişilerin mi daha kolay affettiği tartışmaya açık. McNulty'nin iki çalışması yeni evlilerle sınırlı ve bulguların uzun evliliklere, flört eden ya da eşcinsel çiftlere taşınıp taşınamayacağı bilinmiyor. Özetlerden hiçbiri katılımcıların hangi ülkelerden geldiğini belirtmiyor; affetmenin dini bir değer ya da aile büyüklerinin beklentisi olarak güçlü biçimde yaşandığı toplumlarda kişinin içindeki değişim ile dışarıya gösterdiği uyum arasındaki mesafe farklı olabilir. Sadakatsizliğe özgü affetmeyi ayrıca inceleyen bir bulgu bu derste yer almıyor; buradaki sonuçlar genel incinmelerden çıkarılıyor.

Kendin dene

Aklında kalsın

Affetme, incinen kişinin içinde gerçekleşen bir güdü değişimi; barışma iki kişinin işi, unutmak çoğu zaman mümkün değil, onaylamak ise affetmenin konusu bile değil. Öç isteği, uzak durma isteği ve iyi niyet ayrı ayrı değişebilir ve her biri çatışma çözümüne ayrı bir iz bırakır. Affetmenin affedene katkısı, bağlılığın güçlü olduğu ilişkilerde daha belirgin. İlişkiye etkisi ise affedilenin davranışına bağlı: Seyrek inciten biri için koruyucu olan affetme, sürekli incitenle yaşayan biri için aşındırıcı olabiliyor. Affetmemek de kişinin kendi koşullarında vardığı meşru bir sonuç.

Sonraki derse köprü

Melek bir gün içindeki öç isteğinin söndüğünü fark edebilir; Tuncer'e yeniden iyi niyetle bakabilir. Ama bu, onun her gece Tuncer'in sözüne yaslanabileceği anlamına gelmiyor. Affetme Melek'in kendi içinde olup biten bir değişimdi; güven ise M11-D01'de gördüğümüz gibi, ötekinin davranışını gözlemleyerek biriken bir beklenti. Bir eş affedip yine de güvenmeyebilir. Bu ayrım bir soru doğuruyor: Kırılmış bir güvenin yeniden ayağa kalkması için incitenin ne üstlenmesi, ne kadar açık olması ve bu sürecin ne kadar zaman alması gerekiyor? Güveni yeniden kurmak.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.