İçeriğe geç

M11-D08

Mahremiyet ve gizlilik

Bir ilişkide kişisel mahremiyet ile gizlilik arasındaki farkı ve telefon karıştırmanın güvene etkisini tartar.

İlişki ve Çift Terapisi Akademisi — M11, Güven ve ihanet · 3.063 kelime · 17 örnek durum · 4 kanıt kartı · ≈ 14 dk okuma · 20 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Mahremiyet kişinin kendine ait alanıdır; gizlilik ise ötekinin de payı olan bir bilginin ondan uzak tutulmasıdır. Ayrımı belirleyen konu değil, bilginin ortak hayata dokunup dokunmadığıdır. Bir sırrın içeriği kadar varlığının sezilmesi de iz bırakır, çünkü insan kendini ilişkinin bir köşesinden dışlanmış hisseder. Telefonu habersizce açmak şüpheyi kalıcı olarak dindirmez; çoğu zaman yanına yeni bir sır ekler. Gönüllü bir şifre paylaşımı ile hayır denemeyen bir talep, aynı adı taşısa da aynı davranış değildir.

Açılış sahnesi

Gece on bire geliyor. Berk duşta, telefonu komodinin üstünde iki kez titreyip susuyor. Tülay şifreyi biliyor; Berk'in doğum günü, yıllar önce birlikte koymuşlardı. Bir an tereddüt ediyor, sonra ekranı açıyor. Aradığı şeyin ne olduğunu kendisi de tam bilmiyor. Bir kadın adı, gece yarısı gelmiş bir kalp, yarım kalmış bir cümle olabilir.

Böyle bir şey bulamıyor. Bulduğu, Berk'in iki ağabeyiyle kurduğu bir mesaj grubu. Orada Berk, babalarının dükkânı için aldığı krediyi ödeyemediğini, iki aydır taksitleri kendi maaşından kapattığını yazmış. Son mesajı şöyle: "Tülay'a henüz söylemedim, söyleyince ne olacağını biliyorsunuz."

Su sesi kesiliyor. Tülay telefonu yerine koyuyor ama tam aynı açıyla değil. Berk odaya girdiğinde telefona bakıyor, sonra Tülay'a. İkisi de bir şey söylemiyor. O gece yatakta iki kişi değil, iki sır yatıyor: Berk'in kredisi ve Tülay'ın bakmış olması.

Bu derste ne olacak

Bu derste iki sözcüğü birbirinden ayıracağız: mahremiyet ve gizlilik. İkisi de bir şeyin partnere gösterilmemesi anlamına geliyor gibi duruyor, ama ilişki için çok farklı şeyler söylüyorlar. Önce bu ayrımın nerede durduğunu, ailelerde sırların hangi işlere yaradığını gösteren bir çalışmayla kuracağız. Sonra bir sırrın varlığını sezmenin, sırrın içeriğinden bağımsız olarak evliliği nasıl etkilediğine bakacağız. Ardından telefon karıştırmaya geçeceğiz: güvensizliğin bir belirtisi mi, yoksa onu derinleştiren bir adım mı? Son olarak şifre paylaşımını ve hesap izlemeyi ele alacağız. Usta katmanında, terapistin "telefonuna bakmama izin ver" talebini nasıl dinlediğini göreceğiz.

Sıfır noktası

Her insanın kimseyle paylaşmadığı bir iç dünyası var: günlüğe yazılan cümleler, bir arkadaşla yapılan dertleşme, banyoda yalnız kalma isteği, çocukluktan kalma bir utanç. Bir ilişkiye girmek bu alanı ortadan kaldırmıyor. Kaldırması da beklenmiyor. M06-D03, kendini açmanın genişlik ve derinlik kazanarak yakınlık kurduğunu göstermişti; ama aynı ders, açmanın kademeli ve seçici olduğunu da söylüyordu. Soru, saklanan şeyin ne olduğu ve öteki için ne anlama geldiği.

Mekanizma

Mahremiyet nerede biter, gizlilik nerede başlar

İki durum arasındaki farkı iki terimle adlandırabiliriz.

Ayrım, saklanan şeyin konusunda değil, işlevinde yatıyor. Aynı ağabeylerle yazışma grubu, içinde bir futbol maçı konuşuluyorsa mahremiyet alanıdır; içinde Tülay'ın da maaşını etkileyen bir borç konuşuluyorsa gizlilik alanına geçer. İletişim araştırmacısı Sandra Petronio'nun 2002'de ortaya koyduğu iletişimsel mahremiyet yönetimi (communication privacy management) kuramı, insanların bir bilgiyi kiminle paylaşacaklarına dair kurallar koyduğunu ve bilgi paylaşıldığında öteki kişinin de o bilginin ortak sahibi hâline geldiğini öne sürüyor. Kuram, mahremiyetin bir çelişki değil, gündelik hayatta sürekli yürütülen bir yönetim süreci olduğunu savunuyor.

Bir sırrın ne işe yaradığına dair en eski ve en çok anılan çalışmalardan biri ailelere bakıyor.

Vangelisti'nin listesinde "mahremiyet", sırrın işlevlerinden yalnızca biri. Bir sır aynı zamanda korumak, cezadan kaçmak ya da ilişkiyi bozmamak için de tutulabiliyor. Berk'in kredisi bu ikinci gruba giriyor: Söylemezse bir tartışmanın ertelenebileceğini düşünüyor. Niyeti kötü değil, ama sakladığı şey ortak hayatın bir parçası.

Yaygın yanlış"Birbirini seven iki insan arasında hiçbir sır olmaz, olmamalı."
Doğrusu

Vangelisti'nin çalışması, sırların bağ kurmak ve mahremiyeti korumak gibi işlevleri de olduğunu ve sırla doyum arasındaki bağın sırrın türüne göre değiştiğini gösterdi. Bir kişinin kendine ait bir alan taşıması, ilişkinin zayıflığına işaret etmez; ortak hayata dokunan bilginin saklanması ise başka bir durum.

Bir şeyin saklandığını sezmek

Tülay'ın asıl yaşadığı şey bir bilginin içeriği değil, bir bilginin kendisinden saklandığı duygusu. M06-D11, kişinin kendisine dair üzücü şeyleri partnerinden uzak tutmasını ve bunun ilişki iyiliğiyle bağını anmıştı. Bu bölüm, aynı tabloya öteki taraftan bakıyor: saklanan kişi olmanın ne yaptığına.

M08-D04, dışarıda bırakılmanın adını koymuştu. Finkenauer ve arkadaşları o duyguyu evliliğin içinde, iki kişinin aynı evde yaşadığı bir düzende buldular. Çalışmanın başlığı da bunu söylüyor: "birlikte ayrı yaşamak". Partnerin bir şey sakladığını sezen kişi, kendisini ilişkinin bir bölümünün dışında hissediyor. Kırgınlık sırrın içeriğine değil, o ayrılığa yöneliyor.

Yaygın yanlış"Saklanan şey önemsizse karşı taraf bunu dert etmemeli."
Doğrusu

Finkenauer ve arkadaşlarının yeni evlilerde bulduğu zarar, partnerin ne sakladığına değil, bir şeyler sakladığının algılanmasına bağlıydı ve kısmen dışlanmışlık duygusu üzerinden işliyordu. Önemsiz bir şeyin saklanması da ötekinde "bu ilişkinin bir parçası bana kapalı" duygusu uyandırabilir.

Telefonu karıştırmak

Tülay'ın yaptığı şeyin bir adı var.

Telefonu karıştıran kişinin içinden geçen mantık çoğu zaman şöyledir: "Bir şey yoksa rahatlarım, bir şey varsa bilirim." İki sonuçta da güvenin geri geleceği varsayılıyor. Araştırmalar bu varsayımı sınamaya başlamış durumda.

Bu çalışmanın söylediği şey, telefon karıştırmanın güvensizliği yatıştıran bir araç gibi değil, güvensizliğin sorunlara dönüştüğü yolun bir parçası gibi göründüğü. Tülay'ın gecesi bu modelin küçük bir örneği. Aradığı ihaneti bulamadı, ama güven geri gelmedi. Bunun yerine iki yeni yük doğdu: Berk'in sakladığı borç ve Tülay'ın saklamak zorunda kaldığı bakış. Bir şey bulmamak da şüpheyi bitirmeyebiliyor, çünkü "bu sefer silmiştir" düşüncesine her zaman yer kalıyor.

Yaygın yanlış"Telefonuna bakıp bir şey bulamazsam içim rahatlar ve güvenim geri gelir."
Doğrusu

Arikewuyo ve arkadaşlarının evli kişilerdeki modelinde telefon karıştırma, güvensizlik ile çatışma ve ayrılma niyeti arasındaki yolda yer aldı, güveni onaran bir adım olarak değil. Tasarım kesitsel olduğu için kesin bir nedensellik kurmuyor; ama bakmanın şüpheyi çözdüğüne dair bir bulgu da sunmuyor.

Şifreler ve hesaplar

Telefonu habersizce karıştırmak ile birbirinin şifresini bilmek aynı şey değil; birçok çift şifrelerini açıkça paylaşıyor. Bir çalışma bu davranışı ayrıntılı biçimde ayırdı.

Bevan'ın ayrımı önemli. Şifre vermek ile şifre istemek, bir de o şifreyle hesaba girmek üç ayrı davranış. Karşılıklı ve gönüllü bir paylaşım bir şey; birinin istediği, ötekinin hayır diyemediği bir paylaşım başka bir şey. Sözcük aynı, "paylaşım", ama iki kişinin o anda ne kadar özgür olduğu farklı.

M10-D05'te çift sınırının ikisinin dışındakilere karşı çizildiğini görmüştük. Şifre konusu sınırın içeriye dönük yüzü: İki kişi arasında, her birinin kendine ait bir alanı olup olmadığı. Bazı çiftler hiçbir hesabın kapalı olmadığı bir düzende rahat ediyor, bazıları her birinin ayrı bir alanı olduğu düzende. Hangisinin daha iyi olduğunu araştırmalar söylemiyor; burada ölçülebilir bir doğru yok. Söylenebilecek olan, düzenin konuşularak kurulmasının ve iki tarafın da ona gerçekten razı olmasının önemi.

Yaygın yanlış"Şifresini vermeyen kişi bir şey saklıyordur."
Doğrusu

Bevan'ın ayrımında şifre istemek ile şifre vermek ayrı boyutlar olarak ölçüldü ve her biri ilişki özellikleriyle kendine özgü biçimde ilişkiliydi. Şifre vermemek mahremiyet tercihine de, hayır diyebilme özgürlüğüne de işaret edebilir; tek başına bir gizliliğin kanıtı değildir.

Usta katmanı

Telefon terapi odasına genellikle bir taleple girer: "Şifresini versin, ben de rahatlayayım." Terapist bu talebi kabul ya da reddetmekle başlamaz. Önce, talebin altındaki korkuyu ve ilişkide neyin konuşulamadığını arar. Talep çoğunlukla bir soruyu taşır: "Bu ilişkinin bana kapalı bir bölümü var mı?" Bu soru, telefonla değil ancak konuşmayla cevaplanabilir.

Terapistin ikinci işi, mahremiyet ile gizlilik ayrımını çiftin kendi sözcükleriyle kurmasına yardım etmektir. Hangi bilgilerin ortak hayata dokunduğu (para, sağlık, eski bir partnerle süren temas) ve hangilerinin her birinin kendine ait alanı olduğu, terapistin dayattığı bir listeyle değil, iki kişinin pazarlığıyla belirlenir. Bir ihanetin ardından bazı çiftlerin geçici ve gönüllü bir açıklık düzeni kurduğunu M11-D07 ele aldı; burada söz konusu olan, böyle bir kırılma yaşanmamış çiftlerin gündelik düzeni.

Bir uyarı da gerekiyor. Telefon denetimi, şifre talebi ve konum takibi her zaman bir güven sorunu olarak kalmayabilir; bazen birinin ötekinin hayatını daraltmak için kullandığı bir araca dönüşür. "Paylaşmayı konuşalım" önerisi, iki tarafın da hayır diyebildiğini varsayar. Taraflardan biri hayır demenin bedelinden çekiniyorsa, ortak masada pazarlık önerilmez; terapist önce o kişinin ne yaşadığını ve ne kadar özgür olduğunu ayrı bir görüşmede öğrenir.

Kanıtın sınırı

Bu dersteki kanıtların hiçbiri telefon karıştırmanın ilişkiyi kesin olarak bozduğunu deneysel olarak göstermiyor. Arikewuyo ve arkadaşlarının ile Bevan'ın çalışmaları tek seferlik çevrim içi anketler; telefon karıştırmanın mı güvensizliği büyüttüğü, yoksa zaten büyümüş bir güvensizliğin mi karıştırmayı doğurduğu bu tasarımlarla ayrılamıyor. Finkenauer ve arkadaşlarının ileriye dönük çalışması zaman sırasını daha iyi gösteriyor, ama yalnız yeni evlileri inceledi ve partnerin gerçekte ne sakladığını ölçmedi. Vangelisti'nin bulguları aile sırlarına dayanıyor; çiftlere genellemek bir çıkarım. Mahremiyet ile gizlilik ayrımının bir ilişkide nereden geçtiği de kültürden kültüre, kuşaktan kuşağa değişebilir. Ortak şifrenin olağan sayıldığı bir çevre ile ayrı hesapların doğal görüldüğü bir çevrede aynı davranış farklı anlamlar taşıyabilir. Bu farkların ilişki iyiliğine etkisi, buradaki kaynaklarda tekrarlanmış bir bulgu olarak yer almıyor.

Kendin dene

Aklında kalsın

Mahremiyet kişinin kendine ait alanıdır; gizlilik ise ötekinin de payı olan bir bilginin ondan uzak tutulmasıdır. Ayrımı belirleyen konu değil, bilginin ortak hayata dokunup dokunmadığıdır. Bir sırrın içeriği kadar varlığının sezilmesi de iz bırakır, çünkü insan kendini ilişkinin bir köşesinden dışlanmış hisseder. Telefonu habersizce açmak şüpheyi kalıcı olarak dindirmez; çoğu zaman yanına yeni bir sır ekler. Gönüllü bir şifre paylaşımı ile hayır denemeyen bir talep, aynı adı taşısa da aynı davranış değildir.

Sonraki derse köprü

Bu derste telefon karıştırmayı büyük ölçüde bir güvensizlik anı olarak ele aldık: birinin şüphesi, bir kez bakmak, bulduğu ya da bulamadığı şey. Ama "Temiz çıkan telefon" ve "Konum paylaşımı" durumlarında başka bir şey de görünüyordu: Bakmak tekrarlandıkça bir alışkanlığa, sorular sıklaştıkça ötekinin hareketlerini düzenleyen bir baskıya dönüşebiliyor. Kıskançlık hangi noktada bir duygu olmaktan çıkıp ötekinin hayatını yöneten davranışlara geçiyor, ve bu geçiş hangi durumda ilişkinin kendisinin zarar gördüğünü gösteriyor? Kıskançlıktan kontrole.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.