M11-D02
Sadakatsizlik: tanımlar
Çiftlerin sadakatsizlik tanımlarının neden farklılaştığını ve duygusal, cinsel ve dijital biçimlerini ayırt eder.
İlişki ve Çift Terapisi Akademisi — M11, Güven ve ihanet · 3.038 kelime · 16 örnek durum · 5 kanıt kartı · ≈ 14 dk okuma · 20 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
"Aldatma" tek bir şeyin adı değil; bilim insanları da, çift danışmanları da, çiftler de onu farklı yerlerden çiziyor. Cinsel, duygusal ve dijital biçimler birbirinden ayrılabiliyor ama çoğu zaman iç içe yaşanıyor ve en çok anlaşmazlık, ne açıkça cinsel ne açıkça gizli olan gri bölgede doğuyor. Kişi aynı mesajı kendisi yazdığında hafife, partneri yazdığında ağır alabiliyor. Çizgiyi kriz anında değil, sakin bir günde konuşmak, iki kişinin aynı kelimeyle aynı şeyi kastetmesini mümkün kılıyor.
Açılış sahnesi
Salı gecesi, saat bire geliyor. Gonca yatakta dönüp duruyor, Ferhat'ın telefonu komodinin üstünde ışıyıp sönüyor. Ekranda bir isim beliriyor: Ferhat'ın eski iş arkadaşı Selen. Mesajın ilk satırı görünüyor: "Bugün de seni düşündüm, o şarkıyı duyunca." Gonca telefonu açmıyor. Sabaha kadar uyumuyor.
Kahvaltıda soruyor. Ferhat şaşırıyor, sonra kızarıyor, sonra sinirleniyor: "Selen'le hiçbir şey yaşamadım. Bir kere bile buluşmadık. Arada yazışıyoruz, o kadar. İşini kaybetti, zor bir dönemden geçiyor." Gonca'nın sesi titriyor: "Gece birde seni düşündüğünü yazan birine 'o kadar' mı diyorsun? Bana anlatmadığın şeyleri ona anlatıyorsun." Ferhat masadan kalkarken son sözünü söylüyor: "Beni aldatmakla mı suçluyorsun? Ben seni aldatmadım."
İkisi de doğruyu söylediğini düşünüyor. Ferhat'ın kafasındaki çizgi beden: dokunulmadıysa aldatma yok. Gonca'nın kafasındaki çizgi gizlilik ve yakınlık: Paylaşılan sır, gece yarısı mesajı, kendisinden saklanan bir sıcaklık. Yedi yıllık evlilikte bu çizgiyi hiç konuşmadılar. Şimdi aynı kelimeyi kullanıyorlar ama aynı şeyden söz etmiyorlar.
Bu derste ne olacak
Bu derste "aldatma" kelimesinin neden herkes için aynı anlama gelmediğini konuşacağız. Önce araştırmacıların bile bu kavramın tanımında uzlaşamadığını göreceğiz. Ardından sadakatsizliğin üç biçimini ayıracağız: cinsel, duygusal ve dijital. Sonra insanların kendi davranışlarını partnerlerinin aynı davranışından daha hoşgörüyle yargıladığını gösteren bir bulguya bakacağız. Son bölümde tanımları çatışan iki kişinin terapide nasıl dinlendiğini izleyeceğiz. Amaç bir hakem kararı değil; çizginin nereye, kim tarafından ve neden çekildiğini anlamak.
Sıfır noktası
M11-D01 güvenin bir ilişkide nasıl örüldüğünü konuştu. Sadakatsizlik, o örgünün yırtıldığı yerlerden biri; ama nerede yırtıldığını söylemek sanıldığından zor. Gündelik dilde "aldatmak", "ihanet", "kaçamak", "başkasıyla olmak" gibi kelimeler birbirinin yerine kullanılıyor. Bu kelimelerin her biri farklı bir şeyi öne çıkarıyor: kimi bedeni, kimi yalanı, kimi sadakat sözünü.
Bu derste "sadakatsizlik" kelimesini çatı olarak kullanacağız ve onu bir ahlak hükmü olarak değil, bir ilişki kavramı olarak ele alacağız. Aldatan da aldatılan da bu kavramın içinde bir insan olarak duruyor; ders kimseyi yargılamak için değil, iki insanın aynı kelimeyle nasıl farklı şeyler kastedebildiğini görmek için.
Bu tanımdaki "sessizce varsaydığı" ifadesi dersin asıl meselesini taşıyor. Çiftlerin çoğu, sadakatin sınırını hiç konuşmadan ilişkiye başlıyor; her biri kendi ailesinden, arkadaş çevresinden, önceki ilişkisinden ve kültüründen getirdiği bir çizgiyi doğal kabul ediyor. M10-D05'te sözü edilen çift sınırı burada yeni bir anlam kazanıyor: Bu sınır yalnızca ailelere değil, üçüncü kişilere karşı da çiziliyor.
Mekanizma
Araştırmacılar bile uzlaşamıyor
Tanımlamanın zorluğu yalnızca çiftlere özgü değil; bilim de aynı belirsizlikle uğraşıyor.
Tanım tutmayınca bir çalışmanın "sadakatsizlik" dediği şey, ötekinin "sadakatsizlik" dediği şeyle örtüşmüyor. Biri yalnızca cinsel ilişkiyi soruyor, biri öpüşmeyi de sayıyor, biri duygusal yakınlığı da ekliyor. Bunun sonuçlarını bir sonraki derste rakamlar üzerinden göreceğiz; burada önemli olan, kavramın sınırlarının bilim insanları için bile kaygan olması.
"Toplumsal olarak inşa edilen" ifadesi, sadakatsizliğin uydurma olduğu anlamına gelmiyor. Acı gerçek, kırılan güven gerçek. Kastedilen şu: Neyin aldatma sayılacağını doğa belirlemiyor; insanlar, çiftler ve toplumlar belirliyor. Bu yüzden iki partner aynı olaya bakıp birbirinden farklı hükme varabiliyor.
Cinsel ve duygusal biçimler
Sadakatsizliğin en eski ayrımı cinsel ile duygusal arasında. Cinsel sadakatsizlik, üçüncü bir kişiyle öpüşmeden cinsel ilişkiye uzanan bedensel temas. Duygusal sadakatsizlik ise daha zor tarif ediliyor.
M03-D07'de bu iki biçimden hangisinin daha çok kıskandırdığı tartışmasını ve bu tartışmanın soru biçimine ne kadar bağlı çıktığını görmüştük. Burada soru farklı: İnsanlar hangi davranışları sadakatsizlik sayıyor ve bu davranışlar nasıl gruplanıyor?
Üç küme, Gonca ile Ferhat'ın kavgasını daha iyi okumayı sağlıyor. Açık davranışlar, neredeyse herkesin sadakatsizlik saydığı cinsel temas. Aldatıcı davranışlar, partnerden bir şeyi gizlemeyi içeren davranışlar. Belirsiz davranışlar ise kimisinin masum, kimisinin ihanet saydığı gri bölge: biriyle yalnız yemek yemek, eski bir sevgiliyle görüşmek, birine sırlarını anlatmak.
Çiftlerin kavgalarının çoğu bu gri bölgede doğuyor, çünkü belirsiz bir davranışın anlamını davranışın kendisi değil, iki kişinin beklentisi belirliyor.
Yaygın yanlış"Sadakatsizlik herkesin bildiği tek bir şeydir: ya biriyle yatmışsındır ya yatmamışsındır."
Hem araştırmacılar hem çift danışmanları, kavramın tanımında uzlaşma olmadığını bildiriyor; insanların sadakatsizlik saydığı davranışlar cinsel temasın çok ötesine, gizlemeye ve gri bölgedeki yakınlıklara uzanıyor. Tek bir çizgi yok; her ilişkide konuşulması gereken bir çizgi var.
Dijital biçimler
Telefonlar ve sosyal ağlar, üçüncü bir kişiyle kurulan yakınlığa yeni kapılar açtı. M02-D06 çevrim içi tanışmanın ilişkilerin nasıl başladığını nasıl değiştirdiğini, M06-D08 de mesajlaşmanın çift içindeki iletişime ne yaptığını konuşmuştu. Aynı araçlar, ilişkinin dışına açılan bir kanal da olabiliyor.
Çift hayatı için buradan iki şey çıkıyor. İlki, insanlar ekrandaki duygusal bir bağı "gerçek değil" diye bir kenara koymuyor; tersine, onu daha çok üzücü buluyor. Öteki, duygusal ve cinsel biçimler birbirinden kopuk düşünülmüyor: Katılımcılar biri olduğunda ötekinin de olabileceğine inanıyor ve duygusal yakınlığın bir buluşmaya açılabileceğini düşünüyor. Gonca'nın Ferhat'a "buluşmadıysanız ne olmuş" diyememesi biraz da bundan.
Yaygın yanlış"Ekranda kalan bir şey gerçek sayılmaz; buluşma yoksa aldatma da yoktur."
Henline, Lamke ve Howard'ın katılımcıları çevrim içi ortamdaki hem cinsel hem duygusal davranışları sadakatsizlik saydı ve duygusal çevrim içi yakınlığı daha üzücü buldu. Fiziksel temas olmaması, partnerin bunu bir çiğneme olarak yaşamayacağı anlamına gelmiyor.
Yaygın yanlış"Çevrim içi cinsel bir yakınlıktan erkekler kadınlardan her zaman daha çok sarsılır."
Aynı çalışmada erkekler, cinsel çevrim içi sadakatsizlikten kadınlardan genel olarak daha çok üzülmedi. M03-D07'de geleneksel aldatmaya dair cinsiyet farkının ölçüm biçimine ne kadar bağlı olduğunu görmüştük; dijital biçimde bu fark bu çalışmada da ortaya çıkmadı.
Kendime esnek, sana katı
Tanımların çatışması yalnızca iki farklı insanın iki farklı çizgisi meselesi değil. Aynı insan da, davranışı kimin yaptığına göre çizgisini kaydırabiliyor.
Bu bulgu kimseyi ikiyüzlülükle suçlamak için değil. Kişi kendi davranışını içeriden görüyor: niyetini, bağlamını, "aslında bir şey yok" duygusunu biliyor. Partnerinin davranışını ise dışarıdan görüyor ve boşlukları kaygıyla dolduruyor. Psikolojide bu kaymaya bir ad verilmiş.
Thompson ve O'Sullivan'ın bulgusunda dikkat çeken nokta, kaymanın cinsel davranışlarda değil, tam da gri bölgede görülmesi. Herkes cinsel teması aynı yerde yargılıyor; ama bir mesaja, bir sohbete, sevecen bir söze gelince çizgi "ben" ve "sen" arasında yer değiştiriyor. Ferhat'ın "o kadar" dediği şey, Gonca yapsa Ferhat için "o kadar" olmayabilirdi.
Yaygın yanlış"Benim ölçütüm net; kendime de partnerime de aynı ölçüyü uygularım."
Thompson ve O'Sullivan'ın 810 yetişkinle yaptığı çalışmada katılımcılar, duygusal ve çevrim içi davranışlarda kendi davranışlarını partnerlerinin aynı davranışından daha hoşgörüyle yargıladı ve pek çoğu sadakatsizlik saydığı davranışları kendisinin de yaptığını bildirdi. Aynı ölçüyü kullandığımızı sanmak, kaymayı fark etmemeyi kolaylaştırıyor.
Usta katmanı
Sadakatsizlik yüzünden terapiye gelen çiftlerde öncelikli işlerden biri, her birinin "aldatma" kelimesine hangi davranışları koyduğunu tek tek ortaya çıkarmak. Gonca ile Ferhat terapiye gelse, terapist kimin haklı olduğunu söylemekle başlamaz. Önce her birine kendi çizgisini sorar: Bu ilişkide hangi davranış size ait, hangisi başkasıyla da paylaşılabilir, hangisi gizlenmemeli? Çoğu zaman çift bu soruyu ilk kez yüksek sesle cevaplıyor ve çizgilerinin bu kadar farklı olduğunu orada öğreniyor.
Bu iş, keşif sonrası derin yarayı tedavi etmekle aynı değil; o, modülün ilerleyen derslerinin konusu. Burada terapist tanımları masaya koyuyor. Moller ve Vossler'in görüştüğü danışmanların tanımları da birbirini tutmuyordu, yani terapistin kendi tanımı da odada; bu yüzden terapist kendi çizgisini bir kenara koymayı, çiftin iki çizgisini merak etmeyi seçiyor. Yargılamayan bir dil, aldatıldığını düşünen kişinin acısını küçümsemek anlamına gelmiyor; aldatmakla suçlanan kişinin de bir insan olarak dinlenmesini sağlıyor.
Bir uyarı da gerekli. "Sadakat" adına bir partnerin telefonunun her gün denetlendiği, arkadaşlarıyla görüşmesinin yasaklandığı ve itiraz ettiğinde korktuğu bir ilişkide, mesele tanım farkı değil. M03-D07 bu örüntüyü kıskançlıktan ayırmıştı. Böyle bir durumda iki tarafın çizgilerini eşit pazarlık konusu gibi masaya koymak, denetimi meşrulaştırabilir; terapist önce denetlenen kişinin özgürce konuşabildiği bir alan açar ve sınır konuşmasını ancak korku ortadan kalktığında başlatır.
Kanıtın sınırı
Bu dersteki bulguların çoğu varsayımsal senaryolara ve öz bildirime dayanıyor: İnsanlara bir davranışın sadakatsizlik sayılıp sayılmayacağı ya da onlara ne hissettireceği soruluyor. Gerçek bir ilişkide, gerçek bir partner bunu yaptığında verilen tepkinin aynı olup olmadığı bilinmiyor. Henline ve arkadaşlarının çalışması sosyal ağların bugünkü yaygın kullanımından önceye ait ve tek bir küçük örnekleme dayanıyor; dijital ortam değiştikçe hangi davranışların "çevrim içi" sayılacağı da değişiyor. Wilson ve arkadaşlarının ölçeği flört ilişkileri için geliştirildi, evli ya da uzun süreli çiftlere genellenmesi ayrıca sınanmalı. Moller ve Vossler'in nitel çalışması yedi danışmanla yapıldı ve yalnızca karşı cinsten çiftleri kapsıyor. Özetler, örneklemlerin hangi ülkelerden ve kültürlerden geldiğini ayrıntılı bildirmiyor; sadakat çizgisinin aileye, dine ve kuşağa göre bu kadar kaydığı düşünülürse, Türkçe konuşan çiftlerin tanımlarının bu bulgulardan doğrudan okunamayacağını hesaba katmak gerekiyor. Tanımın kendisi tartışmalı olduğu için, bu alandaki her ölçümün neyi saydığına bakmak şart.
Kendin dene
Aklında kalsın
"Aldatma" tek bir şeyin adı değil; bilim insanları da, çift danışmanları da, çiftler de onu farklı yerlerden çiziyor. Cinsel, duygusal ve dijital biçimler birbirinden ayrılabiliyor ama çoğu zaman iç içe yaşanıyor ve en çok anlaşmazlık, ne açıkça cinsel ne açıkça gizli olan gri bölgede doğuyor. Kişi aynı mesajı kendisi yazdığında hafife, partneri yazdığında ağır alabiliyor. Çizgiyi kriz anında değil, sakin bir günde konuşmak, iki kişinin aynı kelimeyle aynı şeyi kastetmesini mümkün kılıyor.
Sonraki derse köprü
Bu derste sadakatsizliğin tanımının araştırmacıdan araştırmacıya, çiftten çifte ve hatta aynı kişinin içinde "ben" ile "sen" arasında kaydığını gördük. Bu kaymanın bir sonucu daha var: Bir anket yalnızca cinsel ilişkiyi sorduğunda bir rakam, duygusal ve dijital yakınlığı da saydığında başka bir rakam çıkıyor. Gazetelerde okunan "insanların şu kadarı aldatıyor" cümlesi, hangi tanımla, kime ve nasıl sorulduğu bilinmeden okunamaz. Peki aldatmanın ne kadar yaygın olduğunu söyleyen sayılar neden birbirinden bu kadar uzak düşüyor ve hangisine güvenmeli? Sadakatsizlik ne kadar yaygın.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.