M11-D01
Güven nasıl kurulur
Güvenin, eşin çıkar çatışması anlarında gösterdiği davranışlarla nasıl kurulduğunu ve öngörülebilirlikle ilişkisini açıklar.
İlişki ve Çift Terapisi Akademisi — M11, Güven ve ihanet · 3.172 kelime · 17 örnek durum · 5 kanıt kartı · ≈ 14 dk okuma · 21 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Güvenin içinde birden çok şey var: gündelik tutarlılık, zor anda yanında olma ve geleceğe dair bir inanç. Bunlar birbirinden ayrı zayıflayabilir. En çok bilgi taşıyan anlar, iki kişinin istediğinin çatıştığı ve birinin bir bedel ödediği anlar; çıkarlar örtüştüğünde yapılan iyilik daha az şey anlatır. Günden güne dalgalanan bir ilişki algısı tartışmaları zorlaştırıyor. Kendini korumak için hiçbir şey istememek, güvenin büyümesi için gereken fırsatları da kapatabilir.
Açılış sahnesi
Salı gecesi, saat on bire yirmi var. Seren'in telefonu çalıyor; arayan ağabeyi. Babaları merdivenden düşmüş, Bursa'da bir hastanede. Alp'in ertesi sabah dokuzda, aylardır peşinden koştuğu bir müşteriye sunumu var. Seren hemen "Kal, ben ilk otobüsle giderim" diyor. Alp cevap vermiyor; çoktan arabanın anahtarını almış, montunu giyiyor.
Üç saat yol gidiyorlar. Alp hastanenin bekleme salonunda bir saat oturuyor, Seren'in babasının yalnızca bileğini kırdığı anlaşılınca geri dönüyor ve sunuma iki saatlik uykuyla giriyor. Sunum kötü geçmiyor ama iyi de geçmiyor.
Aylar sonra, bambaşka bir şey üzerine tartışırken Seren bir cümle kuruyor: "Sana o geceden beri başka türlü güveniyorum." Alp şaşırıyor. Onun için o gece yapılması gereken şeydi, düşünmeye bile gerek yoktu. Seren devam ediyor: "Ama akşam arayacağım deyip aramadığın günler de var. O günlerde yine bilemiyorum." Alp hangisinin daha önemli olduğunu soruyor. Seren bir süre düşünüp "İkisi de" diyor. O akşam ikisi de, içlerindeki o kesinliğin hissedilen bir şey mi yoksa hesaplanan bir şey mi olduğunu bilmeden uyuyor.
Bu derste ne olacak
Güvenin bir ilişkide nereden geldiğini konuşacağız. Önce güveni oluşturan katmanları ayıracağız: bir eşin davranışının tahmin edilebilir olması, zor anda yanında olunacağına dair beklenti ve geleceğe dair bir inanç. Sonra güvenin neden asıl olarak iki kişinin çıkarlarının ayrıştığı anlarda biçimlendiğine bakacağız; bu anlar Seren'in Bursa gecesi gibi büyük de olabilir, akşam yemeğine kimin gideceği gibi küçük de. Ardından öngörülebilirliğin, yani gündelik tutarlılığın bu tabloya ne eklediğini, son olarak da düşük güvenin insanı neden kendini korumaya ve bu yüzden yeni kanıt toplamaktan kaçınmaya ittiğini göreceğiz. Son bölümde güvenin terapi odasında hangi parçalara ayrılarak konuşulduğunu izleyeceğiz.
Sıfır noktası
Gündelik dilde güven çoğu zaman bir karakter özelliği gibi konuşulur: "O güvenilir biri." Bu derste başka bir açıdan bakacağız. Güven, bir kişinin partnerine dair zamanla biriktirdiği bir beklentidir ve bu beklenti büyük ölçüde gözlemden beslenir. Partnerin söyledikleri bir şey anlatır; ama asıl bilgiyi, onun bir şeyden vazgeçmesi gereken anlarda ne yaptığı taşır.
M05-D01, iki kişinin sonuçları birbirine bağlı olduğunda insanların bazen anlık çıkarlarını bırakıp ilişkiye göre davrandığını anlatmıştı ve buna güdü dönüşümü adını vermişti. Güven, o dönüşümün karşı tarafından görülen yüzüdür. Biri kendi çıkarını bir kenara bıraktığında, öteki bunu not eder.
Mekanizma
Güvenin katmanları
Rempel, Holmes ve Zanna'nın ayrımı Seren'in cümlesini çözmeye yardım ediyor. Alp'in akşam arayıp aramaması bir şeydir; Bursa gecesi başka bir şey. İlki, partnerin gündelik davranışının tahmin edilebilir olup olmadığıyla ilgili. İkincisi, partnerin gerçekten önemli bir anda, kendisine bir maliyeti olsa bile, güvenilecek biri olup olmadığıyla. Üçüncü katman, inanç, bu ikisinin de ötesine geçiyor: geleceğe dair, henüz kanıtı olmayan durumlarda bile partnerin ilgili kalacağına dair bir güvence.
Bu çalışmanın bir ince noktası, güvenin yalnızca davranışa değil, davranışın arkasındaki güdüye dair yoruma dayanması. Bir eşin bulaşığı yıkaması, karşısındaki "beni rahatlatmak istiyor" diye okuduğunda başka, "övgü bekliyor" diye okuduğunda başka bir iz bırakıyor.
Yaygın yanlış"Güven zamanla kendiliğinden gelir, yeter ki ilişki sürsün."
Rempel, Holmes ve Zanna'nın çerçevesinde güven, geçen sürenin değil, partnerin davranışlarına ve o davranışlara yüklenen güdülere dair biriken gözlemin ürünü. Uzun bir ilişkide de partnerin hiç sınanmadığı alanlarda güven ince kalabilir.
Çıkarların ayrıştığı an
Güvenin neden asıl olarak zor anlarda kurulduğunu anlamak için basit bir soruyla başlamak gerekiyor: Partnerin bize iyi davranması ne zaman bilgi taşır? İkimizin de aynı şeyi istediği durumda, partner bize uygun davrandığında ondan bir şey öğrenmeyiz; zaten kendi isteğini yapıyordur. Bilgi, onun isteğiyle bizim isteğimizin ayrıştığı anda doğar. Simpson'ın 2007 tarihli değerlendirmesi, güvenin hemen bütün büyük ilişki kuramlarının temelinde durduğunu, buna karşın nasıl geliştiği, sürdüğü ve zaman zaman nasıl çözüldüğü üzerine görece az araştırma yapıldığını hatırlatıyor ve ikili ilişkilerde güvenin bir süreç modelini öneriyordu. Bu süreçte çıkar çatışması anlarının özel bir yeri var.
Bu bulgu, güvenin önemli olduğu yeri daraltıyor: Çıkarlar örtüştüğünde güven pek bir şey değiştirmiyor; çıkarlar ayrıştıkça belirleyici hâle geliyor. Bir çiftte bu, bir eşin ötekinden gerçek bir şey istediği ve karşılamanın bir bedeli olduğu anlar demek.
Bu tür anları laboratuvara getiren bir çalışma, çiftlere bu konuşmaları bizzat yaptırdı.
Bulgunun bir yanı M05-D08'deki olumlu yanılsamayı hatırlatıyor: Güveni yüksek olanlar partnerlerinin yaptığı jesti gözlemcilerden daha cömert değerlendirdi. Bir başka yanı ise daha az beklenen: Konuşma zorlaştıkça güveni yüksek eşler kendilerini düzeltiyor, yani tehdit büyüdükçe uzlaşmayı da büyütüyordu.
Yaygın yanlış"Partnerin her istediğimizi yapması, ona güvenebileceğimizin kanıtıdır."
Balliet ve Van Lange'nin meta-analizi, güvenin davranışla bağının çıkar çatışması büyüdükçe güçlendiğini gösteriyor. Partnerin zaten isteyeceği şeyleri yapması, onun zor anda ne yapacağı hakkında az bilgi veriyor.
Öngörülebilirlik ve dalgalanma
Seren'in ikinci cümlesi, aranmayan akşamlar, başka bir mekanizmaya işaret ediyor. Bursa gecesi güvenilirliği gösterdi, ama gündelik tutarsızlık ilişkinin nasıl yaşandığını da sallıyor. Güvenle öngörülebilirlik arasındaki bağı en iyi gösteren çalışmalardan biri, çiftlerin ilişkiyi gün gün nasıl algıladığına baktı.
Güveni düşük biri için ilişki her gün yeniden değerlendirilen bir şey: dün iyiydi, bugün kötü, yarın belli değil. Bu dalgalanma da çatışma anında kendini gösteriyor.
Yaygın yanlış"Öngörülebilirlik ilişkiyi sıkıcı yapar, güvenle bir ilgisi yoktur."
Campbell ve arkadaşlarının çalışmasında partnerine daha az güvenenler ilişkiyi günden güne daha dalgalı algıladı ve bu dalgalanma sonraki çatışmada daha çok sıkıntıyla birlikte görüldü. Tutarlılık, güvenin üzerine kurulduğu gündelik zemini oluşturuyor.
Kendini korumak ve kanıt toplamak
Güven yalnızca partner hakkında bir beklenti değil; kişinin ne kadar risk alacağını da ayarlıyor. Murray, Holmes ve Collins bu ayarı bir sistem olarak tarif etti.
Bu modelin güven açısından can alıcı sonucu şu: Kendini korumak için geri çekilen biri, partnerinden bir şey istemeyi de bırakır. İstemediği için partnerinin onu karşılayıp karşılamayacağını hiç göremez. Güven, zorlanma sınavlarıyla beslendiğine göre, sınavdan kaçmak güvenin büyümesini de durdurur.
Yaygın yanlış"Kimseye yaslanmayan kişi kendini en iyi biçimde korur."
Murray, Holmes ve Collins'in modeline göre kendini koruma amacıyla geri çekilmek reddedilmenin acısını azaltabilir, ama partnerin değer verdiğini gösterecek durumları da ortadan kaldırır. Bu bir kuramsal öneri; geri çekilmenin uzun vadede güveni kesin olarak aşındırdığını söylemek için doğrudan izleme verisi gerekiyor.
Usta katmanı
Güvenin sarsıldığını söyleyen çiftlerde "Birbirinize güveniyor musunuz?" diye sormak az şey kazandırır; cevap tek sözcükle biter. Terapist bunun yerine güveni katmanlarına ayırır. Gündelik tutarlılıkta mı bir sorun var, yoksa zor anlarda yalnız kalınmış mı? Ya da ikisi de yerinde ama biri geleceğe dair inancını kaybetmiş mi? Seren ile Alp'in durumunda güvenilirlik sağlam, öngörülebilirlik zayıf; bu iki şey için yapılacak iş de farklıdır.
İkinci adım, çiftin ortak tarihindeki zorlanma sınavlarını bulmaktır. Terapist çiftten, ikisinin isteğinin gerçekten çatıştığı anları hatırlamalarını ister ve her birinde kimin neyden vazgeçtiğine bakar. Bazı çiftlerde bu anlar dengelidir; bazılarında hep aynı kişi vazgeçmiştir ve öteki bunu fark etmemiştir.
Güvenle ilgili bir uyarı da var. Bir eşin davranışı korku yüzünden tahmin edilebilir hâle gelmişse, örneğin biri öfke patlamasından çekindiği için her akşam aynı saatte eve dönüyorsa, ortaya çıkan düzen güven değil, uyum zorunluluğudur. Burada güven onarımı beklemek zorundadır: korkunun neden doğduğu ve evde kimin zarar görme ihtimali olduğu anlaşılmadan, tutarlılığı ödüllendiren her çalışma o korkuyu farkında olmadan pekiştirebilir.
Kanıtın sınırı
Bu derste dayandığımız çalışmaların hepsi, güveni anketle ya da gözlemle ölçtü; güveni deneysel olarak değiştirip sonucunu izleyen bir tasarım yok. Bu yüzden güvenin zor anlardaki davranışı mı belirlediği, yoksa o davranışların mı güveni biriktirdiği sorusu açık kalıyor; büyük olasılıkla ikisi birbirini besliyor, ama bunu kesin söylemek mümkün değil. Rempel, Holmes ve Zanna'nın üç katmanının sırayla geliştiği fikri bir öneri olarak kaldı. Balliet ve Van Lange'nin meta-analizi romantik çiftlere dair değil; sonucunu çift ilişkisine genellemek bir çıkarım. Murray ve arkadaşlarının modeli kuramsal bir çerçeve. Çalışmaların büyük bölümü belli kültürlerde yapıldı; çıkar çatışmasının ne zaman "fedakârlık" sayıldığı, aileye karşı sorumlulukların ağır bastığı bağlamlarda farklı tanımlanabilir. Aynı cinsiyetten çiftlerde ve farklı yaş gruplarında bu süreçlerin aynı biçimde işleyip işlemediği de bilinmiyor.
Kendin dene
Aklında kalsın
Güvenin içinde birden çok şey var: gündelik tutarlılık, zor anda yanında olma ve geleceğe dair bir inanç. Bunlar birbirinden ayrı zayıflayabilir. En çok bilgi taşıyan anlar, iki kişinin istediğinin çatıştığı ve birinin bir bedel ödediği anlar; çıkarlar örtüştüğünde yapılan iyilik daha az şey anlatır. Günden güne dalgalanan bir ilişki algısı tartışmaları zorlaştırıyor. Kendini korumak için hiçbir şey istememek, güvenin büyümesi için gereken fırsatları da kapatabilir.
Sonraki derse köprü
Bu derste güvenin nasıl biriktiğini konuştuk: katmanlarını, zorlanma sınavlarını, öngörülebilirliğin rolünü ve kendini korumanın bedelini. Ama güvenin kırıldığı yer, çoğu zaman iki partnerin ilişkinin sınırını farklı yerlere çizdiği yerdir. Biri için bir mesajlaşma masum bir sohbettir, öteki için çoktan bir ihlaldir; biri yalnızca bedensel bir yakınlığı ihanet sayar, öteki duygusal bir paylaşımı. Sadakatsizliğin ne olduğu sorusu, sanılanın aksine çiftten çifte değişiyor ve aynı ilişkinin içinde bile iki ayrı cevabı olabiliyor. Sadakatsizlik: tanımlar.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.