İçeriğe geç

M09-D12

Kültür ve cinsellik üzerine konuşmak

Cinsellik üzerine konuşmayı zorlaştıran kültürel normları ve utancı tanır ve konuşmayı kolaylaştıran bir dil kurar.

İlişki ve Çift Terapisi Akademisi — M09, Yakınlık ve cinsellik · 3.150 kelime · 16 örnek durum · 4 kanıt kartı · ≈ 14 dk okuma · 21 dk dinleme

Terapi Akademisi’nde: S03-P03-D01

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Cinsellik hakkında nasıl konuştuğun bir ülkeden çok, büyüdüğün evden, aldığın eğitimden ve çevrenden geliyor; aynı ailenin iki kuşağı bile farklı dillerle konuşabiliyor.

Değerlerini korumak ile kendi isteğin yüzünden kendini suçlamak ayrı şeyler; isteği kısan yükü çoğu zaman ikincisi taşıyor olabilir.

Sakinleşmek konuşmayı her zaman kolaylaştırmıyor, çünkü cinsel konuşmanın biçimi uzun zamanda öğrenilmiş bir kalıp da olabilir.

Söylemek için ikinizin de rahat ettiği sözcükleri birlikte seçmek, tıbbın ve sokağın dili arasındaki boşluğu doldurmanın somut bir yolu.

Açılış sahnesi

Yasemin ile Arda dört yıldır evli. Yasemin belediyenin park ve bahçeler biriminde peyzaj mimarı, Arda bir ortaokulda beden eğitimi öğretmeni. Bir perşembe akşamı Yasemin, jinekolog kontrolünden getirdiği broşürü sehpanın üstünde unutuyor. Arda alıp karıştırıyor, bir sayfada duruyor, sonra gülerek "Bunu da mı soruyorlar artık?" diyor.

Yasemin o sayfada sorulan şeyi aylardır Arda'ya sormak istiyordu. Ama ağzından çıkan cümle "Şey... o konu..." oluyor ve orada kalıyor. Onun büyüdüğü evde cinselliğin bir adı yoktu. Annesi bir şey anlatmak zorunda kaldığında "o iş" derdi, sonra konuyu değiştirirdi. Yasemin bedeninin parçalarına ilk kez lise biyoloji kitabında ad koydu ve o adlar bugün bile ağzına yabancı geliyor.

Arda'nın evinde ise sessizlik değil, şaka vardı. Dayıları, kuzenleri, mahalle kahvesindeki arkadaşları cinsellik hakkında durmadan espri yapardı; ama kimse bir kez bile ciddi bir cümle kurmadı. Arda'nın elindeki tek dil gülmek. Yasemin'in elindeki tek dil susmak. O akşam ikisi de kendi dilini kullanıyor: Arda bir espri daha yapıyor, Yasemin broşürü çekmeceye kaldırıyor. Konu, bir kez daha, açılmadan kapanıyor.

Bu derste ne olacak

Önce "kültür" sözcüğünün cinsellik söz konusu olduğunda neden tek parça bir şey anlatmadığını, aynı topluluktan iki kişinin neden çok farklı yerlerde durabildiğini göreceğiz. Ardından kültür ile cinsel istek arasındaki bağın bir kısmının değerlerden değil, o değerlerin bıraktığı suçluluk duygusundan geçiyor olabileceğini gösteren bir bulguya bakacağız. Sonra çiftlerin cinsel bir anlaşmazlığı konuşurken başka bir anlaşmazlığı konuşurken olduğundan farklı davrandığını kaydeden gözlem çalışmasını, en son da Türkiye'de gençlerin cinsel sağlık konusunda yardım aramasının önündeki engelleri inceleyeceğiz.

Derste sınayacağımız soru: Cinsellik hakkında konuşmayı zorlaştıran şey, içinden geldiğimiz bağlamın kendisi mi, yoksa o bağlamın bize bıraktığı utanç ve sözcük yokluğu mu; ve ikincisi değiştirilebilir mi?

Sıfır noktası

Bu modül cinsel konuşmayı zaten iki kez ele aldı. M09-D05, cinsellik söz konusu olduğunda insanın en çok kendi görüntüsü için kaygılandığını, buna kendine yönelik tehdit dendiğini göstermişti. M09-D07 de çiftlerin taşıdığı katı cinsel inançlara bakmıştı. M08-D03'ün utanç ile suçluluk arasında çizdiği ayrım bu derste yeniden işe yarayacak: Biri kişinin bütününe, öteki belirli bir davranışa yöneliyor. M07-D14 ise bazı ailelerde anlamın sözcüklerden çok imada taşındığını, açık konuşmanın her yerde aynı saygıyı görmediğini anlatmıştı. Terapi S03-P03-D01 de kültürü kişiye yapıştırılmış bir etiket olarak değil, kişinin ömür boyu içinde durduğu ve onunla birlikte değişen bir zemin olarak ele almıştı. Bu ders bu dört ipliği yatak odasının kapısında birleştiriyor.

Burada bir uyarı baştan gerekli. Cinsellik hakkında ne kadar konuşulduğunu bir dine, bölgeye ya da etnik gruba bağlamak kolay ve çoğu zaman yanlış; aynı ailenin iki kuşağı bile farklı konuşabiliyor. Bu derste "kültür" dendiğinde kastedilen, kişinin evinde, okulunda ve arkadaş çevresinde cinselliğin nasıl anıldığı ya da anılmadığıdır.

Mekanizma

Kültür bir ortalama değil, bir yelpaze

Kültür ile cinsellik üzerine çalışmaların çoğu grupları karşılaştırıyor ve ortalamalarda fark buluyor; ama aynı grubun içine bakıldığında tablo karmaşıklaşıyor. Cindy Meston ve Tierney Ahrold bu karmaşıklığı ölçmeye çalıştı. Katılımcıların yalnızca hangi gruptan geldiğini değil, hem miras aldıkları kültüre hem de içinde yaşadıkları ana akım kültüre ne ölçüde bağlı olduklarını da ayrı ayrı ölçtüler.

Bu bulguyu "şu grup daha muhafazakâr" diye okumak kolay ama asıl söylediği başka. Aynı grubun içinde, iki kültürle kurulan ilişkinin dengesi kişiden kişiye değişiyor ve bu denge davranışı grup adından daha ince biçimde öngörüyor. Üstelik aynı grupta kadınlar ile erkekler farklı örüntüler gösterdi. Kültür, kişinin üstüne giydiği tek renkli bir palto değil; kişinin iki ayrı kaynakla farklı oranlarda kurduğu bir ilişki.

Yaygın yanlış"Bir kişinin hangi gruptan geldiğini bilirsen cinsellik hakkında nasıl düşündüğünü de bilirsin."
Doğrusu

Meston ve Ahrold'un bulgusunda kültürel bağlılığın etkisi aynı grubun içinde kişiden kişiye değişti ve aynı grubun kadınlarıyla erkeklerinde farklı örüntüler izledi. Grup adı, kişinin iki kültürle kurduğu ilişkinin dengesini söylemiyor.

Değer mi, suçluluk mu

Kültürle cinsel istek arasındaki farkları açıklamak için çoğu zaman "bazı topluluklar cinsellik konusunda daha tutucu" denir ve orada durulur. Jane Woo, Lori Brotto ve Boris Gorzalka bu açıklamayı daha ince bir soruyla sınadı: Farkı taşıyan şey tutucu değerlerin kendisi mi, yoksa o değerlerin kişiye bıraktığı bir duygu mu?

Bir kişi geleneksel değerlerini koruyup cinsellikten keyif alabilir; değerlerin kendisi isteği kısmak zorunda değil. Bulgu, isteğin kısıldığı yerde asıl yükü suçluluğun taşıyor olabileceğini düşündürüyor. Değerleri değiştirmek ne mümkün ne de gerekli olabilir; ama bir kişinin evlilik içindeki kendi isteği yüzünden kendini suçlaması, konuşulabilecek ve yumuşayabilecek bir şey.

Yaygın yanlış"Cinsel isteği düşük olan biri muhtemelen fazla tutucudur; değerlerini gevşetirse rahatlar."
Doğrusu

Woo, Brotto ve Gorzalka'nın bulgusunda Doğu Asya kökenli kadınlar arasında istekle bağı taşıyan şey tutuculuk değil, cinsel suçluluktu. Değerler ile o değerlere eşlik eden suçluluk aynı şey değil; ikincisi değerleri bırakmadan da konuşulabilir.

Cinsel konuşma başka türlü akıyor

M09-D05'te cinsel bir konuyu açmanın kişiye neden daha tehditkâr geldiğini görmüştük. Uzma Rehman'ın ekibi aynı soruyu bir adım öteye taşıyıp şunu sordu: Bu tehdit, çiftlerin konuşma biçiminde gözle görülebiliyor mu? Bunun için çiftleri kayda alıp konuşmayı an an kodladılar.

Bu bulgunun ikinci yarısı üzerinde durmaya değer. Çiftler cinsel konuşmadan önce daha kaygılıydı, konuşmaları da farklı aktı; ama bu farkı kaygının kendisi açıklamıyordu. Bunun bir yorumu şu olabilir: Cinsel konuşmanın kendine özgü biçimi yalnız o anki kaygıdan değil, uzun zamandır öğrenilmiş bir kalıptan da geliyor. Bir çift yıllar boyunca bu konuyu belirli bir tonla, belirli bir mesafeyle konuşmayı öğrenmiş olabilir. Bu bir yorum, çalışmanın sınadığı bir şey değil.

Yaygın yanlış"Önce kaygını yatıştır, cinsellik hakkındaki konuşma kendiliğinden düzelir."
Doğrusu

Rehman ve ekibinin kaydettiği çiftler cinsel konuşmadan önce daha kaygılıydı; ama konuşma biçimindeki farkları bu kaygı açıklamadı. Kaygıyı azaltmak işe yarayabilir, yine de konuşmanın öğrenilmiş biçimi ayrıca ele alınmayı istiyor olabilir.

Utanç, okuryazarlık ve ortak bir sözlük

Türkiye'deki tabloya dair doğrudan bir bulgu, gençlerin cinsel sağlık konusunda bilgi ve yardım arayışını inceleyen bir çalışmadan geliyor. Çalışma çiftleri değil bireyleri ölçüyor ve ilişki içi konuşmayı değil, sağlık hizmetine başvurmayı soruyor; ama yardım istemenin önündeki engeller listesi bu dersin sorusuna doğrudan dokunuyor.

Bu bulgu "Türkiye'de insanlar cinsellik konusunda utangaç" diye özetlenmemeli. Asıl söylediği, aynı ülkenin genç kuşağında bile okuryazarlığın anne babanın eğitimine, aile tipine ve kişinin eğitim almış olup olmamasına göre değiştiği. Yani utanç ile sözcük yokluğu sabit bir ulusal özellik değil; kişinin hangi evde büyüdüğüne ve neyi öğrenme fırsatı bulduğuna bağlı. Öğrenilmiş bir şey olduğu için de yetişkinlikte tamamlanabilir.

Bir çift için bu tamamlamanın en somut yolu ortak bir sözlük kurmak. Çoğu insanın elinde üç kayıt var: tıbbın mesafeli sözcükleri, sokağın incitici sözcükleri ve çoğu zaman hiç kurulmamış bir ev dili. Aradaki boşlukta insanlar susuyor ya da Arda gibi gülüyor. Bu bir araştırma bulgusu değil, birçok çift terapistinin kullandığı pratik bir yaklaşım: Çift, ikisinin de söylerken rahat ettiği sözcükleri birlikte seçiyor.

Yaygın yanlış"Cinsellik hakkında rahat konuşamayan biri bunu artık öğrenemez; bu kişilik meselesidir."
Doğrusu

Çelik ve Yeşildere Sağlam'ın çalışmasında cinsel sağlık okuryazarlığı, kişinin eğitim almış olup olmamasıyla ve ailesinin özellikleriyle ilişkiliydi. Bu, okuryazarlığın bir kişilik özelliği değil, öğrenme fırsatına bağlı bir beceri olduğunu düşündürüyor.

Usta katmanı

Bir çift terapisti bu alanda iki hatadan birden kaçınmaya çalışır. Birincisi, kişinin sessizliğini doğrudan kültürüne bağlayıp orada durmak. Terapi S03-P03-D01 bu hatayı kültüre yükleme diye adlandırmıştı: Açıklama grup adında biter ve kişiye artık bir şey sorulmaz. İkincisi tam tersi: terapistin kendi rahatlığını ölçüt yapıp "Bunu açıkça söyleyebilmelisin" demesi. Açıklık bir değer olabilir; ama herkes için aynı hızda ve aynı sözcüklerle gerçekleşmesi gereken bir hedef değil.

Bu yüzden terapist çoğu zaman sözcükten önce kökeni sorar: "Siz büyürken evinizde bu konu nasıl anılırdı? Kim konuşurdu, kim susardı, hangi sözcükler kullanılırdı?" Bu soru iki eşin aynı konuya iki ayrı mirasla geldiğini görünür kılar. M07-D14'te gördüğümüz yüksek bağlamlı iletişim burada da işe yarar: Bir eş için ima yeterli bir mesajken, öteki onu hiç duymamış olabilir. Terapist kendi klinik dilini dayatmak yerine çiftin sözcüklerini kullanır.

Bir sınır da var. Konuşmamak bazen bir alışkanlık değil, ailenin ya da partnerin dayattığı bir yasaktır. Söylenen bir cümle cezalandırılıyorsa, bir isteği dile getirmek baskıyla, aşağılamayla ya da kontrolle karşılanıyorsa, sorun artık sözlük eksikliği değildir. Böyle bir evde kişiden daha çok açılmasını istemek onu daha görünür ve daha savunmasız kılar. Terapist önce o kişinin evdeki konumunu ve korunma ihtiyacını tartar; ortak oturumda açıklık davet etmek ancak bu tartı yapıldıktan sonra gündeme gelir. Utancın arkasında bedensel bir sorun da duruyorsa, M09-D11'de ele alınan uzman yönlendirmesi aynı sıranın parçasıdır.

Kanıtın sınırı

Bu dersteki bulguların hiçbiri bir çiftin kendi cinselliği hakkında evde nasıl konuştuğunu doğrudan izlemiyor. Meston ve Ahrold davranışı, Woo ve ekibi isteği ölçtü; Rehman ve ekibi konuşmayı kaydetti ama kültürel kökeni sınamadı; Türkiye'den gelen çalışma ise ilişki içindeki konuşmayı değil sağlık hizmetine başvurmayı sordu. Çalışmaların hepsi tek bir zamanda yapılmış ve nedensel yön bilinmiyor: Suçluluğun isteği mi düşürdüğü, düşük isteğin mi suçluluğu beslediği tartışmaya açık. Örneklemler büyük ölçüde öğrencilerden ve gençlerden oluşuyor; bulguların daha ileri yaşlara, evlilere ya da eşcinsel ilişkilere taşınıp taşınamayacağını kimse sınamadı. "Asya kökenli" ya da "Hispanik" gibi geniş grup adları kendi içinde çok farklı toplulukları bir araya topluyor. Türkiye'deki kanıt kolayda bir örnekleme dayanıyor ve başka örneklemlerde tekrarlanması gerekiyor. Ortak sözlük önerisi bir klinik uygulama; etkisi kontrollü bir çalışmayla sınanmış değil.

Kendin dene

Aklında kalsın

Cinsellik hakkında nasıl konuştuğun bir ülkeden çok, büyüdüğün evden, aldığın eğitimden ve çevrenden geliyor; aynı ailenin iki kuşağı bile farklı dillerle konuşabiliyor.

Değerlerini korumak ile kendi isteğin yüzünden kendini suçlamak ayrı şeyler; isteği kısan yükü çoğu zaman ikincisi taşıyor olabilir.

Sakinleşmek konuşmayı her zaman kolaylaştırmıyor, çünkü cinsel konuşmanın biçimi uzun zamanda öğrenilmiş bir kalıp da olabilir.

Söylemek için ikinizin de rahat ettiği sözcükleri birlikte seçmek, tıbbın ve sokağın dili arasındaki boşluğu doldurmanın somut bir yolu.

Sonraki derse köprü

Yasemin'in çekmeceye kaldırdığı broşür ve Arda'nın esprisi, iki ayrı evden aynı çatının altına taşınmış iki alışkanlıktı. Bu modül boyunca o çatının altındaki en mahrem odaya baktık: istek, rıza, dokunma ve bu derste konuşmanın dili. Modül 10 odadan evin bütününe çıkıyor ve hayatın büyük dönemeçlerine bakıyor. İlk durak, iki insanın ayrı evlerinden getirdiği alışkanlıkların aynı mutfakta, aynı banyoda, aynı faturada ilk kez karşılaştığı dönem. Kimin düzeninin geçerli olacağı, bu karşılaşmanın nasıl bir uyum işi gerektirdiği ve evlenmeden önce aynı evi paylaşmanın sonraki yıllar hakkında bir şey söyleyip söylemediği konusunda araştırmacıların neden hâlâ uzlaşamadığı burada açılıyor: Birlikte yaşamaya geçiş.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.