M09-D08
Dokunma ve fiziksel şefkat
Cinsel olmayan dokunmanın ve fiziksel şefkatin ilişkideki işlevini kanıt düzeyiyle aktarır.
İlişki ve Çift Terapisi Akademisi — M09, Yakınlık ve cinsellik · 2.897 kelime · 16 örnek durum · 4 kanıt kartı · ≈ 13 dk okuma · 19 dk dinleme
Temel Psikoloji Akademisi’nde: M05-D10
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Cinsel olmayan fiziksel şefkat, bir yere varmayı beklemeyen bir temastır ve ilişkide kendi başına bir iş görür.
Ankette şefkat, ilişki memnuniyeti ve tartışmalardan kolay toparlanmayla birlikte görüldü; ama hangisinin hangisini beslediği belirsiz kaldı.
Hormon ve kan basıncı bulguları, eşten görülen destekle iç içe; dokunuş desteğin yerini tutmuyor.
Dokunuşu artıran iki küçük deney umut verici sonuçlar verdi; etkinin ne kadarının temastan, ne kadarının artan dikkatten geldiği açık değil.
Bütün temas tek bir kapıya açıldığında dokunuş bir soruya dönüşür; cinsel olmayan dokunuşu geri getirmek, o soruyu ortadan kaldırmanın bir yolu olabilir.
Açılış sahnesi
Nur ile Ahmet otuz beş yıldır evli. Nur emekli bir ilkokul öğretmeni, Ahmet yıllarca Eskişehir hattında tren makinistliği yapmış. Çocuklar başka şehirlere taşındıktan sonra evde ikisi kaldılar ve bir şeyin sessizce eksildiğini ancak geçen bahar fark ettiler.
Bir pazar öğleden sonrası Porsuk kıyısında yürürken önlerinde kendi yaşlarında bir çift el ele gidiyor. Nur, Ahmet'in elini en son ne zaman tuttuğunu düşünüyor ve hatırlayamıyor. Eskiden mutfaktan geçerken Ahmet onun ensesine bir an elini koyardı; televizyon karşısında Nur ayaklarını onun dizine uzatırdı. Şimdi aynı kanepenin iki ucunda oturuyorlar.
Akşam eve dönünce Nur bunu açıyor. Ahmet şaşırıyor, sonra biraz kırgın bir sesle şunu söylüyor: "Ben sana dokununca kaskatı kesiliyorsun." Nur bir an susuyor, sonra dürüst bir cevap veriyor: "Çünkü sen bana artık yalnız yatakta dokunuyorsun. Elini omzuma koyduğunda ne istediğini biliyorum, o yüzden geriliyorum." Ahmet buna itiraz edemiyor. Yıllar içinde aralarındaki dokunuşun neredeyse tamamı tek bir kapıya açılır olmuş; o kapıya o akşam yürümek istemeyen Nur için her dokunuş bir soruya dönüşmüş.
Bu derste ne olacak
Önce romantik ilişkide cinsel olmayan fiziksel şefkatin hangi biçimleri aldığını ve bu biçimlerin ilişki memnuniyetiyle bağını ölçen bir anketi göreceğiz. Ardından bedene geçeceğiz: Bir eşle on dakikalık sıcak bir temasın hormon düzeylerine ve kan basıncına nasıl yansıdığını ölçen bir laboratuvar çalışmasına bakacağız. Sonra iki deneyi ele alacağız; ikisinde de çiftlerden bir kısmına haftalarca dokunuşu ya da öpüşmeyi artırmaları söylendi, ötekilerine söylenmedi. Son olarak terapistin, dokunuşu bir davete dönüşmüş çiftlerle nasıl çalıştığına bakacağız.
Dersin sorusu şu: Cinsel olmayan bir dokunuş ilişkide tam olarak ne iş görüyor ve bu işin ne kadarı kanıtla destekleniyor?
Sıfır noktası
M06-D07 şefkatli dokunuşu sözsüz iletişimin bir kanalı olarak adlandırmış, M09-D01 de gündelik dokunuşun duygu durumuna psikolojik yakınlık üzerinden yansıdığını aktarmıştı. Bu ders o iki dersin tanımlarını tekrar etmiyor; onların bıraktığı yerden, dokunuşun ilişkideki işlevine ve bu işlevin hangi kanıt düzeyinde bilindiğine bakıyor. Bedenin dokunuşu nasıl algıladığını, özellikle yavaş okşamaya duyarlı deri liflerini TP M05-D10 anlatmıştı; burada o algının iki kişi arasında neye dönüştüğü soruluyor.
Önce bir ayrım. Cinsel dokunuş, cinsel yakınlığın parçası olan ya da ona davet eden temastır. Cinsel olmayan fiziksel şefkat ise sarılmak, el tutmak, sırt ovmak, yanağa öpücük, birinin başını omza yaslaması gibi kendi başına bir yere varmayan temaslardır. İkisi elbette iç içe geçebilir; ama açılıştaki çiftin yaşadığı gibi, ikincisi zamanla ortadan kalkıp yalnız birincisi kaldığında, dokunuşun anlamı da değişir.
Yaygın yanlış"Bir dokunuş sevişmeye varmayacaksa anlamı yoktur."
Gulledge ve arkadaşlarının anketi cinsel yakınlığı kapsamın dışında tuttu ve yine de sarılma, kucaklaşma ve öpüşmenin haftalık miktarını ilişki memnuniyetiyle ilişkili buldu. Cinsel olmayan temas kendi başına bir iş görüyor gibi; üstelik her dokunuş bir davete dönüştüğünde, açılıştaki Nur gibi dokunulan kişi temasın kendisinden de çekilmeye başlayabiliyor.
Mekanizma
Şefkatin dağarcığı
Fiziksel şefkatin hangi biçimlerinin ilişki memnuniyetiyle bağlantılı olduğunu soran erken çalışmalardan biri, cinsel yakınlığı bilinçli olarak kapsamın dışında bıraktı. Araştırmacılar yedi tür sordu: sırt ovma ve masaj, okşama, kucaklaşıp sarılı durma, el tutma, sarılma, dudaktan öpme ve yüzden öpme.
Bu bulgunun iki ayrıntısı önemli. Birincisi, şefkat ile çatışmanın miktarı arasında bir bağ çıkmadı; bağ, çatışmanın ne kadar kolay çözüldüğüyle kuruldu. Sarılan çiftler daha az tartışmıyor; tartıştıklarında daha kolay toparlanıyor olabilirler. İkincisi, el tutma ve okşama haftalık miktar olarak memnuniyetle ilişkili çıkmadı. Yani her dokunuş türü aynı işi görmüyor ve "ne kadar çok o kadar iyi" diye bir kural bu veriden çıkmıyor.
Yaygın yanlış"Dokunuş ilişkinin süsüdür; asıl iş konuşarak yapılır."
Fiziksel şefkatin haftalık miktarı birçok türde ilişki memnuniyetiyle ilişkili çıktı ve çatışmaların daha kolay çözülmesiyle birlikte görüldü. Bu bulgular konuşmanın yerine dokunuşu koymuyor; ama dokunuşu, ilişkinin bakımında konuşmanın yanında yer alan bir yol olarak gösteriyor. Hangi yönde işlediği ise bu veriden bilinemiyor.
Bedende iz bırakan temas
M04-D07, tehdit altındaki bir kadının elini kocasının tutmasının beyindeki tepkiyi yatıştırdığı deneyi aktarmıştı. Sıcak bir temasın bedenin hormon ve kan basıncı düzeylerine yansıyıp yansımadığını soran araştırmacılar ise laboratuvarda çiftlere bir protokol uyguladı: on dakika yalnız dinlenme, on dakika eşle birlikte sıcak temas, sonra yeniden on dakika yalnız dinlenme.
Bu çalışma dokunuşun hormonu yükselttiğini göstermiyor. Gösterdiği şey, eşinden destek gördüğünü hisseden insanların oksitosin düzeyinin baştan itibaren yüksek olduğu. Kadınlarda ise destek algısı ile kan basıncı arasındaki bağ, ancak eşle temastan sonra ortaya çıktı. Bu, temasın iyi bir ilişkide var olan bir şeyi görünür kılıyor olabileceğini düşündürüyor; ama bunu kanıtlamıyor.
Oksitosin sözcüğü geçtiğinde ihtiyat gerekiyor. M03-D05, bu hormonun "aşk hormonu" diye pazarlanmasının neden araştırmaların söylediğini aştığını göstermişti. Buradaki ölçümler kanda yapıldı ve gruplar arasında farklar gösteriyor; tek bir kişinin hormon düzeyinden ilişkisi hakkında bir sonuç çıkmaz.
Yaygın yanlış"Sarılınca oksitosin salgılanır; o yüzden sarılmak her sorunu çözer."
Grewen ve arkadaşlarının çalışmasında yüksek oksitosin, eşinden güçlü destek gördüğünü bildiren kişilerde baştan itibaren vardı; bulgu, temasın tek başına hormonu yükselttiğini göstermiyor. Hormon düzeyi grup ortalamalarında anlamlı farklar gösteriyor, bir kişinin ilişkisini onaracak bir düğme değil. Desteğin eksik olduğu bir ilişkide sarılma, sorunun yerini almaz.
Dokunuşu artırmak: iki deney
Anketler ve laboratuvar ölçümleri bir bağ gösteriyor ama yönü belirsiz bırakıyor: Belki mutlu çiftler daha çok dokunuyor, dokunuş onları mutlu etmiyor. Bu soruyu yanıtlamanın bir yolu, çiftleri rastgele iki gruba ayırıp birine dokunuşu artırmasını söylemek ve öteki grupla karşılaştırmak.
İkinci deney aynı mantığı daha dar bir davranışa uyguladı: romantik öpüşme. Araştırmacılar bunu bir iletişim kuramından türetilen bir hipotezle sınadı.
Bu iki deney birlikte, ankette görülen bağın bir kısmının dokunuştan ilişkiye doğru işleyebileceğini düşündürüyor. Ama ikisi de küçük ve ikisinde de katılımcılar ne yapmaları istendiğini biliyordu. Dokunuşu artırmaya karar veren bir çift muhtemelen birbirine dikkatini de, zamanını da artırıyor; etkinin ne kadarının temastan, ne kadarının bu dikkatten geldiğini bu tasarımlar ayırmıyor.
Yaygın yanlış"Dokunuşun sayısını artırmak ilişkiyi kendiliğinden düzeltir."
İki deney, dokunuşu ya da öpüşmeyi artıran çiftlerde stres ölçülerinde ve bir deneyde ilişki memnuniyetinde iyileşme buldu; ama örneklemler küçük ve sağlıklıydı, etkinin ne kadarının temastan, ne kadarının artan dikkatten geldiği ayrılmadı. Ankette el tutma ile okşamanın haftalık miktarı memnuniyetle ilişkili çıkmadı. Sayı tek başına bir reçete değil; dokunuşun istenmesi ve karşılık bulması da hesaba girer.
Usta katmanı
Terapist dokunuşu konuşurken önce şunu sorar: Bu çiftte cinsel olmayan dokunuş hâlâ var mı, yoksa bütün temas tek bir kapıya mı açılıyor? Açılıştaki Nur'un gerilmesi isteksizlik değil, bir okuma: Her dokunuş bir davet olarak gelince, daveti geri çevirmenin tek yolu dokunuşu da geri çevirmek oluyor. Bu döngüde dokunan eş reddedildiğini, dokunulan eş baskı altında olduğunu hisseder ve iki taraf da dokunuştan uzaklaşır.
Cinsel terapi geleneğindeki bazı dokunma alıştırmaları tam bu yüzden, bir süre için cinsel sonucu masadan kaldırarak başlar. Amaç, dokunuşun yeniden kendi başına bir şey olabilmesi. M09-D07 cinsellik hakkındaki yaygın inanışları sınamıştı; "dokunuş bir yere varmalı" beklentisi de bu inanışların gündelik bir uzantısı olarak okunabilir. Bu bir uzman görüşü; bu ayrımın kendisini sınayan doğrudan bir deney burada aktarılmıyor.
Bir sınır da gözetilir. Dokunuşun korku uyandırdığı, birinin ötekinin bedeni üzerinde söz hakkını tek başına kullandığı ilişkilerde dokunuşu artırma ödevi verilmez; terapist önce her eşin kendini emniyette hissedip hissetmediğini öğrenir. Geçmişinde istenmeyen temas yaşamış biri için de dokunuşun hızı ve biçimi, ödevi değil kişiyi izler.
Kanıtın sınırı
Bu dersteki çalışmaların hepsi küçük örneklemlerle yürütüldü ve iki deney dışında hepsi ilişkisel; dokunuşun memnuniyeti mi, memnuniyetin dokunuşu mu artırdığı anket verisiyle ayrılamıyor. Deneylerde katılımcılar ne yapmaları istendiğini biliyordu ve dokunuşla birlikte artan dikkat ayrıca ölçülmedi; bu, etkinin kaynağını tartışmaya açık bırakıyor. Örneklemler genç, sağlıklı ve büyük ölçüde heteroseksüeldi; anket üniversite öğrencilerinden geliyordu. Açılıştaki gibi otuz beş yıllık bir evliliğe, aynı cinsiyetten çiftlere ya da dokunuşun anlamının farklı kurulduğu kültürlere genellemek ihtiyat ister; Türkiye'den çiftlerde bu bulguları ölçen bir araştırmaya bu derste dayanmadık. Bedensel ölçümlerdeki farkların uzun vadede sağlığa ne kadar yansıdığı ve bu deneylerin daha büyük örneklemlerde tekrarlanıp tekrarlanmadığı bu kaynaklardan bilinmiyor.
Kendin dene
Aklında kalsın
Cinsel olmayan fiziksel şefkat, bir yere varmayı beklemeyen bir temastır ve ilişkide kendi başına bir iş görür.
Ankette şefkat, ilişki memnuniyeti ve tartışmalardan kolay toparlanmayla birlikte görüldü; ama hangisinin hangisini beslediği belirsiz kaldı.
Hormon ve kan basıncı bulguları, eşten görülen destekle iç içe; dokunuş desteğin yerini tutmuyor.
Dokunuşu artıran iki küçük deney umut verici sonuçlar verdi; etkinin ne kadarının temastan, ne kadarının artan dikkatten geldiği açık değil.
Bütün temas tek bir kapıya açıldığında dokunuş bir soruya dönüşür; cinsel olmayan dokunuşu geri getirmek, o soruyu ortadan kaldırmanın bir yolu olabilir.
Sonraki derse köprü
Nur ile Ahmet'in sorunu dokunuşun azalmasıydı; ama altmışlarındaki iki beden, otuzlarındaki bedenlerle aynı değil. Bir çiftin cinsel yakınlığı yıllar içinde bir bebeğin gelişiyle, bir eşin bedenini değiştiren bir dönemle, yaşlanmanın getirdiği yavaşlıkla yeniden kurulmak zorunda kalabiliyor. Bu değişimler cinselliği nasıl etkiliyor ve çiftler hangi yollarla uyum sağlıyor? Sıradaki ders, ilişkinin farklı evrelerinde cinselliğin nasıl dönüştüğüne bakıyor: Yaşam evreleri ve cinsellik.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.