İçeriğe geç

M09-D06

İlişki içinde rıza

Uzun ilişkide de rızanın sürekli ve geri alınabilir olduğunu, baskı ile isteği ayırt ederek açıklar.

İlişki ve Çift Terapisi Akademisi — M09, Yakınlık ve cinsellik · 3.051 kelime · 17 örnek durum · 5 kanıt kartı · ≈ 14 dk okuma · 20 dk dinleme

Terapi Akademisi’nde: S03-P02-D05

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Rıza, bir evlilik cüzdanına ya da geçmişteki bir geceye yazılmış bir onay değil; her yeni anda yeniden verilen, istendiği an geri alınabilen bir karar.

Birlikte geçen yıllar insanlara birbirini okuyabildiklerini düşündürür; ama okunan şey bazen yalnızca bir alışkanlıktır.

İstek duymadan verilen her evet sorun değil: Yakınlık ya da sevgi için gönüllüce verilen bir evet ilişkiyi besleyebilir.

Asıl ayrım "evet" ile "hayır" arasında değil, hayır demenin bir bedeli olup olmadığında.

Küslük, ısrar, suçlama ya da borç hatırlatması açık bir şiddet olmasa da evetin anlamını değiştirir; zorla cinsel ilişki ise evlilikte de bir suçtur.

Açılış sahnesi

Gamze ile Levent on bir yıldır evli. Çarşamba gecesi, çocuklar uyuduktan sonra Levent yatakta Gamze'ye sokuluyor. Gamze o akşam annesiyle telefonda tartışmış, kafası hâlâ orada. Yine de karşılık veriyor; bir süre sonra durmak istediğini fark ediyor, ama bunu söylemiyor. Aklından geçen cümle şu: "Başladık artık, şimdi durursam kırılır, yarın bütün gün surat asar."

Ertesi sabah Levent neşeli, kahveyi o yapıyor. Gamze'nin içinde ise adını koyamadığı bir ağırlık var. Kimse ona kötü bir şey yapmadı, kimse sesini yükseltmedi; Levent büyük olasılıkla bir şeyin ters gittiğini bile fark etmedi. Ama Gamze, kendi bedeninde olan bir şeyin içinden çıkmak istediği hâlde çıkamadığını hissediyor.

Bir hafta sonra bir arkadaşına anlatırken kendi cümlesine takılıyor: "Ama evliyiz, yani zaten..." Cümlenin sonunu getiremiyor. Evlilik, o gecenin "evet"ini önceden imzalanmış bir şeye mi dönüştürüyor? Başladıktan sonra durmak haksızlık mı? Ve Levent'in surat asacağı korkusu, o gecenin kararında ne kadar yer tutuyordu?

Bu derste ne olacak

Önce rızanın ne olduğuna ve neden bir kez verilip kapanan bir onay olmadığına bakacağız. Ardından uzun ilişkilerde geçmişin bugünün yerine nasıl geçtiğini, yani "hep böyle yapıyoruz"un rıza sorusunu nasıl sessizce sildiğini tartışacağız. Sonra istek duymadan "evet" demenin sıklığına ve bunun her zaman bir sorun olup olmadığına geçeceğiz. Son olarak dersin asıl ayrımına geleceğiz: istekten gelen "evet" ile baskıdan kaçmak için verilen "evet" arasındaki çizgi.

Dersin pratik sorusu şu: Birlikte geçen yıllar rızayı kolaylaştırabilir mi, yoksa yalnızca rızayı sormayı unutturur mu?

Sıfır noktası

M09-D05 sınırlar hakkında konuşmanın neden zor olduğunu ele aldı. Şimdi o konuşmanın en kırılgan noktasına, sınırın kendisine iniyoruz. Rıza, yabancılar arasındaki bir karşılaşmada daha kolay konuşulan bir konu gibi görünür; uzun bir evlilikte ise çoğu zaman hiç konuşulmaz, çünkü cevabın zaten bilindiği varsayılır.

Mekanizma

Rıza bir kez verilip kapanmaz

Gündelik dilde rıza çoğu zaman bir imza gibi düşünülür: Bir kez "evet" denir ve geri kalanı onun içinde sayılır. Araştırmacıların tanımı ise bambaşka bir yerden başlıyor.

Yaygın yanlış"Evlilikte rıza bir kez verilir; evlenen kişi cinselliğe baştan evet demiş sayılır."
Doğrusu

Araştırmacıların tanımında rıza belirli bir davranışa, belirli bir kişiyle ve belirli bir bağlamda verilir; Willis ve Jozkowski de rızanın önceki karşılaşmalardan sonra bile varsayılamayacağını vurguluyor. Evlilik bir ilişkinin çerçevesidir, tek tek anların onayı değil.

Yaygın yanlış"Bir kez başladıktan sonra durmak karşı tarafa haksızlıktır."
Doğrusu

Rızanın tanımı her aşamada geri alınabilmesini içeriyor. Başlamış bir yakınlaşmayı durdurmak bir sözleşmeyi bozmak değil; o andaki isteğin değiştiğini söylemek.

Bu tanımın her parçası uzun ilişkide önem taşıyor. "Belirli bir davranış" demek, öpüşmeye verilen bir evetin daha ötesine otomatik bir onay olmadığı anlamına geliyor. "Belirli bir bağlam" demek, dün gecenin isteğinin bu gecenin isteği yerine geçmediği anlamına geliyor. "Gönüllü" demek de korkunun, borçluluk duygusunun ya da yorgunluğun ağırlığıyla verilen bir evetin aynı şey olmadığına işaret ediyor.

Muehlenhard, Humphreys, Jozkowski ve Peterson'ın 2016 tarihli derlemesi, rızayı tanımlamanın kavramsal güçlüklerini ve gençlerin rızayı gündelik hayatta nasıl idare ettiğine dair araştırmaları bir araya getiriyor. Derlemenin incelediği çalışmalar ağırlıkla ABD ve Kanada'daki üniversite öğrencileriyle yapılmış; yazarlar rızayı düşünmek için beş ilke öneriyor ve mevcut araştırmanın sınırlarını da ayrıca tartışıyor. Bu derlemenin uzun evliliklere doğrudan bir şey söylemediğini akılda tutmak gerekiyor.

Geçmiş bugünün yerine geçtiğinde

Uzun ilişkilerin kendine özgü bir tuzağı var: Birlikte geçen yıllar, her yeni anın ayrıca sorulması gereğini ortadan kaldırıyormuş gibi hissettiriyor.

Bu çalışma bir davranışı değil bir algıyı ölçüyor; ama uyarısı açık: Aynı belirsiz an, arkada uzun bir geçmiş olduğunda daha "temiz" görünüyor.

İstek olmadan "evet"

İnsanlar bazen istek duymadan da cinselliğe "evet" der. Bu "evet"lerin bir kısmı ilişkiyi besler, bir kısmı sessizce aşındırır.

Yaygın yanlış"İstek duymadan verilen her evet bir zorlamadır."
Doğrusu

Vannier ve O'Sullivan'ın çalışmasında uyma, bağlı ilişkilerdeki cinsel etkinliğin azımsanmayacak bir bölümünü oluşturuyordu ve tanımı gereği gönüllüydü. Uymayı zorlamadan ayıran şey, hayır demenin bir bedeli olup olmadığı.

Bulgu iki yöne birden işaret ediyor. Bir yandan istek duymadan "evet" demek bağlı ilişkilerde sık görülen bir şey; tek başına bir alarm işareti değil. Öte yandan görüşmelerde çıkan temalar dikkat çekiyor: "örtük bir sözleşme" ve "geçmişte yaşanmış baskı". Yani bazı "evet"ler, söylenmemiş bir borç duygusunun ya da daha önce yaşanmış bir baskının gölgesinde veriliyor.

Buradaki güdü ayrımı yeni değil. M05-D03, fedakârlığın yaklaşma ve kaçınma güdülerine göre farklı sonuçlar doğurduğunu göstermişti; M09-D03 de bir isteğe "evet" ya da "hayır" demenin biçimine ve olumlu geri çevirmeye bakmıştı. Bu ders aynı ayrımı rıza çerçevesine taşıyor: Yakınlık için verilen bir evet ile bir kavgadan ya da küslükten kaçmak için verilen bir evet, dışarıdan aynı görünür; içeriden ise bambaşka yaşanır.

Baskı ile istek arasındaki çizgi

Dersin asıl ayrımı burada. Gönüllü bir uyma ile zorla koparılmış bir onay arasında net bir çizgi var, ama o çizgi çoğu zaman dışarıdan görünmüyor. Belirleyici olan, kişinin "hayır" dediğinde ne olacağını düşündüğü.

Bu bulgu, "o da evet dedi" cümlesinin neden yeterli olmadığını gösteriyor. Bir evet, geçmişte yaşanmış bir zorlamanın ya da öyle bir zorlamanın beklentisinin gölgesinde verilmişse, dışarıdan gönüllü görünse bile kişinin içinde başka bir anlam taşıyabiliyor. Açılıştaki Gamze'nin "yarın bütün gün surat asar" düşüncesi bu yüzden önemli: Bir küslük açık bir zorlama değil, ama "hayır"ın bir fiyatı olduğunu öğretiyorsa evetin anlamını değiştirir.

Yaygın yanlış"Hayır demediyse istiyordu."
Doğrusu

Katz ve Tirone'nin çalışmasında onay veren kadınların çoğu, geri çevirirlerse zorlanabileceklerini öğrendikten sonra onay vermişti. Sessizlik ya da direnç göstermemek, bir korkunun sonucu da olabilir; rıza yokluğun değil, gönüllü bir isteğin adıdır.

Baskı birçok biçimde gelebilir: ısrarla tekrarlanan istek, geri çevirmenin ardından gelen küslük ya da soğukluk, suçlama ("başka kadınlar kocasını böyle bırakmaz"), "eş görevi" ya da "sen de istiyorsun aslında" gibi sözler, uykuda ya da sarhoşken başlatılan yakınlaşma, tehdit ve fiziksel güç. Bunların son ucu açık şiddettir ve M13'te ayrıca ele alınacak. Ama ölçeğin hafif ucunda bile ortak bir nokta var: "Hayır" demenin bedelini yükseltiyorlar.

Usta katmanı

Bir terapist için rıza konusu çoğu zaman doğrudan masaya gelmez. Çiftler "isteksizlik", "uyumsuzluk" ya da "artık hiç yakınlaşmıyoruz" diye başvurur; rıza sorunu bu cümlelerin altında gizlidir. Terapistin ilk işi, "evet"lerin nasıl verildiğini merak etmektir.

Bu ayrım klinik açıdan belirleyici. Sorun karşılıklı bir istek farkıysa çift birlikte çalışabilir. Ama evetler korkuyla veriliyorsa, ortak oturum baskı altındaki eşin hayır diyebileceği bir yer olmayabilir; söylediği her söz eve dönüşte bir bedele dönüşebilir. Bu yüzden terapist ortak çalışmaya geçmeden önce o eşin evde neye maruz kaldığını ve neyden korktuğunu öğrenmek ister; zorlayıcı kontrolün ayrıntılı değerlendirmesi M13'ün konusu.

Terapist Terapi S03-P02-D05'te anlatılan istismar ve ihmal şüphesi ilkelerini burada yeniden tanımlamaz; ama aynı tutum geçerlidir: şüphe tek başına harekete geçmek için yeterli bir zemindir ve kişinin anlattığını kendi sözcükleriyle duymak, doğrulamaya çalışmaktan önce gelir.

Güvenlik notu

Bu dersteki bazı örnekler, okuyan birine kendi yaşadıklarını hatırlatmış olabilir. Açık olmak gerekiyor: Evlilik ya da uzun bir ilişki, istenmeyen cinselliği bir görev hâline getirmez. Evlilik içinde de zorla cinsel ilişki bir suçtur ve bir şiddet biçimidir; Türk hukukunda da evli olmak cinsel saldırıyı suç olmaktan çıkarmaz. Kimse bunu "eş görevi" diye kabullenmek zorunda değil. Böyle bir şey yaşayan ya da yaşamış olabileceğini düşünen kişi yalnız değildir ve olanın sorumlusu o değildir. Destek, kişinin kendini güvende hissettiği bir yerden aranabilir: bulunduğu yerdeki kadın danışma merkezleri, bir doktor ya da başka bir sağlık çalışanı, güvendiği bir yakın bu yolun ilk adımları olabilir. Acil bir tehlike varsa acil yardım hattını aramak, beklemekten daha doğru bir adımdır.

Kanıtın sınırı

Rıza üzerine elimizdeki araştırmanın büyük kısmı üniversite öğrencilerinden ve kısa süreli flört ilişkilerinden geliyor; Muehlenhard ve arkadaşlarının derlemesi de bunu açıkça kabul ediyor. Uzun evliliklerde rızanın nasıl konuşulduğunu ya da konuşulmadığını doğrudan ölçen çalışmalar az ve bu derste aktarılan bulguların yirmi beş yıllık bir evliliğe nasıl genellendiği bilinmiyor. Humphreys'in çalışması yazılı öykülere verilen tepkileri ölçüyor, gerçek ilişkilerdeki davranışı değil. Willis ve Jozkowski'nin bulgusu ilgi çekici bir eğri gösteriyor, ama bu eğrinin başka örneklemlerde tekrarlanması gerekiyor. Neredeyse bütün çalışmalar heteroseksüel ilişkilerle yapılmış; aynı cinsiyetten çiftlerde uyma ve baskının nasıl yaşandığı bu kaynaklardan öğrenilemiyor. Uymanın uzun dönemde ilişkiye ne yaptığı da tartışmalı: Vannier ve O'Sullivan bu soruyu açıkça gelecek araştırmaya bırakıyor. Evliliğin ve cinselliğin daha az konuşulduğu toplumlarda, rızanın sözcüklerle değil sessizlikle idare edildiği evlerde bu örüntülerin nasıl değiştiği de ölçülmüş değil.

Kendin dene

Aklında kalsın

Rıza, bir evlilik cüzdanına ya da geçmişteki bir geceye yazılmış bir onay değil; her yeni anda yeniden verilen, istendiği an geri alınabilen bir karar.

Birlikte geçen yıllar insanlara birbirini okuyabildiklerini düşündürür; ama okunan şey bazen yalnızca bir alışkanlıktır.

İstek duymadan verilen her evet sorun değil: Yakınlık ya da sevgi için gönüllüce verilen bir evet ilişkiyi besleyebilir.

Asıl ayrım "evet" ile "hayır" arasında değil, hayır demenin bir bedeli olup olmadığında.

Küslük, ısrar, suçlama ya da borç hatırlatması açık bir şiddet olmasa da evetin anlamını değiştirir; zorla cinsel ilişki ise evlilikte de bir suçtur.

Sonraki derse köprü

Bu derste birçok "evet"in arkasında bir inanç gördük: "Evli kadın hayır demez", "Erkek her zaman ister", "Gerçekten seven her zaman hazırdır." Ama bunların ne kadarı araştırmalarla destekleniyor? Erkeklerin her zaman istekli olduğu, iyi bir cinselliğin kendiliğinden geldiği ya da "normal" bir sıklığın var olduğu fikri, insanların kendilerini ve partnerlerini hangi ölçüyle yargıladığını belirliyor. Sıradaki ders, cinsellik hakkındaki yaygın inanışları tek tek bulgularla karşılaştırıyor ve insanları yatakta kaygılandıran beklentilerin hangilerinin gerçeğe, hangilerinin efsaneye dayandığını ayıklıyor: Cinsel mitler.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.