M07-D14
Kültür ve çatışma tarzı
Doğrudan ve dolaylı çatışma tarzlarının kültürel kökenlerini ve kültürlerarası çiftlerde yarattığı yanlış anlamaları tartar.
İlişki ve Çift Terapisi Akademisi — M07, Çatışma · 3.093 kelime · 17 örnek durum · 5 kanıt kartı · ≈ 14 dk okuma · 21 dk dinleme
Terapi Akademisi’nde: S03-P03-D01
Temel Psikoloji Akademisi’nde: M15-D02
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Çatışma tarzı, bir kişinin anlaşmazlığı ne kadar açık ya da örtük dile getirdiğini belirleyen, ailede ve kültürde öğrenilmiş bir dil.
Yüksek bağlamlı bir dilde istek sözcüklerin dışında, ortamda ve imada taşınır; düşük bağlamlı bir dilde ise sözcüklerin içinde.
Bir kavgada kimin saygınlığının korunduğu sorusu, kültürün çatışma davranışına etkisinin önemli bir yolu gibi görünüyor.
Ülke adı kaba bir harita; tarzı en güçlü öngören, kişinin kendini nasıl tanımladığı.
Kültürlerarası çiftlerde sorun çoğu zaman farkın kendisi değil, farkın kişisel bir kusur gibi okunması; farkın adını koymak ortak bir sözlüğün ilk sayfası.
Açılış sahnesi
Nermin Gaziantep'te, kalabalık bir evde büyüdü. Lukas Hamburg'da, üç kişilik bir ailede. Altı yıldır İstanbul'da birlikte yaşıyorlar. Bir pazar akşamı Lukas, bulaşık makinesini doldururken arkasını dönmeden söylüyor: "Annenin her hafta sonu gelmesi bana fazla geliyor. Ayda iki kez olsun istiyorum."
Nermin bir süre cevap vermiyor. Sonra "Tamam, sen bilirsin" diyor ve odadan çıkıyor. Lukas için konu kapanmıştır: Ne istediğini söyledi, Nermin kabul etti. Nermin içinse konu yeni açılmıştır. Annesi hakkında, mutfakta, bu kadar çıplak bir cümle kurulması ona annesine kapıyı göstermek gibi gelmiştir.
Ertesi hafta Nermin farklı bir yol deniyor. Kahvaltıda "Annem bu aralar çok yalnız, babamdan sonra evde tek başına oturuyor" diyor. Lukas başını sallıyor, "Zor olmalı" diyor ve gazetesine dönüyor. Nermin'in o cümleyle ne istediğini, yani Lukas'ın kurduğu kuralı biraz gevşetmesini, Lukas duymuyor. Nermin ise Lukas'ın bu kayıtsızlığında annesine yönelik bir mesafe görüyor.
İki hafta sonra küçük bir şeyden büyük bir kavga çıkıyor. Lukas "Bir şey istiyorsan neden söylemiyorsun?" diye soruyor. Nermin "Söyledim, sen duymadın" diyor. İkisi de haklı. İkisi de kendi dilinde konuştu.
Bu derste ne olacak
Modül 7 boyunca çatışmayı iki eşin davranışları üzerinden izledik: sert başlangıcı, geri çekilmeyi, onarım girişimlerini, molayı. Bu son ders bir katman aşağı iniyor ve şunu soruyor: Bir anlaşmazlığı nasıl dile getirdiğimizi, ne kadar açık ya da ne kadar örtük konuştuğumuzu nereden öğrendik?
Önce doğrudan ve dolaylı tarzları kültürle ilişkilendiren araştırmayı, sonra bu farkın altındaki bir kaygıyı, kimin onurunun korunduğunu göreceğiz. Ardından kültürlerarası çiftlerin farkı nasıl yanlış okuduğuna ve bazılarının onu nasıl ortak bir dile çevirdiğine bakacağız. Ders boyunca bir ayrımı akılda tutacağız: Bir tarzın kültürel kökeni olması, o tarzın kişinin kaderi olduğu anlamına gelmiyor.
Sıfır noktası
Bu derste "kültür" sözcüğünü geniş anlamda kullanacağız. Terapi S03-P03-D01, kültürü bir etiket değil, kişinin neyi olağan ve neyi konuşulabilir saydığını biçimlendiren bağlam olarak tanıttı. Bu anlamda kültür yalnızca ülke değil; aynı şehirde büyümüş iki ailenin de kavga kuralları birbirinden çok farklı olabiliyor.
M06-D10, bir sorunu açıkça dile getirmeyi doğrudan olumsuz iletişim adıyla anmış ve bunun iğnelemeden, küsmekten ayrı olduğunu göstermişti. Bu derste aynı ayrımın kökünü arıyoruz: Kimi ailede açık söylemek saygının, kimi ailede ise saygısızlığın işareti sayılıyor.
Mekanizma
Aynı cümle, iki ayrı ağırlık
İletişim araştırmacıları kültürleri, bir mesajın anlamının ne kadarının sözcüklerde, ne kadarının bağlamda taşındığına göre ayırmayı önermişler.
Bu ayrımın çatışma tarzıyla ilişkisini dört ülkede sınayan bir çalışma, beklentiyi kısmen doğruluyor ama tamamen değil.
Lukas ile Nermin'in iki cümlesi bu çerçevede yeni bir anlam kazanıyor. Lukas'ın "Ayda iki kez olsun istiyorum" cümlesi, düşük bağlamlı bir dilde net ve dürüst bir istek. Nermin'in "Annem bu aralar çok yalnız" cümlesi, yüksek bağlamlı bir dilde aynı netlikte bir istek. Sorun cümlelerde değil; her birinin, ötekinin cümlesini kendi kod sistemiyle çözmesinde.
Kimin yüzü korunuyor
Doğrudan ya da dolaylı konuşmayı tercih etmenin altında, Stella Ting-Toomey'nin yüz müzakeresi kuramının (face-negotiation theory) merkeze aldığı bir kaygı yatıyor olabilir.
Kurama göre kültür çatışma davranışını büyük ölçüde bu kaygılar üzerinden etkiliyor. Bu varsayım sınandı.
Aynı araştırma grubunun aynı dört ülkeden aynı sayıda katılımcıyla yazdığı daha önceki bir rapor (Oetzel, Ting-Toomey, Masumoto, Yokochi, Pan, Takai ve Wilcox, 2001), bu tabloya bir ayrıntı ekliyor: Yüz kaygıları ve yüz davranışları üzerinde en güçlü etkiyi ülke değil, kişinin kendini bağımsız mı yoksa başkalarıyla bağlı mı tanımladığı gösterdi. Almanya ve ABD gibi aynı kümeye konan iki ülke bile ayrışabiliyordu; Alman katılımcılar savunmaya daha çok başvuruyordu. Çinli katılımcılar da Japon katılımcılara göre bir üçüncü kişiyi işe katmaya daha yatkındı. Ülke adı, bir kişinin kavga dilini tahmin etmek için kaba bir harita.
Kültürlerarası çiftte yanlış okuma
İki farklı tarz aynı evde buluştuğunda sorun çoğu zaman tarzların kendisi değil, birbirine yüklenen anlamlar. Doğrudan konuşan, dolaylı konuşanı kaçamak ya da bir şey saklayan biri olarak; dolaylı konuşan da doğrudan konuşanı kaba ve duyarsız biri olarak görebiliyor. M04-D08'in dolaylı destek arama dediği şey burada çatışmaya taşınmış oluyor: istek söylenmiş ama duyulmamış.
M07-D03'ün döngüsüyle de karışabiliyor bu tablo: Birinin ısrarı talep, ötekinin susması geri çekilme gibi görünür; oysa ikisi de kendi evinde saygılı sayılan yolu izliyor olabilir.
Nitel bir çalışma bu farkların çiftlerin gözünden nasıl yaşandığını haritalıyor.
Nermin her şeyi Lukas'ın tarzında açıkça söylemeye başlasa kavgalar belki azalırdı; ama bu, çalışmadaki tek taraflı uyum yapısına benzerdi ve Nermin'in yetiştiği dünyanın bir parçasını bırakması pahasına olurdu.
Farkı ortak bir dile çevirmek
Farkın kendisinden çok farkla nasıl başa çıkıldığı önemli görünüyor. Beş çiftle yapılan bir başka nitel çalışma bu yolları sıralıyor.
Tarzın değişebileceğine dair bir işaret Türkiye'den geliyor. Bir Türk üniversitesinde, çift iletişim programına başvuranlarla yapılan çalışma kültürü değil beceriyi ölçüyor, ama tarzın sabit bir miras olmadığını düşündürüyor.
Bu bulgu kültürel tarzın değiştirilmesi gerektiğini söylemiyor; çatışma dilinin öğrenilmiş, dolayısıyla genişletilebilir olduğunu düşündürüyor. Kültürlerarası bir çift için bu, iki dil arasında bir sözlük yazmak anlamına gelebilir.
Üç örnekte de çift, tarz farkını bir kusur gibi değil, ikisinin dışında duran bir şey gibi konuşuyor; M07-D10'un anlamayı kazanmanın önüne koyan tutumu burada iş görüyor.
Yaygın yanlış"Doğrudan konuşmak her zaman daha sağlıklı bir çatışma tarzıdır."
Oetzel ve Ting-Toomey'nin bulgusuna göre karşının yüzünü korumaya yönelik kaygı, kaçınmanın yanı sıra iki tarafın isteğini birleştiren bütünleştirme tarzıyla da ilişkili. Dolaylılık bir kültürde çatışmayı saklamanın değil, ilişkiyi koruyarak yürütmenin yolu olabiliyor. Hangi tarzın bir çifte iyi geldiği, iki eşin onu nasıl okuduğuna bağlı.
Yaygın yanlış"Dolaylı konuşan eş aslında hiçbir şey istemiyordur."
Bir isteğin açıkça söylenmemesi, söylenmediği anlamına gelmiyor. Yüksek bağlamlı bir dilde istek ortamda, imada ve sessizlikte taşınıyor; onu kaçıran şey çoğu zaman dinleyenin kod sistemi. Seshadri ve Knudson-Martin'in görüştüğü çiftlerin sorunlarının çoğunu kültürel sorunlar olarak deneyimlemesi, bu yanlış okumanın gündelik bir yük olduğuna işaret ediyor.
Yaygın yanlış"Bir kişinin hangi ülkeden geldiğini bilirsem nasıl kavga ettiğini de bilirim."
Oetzel ve arkadaşlarının dört ülkeli çalışmasında yüz kaygıları ve tarzlar üzerinde en güçlü etkiyi kişinin benlik tanımı gösterdi; ülke etiketleri ve ilişki özellikleri daha zayıf kaldı. Croucher ve arkadaşlarının çalışmasında da ülkeler her tarzda beklenen sırayı izlemedi.
Yaygın yanlış"Kültür farkını hiç konuşmazsak daha az sorun çıkar."
Seshadri ve Knudson-Martin'in tarif ettiği dört ilişki yapısından biri "çözülmemiş" yapıydı; çiftlerin başvurduğu stratejiler arasında farklılıkları çerçevelemek açıkça yer alıyordu. Bustamante ve arkadaşlarının saydığı yolların neredeyse hepsi de farkın görülmesini ve adının konmasını gerektiriyor.
Usta katmanı
Kültürlerarası bir çiftle çalışan terapistin ilk tuzağı kendi tarzını ölçüt almak: Doğrudan konuşmayı sağlıklı sayan bir eğitimden geçmiş biri, dolaylı konuşan eşi farkında olmadan "becerisi eksik" taraf yapabiliyor. Terapi S03-P03-D01'in uyardığı kültüre yükleme hatası ise öteki uçtaki tuzak: Her anlaşmazlığı "o sizin kültürünüzde böyle" diye açıklamak, kişinin kendi seçimini ve o anki durumunu silebiliyor.
M04-D12'nin hatırlattığı kültür içi çeşitlilik ve TP M15-D02'nin ülke ortalamasından tek bir kişiye inmenin sakıncası üzerine söyledikleri burada doğrudan iş görüyor. Terapist, bir çiftin kültürünü ülke adlarından değil, iki eşin kendi ailelerinde bir anlaşmazlığın nasıl yaşandığına dair anlattıklarından öğrenebilir.
Dolaylılık ya da sessizlik her zaman kültürel bir tercih değil; bazen kişi sonuçlarından korktuğu için örtük konuşuyor. Bir eşin susması korkuyla, kontrolle ya da fiziksel tehditle bağlantılı görünüyorsa, terapist tarz farkı üzerinde çalışmaya geçmeden önce o eşle tek başına görüşüp evdeki güvenliği sorar. Bu durumda çifti aynı odada bir iletişim sözlüğü yazmaya davet etmek doğru başlangıç noktası olmayabilir.
Kanıtın sınırı
Bu dersteki bulguların çatışma tarzına dair olanları, kişilerin bir anket üzerinden kendi tarzlarını anlatmasına dayanıyor; kimse bir çiftin evdeki gerçek tartışmasını izlemedi. Çalışmaların çoğu da çiftlerle değil, kendi kişilerarası çatışmalarını tarif eden bireylerle yapıldı. Bu yüzden bir kişinin genel tarzından, onun eşiyle olan kavgasına nasıl yansıdığına geçerken dikkatli olmak gerekiyor.
Ülke karşılaştırmaları da sınırlı: Oetzel ve Ting-Toomey'nin iki raporu büyük olasılıkla aynı veriye dayanıyor, Croucher ve arkadaşları önceki bulguları her tarzda tekrarlayamadı. Kültürlerarası çiftler üzerine olan iki çalışma ise 17 ve 5 çiftle yapılmış nitel çalışmalar; bir tablo çiziyor ama o tablonun kaç çiftte görüldüğünü ölçmüyor. Türkiye bu dört ülkeli karşılaştırmaların hiçbirinde yer almıyor. Türkiye'den aktardığımız çalışma bir programın etkisini ölçüyor; yerli ve yabancı eşlerin oluşturduğu çiftlerde ya da Türkiye'nin farklı bölgelerinden gelen eşler arasında tarz farkının nasıl yaşandığı, bu kaynaklar üzerinden bilinmiyor ve tartışmaya açık.
Kendin dene
Aklında kalsın
Çatışma tarzı, bir kişinin anlaşmazlığı ne kadar açık ya da örtük dile getirdiğini belirleyen, ailede ve kültürde öğrenilmiş bir dil.
Yüksek bağlamlı bir dilde istek sözcüklerin dışında, ortamda ve imada taşınır; düşük bağlamlı bir dilde ise sözcüklerin içinde.
Bir kavgada kimin saygınlığının korunduğu sorusu, kültürün çatışma davranışına etkisinin önemli bir yolu gibi görünüyor.
Ülke adı kaba bir harita; tarzı en güçlü öngören, kişinin kendini nasıl tanımladığı.
Kültürlerarası çiftlerde sorun çoğu zaman farkın kendisi değil, farkın kişisel bir kusur gibi okunması; farkın adını koymak ortak bir sözlüğün ilk sayfası.
Sonraki derse köprü
Modül 7 boyunca çatışmayı sözcükler, taktikler ve tarzlar üzerinden okuduk. Ama açılış sahnesindeki çiftte her cümlenin ardından bir şey daha oluyordu: Lukas'ın tek bir cümlesi Nermin'in bütün akşamını değiştirdi; Nermin'in odadan çıkışı da Lukas'ı ertesi güne kadar huzursuz bıraktı. İki eşin iç hâlleri, birbirine bir dalga gibi geçiyordu. Modül 8 çatışmadan bu iç hâllere geçiyor ve şunu soruyor: Bir eş, ötekinin sıkıntısını nasıl yatıştırır ya da nasıl büyütür; ve bu, kişinin kendi kendini sakinleştirmesinden nasıl ayrılır? Birlikte duygu düzenleme.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.