M07-D01
Çatışma kaçınılmaz mı
Çatışmanın sıklığı ile ilişki kalitesi arasındaki ilişkiyi açıklar ve çatışmasızlığın her zaman iyi işaret olmadığını gösterir.
İlişki ve Çift Terapisi Akademisi — M07, Çatışma · 2.725 kelime · 16 örnek durum · 4 kanıt kartı · ≈ 12 dk okuma · 18 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Anlaşmazlık evliliğin olağan bir parçası: Bir topluluk araştırmasında neredeyse herkes en azından zaman zaman anlaşamadığını bildirdi, çoğunluk ayda bir ile iki kez.
Bir davranışın bugünkü mutsuzlukla ilişkisi ile yarınki iyileşmeyi öngörmesi farklı şeyler: Anlaşmazlık ve öfke o an mutsuz edebilir ama sorunu masaya koyar; geri çekilme o an huzur getirebilir ama sorunu ilişkinin içinde bırakır.
Savunmacılık, inatçılık ve geri çekilme, ilişkinin zaman içinde bozulmasıyla ilişkili çatışma davranışları arasında.
Yapıcı olmak iki kişilik bir iş: Bir eşin geri çekildiği, ötekinin yapıcı davrandığı örüntü bile daha yüksek boşanma oranlarını öngördü.
Çatışmanın nasıl yürütüldüğü önemli; ama sıklığı da önemsiz değil. Özellikle zor geçiş dönemlerinde sık çatışma, ilişki niteliğinin düşmesinde bir rol oynayabilir.
Açılış sahnesi
Bir aile yemeğinde, otuzuncu evlilik yıldönümlerini kutlayan Nermin Hanım ile Tarık Bey'e bir torunları soruyor: "Sırrınız ne?" Tarık Bey gururla cevap veriyor: "Otuz yılda bir kez bile kavga etmedik." Masada alkış kopuyor.
Aynı masada oturan kızları Zeynep, eşi Can'a bakıp gülümsüyor. Onlar on yıllık evliliklerinde sayısız kez tartışmışlar: tatil yerleri, para, çocukların okulu, Can'ın annesi. Bazen sesler yükselmiş, bazen biri kapıyı çarpıp çıkmış. Ama her seferinde döndükleri, konuştukları ve bir yere vardıkları olmuş. Zeynep o akşam bir an, kendi evliliğinin annesininkinden daha kötü olup olmadığını merak ediyor.
Eve dönerken arabada annesiyle konuşuyor. Nermin Hanım, kızının beklemediği bir şey söylüyor: "Kavga etmedik, doğru. Ama otuz yıl boyunca söylemek istediğim çok şeyi de söylemedim. Baban hiç bilmedi."
Bu ders şu soruyu soruyor: Hiç kavga etmemek iyi bir ilişkinin işareti mi? Ve tersinden: Sık tartışan bir çift, kötü bir ilişki mi yaşıyor?
Bu derste ne olacak
Önce çiftlerin ne sıklıkla anlaştıklarına ve anlaşamadıklarına dair geniş bir topluluk araştırmasına bakacağız. Ardından anlaşmazlığın ve öfkenin o an mutsuzlukla, ama uzun vadede iyileşmeyle ilişkili olabildiğini gösteren bir çalışmaya geçeceğiz. Sonra on altı yıl süren bir izlemde hangi çatışma davranışlarının boşanmayı öngördüğünü göreceğiz. Son olarak sık çatışmanın ilişki niteliğini düşürüp düşürmediğini, yoksa düşük niteliğin mi çatışmayı artırdığını sınayan bir çalışmayla tabloyu dengeleyeceğiz.
M06 boyunca iletişimin parçalarını ve sınırlarını konuştuk. Bu modül, iletişimin en çok sınandığı yere bakıyor: anlaşmazlığa.
Sıfır noktası
Gündelik dilde "çatışma" ve "kavga" çoğu zaman aynı anlamda kullanılıyor; ve ikisi de kötü bir şey gibi duyuluyor. Bu modülde çatışma daha geniş bir anlamda kullanılacak: İki kişinin bir konuda farklı şeyler istediği ve bunun bir biçimde ortaya çıktığı her durum. Bir çatışma, bir sakin konuşma da olabilir, bir bağırış da; bir sessizlik de.
M04-D04'te çatışmanın tırmanmasını, M06-D05'te bir şikâyetin eleştiriye dönüşmesini, M06-D11'de çiftlerin bazı konulardan bilerek kaçındığını gördük. Bu ders bunların hepsinden önce gelen bir soruyu soruyor: Çatışmanın kendisi bir sorun mu?
Mekanizma
Ne kadar sık
Önce bir temel soru: Çiftler gerçekte ne sıklıkla anlaşamıyor?
Bu bulgu, anlaşmazlığın evliliğin olağan bir parçası olduğunu gösteriyor. Neredeyse herkes anlaşamıyor; ve ayda bir iki kez anlaşamamak bir kriz değil, bir ortalama. Sıklığı en çok etkileyen iki şeyin kişilik ve sosyal destek çıkması da bir yön gösteriyor: Anlaşmazlık yalnızca iki kişinin ilişkisinden değil, her birinin kendi eğilimlerinden ve hayatlarındaki destekten de besleniyor.
Yaygın yanlış"Mutlu çiftler tartışmaz."
McGonagle ve arkadaşlarının topluluk araştırmasında katılımcıların neredeyse tamamı en azından zaman zaman anlaşmazlık bildirdi ve çoğunluk ayda bir ile iki anlaşmazlık yaşıyordu. Anlaşmazlık, mutlu evliliklerin de olağan bir parçası. Bir çiftin tartışıp tartışmaması, ilişkinin niteliği hakkında tek başına çok az şey söylüyor.
Şimdi ve sonra
Anlaşmazlık olağansa, belirleyici olan ne? Erken ve etkili bir çalışma, iki farklı soruyu birbirinden ayırarak buna bir cevap önerdi.
Bu bulgunun gücü, iki soruyu ayırmasında. Bir çiftin bugün ne kadar mutlu olduğuyla ilişkili olan şey, onun zaman içinde daha mutlu olup olmayacağını öngören şeyle aynı değil. Bir tartışmanın ortasında yüksek sesle anlaşmazlığını söylemek o an kimseyi mutlu etmiyor; ama sorunu masaya koyuyor. Geri çekilmek ise o an huzuru koruyor; ama sorunu masadan kaldırıyor ve ilişkinin içinde bırakıyor.
Yaygın yanlış"Kavga etmemek için susmak, ilişkiyi korur."
Gottman ve Krokoff'un çalışmasında etkileşimden geri çekilme, evlilik memnuniyetinin zaman içinde bozulmasını öngördü; anlaşmazlık ve öfke alışverişi ise o an mutsuzlukla ilişkili olsa da zaman içindeki iyileşmeyi öngördü. Susmak bir anlaşmazlığı o an bitirebilir; ama çözmüyor, erteliyor. Her susmanın zararlı olduğu söylenemez; M06-D11'de gördüğümüz gibi bazı kaçınmalar zararsız. Ama bir alışkanlık hâline gelen geri çekilme, ilişkiye bir bedel ödetebiliyor.
On altı yıl sonra
Gottman ve Krokoff'un çalışması üç yıllık bir dönemi izliyordu. Çok daha uzun bir izlem, çatışma davranışlarının boşanmayla bağına baktı.
Bu çalışmanın ayrıntılarından biri dikkat istiyor: Boşanmayı öngören örüntülerden biri, eşlerden birinin geri çekildiği, ötekinin ise yapıcı davrandığı örüntüydü. Yani bir eşin bütün çabası, öteki geri çekildiğinde yetmeyebiliyor. Bir anlaşmazlıkta yapıcı olmak iki kişilik bir iş.
Yaygın yanlış"Tartışırken sakin kalan taraf her zaman ilişkiyi kurtarır."
Birditt ve arkadaşlarının çalışmasında eşlerden birinin geri çekildiği, ötekinin yapıcı davrandığı örüntü daha yüksek boşanma oranlarını öngördü. Bir eşin sakin ve yapıcı olması önemli; ama öteki eş geri çekiliyorsa, bu tek taraflı çaba bir anlaşmazlığı çözmeye yetmeyebilir. Çatışmayı yönetmek, iki kişinin birlikte yaptığı bir şey.
Sıklık neden, sonuç mu
Buraya kadar bir tablo çıktı: Anlaşmazlık olağan, ve onu nasıl yürüttüğümüz sıklığından daha önemli. Ama bu, sıklığın hiç önemli olmadığı anlamına mı geliyor?
Bu bulgu tabloyu dengeliyor. Çatışma sıklığı tamamen önemsiz değil; özellikle ilk bebek gibi zor bir geçiş döneminde, sık çatışma ilişki niteliğinin düşmesinde bir rol oynuyor görünüyor. McGonagle ve arkadaşlarının ayda bir iki anlaşmazlık dediği ortalama ile, her gün süren bir çatışma arasında bir fark var.
Yaygın yanlış"Önemli olan nasıl kavga ettiğinizdir; ne kadar sık kavga ettiğiniz önemli değil."
Kluwer ve Johnson'ın ebeveynliğe geçişteki çiftlerle yaptığı çalışmada sık çatışma, ilişki niteliğinin düşmesinin bir sonucu olmaktan çok bir belirleyicisi gibi görünüyordu. Nasıl kavga edildiği önemli; ama sıklık da hesaba giriyor. Çok sık yaşanan küçük çatışmalar, tek tek yapıcı olsalar bile, bir ilişkiyi yıpratabilir.
Usta katmanı
Çift terapisinde "hiç kavga etmiyoruz" cümlesi, terapistin dikkatini çeken cümlelerden biri olabilir. Bazı çiftler için bu gerçekten bir uyumun işareti; benzer değerleri, benzer beklentileri olan iki kişi az anlaşamıyor olabilir. Ama bazı çiftler için, açılış sahnesindeki Nermin Hanım gibi, bu bir susma alışkanlığının adı.
Terapistin bu iki durumu ayırt etmek için sorabileceği sorular var: Son bir ayda, birbirinizden farklı bir şey istediğiniz bir an oldu mu? O an ne yaptınız? Söylemek isteyip söylemediğiniz bir şey var mı? Gottman ve Krokoff'un bulgusu, geri çekilmenin zaman içinde bir bedel ödetebileceğini düşündürüyor; ama Birditt ve arkadaşlarının bulgusu, geri çekilmenin farklı kültürel gruplarda farklı sıklıkta görüldüğünü de hatırlatıyor. Bir davranışın anlamı, çiftin kendi bağlamında değerlendirilmeli.
Öbür uçta, çok sık ve çok yoğun çatışma yaşayan çiftler var. Burada terapistin ilk görevi, çatışmanın biçimine bakmak: Tartışmalar bir çözüme götürüyor mu, yoksa aynı yerde dönüyor mu? Yıkıcı davranışlar, aşağılama, tehdit ya da fiziksel şiddet var mı? Şiddet ya da korku varsa, bu bir çatışma yönetimi meselesi değil, bir güvenlik meselesi; ve ortak terapiden önce ayrı bir değerlendirme gerektiriyor.
Kanıtın sınırı
Buradaki çalışmaların ikisi otuz yılı aşkın, ikisi de yirmi yıla yakın bir süre önce yapıldı. Gottman ve Krokoff'un çalışması alanda çok etkili oldu; ama sonraki yazarlar, örneğin Kurdek, bu çalışmada kullanılan memnuniyet ölçeğinin çatışma sıklığını da ölçtüğünü, bu yüzden bazı bağların şişmiş olabileceğini belirtti. Anlaşmazlığın uzun vadede iyileşmeyi öngördüğü bulgusu, bu nedenle dikkatle okunmalı.
Birditt ve arkadaşlarının uzun izlemi güçlü bir tasarım; ama çatışma davranışları öz bildirimle ölçüldü ve örneklem belirli bir ülkenin iki etnik grubuyla sınırlı. Kluwer ve Johnson'ın bulgusu ebeveynliğe geçişteki Hollandalı çiftlere ait; başka dönemlerde ve başka ülkelerde sıklığın ağırlığı farklı olabilir.
Türkiye'deki çiftlerin ne sıklıkla anlaşamadığı ve anlaşmazlığı nasıl yürüttüğü, bu örneklemlerden çıkarılamaz. Anlaşmazlığı açıkça dile getirmenin farklı değer gördüğü kültürlerde, geri çekilmenin ve susmanın anlamı da farklı olabilir.
Kendin dene
Aklında kalsın
Anlaşmazlık evliliğin olağan bir parçası: Bir topluluk araştırmasında neredeyse herkes en azından zaman zaman anlaşamadığını bildirdi, çoğunluk ayda bir ile iki kez.
Bir davranışın bugünkü mutsuzlukla ilişkisi ile yarınki iyileşmeyi öngörmesi farklı şeyler: Anlaşmazlık ve öfke o an mutsuz edebilir ama sorunu masaya koyar; geri çekilme o an huzur getirebilir ama sorunu ilişkinin içinde bırakır.
Savunmacılık, inatçılık ve geri çekilme, ilişkinin zaman içinde bozulmasıyla ilişkili çatışma davranışları arasında.
Yapıcı olmak iki kişilik bir iş: Bir eşin geri çekildiği, ötekinin yapıcı davrandığı örüntü bile daha yüksek boşanma oranlarını öngördü.
Çatışmanın nasıl yürütüldüğü önemli; ama sıklığı da önemsiz değil. Özellikle zor geçiş dönemlerinde sık çatışma, ilişki niteliğinin düşmesinde bir rol oynayabilir.
Sonraki derse köprü
Bu derste anlaşmazlığın olağan olduğunu ve onun nasıl yürütüldüğünün belirleyici olduğunu gördük. Ama bütün anlaşmazlıklar aynı türden değil. Bazıları bir konuşmayla, bir uzlaşmayla çözülüyor; bazıları ise yıllar boyunca aynı biçimde geri dönüyor, çünkü iki kişinin derin bir farkından besleniyor. Hangisinin hangisi olduğunu ayırt etmeyi ve geri dönenlerle nasıl yaşanacağını sıradaki derste ele alıyoruz: Çözülebilir ve süreğen sorunlar.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.