M06-D11
Konuşulmayan konular
Çiftlerin bilerek kaçındığı konuların işlevini ve kaçınmanın ne zaman koruduğunu, ne zaman zarar verdiğini değerlendirir.
İlişki ve Çift Terapisi Akademisi — M06, İletişim · 2.828 kelime · 16 örnek durum · 5 kanıt kartı · ≈ 13 dk okuma · 19 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Çiftlerin en sık kaçındığı konulardan biri ilişkinin kendisi; ve bu kaçınmanın arkasında çoğu zaman konuşmanın ilişkiyi bozacağı korkusu var.
Konu kaçınması memnuniyetsizlikle ilişkili; ama bu bağın önemli bir kısmı kaçınmanın kendisinden değil, eşin kaçındığının nasıl algılandığından ve yorumlandığından geliyor.
Kaçınmanın güdüsü sonucu belirliyor: İlişkiyi koruyan bir sessizlik zararsız olabilirken, korkudan gelen bir sessizlik daha çok zarar verebiliyor.
Açıklık ve gizlilik birbirinin karşıtı değil; bir çift hem çok şeyi paylaşıp hem de bazı alanları kendine saklayabilir.
Eşten kendini gizlemek, hem gizleyenin hem de eşinin ilişki iyiliğiyle olumsuz yönde ilişkili; ve bir sır, gizlenmesi gereken anlar gelmeden de zihinde yer kaplıyor.
Açılış sahnesi
Ece ile Kerem dört yıldır birlikte. Aynı evde yaşıyorlar, birbirlerinin ailesini tanıyorlar, tatil planlarını birlikte yapıyorlar. Ama bir konuyu hiç konuşmadılar: evlenecekler mi?
Ece birkaç kez açmayı düşündü. Bir düğünden dönerken, bir arkadaşının nişan fotoğrafını görürken. Her seferinde vazgeçti. "Sorarsam baskı yapıyormuşum gibi görünür" diye düşündü; "ya cevabı hayırsa?" diye de. Kerem de düşündü. Ece'nin bu konuda ne hissettiğini bilmiyordu ve sormanın, bir karar vermeye zorlanmak anlamına geleceğinden korkuyordu.
Dört yıl boyunca ikisi de konuyu kenardan dolandı. Bir gün Kerem'in annesi pazar kahvaltısında, "Siz ne zaman evleniyorsunuz?" diye soruyor. Masada bir sessizlik oluyor. Ece ile Kerem aynı anda tabaklarına bakıyor. Eve dönerken arabada ikisi de konuşmuyor; ama ikisi de aynı şeyi düşünüyor.
Akşam Ece sonunda soruyor: "Sen bu konuda ne düşünüyorsun?" Kerem bir süre susuyor, sonra itiraf ediyor: O da yıllardır konuşmak istiyormuş, ama Ece'nin istemediğini sandığı için açmamış. İkisi de aynı konudan, aynı sebeple, ayrı ayrı kaçmış.
Bu derste ne olacak
Önce çiftlerin hangi konulardan kaçındığına ve neden kaçındıklarına dair bir çalışmaya bakacağız. Ardından konu kaçınmasının ilişki memnuniyetiyle bağını ve bu bağın ne kadarının kaçınmanın kendisinden, ne kadarının kaçınıldığı algısından geldiğini inceleyeceğiz. Sonra kaçınmanın hangi koşullarda zararsız, hatta yararlı olabildiğine geçeceğiz. Son olarak gizlemenin kişinin kendisine ve ilişkiye bedelini, bir sırrı taşımanın gündelik deneyimine dair bulgularla tartacağız.
M06-D10'da zor bir konuyu nasıl açabileceğimizi konuştuk. Bu ders, hiç açılmayan konulara ve onları açmamanın bir seçim olarak ne anlama geldiğine bakıyor.
Sıfır noktası
M06-D03'te kendini açmanın derinliğini ve karşılıklılığını gördük; M06-D10'da zor bir konuşmanın zamanlamasını, ilk cümlesini ve amacını. Bu ders bunların ters yüzüne bakıyor: Bir konuyu açmamak. Burada konuşulmayan bir konu, unutulmuş bir konu değil; iki kişinin ya da birinin, bilerek etrafından dolaştığı bir konu.
İletişim üzerine yazılan pek çok metin açıklığı bir erdem, kaçınmayı bir kusur olarak sunuyor. Bu ders, o ikiliğin her zaman doğru olmadığını gösteren bulgulara bakıyor; ama kaçınmanın bir bedeli olduğunu gösteren bulgulara da.
Mekanizma
Hangi konular, neden
Çiftlerin konuşmaktan kaçındığı konular rastgele değil. İlk çalışmalardan biri, bunların neler olduğunu ve neden kaçınıldığını insanlara doğrudan sordu.
Listenin başında bir dış konu değil, ilişkinin kendisi duruyor. "Biz neredeyiz, nereye gidiyoruz?" sorusu, açılış sahnesindeki Ece ile Kerem'in dört yıl boyunca açmadığı soru. Katılımcıların gerekçesi de tanıdık: İlişki hakkında konuşmak, ilişkiyi bozabilir gibi geliyor.
Kaçınmanın kendisi mi, algısı mı
Pek çok çalışma, ilişkilerinde konulardan sık kaçınıldığını bildiren insanların ilişkilerinden daha az memnun olduğunu buluyor. Ama bu memnuniyetsizlik nereden geliyor? Eşin gerçekten kaçınmasından mı, yoksa kişinin eşinin kaçındığını düşünmesinden mi?
Bu bulgu ince bir ayrım taşıyor. Bir eşin bir konudan kaçındığını hissetmek, onun gerçekten ne kadar kaçındığından daha güçlü biçimde memnuniyetsizlikle ilişkili. Yani kaçınmanın zararının bir kısmı, kaçınmanın nasıl yorumlandığından geliyor: "Benden bir şey saklıyor", "Bana güvenmiyor", "İlişkimizi ciddiye almıyor."
Yaygın yanlış"Eşim bir konudan kaçınıyorsa benden bir şey saklıyordur."
Caughlin ve Golish'in bulgusunda kaçınmaya dair algılar, gerçek kaçınmadan daha güçlü biçimde memnuniyetsizlikle ilişkiliydi; ve kaçınma algısının ne kadarının gerçek bir gizlemeye dayandığı her zaman açık değil. Bir kişi bir konudan kendini korumak, eşini üzmemek, bir kavgadan kaçınmak ya da yalnızca o konunun kendi alanı olduğunu düşündüğü için kaçınabilir. Kaçınmayı bir saklama olarak okumadan önce, nedenini sormak bir seçenek.
Kaçınma ne zaman zararsız
Kaçınmanın her zaman memnuniyetsizlikle ilişkili olmadığını gösteren bir başka çalışma, aynı verilerin bir başka çözümlemesinden geliyor.
Kaçınmanın güdüsü önemli görünüyor. Bir kişi bir konudan ilişkiyi korumak için mi kaçınıyor, yoksa kendini korumak, eşinden bir şey gizlemek ya da yüzleşmekten korktuğu için mi? Aynı sessizlik, farklı nedenlerle farklı şeyler anlatabilir.
Yaygın yanlış"Sağlıklı bir ilişkide her şey konuşulur."
Caughlin'in çalışması, kaçınmanın memnuniyetsizlikle bağının kaçınmanın güdüsüne göre değiştiğini ve bazı koşullarda zararsız olabildiğini gösterdi. Her şeyi konuşmak bir ideal olarak çekici; ama bazı konular, örneğin eski ilişkilerin ayrıntıları ya da eşin ailesine dair küçük eleştiriler, konuşulduklarında bilgi değil yalnızca yara getirebilir. Asıl soru, neyin konuşulduğu değil, neyin neden konuşulmadığı.
Bir başka çalışma, açıklık ile gizliliğin birbirinin karşıtı olmadığını düşündürüyor.
Bu bulgu, bir çiftin hem çok şeyi paylaşıp hem de bazı şeyleri kendine saklayabileceğini, ve bunun ilişkiye zarar vermek zorunda olmadığını düşündürüyor. Açıklık ve gizlilik bir terazinin iki kefesi değil; ikisi birlikte bir ilişkinin dokusunu oluşturuyor olabilir.
Gizlemenin bedeli
Kaçınma bazı koşullarda zararsız olabilir; ama bir şeyi eşten aktif olarak gizlemek başka bir şey.
Bir sırrı taşımak, sırrın ortaya çıkması gereken anlarda değil, o anlar gelmeden de bir yük olabilir. Gizlilik üzerine on çalışmayı bir araya getiren bir araştırma, insanların sırlarını aktif olarak gizlemek zorunda kaldıkları durumlardan çok daha sık, kendiliğinden o sırları düşündüklerini buldu; ve bu sırlara zihnin kayma sıklığı, gizleme sıklığından bağımsız olarak daha düşük iyi oluşla ilişkiliydi. Bu çalışmanın sonuçları arasında ilişki memnuniyeti de vardı; ama sırlar yalnızca ilişkiye dair değildi ve çiftlere özgü değildi.
Yaygın yanlış"Bir sırrı bir kez anlatırsam her şey düzelir."
Bir sırrı açmak gizlemenin yükünü kaldırabilir; ama açılmanın kendisi bir başlangıç, bir bitiş değil. Uysal ve arkadaşlarının bulgusu gizlemenin ilişki iyiliğine bedelini gösteriyor; ama bir sırrın hangi anda, hangi sözlerle ve ne umularak açılacağı, M06-D10'da konuştuğumuz soruların hepsini yeniden gündeme getiriyor. Açılan bir sır, eşte bir kırgınlık, bir öfke ya da bir yas başlatabilir; bunun da konuşulmaya zamanı gerekebilir.
Yaygın yanlış"Söylenmeyen bir şey kimseye zarar vermez."
Uysal ekibinin on dört gün süren kayıtlarında bir günkü gizleme, o günün ve ertesi günün daha düşük ilişki iyiliğiyle ilişkiliydi; ve eşin gizlemesi de kişinin ilişki iyiliğiyle olumsuz yönde ilişkiliydi. Gizlemek, saklayan kişinin zihninde yer kaplıyor ve ilişkiye de bir biçimde sızıyor olabilir. Bu, her sırrın açılması gerektiği anlamına gelmiyor; ama sessizliğin bedelsiz olmadığını gösteriyor.
Usta katmanı
Çift terapisinde konuşulmayan konular çoğu zaman terapinin asıl gündemi oluyor; ama genellikle ilk seanslarda değil. Bir çift önce görünür bir sorunla, ev işleri, para ya da sık kavgalarla geliyor; konuşulmayan konu ise ancak güven oluştukça ortaya çıkıyor.
Terapistin bir görevi, bir konunun neden konuşulmadığını anlamak. Caughlin'in bulgusu, kaçınmanın güdüsünün önemli olduğunu düşündürüyor: İlişkiyi koruyan bir kaçınma ile korkudan gelen bir kaçınma farklı müdahaleler gerektiriyor. İlkinde terapist kaçınmayı bir sorun olarak çerçevelemeyebilir; ikincisinde korkunun kendisi konuşulmaya değer.
Bireysel görüşmelerin bir riski var: Terapist bir eşten, ötekinin bilmediği bir sırrı öğrenebilir. Çift terapistleri bu konuda farklı politikalar izliyor; bazıları, bireysel görüşmelerde öğrenilen her şeyin ortak seanslarda konuşulabileceğini baştan söylüyor, bazıları belirli sırların saklı tutulabileceğini kabul ediyor. Hangi politika seçilirse seçilsin, çifte terapinin başında açıkça anlatılması gerekiyor.
Terapist ayrıca bir konuyu açmanın her zaman doğru olmadığını hesaba katmalı. Bir sırrın açılmasının bir eşin güvenliğini tehlikeye atabileceği durumlarda, örneğin şiddet içeren bir ilişkide, açıklık bir hedef değil, bir risk. Böyle durumlarda güvenlik önceliklidir ve ayrı bir değerlendirme gerekir.
Kanıtın sınırı
Konu kaçınması üzerine çalışmaların önemli bir kısmı aynı araştırma grubundan ve aynı iki örneklemden geliyor: 100 flört çifti ve 114 ebeveyn-çocuk ikilisi. Bu çalışmalar kesitsel; kaçınma memnuniyetsizliği doğurabileceği gibi, mutsuz bir ilişki de insanları susmaya itebilir; tek bir ölçüm anı bu iki yolu birbirinden ayırmaya yetmiyor.
Tabu konular çalışması nitel ve dört on yıl önceye ait; bugünün çiftlerinin tabu listesi farklı olabilir. Kendini gizleme çalışmasında günlük ve gecikmeli çözümlemeler zaman içindeki bir sırayı gösteriyor; ama örneklemler görece küçük ve her şey öz bildirime dayanıyor.
Örneklemini tanımlayan çalışmalar kadın-erkek ilişkilerine dayanıyor ve aralarında Türkiye'de toplanmış bir veri yok. Bir konuyu konuşmamanın saygı, incelik ya da aile düzeninin bir parçası sayıldığı kültürlerde, örneğin Türkiye'deki pek çok ailede, kaçınmanın ilişkiyle bağının farklı olup olmadığı ayrıca sınanmayı bekliyor.
Kendin dene
Aklında kalsın
Çiftlerin en sık kaçındığı konulardan biri ilişkinin kendisi; ve bu kaçınmanın arkasında çoğu zaman konuşmanın ilişkiyi bozacağı korkusu var.
Konu kaçınması memnuniyetsizlikle ilişkili; ama bu bağın önemli bir kısmı kaçınmanın kendisinden değil, eşin kaçındığının nasıl algılandığından ve yorumlandığından geliyor.
Kaçınmanın güdüsü sonucu belirliyor: İlişkiyi koruyan bir sessizlik zararsız olabilirken, korkudan gelen bir sessizlik daha çok zarar verebiliyor.
Açıklık ve gizlilik birbirinin karşıtı değil; bir çift hem çok şeyi paylaşıp hem de bazı alanları kendine saklayabilir.
Eşten kendini gizlemek, hem gizleyenin hem de eşinin ilişki iyiliğiyle olumsuz yönde ilişkili; ve bir sır, gizlenmesi gereken anlar gelmeden de zihinde yer kaplıyor.
Sonraki derse köprü
Bu modülde dinlemekten istemeye, sözsüz işaretlerden konuşulmayan konulara kadar pek çok iletişim becerisine baktık. Ama bu beceriler öğretilebilir mi? Çiftlere iletişim becerileri öğreten programlar gerçekten ilişkileri iyileştiriyor mu, yoksa beklentiler bulgulardan daha mı büyük? Modülü bu soruyla kapatıyoruz: İletişim eğitimi işe yarar mı?
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.