M04-D10
Bağlanma ve eş seçimi
Kişilerin bağlanma örüntülerine göre eş seçip seçmediğine dair bulguları aktarır ve "hep aynı insanı seçiyorum" iddiasını sınar.
İlişki ve Çift Terapisi Akademisi — M04, Yetişkin bağlanması · 2.794 kelime · 15 örnek durum · 5 kanıt kartı · ≈ 13 dk okuma · 19 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Eş seçimine dair üç hipotez var: Herkesin güvenli bir eşi tercih ettiği, insanların kendine benzeyeni seçtiği ve kaygılı ile kaçınmacının birbirini tamamladığı; araştırmalar bunların her birine bir ölçüde destek veriyor.
Varsayımsal eşlere dair deneylerde bütün bağlanma biçimlerindeki insanlar en çok güvenli eşleri tercih etti; ama bazı araştırmalarda insanlar kendine benzeyenleri tercih etti ve kaygılılar kaçınmacılardan özellikle uzak durdu.
İlk çekimi hem olası eşin gerçek güvenliği hem de kişiye benzerliği öngörüyor; yeni evlilerde bağlanma özelliklerindeki benzerlik memnuniyetin en güçlü öngörücüsüydü.
Bir derleme, ilk çekimde başkalarına dair beklentilerin, ilişkinin sürdürülmesinde ise kendine dair beklentilerin daha belirleyici olabileceğini öneriyor; tanıdık olan, olumsuz da olsa çekici gelebiliyor.
Kıvılcımın yokluğu her zaman uyumun yokluğu değil; bağlanma eş seçimindeki pek çok etkenden yalnızca biri ve örüntüyü fark etmek onu bir kader olmaktan çıkarabiliyor.
Açılış sahnesi
Yirmi dokuz yaşında bir kadın, en yakın arkadaşına üç yıl içinde tanıştığı üç erkeği anlatıyor. Birincisi sıcak, tutarlı ve sakin biriydi; ama ona "biraz sıkıcı" gelmişti. İkincisi onun gibi kaygılı biriydi; ikisi de birbirinden sürekli güvence istiyordu, ilişki birkaç ayda yorgunluktan bitmişti. Üçüncüsü ise mesafeli, gizemli, ulaşılması zor biri; ona en çok çekildiği ve en çok acı çektiği kişi.
Arkadaşı ona internette okuduğu bir yazıyı gösteriyor: "Kaygılı insanlar hep kaçınmacılara çekilir." Kadın bir an kendini tanıyor; ama sonra itiraz ediyor: "Peki ilk adam? O güvenli biriydi ve ondan da hoşlanmıştım. İkincisi de benim gibiydi."
Kadının itirazı, araştırmacıların da karşılaştığı bir soruyu yansıtıyor: Kimi seçtiğimizi bağlanmamız mı belirliyor? Herkes güvenli birini mi istiyor, yoksa kendine benzeyeni mi, yoksa onu tamamlayanı mı? Bu ders, bu üç olasılığı ve onları sınayan, birbiriyle çelişen bulguları ele alıyor.
Bu derste ne olacak
Önce eş seçimine dair üç farklı hipotezi tanıyacağız: Herkesin güvenli bir eş istediğini, insanların kendine benzeyeni seçtiğini ve insanların kendini tamamlayanı seçtiğini öne süren görüşler. Ardından bu hipotezleri sınayan araştırmalara bakacağız: varsayımsal eşlere yönelik tercihleri ölçen deneyler, ilk çekimi inceleyen bir araştırma ve yeni evlilerde bağlanma benzerliğinin memnuniyetle ilişkisini gösteren bir başka araştırma. Son olarak bu çelişkili bulguları bir araya getirmeye çalışan bir derlemeyi ve ilk çekim ile uzun süreli ilişkinin neden farklı kurallarla işleyebileceğini tartışacağız.
Bu ders kimseye hangi bağlanma örüntüsündeki biriyle birlikte olması gerektiğini söylemiyor. Ölçülebilen, insanların eş tercihlerinin bağlanmayla nasıl ilişkili olduğu; bir kişinin kiminle mutlu olacağı ise bu ortalamalardan çok daha fazlasına bağlı.
Sıfır noktası
M02-D03'te benzerlik ile tamamlayıcılık tartışmasını, yani insanların kendine benzeyene mi yoksa kendini tamamlayana mı çekildiği sorusunu genel olarak ele almıştık. Bağlanma araştırmaları bu tartışmaya üçüncü bir seçenek ekledi.
Bu hipoteze göre güvenli bir eş, herkes için çekicidir; çünkü insanın temel bağlanma ihtiyacı güvenli bir bağdır. Benzerlik hipotezine göre insanlar kendi örüntülerine benzeyen eşleri seçer. Tamamlayıcılık hipotezine göre ise kaygılı biri kaçınmacı birine, kaçınmacı biri kaygılı birine çekilir.
M04-D06'daki 354 çiftlik araştırmada eşleşme rastgele değildi; iki kaygılının ya da iki kaçınmacının birlikte olduğu tek bir çift bile çıkmamıştı. Bu bulgu tamamlayıcılık hipoteziyle uyumlu görünüyordu. Ama başka araştırmalar farklı sonuçlar verdi.
Mekanizma
Herkes güvenli birini mi istiyor?
Bağlanma güvenliği hipotezini sınamak için araştırmacılar katılımcılara farklı bağlanma örüntülerindeki varsayımsal eşleri anlatan tanımlar okuttu ve bu eşleri ne kadar tercih ettiklerini sordu.
Benzer bir deney, katılımcılara dört bağlanma biçimindeki eşlerle bir ilişkiyi anlatan senaryolar okuttu. Bu deneyde de güvenli eşler en olumlu duyguları uyandırdı ve açık bir eş seçimi istendiğinde bütün güvensiz eşlere tercih edildi. Ama ilginç bir ek bulgu vardı: Saplantılı ve kayıtsız katılımcılar, kendilerine benzeyen eşleri diğer katılımcılara göre daha güvenli algıladı.
Kendine benzeyene mi?
Bir başka araştırma ekibi aynı soruyu hem gerçek çiftlerde hem deneylerde sordu ve farklı bir sonuca ulaştı.
Bu bulgu tabloyu karmaşıklaştırıyor. Bir araştırma herkesin güvenli bir eşi tercih ettiğini, bir başkası insanların kendine benzeyeni seçtiğini, bir üçüncüsü ise kaygılı ile kaçınmacının sık eşleştiğini gösteriyor. Bu çelişki, hangi yöntemle neyin ölçüldüğüne bağlı olabilir.
İlk çekimde ne belirleyici?
Bir başka araştırma ekibi, ilk çekimi daha ayrıntılı inceledi: Bir insanın çekiciliğini onun gerçek güvenliği mi, yoksa algılayan kişiye benzerliği mi belirliyor?
Bu bulgu, iki hipotezin aynı anda doğru olabileceğini düşündürüyor. İnsanlar hem güvenli insanlara hem de kendilerine benzeyen insanlara çekiliyor. Bu iki çekim bazen aynı yöne, bazen farklı yönlere çekiyor olabilir.
Benzerlik ve evlilik niteliği
İlk çekimden uzun süreli ilişkiye geçildiğinde bağlanma benzerliğinin nasıl işlediği ayrı bir soru. Bir araştırma bunu yeni evli çiftlerde inceledi.
M02-D03'te bu araştırmanın genel benzerlik bulgusunu, evlilik niteliğini tutum benzerliğinden çok kişilik benzerliğinin öngördüğünü görmüştük. Burada bağlanma tarafına bakıyoruz: Kişilik benzerlikleri içinde memnuniyeti en güçlü öngören, bağlanma özelliklerindeki benzerlikti.
Yaygın yanlış"Kaygılı insanlar her zaman kaçınmacılara çekilir; bu bir yasadır."
Bu konudaki bulgular birbiriyle çelişiyor. Bir araştırma ciddi flört ilişkilerinde kaygılı ile kaçınmacının sık eşleştiğini gösterirken, bir başkası kaygılı kişilerin kaçınmacılardan özellikle uzak durduğunu ve kendine benzeyen eşleri tercih ettiğini gösterdi. Deneylerde ise bütün bağlanma biçimlerindeki insanlar en çok güvenli eşleri tercih etti. Sonuç, tek bir yasa değil; yönteme ve ilişkinin evresine göre değişen bir tablo.
Usta katmanı
Bu çelişkili bulguları bir araya getiren bir derleme, bir uzlaşma önerisinde bulundu.
Bu öneri, açılıştaki kadının deneyimini açıklamaya yardım edebilir. İlk tanışmada güvenli bir erkeğe çekilebiliyor; çünkü ilk çekimde başkalarına dair beklentileri, yani güvenilir birini aramak, öne çıkıyor. Ama ilişki ilerledikçe, kendine dair beklentileri, yani sevilmeye değer olmadığına dair eski korkusu, onu tanıdık bir dinamiğe, ulaşılması zor birine doğru çekebiliyor. Benlik tutarlılığı ihtiyacı, bazen olumsuz da olsa tanıdık olanı aramak anlamına geliyor.
Yaygın yanlış"Bir kişiyle aramızda kıvılcım yoksa, o kişi benim için doğru kişi değildir."
İlk çekimde tanıdık dinamikler, örneğin belirsizlik ve ulaşılmazlık, güçlü bir heyecan yaratabilir; ama bu heyecanın bir kısmı kaygının kendisi olabilir. Güvenli ve tutarlı bir eşle ilk tanışma, kaygılı biri için heyecansız görünebilir. M02-D08'de belirsizliğin ilgiyi nasıl canlı tuttuğunu görmüştük; kıvılcımın yokluğu her zaman uyumun yokluğu demek değil.
Yaygın yanlış"Güvenli bağlanan herkes, mutlaka güvenli bir eşle birlikte olur."
Güvenli bireylerin güvenli eşleri tercih ettiği tutarlı bir bulgu; ama tercih ile gerçek eşleşme her zaman örtüşmez. İnsanlar eşlerini yalnızca bağlanma örüntüsüne göre değil, fiziksel çekim, benzer değerler, aile, coğrafya ve tesadüf gibi pek çok etkene göre seçer. Bağlanma, bu etkenlerden yalnızca biri.
Eş seçiminde bağlanmanın tek bir belirleyici olmadığını hatırlamak önemli. M02 boyunca eş seçiminin yakınlık, benzerlik, fiziksel çekicilik, aile aracılığı ve pek çok başka etkenle biçimlendiğini görmüştük. Bağlanma bu tabloya bir katman ekliyor; tabloyu tek başına belirlemiyor.
Bir terapist açısından bu bulguların değeri, kişinin kendi eş seçimi örüntülerini fark etmesine yardım etmesinde. Ama bu fark etme, bir kural koymak için değil, bir merak alanı açmak için kullanılmalı.
Kanıtın sınırı
Burada aktarılan çalışmaların çoğu varsayımsal eşlere dair tercihleri ölçüyor. Bir tanımı okuyup bir eşi seçmek ile gerçek hayatta birine çekilmek ve onunla bir ilişki kurmak farklı süreçler. Derlemenin de vurguladığı gibi, farklı yöntemler farklı hipotezleri destekleyen sonuçlar verebiliyor.
Gerçek çiftlerdeki eşleşmeye dair bulgular da çelişiyor. M04-D06'daki çift araştırması kaygılı ile kaçınmacının sık eşleştiğini gösterirken, bu dersteki bir başka araştırma kaygılı kişilerin kaygılı eşlerle flört ettiğini buldu. Örneklemlerin, ölçümlerin ve ilişki evrelerinin farklılığı bu çelişkiyi kısmen açıklayabilir.
Son olarak, bu çalışmaların neredeyse tamamı Kuzey Amerika'daki üniversite öğrencileri ya da genç çiftlerle yapıldı. Eşin kişinin kendisi tarafından seçilmediği ya da aile ve çevrenin seçimde güçlü rol oynadığı bağlamlarda bağlanmanın eş seçimindeki rolünün nasıl işlediği, bu bulgulardan çıkarılamıyor.
Kendin dene
Aklında kalsın
Eş seçimine dair üç hipotez var: Herkesin güvenli bir eşi tercih ettiği, insanların kendine benzeyeni seçtiği ve kaygılı ile kaçınmacının birbirini tamamladığı; araştırmalar bunların her birine bir ölçüde destek veriyor.
Varsayımsal eşlere dair deneylerde bütün bağlanma biçimlerindeki insanlar en çok güvenli eşleri tercih etti; ama bazı araştırmalarda insanlar kendine benzeyenleri tercih etti ve kaygılılar kaçınmacılardan özellikle uzak durdu.
İlk çekimi hem olası eşin gerçek güvenliği hem de kişiye benzerliği öngörüyor; yeni evlilerde bağlanma özelliklerindeki benzerlik memnuniyetin en güçlü öngörücüsüydü.
Bir derleme, ilk çekimde başkalarına dair beklentilerin, ilişkinin sürdürülmesinde ise kendine dair beklentilerin daha belirleyici olabileceğini öneriyor; tanıdık olan, olumsuz da olsa çekici gelebiliyor.
Kıvılcımın yokluğu her zaman uyumun yokluğu değil; bağlanma eş seçimindeki pek çok etkenden yalnızca biri ve örüntüyü fark etmek onu bir kader olmaktan çıkarabiliyor.
Sonraki derse köprü
Bu derste "kaygılılar hep kaçınmacılara çekilir" gibi cümlelerin araştırmalarla tam örtüşmediğini gördük. Ama bu tür cümleler sosyal medyada çok yaygın. Bağlanma kuramı popüler içeriklerde nasıl basitleştiriliyor ve bir etiket, bir insanın kendini ve eşini görme biçimini nasıl değiştirebiliyor? Modülün kalan iki dersinden ilki buna ayrıldı: Popüler kültürde bağlanma.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.