M04-D04
Kaygılı bağlanma ilişkide
Kaygılı bağlanmanın yakınlık arayışı, güvence isteme ve tehdit algısı üzerinden ilişkiye nasıl yansıdığını örneklerle anlatır.
İlişki ve Çift Terapisi Akademisi — M04, Yetişkin bağlanması · 2.514 kelime · 15 örnek durum · 3 kanıt kartı · ≈ 11 dk okuma · 17 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Bağlanma kaygısı, bağlanma sistemini sürekli açık tutan bir aşırı etkinleştirme stratejisiyle ilişkilendiriliyor: tehdit işaretlerini yakından izlemek, yakınlığı ısrarla aramak ve ulaşılamadığında sıkıntıyı yoğun biçimde ifade etmek.
Kaygılı kişiler gündelik ilişkilerinde daha fazla çatışma algılıyor ve çatışmaları daha çok tırmandırıyor; ama gündelik desteğe de daha güçlü tepki veriyorlar.
Aşırı güvence arayışı bağlanma kaygısı üzerinden çökkünlükle ilişkili; alınan güvence kaygıyı kısa süreliğine yatıştırıyor ama kaynağına dokunmuyor.
Bir araştırmada bağlanma kaygısı, eşin olumsuz duygularını yanlış okumakla ilişkili bulunmadı; zorluk algıda değil, algıya verilen yoğun tepkide olabilir.
Kaygılı bağlanmanın güçlü yanları da var; tutarlı küçük destek işaretleri kaygıyı yatıştırabilir, ama kaygı hiçbir zaman eşi denetlemenin mazereti değildir.
Açılış sahnesi
Orhun bir iş yemeğinde. Telefonu çantasında, sessizde. Yirmi sekiz yaşındaki sevgilisi Gülfem, saat dokuzda ona bir mesaj atıyor: "Nasıl geçiyor?" Cevap gelmiyor. Dokuz buçukta bir mesaj daha. Onda bir tane daha, on buçukta iki tane. Gülfem'in aklından ardı ardına senaryolar geçiyor: Orhun'un o yemekte eski bir iş arkadaşıyla karşılaştığını, onunla güldüğünü, kendisini unuttuğunu düşünüyor.
Orhun gece on birde eve geldiğinde telefonunda on bir mesaj buluyor. Gülfem soğuk, cevapları kısa. Orhun şaşkın: "Ne oldu? Sadece bir iş yemeğiydi." Gülfem önce "Hiçbir şey" diyor. Bir saat sonra ağlayarak itiraf ediyor: "Sadece beni hâlâ sevip sevmediğini bilmek istedim."
Gülfem'in o akşamki hâli, M04-D02'de tanımlanan bağlanma kaygısının gündelik bir yüzü. Bu ders, kaygının iki kişilik bir hayatta neye dönüştüğünü izliyor: tehdidi nasıl algıladığını, güvenceyi nasıl aradığını ve çatışmayı nasıl yaşadığını. Ama aynı zamanda araştırmaların bu tabloyu nasıl incelttiğini de gösteriyor.
Bu derste ne olacak
Önce bağlanma kaygısının bir ilişkide nasıl işlediğini açıklayan kuramsal çerçeveyi tanıyacağız. Ardından kaygılı kişilerin gündelik çatışmayı nasıl algıladığını ve yaşadığını gösteren bir günlük ve gözlem araştırmasına bakacağız. Sonra sık sık güvence istemenin kaygılı bağlanmayla ve çökkünlükle nasıl ilişkili olduğunu ele alacağız. Ardından yaygın bir varsayımı, kaygılı insanların eşlerinin duygularını yanlış okuduğu varsayımını sınayan ve beklenmedik bir sonuç veren bir araştırmayı göreceğiz. Son olarak kaygılı bağlanmanın güçlü yanlarını ve eşlerin bu döngüyü nasıl yumuşatabileceğini konuşacağız.
Bu ders kaygılı bağlanmayı bir kusur olarak sunmuyor. Bağlanma kaygısı, bir ilişkiye ne kadar değer verildiğinin de bir yansıması. Ölçülebilen, bu kaygının ilişkide hangi örüntülerle birlikte görüldüğü.
Sıfır noktası
Bağlanma kaygısı M04-D02'de tanımlanmıştı: sevdiğini kaybetme ve yeterince değer görmeme endişesinin boyutu. Bu boyutta yüksek bir yerde durmanın ilişkide nasıl işlediğini açıklayan etkili bir kuramsal çerçeve, bağlanma sisteminin iki farklı biçimde "aşırı" çalışabileceğini öne sürüyor. Kaygıyla ilişkili olan biçim şöyle tanımlanıyor.
Bu stratejinin mantığı, bir zamanlar işe yaramış olmasında. Bakım verenin bazen ulaşılabilir, bazen ulaşılamaz olduğu bir ilişkide, sıkıntıyı güçlü biçimde göstermek onun dikkatini çekmenin bir yolu olabilir. Yetişkinlikte ise aynı strateji, tutarlı biçimde ulaşılabilir bir eşle bile sürebiliyor.
Stratejinin ilk parçası tehdit işaretlerine karşı sürekli tetikte olmak.
Mekanizma
Çatışmayı algılamak ve tırmandırmak
Bir araştırma ekibi, kaygılı kişilerin gündelik ilişki hayatlarını iki aşamada inceledi: önce iki hafta boyunca günlük kayıtlarla, sonra bir çatışma konuşmasını video kaydına alarak.
Bu bulgunun iki yüzü var. Bir yüzü, kaygılı kişilerin çatışmayı daha sık görmesi ve daha çok büyütmesi. Öbür yüzü ise daha az konuşulan bir şey: Kaygılı kişiler gündelik desteğe de daha güçlü tepki veriyor. Desteğin onların ilişki algısı üzerindeki olumlu etkisi daha büyük.
Güvence aramak
Kaygılı bağlanmanın en tanıdık davranışlarından biri, eşten sürekli güvence istemek.
Bir araştırma ekibi, aşırı güvence arayışının çökkünlükle ilişkisini çiftlerde inceledi.
Bu bulgu ilginç bir ayrım yapıyor: Güvence arayışının çökkünlükle bağı, onun ilişkiyi bozmasından çok, kaygılı kişinin kendi iç dünyasıyla ilgili görünüyor. Güvence arayışı eşler tarafından fark ediliyor; ama bu örneklemde ilişki niteliğini düşüren asıl etken kaçınmaydı.
Yaygın yanlış"Eşime sürekli 'beni seviyor musun' diye sormak, kaygımı çözmenin en iyi yoludur."
Aşırı güvence arayışında alınan güvence kaygıyı kısa süreliğine yatıştırıyor, ama etkisi çabuk geçiyor ve soru yeniden soruluyor. Araştırmalar bu arayışın bağlanma kaygısı üzerinden çökkünlükle ilişkili olduğunu gösteriyor. Kaygının kaynağıyla çalışmak, yani terk edilme korkusunun nereden geldiğini anlamak ve onunla baş etmenin başka yollarını öğrenmek, sürekli güvence istemekten daha kalıcı bir yol olabilir.
Eşin duygusunu okumak
Kaygılı kişiler hakkında yaygın bir varsayım, onların eşlerinin duygularını yanlış okuduğu, eşin olumsuz duygularını abartarak algıladığı. Overall ve arkadaşları bu varsayımı, eşlerin kendi bildirdikleri duygularla karşılaştırarak sınadı.
Bu bulgu, kaygılı insanlara dair yaygın bir kalıbı sorguluyor. Kaygılı kişiler eşlerinin duygularını yanlış okuyor olmayabilir; belki de doğru okuyorlar, ama okudukları şeye daha yoğun bir sıkıntıyla tepki veriyorlar. Asıl fark algıda değil, algının ardından gelen duygusal tepkide olabilir.
Yaygın yanlış"Kaygılı bağlanan biri, eşinin duygularını hep yanlış okur ve olmayan sorunlar yaratır."
Eşlerin kendi bildirdikleri duygularla yapılan bir karşılaştırmada, bağlanma kaygısı eşin olumsuz duygularını yanlış izlemek ya da abartmakla ilişkili bulunmadı. Kaygılı kişiler eşlerinin duygularını çoğu zaman doğru fark ediyor olabilir; zorluk daha çok, fark ettikleri şeye verdikleri yoğun duygusal tepkide.
Usta katmanı
Aşırı etkinleştirme stratejisinin bir parçası, eşin dikkatini ve yakınlığını sağlamak için kullanılan davranışlar. Bunların bir kısmı, kişinin kendisine ve ilişkiye zarar verebiliyor.
Kaygılı bağlanmanın bir ilişki için yalnızca zorluk getirmediğini de görmek gerekiyor. Bu boyutta yukarıda duran insanların çoğu, ilişkiye derinden bağlı, eşinin ihtiyaçlarına duyarlı ve sevgisini açıkça gösteren biri.
Kaygılı bağlanmanın döngüsü, eşin tepkileriyle de şekilleniyor. Tutarlı ve öngörülebilir biçimde ulaşılabilir olan bir eş, kaygılı kişinin tehdit algısını zamanla yatıştırabiliyor.
Bir sınır da önemli. Kaygılı bağlanma, eşin hareketlerini denetlemenin, telefonunu karıştırmanın ya da kiminle görüşeceğine karar vermenin bir mazereti değil. Kıskançlığı kontrolden ayıran çizgi M03-D07'de çizilmişti; o çizgi burada da aynı yerden geçiyor.
Yaygın yanlış"Kaygılı bağlanmam olduğu için eşimi kontrol etmem anlaşılabilir bir şey."
Bağlanma kaygısı bir duygu ve bir eğilim; eşin özerkliğini kısıtlayan davranışlar ise bir seçim. Kaygıyı anlamak, kişinin kendisine şefkatle bakmasına yardım edebilir; ama eşin telefonunu denetlemeyi, onun arkadaşlarıyla görüşmesini kısıtlamayı ya da onu tehdit etmeyi haklı çıkarmaz. Kaygıyla baş etmenin yolu eşi denetlemek değil, kaygının kendisiyle çalışmak.
Kanıtın sınırı
Bu dersteki araştırmaların önemli bir kısmı flört eden ya da evli olmayan çiftlerle yapıldı. Kaygılı bağlanmanın uzun evliliklerde, çocuklu ailelerde ya da yaşlılıkta nasıl işlediği, bu bulgulardan doğrudan çıkarılamıyor.
Bağlanma kaygısı bu araştırmalarda öz bildirimle ölçüldü. M04-D03'te gördüğümüz gibi, öz bildirim ile görüşmeye dayalı ölçümler farklı şeyler yakalıyor; bu bulguların görüşmeyle ölçülen bağlanma temsiliyle aynı biçimde tekrarlanıp tekrarlanmadığı ayrı bir soru.
Bulguların çoğu ilişkisel. Kaygılı kişilerin daha fazla çatışma algılaması, onların algısından kaynaklanabileceği gibi, gerçekten daha çatışmalı ilişkilerde bulunmalarından da kaynaklanabilir. Eşin duygularını okumaya dair araştırma bu soruya kısmen ışık tutuyor; ama tek başına kesin bir cevap vermiyor.
Kendin dene
Aklında kalsın
Bağlanma kaygısı, bağlanma sistemini sürekli açık tutan bir aşırı etkinleştirme stratejisiyle ilişkilendiriliyor: tehdit işaretlerini yakından izlemek, yakınlığı ısrarla aramak ve ulaşılamadığında sıkıntıyı yoğun biçimde ifade etmek.
Kaygılı kişiler gündelik ilişkilerinde daha fazla çatışma algılıyor ve çatışmaları daha çok tırmandırıyor; ama gündelik desteğe de daha güçlü tepki veriyorlar.
Aşırı güvence arayışı bağlanma kaygısı üzerinden çökkünlükle ilişkili; alınan güvence kaygıyı kısa süreliğine yatıştırıyor ama kaynağına dokunmuyor.
Bir araştırmada bağlanma kaygısı, eşin olumsuz duygularını yanlış okumakla ilişkili bulunmadı; zorluk algıda değil, algıya verilen yoğun tepkide olabilir.
Kaygılı bağlanmanın güçlü yanları da var; tutarlı küçük destek işaretleri kaygıyı yatıştırabilir, ama kaygı hiçbir zaman eşi denetlemenin mazereti değildir.
Sonraki derse köprü
Eşin duygularını okumaya dair araştırmanın en dikkat çekici bulgusu kaygıyla değil, kaçınmayla ilgiliydi: Kaçınmada yüksek olanlar eşlerinin olumsuz duygularını olduğundan yoğun algılıyor ve buna savunmacı tepkiler veriyordu. Bağımsızlığını vurgulayan, duygusal mesafe koyan ve destek almakta zorlanan bir eşin ilişkide nasıl davrandığı, bir sonraki konumuz: Kaçınmacı bağlanma ilişkide.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.