M03-D07
Kıskançlık
Kıskançlığın duygusal ve davranışsal biçimlerini ayırır, cinsiyet farkı iddialarını tartar ve kontrol davranışından ayrımını kurar.
İlişki ve Çift Terapisi Akademisi — M03, Aşkın psikolojisi · 2.687 kelime · 15 örnek durum · 4 kanıt kartı · ≈ 12 dk okuma · 18 dk dinleme
Temel Psikoloji Akademisi’nde: M04-D09
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Romantik kıskançlık, değer verilen bir ilişkiyi kaybetme tehdidine verilen bir tepkidir; sahip olunmayanı istemekle ilgili hasetten farklıdır.
Kıskançlığın düşünce, duygu ve davranış olarak üç yüzü var; duygusal tepki olağan olabilir, ama bilişsel ve davranışsal yüzler ortada bir tehdit olmasa da büyüyebilir.
Erkeklerin cinsel, kadınların duygusal aldatmayı daha çok kıskandığı iddiası, büyük ölçüde zorunlu seçim biçimine bağlı çıktı; başka ölçümlerde ve gerçek aldatmada fark büyük ölçüde kayboldu.
Kıskançlığı sevgiyle eşitlemek, kıskançlığa bağlı saldırganlığın ve istismarın hoş görülmesine yol açabiliyor.
Kıskançlık bir duygu, kontrol bir davranış örüntüsüdür; eşin özerkliğini sistematik biçimde kısıtlayan davranışlar, sevgi değil, kontrol olarak adlandırılmalıdır.
Açılış sahnesi
Yirmi altı yaşındaki Aysu, sevgilisi Caner'le yedi aydır birlikte. Caner her akşam telefonuna bakıyor; kiminle yazıştığını, kimin gönderisini beğendiğini soruyor. Bir iş yemeğine gideceğini söylediğinde, yemeğe kimlerin katılacağını tek tek öğrenmek istiyor. Aysu bunu bir gün kibarca dile getirdiğinde Caner şaşırıyor: "Ama seni seviyorum. Sevmesem umurumda olmazdı."
Aysu bunu arkadaşlarına anlatıyor. Arkadaşlarından biri gülümsüyor: "Ne güzel, demek ki çok seviyor. Kıskanmayan erkek sevmiyordur." Bir başkası ise sessiz kalıyor, sonra yalnız kaldıklarında Aysu'ya soruyor: "Peki sen nasıl hissediyorsun? Sevilmiş mi, izlenmiş mi?"
Aysu iki cevabın arasında kalıyor. Bir yanı Caner'in ilgisinden hoşlanıyor; bir yanı ise her akşam bir sorguya hazırlanır gibi eve dönüyor. Bu ders, Aysu'nun sorusunun içindeki ayrımları açıyor: Kıskançlık nedir, hangi biçimleri vardır, kadınlar ve erkekler gerçekten farklı şeyleri mi kıskanır ve kıskançlık hangi noktada sevgi göstergesi olmaktan çıkıp bir kontrol davranışına dönüşür?
Bu derste ne olacak
Önce kıskançlığı tanımlayacağız ve onu haset duygusundan ayıracağız. Ardından kıskançlığın düşünce, duygu ve davranış olarak üç farklı yüzünü göreceğiz. Sonra çok tartışılan bir iddiayı, erkeklerin cinsel, kadınların duygusal aldatmayı daha çok kıskandığı iddiasını, onu destekleyen ve sorgulayan araştırmalarla ele alacağız. Ardından kıskançlığın sevgiyle eşitlenmesinin, kıskançlığa bağlı saldırganlığın nasıl algılandığını etkilediğini gösteren bir araştırmaya bakacağız. Son olarak kıskançlık ile kontrol davranışı arasındaki sınırı çizmeye çalışacağız.
Bu ders kıskançlık hissetmenin yanlış olduğunu söylemiyor. Kıskançlık, değer verilen bir ilişkiye yönelik bir tehdit algılandığında ortaya çıkan, son derece insani bir duygu. Ölçülebilen ve tartışılan şey, bu duygunun nasıl yaşandığı ve neye dönüştüğü.
Sıfır noktası
Türkçede "kıskançlık" kelimesi iki farklı duyguyu anlatmak için kullanılabiliyor. "Arkadaşımın yeni arabasını kıskandım" cümlesindeki duygu ile "Sevgilimi o adamla konuşurken görünce kıskandım" cümlesindeki duygu aynı değil.
Kıskançlık sahip olunanı kaybetme korkusuyla, haset ise sahip olunmayanı isteme duygusuyla ilişkili. Bu ayrım, kıskançlığın neden bu kadar güçlü yaşandığını da açıklıyor: Kıskançlıkta tehdit altında olan şey, kişinin zaten hayatının parçası saydığı bir ilişki.
Kıskançlık tek bir şey değil. Araştırmacılar onu genellikle üç yüzüyle ele alıyor.
Üçüncü yüz, kıskançlığın duygusal tepkisi: Eşin bir başkasına ilgi gösterdiği gerçek bir durumda hissedilen kırgınlık, öfke ya da üzüntü. Bu duygusal yüz, bir tehdide verilen olağan bir tepki olabiliyor; bilişsel ve davranışsal yüzler ise ortada bir tehdit olmasa da büyüyebiliyor.
Mekanizma
Cinsiyet farkı iddiası
Kıskançlık üzerine en çok tartışılan iddialardan biri, kadınların ve erkeklerin farklı aldatma türlerini daha çok kıskandığı. Temel Psikoloji M04-D09, bu iddianın evrimsel psikolojideki yerini ve ölçüm biçimine bağlı olarak nasıl küçüldüğünü kısaca ele almıştı. Burada iddiayı ve onu sorgulayan araştırmaları daha yakından inceleyeceğiz.
Bu bulgunun dayandığı ilk ölçüm biçimi önemli: Katılımcılardan iki seçenekten birini seçmeleri isteniyordu.
Bir başka araştırma ekibi, bulgunun bu biçime ne kadar bağlı olduğunu sınadı.
Üçüncü bir değerlendirme, iddianın dayandığı farklı kanıt çizgilerini tek tek gözden geçirdi.
Bu tartışma hâlâ sürüyor ve bu derste kesin bir sonuca bağlanamaz. Ama şu kadarı söylenebilir: "Erkekler cinsel, kadınlar duygusal aldatmayı kıskanır" cümlesi, bir doğa yasası gibi değil, ölçüm biçimine duyarlı, büyüklüğü tartışmalı bir eğilim iddiası olarak okunmalı.
Yaygın yanlış"Erkekler cinsel, kadınlar duygusal aldatmayı kıskanır; bu doğanın kanunudur."
Bu yönde bulunan cinsiyet farkı, büyük ölçüde katılımcıların iki seçenekten birini seçmek zorunda kaldığı soru biçimine bağlı çıktı; her aldatma türü ayrı ayrı derecelendirildiğinde fark büyük ölçüde kayboldu ve gerçek aldatmaya verilen tepkiler öngörüyü desteklemedi. Ortalamada küçük farklar olabilir; ama bu farklar bir kanun değil, tartışmalı bir eğilim.
Kıskançlık sevgi midir?
Açılıştaki Aysu'nun arkadaşının cümlesi, "Kıskanmayan sevmiyordur", pek çok kültürde yaygın bir inanca dayanıyor: Kıskançlık sevginin bir kanıtıdır. Puente ile Cohen bu inancın, kıskançlığa bağlı saldırganlığın nasıl değerlendirildiğini etkileyip etkilemediğini sınadı.
Bu bulgu, "kıskançlık sevgidir" inancının masum bir romantik düşünce olmadığını gösteriyor. Bu inanç, bir saldırganlığın ya da istismarın sevgi diye okunmasına, dolayısıyla hoş görülmesine zemin hazırlayabiliyor.
Yaygın yanlış"Kıskanmıyorsa sevmiyordur; kıskançlık sevginin kanıtıdır."
Kıskançlık sevilen bir ilişkiye tehdit algılandığında ortaya çıkabilir; ama kıskançlığın şiddeti, sevginin büyüklüğünün bir ölçüsü değil. Kıskançlık çoğu zaman kişinin kendi güvensizliğiyle, kaybetme korkusuyla ve bağlanma kaygısıyla da ilişkili. Araştırmalar, kıskançlığı sevgiyle eşitlemenin, kıskançlığa bağlı şiddeti hoş görmeye yol açabildiğini gösteriyor. Kıskanmayan biri de derinden sevebilir.
Kıskançlıktan kontrole
Kıskançlık bir duygu; kontrol ise bir davranış örüntüsü. Bir kişi kıskançlık hissedip onu konuşabilir; ya da kıskançlığını eşinin hareketlerini kısıtlamanın gerekçesi yapabilir.
Bu ayrımı belirginleştiren bazı sorular var. Kıskançlık hissedildiğinde, kişi bunu konuşuyor mu, yoksa eşine bir kural mı koyuyor? Eşin arkadaşlarıyla görüşmesi, çalışması ya da ailesini ziyaret etmesi kısıtlanıyor mu? Eşin telefonu, şifreleri, konumu sürekli denetleniyor mu? Eş, bir şey yapmadan önce öbürünün tepkisinden korkuyor mu?
Kıskançlığa bağlı kontrol ya da saldırganlık yaşayan biri için, bunu sevgi olarak yorumlayan çevrenin sesi güçlü olabilir. Kişi eşinin tepkisinden korkuyor, arkadaşlarından ve ailesinden giderek uzaklaştırılıyor ya da fiziksel olarak zarar görüyorsa, bu bir kıskançlık meselesi olmaktan çıkmış demektir. Böyle bir durumda güvenilir bir yakınla, bir ruh sağlığı uzmanıyla ya da şiddetle mücadele alanında çalışan kurumlarla konuşmak önemli. İlişkide şiddet ve kontrolün biçimleri M13'ün konusu.
Yaygın yanlış"Eşin telefonunu kontrol etmek, aldatılmamak için makul bir önlemdir."
Telefon kontrolü çoğu zaman kuşkuyu ortadan kaldırmıyor; bir şey bulunmadığında da kontrol sürüp gidiyor. Gizlice yapılan kontrol, eşin mahremiyetini ihlal ediyor ve ortaya çıktığında güveni zedeliyor. Süreklileştiğinde ve eşin özerkliğini kısıtladığında ise bir önlem olmaktan çıkıp kontrol davranışına dönüşüyor. Kuşkuyu konuşmak, onu gizlice doğrulamaya çalışmaktan daha onarıcı bir yol.
Usta katmanı
Kıskançlık bir sinyal olarak da okunabilir. Bazen ilişkide gerçek bir tehdide, bazen ise kişinin kendi kaygısına işaret ediyor. Kaygılı bağlanmanın kıskançlığı nasıl beslediği M04-D04'ün konusu; M03-D03'te mania tarzının kaygılı bağlanmayla aynı etkende toplandığını görmüştük. Bu bağlantı, kıskançlığı yalnızca karşıdakinin davranışıyla değil, kişinin kendi iç dünyasıyla da konuşmayı gerektiriyor.
Terapi açısından önemli bir ayrım, kıskançlığın hangi düzeyde olduğu. Bir ilişkide zaman zaman yaşanan kıskançlık, iki eşin konuşarak çözebileceği bir duygu. Ama sürekli, sabit, kanıtlara rağmen sarsılmayan bir aldatılma inancı ya da eşin özgürlüğünü sistematik biçimde kısıtlayan bir kontrol örüntüsü, ayrı bir değerlendirme gerektirir. Bu ayrımın klinik yanları, akademinin klinik katmanında ele alınacak.
Kanıtın sınırı
Kıskançlıktaki cinsiyet farkına dair araştırmaların büyük kısmı, katılımcıların varsayımsal senaryolara verdiği cevaplara dayanıyor. İnsanların bir aldatmayı hayal ettiklerinde ne hissedeceklerini tahmin etmeleri, gerçek bir aldatmada ne hissettiklerinden farklı olabilir. Ayrıca ölçüm biçiminin sonucu bu kadar değiştirmesi, bu alandaki bulguların yöntemden bağımsız okunamayacağını gösteriyor.
Kıskançlığın sevgiyle eşitlenmesine dair araştırma Kuzey Amerika'da yapıldı. Kıskançlığın, namusun ve aile şerefinin anlamlarının farklı olduğu kültürlerde bu inancın nasıl işlediği ayrıca sınanmalı. Bu ders, bu konuda Türkiye'den doğrudan bir araştırmaya dayanmıyor.
Kıskançlığın üç yüzüne dair ayrım kavramsal olarak yararlı; ama gerçek hayatta düşünce, duygu ve davranış iç içe geçiyor. Bir kişinin bilişsel kıskançlığının ne zaman davranışa dönüşeceğini öngörmek, bu derste aktarılan araştırmalarla mümkün değil.
Kendin dene
Aklında kalsın
Romantik kıskançlık, değer verilen bir ilişkiyi kaybetme tehdidine verilen bir tepkidir; sahip olunmayanı istemekle ilgili hasetten farklıdır.
Kıskançlığın düşünce, duygu ve davranış olarak üç yüzü var; duygusal tepki olağan olabilir, ama bilişsel ve davranışsal yüzler ortada bir tehdit olmasa da büyüyebilir.
Erkeklerin cinsel, kadınların duygusal aldatmayı daha çok kıskandığı iddiası, büyük ölçüde zorunlu seçim biçimine bağlı çıktı; başka ölçümlerde ve gerçek aldatmada fark büyük ölçüde kayboldu.
Kıskançlığı sevgiyle eşitlemek, kıskançlığa bağlı saldırganlığın ve istismarın hoş görülmesine yol açabiliyor.
Kıskançlık bir duygu, kontrol bir davranış örüntüsüdür; eşin özerkliğini sistematik biçimde kısıtlayan davranışlar, sevgi değil, kontrol olarak adlandırılmalıdır.
Sonraki derse köprü
Kıskançlığın bir kaynağı, eşten beklenen şeylerin büyüklüğü olabilir: Eşin aynı anda en yakın arkadaş, sevgili, sırdaş ve hayat ortağı olması beklendiğinde, onun başka birine gösterdiği her ilgi bir kayıp gibi hissedilebilir. Eşten beklentiler tarih içinde nasıl büyüdü ve bu büyük beklentiler ilişkiyi ne zaman besliyor, ne zaman yoruyor? Bunu bir sonraki dersin araştırmaları tartışıyor: Romantik idealler ve beklentiler.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.