M03-D05
Aşkın biyolojisi: kanıtın sınırı
Aşka eşlik eden beyin ve hormon bulgularını aktarır ve "aşk bir kimyasaldır" türü iddiaların nerede abarttığını gösterir.
İlişki ve Çift Terapisi Akademisi — M03, Aşkın psikolojisi · 2.891 kelime · 15 örnek durum · 5 kanıt kartı · ≈ 13 dk okuma · 19 dk dinleme
Temel Psikoloji Akademisi’nde: M10-D07
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Aşkın erken döneminde sevgilinin fotoğrafı, beynin dopaminden zengin ödül ve güdülenme bölgelerinde etkinlikle ilişkili; ama bu bölgeler aşka özgü değil, pek çok ödül deneyiminde etkin.
Reddedilmiş âşıklarda bağımlılık araştırmalarında da görülen bölgelerin etkinleşmesi, aşkın bir bağımlılık olduğunu göstermez; bu bir benzetmedir ve bölgelerin örtüşmesinden deneyimlerin aynılığına geçmek bir ters çıkarımdır.
Yeni âşıklarda kandaki oksitosin daha yüksek bulundu; ama kandaki ölçümün beyni ne kadar yansıttığı tartışmalı, burun spreyi çalışmaları ise büyük ölçüde gücü düşük ve güvenilirliği sınırlı.
Hayvanlarda gösterilen hormon mekanizmaları insan araştırmalarına ilham verdi; ama bir kemirgen türündeki çift bağı mekanizması, insan aşkının karmaşıklığını tek başına açıklamaz.
Biyolojik bilgi bir deneyimi normalleştirerek rahatlatabilir; ama bir mazerete dönüştüğünde, aşkla birlikte gelen seçimlerin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
Açılış sahnesi
Fırat'la ayrılalı üç hafta olmuş. Yirmi sekiz yaşındaki Janset, gece yarısı telefonunda bir haber okuyor: "Bilim kanıtladı: Aşk beyinde kokain gibi çalışıyor." Haberi okurken içi bir an rahatlıyor. Demek ki onu her saat düşünmesi, eski mesajlarına tekrar tekrar bakması, kendi elinde olan bir şey değil. "Beynim bağımlı" diye düşünüyor, "geçene kadar yapacak bir şey yok."
Ertesi gün haberi hemşire olan ablası Belgin'e gösteriyor. Belgin dikkatle okuyor, sonra soruyor: "Peki bu bilgi sana ne söylüyor? Yapacak bir şey olmadığını mı, yoksa yaşadığının çok insan için benzer olduğunu mu?"
Janset'in okuduğu başlık, bu dersin konusu olan bir alanın tipik bir ürünü. Aşka eşlik eden beyin ve hormon bulguları gerçek ve ilginç. Ama bu bulgulardan aşkı bir kimyasala ya da bir bağımlılığa eşitleyen cümlelere giden yol, çoğu zaman bulguların söylediğinden fazlasını söylüyor. Bu ders o yolu adım adım yürüyor.
Bu derste ne olacak
Önce beyin görüntüleme araştırmalarının aşk hakkında ne bulduğunu ve bu bulguların nasıl elde edildiğini göreceğiz. Ardından reddedilmiş âşıklarla yapılan bir çalışmayı ve "aşk bir bağımlılıktır" iddiasının nereden geldiğini, sonra aşkın erken döneminin takıntıya benzetilmesini ele alacağız. Hormon tarafında, yeni âşıklarda oksitosin düzeyini ölçen bir araştırmaya ve burun spreyi çalışmalarının istatistiksel sorunlarına bakacağız. Son olarak biyolojik bulguların insanlar tarafından nasıl kullanıldığını, kimi zaman bir rahatlama, kimi zaman bir mazeret olarak, tartışacağız.
Bu ders aşkın biyolojik bir tarafı olmadığını söylemiyor. Her duygu gibi aşk da bir bedende ve bir beyinde yaşanıyor. Söylenen, bu biyolojik izlerin aşkın ne olduğunu tek başına açıklamadığı.
Sıfır noktası
Aşkın biyolojisine dair bulguların büyük kısmı iki tür araştırmadan geliyor. Birincisi beyin görüntüleme: Âşık olan kişiler bir tarayıcıda yatarken sevdikleri kişinin fotoğrafına bakıyor ve beyinlerinin hangi bölgelerinde etkinliğin arttığı ölçülüyor.
İkinci tür araştırma hormonlarla ilgili: Kandaki ya da tükürükteki belirli hormonların düzeyleri ölçülüyor ya da bir hormon dışarıdan, çoğu zaman burun spreyiyle veriliyor. Oksitosinin ne olduğunu ve "aşk hormonu" adının neden yanıltıcı olduğunu Temel Psikoloji M04-D04 ayrıntılı ele aldı.
Bu iki tür araştırmayı okurken akılda tutulması gereken bir uyarıyı Terapi Akademisi S01-P01-D03 ters çıkarım adıyla tanımladı: Bir beyin bölgesinin ya da kimyasalın bir duyguyla birlikte görülmesi, o bölgenin ya da kimyasalın etkin olduğu her durumda aynı duygunun yaşandığı anlamına gelmiyor.
Mekanizma
Beyindeki ödül sistemi
Romantik aşkı beyin görüntülemeyle inceleyen ilk çalışmalardan birinde, derin bir aşk içinde olduğunu söyleyen on yedi kişi, sevdikleri kişinin ve üç arkadaşlarının fotoğraflarına baktı. Sevgilinin fotoğrafı, beynin hem korteks hem de daha derin bölgelerinde belirli bir etkinlik örüntüsüyle ilişkiliydi. Birkaç yıl sonra başka bir ekip, aşkın erken döneminde olan kişilerle benzer bir çalışma yaptı.
Bu bulgunun önemli bir yanı var: Aynı ödül sistemi, aç bir insanın yemeğe, bir kumarbazın kazanca, bir çocuğun övgüye yönelişinde de etkin. Aşk bu sistemi kullanıyor olabilir; ama bu sistem aşka özgü değil. Ödülün beklenmesi ile alınması arasındaki farkın beyindeki izini Temel Psikoloji M16-D06 ödül tahmin hatası adıyla anlatmıştı.
Reddedilmek ve bağımlılık benzetmesi
"Aşk bir bağımlılıktır" iddiasının bir kaynağı, reddedilmiş ama hâlâ âşık olan kişilerle yapılan bir çalışma.
Yaygın yanlış"Aşk beyinde kokain gibi çalışır; âşık olan ya da reddedilen kişi bir bağımlıdır."
Reddedilmiş âşıkların beyninde, bağımlılık araştırmalarında da etkin bulunan bazı bölgelerde etkinlik görüldü. Ama bu bölgeler pek çok farklı ödül ve kayıp deneyiminde etkin. Bölgelerin örtüşmesi, iki deneyimin aynı olduğunu göstermez. "Bağımlılık" burada bir benzetme olarak bir şeyi anlatmaya yardım edebilir; ama bir tanı değil, ve kişinin elinden hiçbir şey gelmediği anlamına da gelmiyor.
Reddedilmenin ardından gelen acı bazen yalnızca bir özlem olmaktan çıkıp derin bir çökkünlüğe dönüşebiliyor. Haftalar boyunca süren bir uykusuzluk, işlevini kaybetme ya da kendine zarar verme düşünceleri varsa, bu bir benzetmenin değil, bir ruh sağlığı uzmanından destek almanın zamanı.
Takıntı benzetmesi
Aşkın erken dönemindeki zihinsel meşguliyet, yani sevilen kişiyi durmadan düşünmek, bazı araştırmacıları aşkı takıntıyla karşılaştırmaya yöneltti.
Hormonlar: ölçmek ve vermek
Hormon tarafında iki tür araştırma var: kişilerin doğal hormon düzeylerini ölçen çalışmalar ve hormonu dışarıdan veren çalışmalar.
Oksitosine dair ilginin önemli bir kaynağı hayvan araştırmaları. Tek eşli bazı kemirgen türlerinde, örneğin çayır farelerinde, oksitosin ve benzeri hormonların çift bağının oluşmasında önemli rol oynadığı gösterildi. İnsan araştırmaları büyük ölçüde bu bulgulardan esinlendi; ama bir kemirgen türünde gösterilen bir mekanizmanın, insan aşkının karmaşıklığını ne kadar açıkladığı ayrı bir soru.
Hormonu dışarıdan veren çalışmalar ise ayrı bir sorunla karşılaştı. Temel Psikoloji M04-D04, oksitosin spreyinin insanların güvenini artırdığına dair ünlü bulgunun tekrarlanamadığını anlatmıştı. Bir araştırma ekibi bu alandaki çalışmaların istatistiksel özelliklerine toplu olarak baktı.
Yaygın yanlış"Oksitosin aşk hormonudur; bir sprey ya da takviye ilişkiyi onarabilir."
Oksitosin çift bağıyla ilgili süreçlerde rol oynayan bir hormon; ama insanlarda burun yoluyla verilen oksitosinin sosyal davranışı güvenilir biçimde değiştirdiğine dair bulgular, gücü düşük çalışmalara dayanıyor ve büyük ölçüde tekrarlanamadı. İlişkiyi onaran bir sprey yok; satışa sunulan ürünlerin vaatleri araştırmaların söylediğinin çok ötesinde.
Usta katmanı
Biyolojik bulgular gündelik hayatta iki farklı biçimde kullanılıyor. Birinde bir rahatlama ve anlam kaynağı oluyorlar: Yaşanan acının ya da coşkunun pek çok insan için benzer olduğunu bilmek, kişinin kendini "deli" ya da "zayıf" hissetmesini azaltabiliyor. Ötekinde bir mazerete dönüşüyorlar.
Yaygın yanlış"Aşk biyolojikse, aşkla yaptığımız şeylerden sorumlu değiliz."
Her duygunun biyolojik bir tarafı var; öfkenin de, kıskançlığın da, korkunun da. Bu, öfkeyle birine vurmanın ya da kıskançlıkla birinin telefonunu karıştırmanın sorumluluğunu ortadan kaldırmıyor. Biyolojik bulgular bir deneyimin nasıl yaşandığını anlamaya yardım eder; o deneyimle ne yapılacağına dair seçimi ise insanın kendisine bırakır.
Çift terapisi açısından, biyolojik bilgi bir çiftin yaşadığını normalleştirmek için kullanılabilir. Örneğin uzun bir ilişkide ilk yılların heyecanının azalmasının çiftlerin çoğunun da yaşadığı bir değişim olduğunu bilmek, bir eşin "artık beni sevmiyor" yorumunu yumuşatabilir. Ama biyolojik bilgi, ilişkideki sorunların yerine bir açıklama koymak için kullanıldığında, çiftin konuşması gereken şeylerin önüne geçebilir.
Kanıtın sınırı
Bu dersteki beyin görüntüleme çalışmaları on beş ile on yedi kişi arasında değişen küçük örneklemlerle yapıldı. Bu büyüklükteki çalışmalar, beyin görüntülemede bulguların tekrarlanabilirliği açısından sınırlı. Ayrıca katılımcılar sevgilinin fotoğrafına bir tanıdığın fotoğrafıyla kıyasla bakıyor; bu karşılaştırma, aşkı başka güçlü duygulardan, örneğin derin bir aile sevgisinden ya da hayranlıktan ne kadar ayırabildiği konusunda bir şey söylemiyor.
Hormon araştırmalarında iki sorun öne çıkıyor. Birincisi, kandaki hormon düzeyinin beyindeki düzeyi ne kadar yansıttığı belirsiz. İkincisi, hormon veren çalışmaların büyük kısmı istatistiksel gücü düşük çalışmalar. Bu, tek tek çarpıcı bulguların güvenilirliğini sınırlıyor.
Son olarak, bu alandaki bulguların neredeyse tamamı birlikte görülme ilişkileri. Bir beyin bölgesinin ya da hormonun aşkla birlikte etkinleşmesi, onun aşkı yarattığını göstermiyor; aşkın yaşanmasının o bölgeyi ya da hormonu etkilemesi de aynı ölçüde mümkün. Kemirgen araştırmalarındaki daha güçlü nedensel kanıtların insanlara ne kadar taşınabileceği ise ayrı bir sınav.
Kendin dene
Aklında kalsın
Aşkın erken döneminde sevgilinin fotoğrafı, beynin dopaminden zengin ödül ve güdülenme bölgelerinde etkinlikle ilişkili; ama bu bölgeler aşka özgü değil, pek çok ödül deneyiminde etkin.
Reddedilmiş âşıklarda bağımlılık araştırmalarında da görülen bölgelerin etkinleşmesi, aşkın bir bağımlılık olduğunu göstermez; bu bir benzetmedir ve bölgelerin örtüşmesinden deneyimlerin aynılığına geçmek bir ters çıkarımdır.
Yeni âşıklarda kandaki oksitosin daha yüksek bulundu; ama kandaki ölçümün beyni ne kadar yansıttığı tartışmalı, burun spreyi çalışmaları ise büyük ölçüde gücü düşük ve güvenilirliği sınırlı.
Hayvanlarda gösterilen hormon mekanizmaları insan araştırmalarına ilham verdi; ama bir kemirgen türündeki çift bağı mekanizması, insan aşkının karmaşıklığını tek başına açıklamaz.
Biyolojik bilgi bir deneyimi normalleştirerek rahatlatabilir; ama bir mazerete dönüştüğünde, aşkla birlikte gelen seçimlerin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
Sonraki derse köprü
Bu dersteki beyin çalışmalarının katılımcıları çoğunlukla aşkın ilk aylarındaydı. Peki on, yirmi, otuz yıl sonra ne oluyor? Uzun ilişkilerde tutkunun kaçınılmaz olarak azaldığı yaygın bir inanç; ama bazı çiftler yıllar sonra da yoğun bir romantik sevgi bildiriyor. Bu çiftleri öbürlerinden ayıran ne? Bu çiftlerin izini süren araştırmalar sıradaki dersin konusu: Tutku zamanla söner mi.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.