M03-D03
Aşk tarzları
Aşk tarzları sınıflamasını tanıtır ve tarzların kişilik özelliği mi ilişki durumu mu olduğunu tartar.
İlişki ve Çift Terapisi Akademisi — M03, Aşkın psikolojisi · 2.722 kelime · 16 örnek durum · 3 kanıt kartı · ≈ 12 dk okuma · 18 dk dinleme
Temel Psikoloji Akademisi’nde: M12-D10
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Aşk tarzları sınıflaması, insanların aşkı farklı biçimlerde anladığını ve yaşadığını öne sürer: tutkulu eros, oyun gibi ludus, dostluğa dayalı storge, akılcı pragma, kaygılı mania ve özverili agape.
Bilimsel ölçekler bir kişiye tek bir tip atamaz, altı tarzın her biri için ayrı bir puan verir; tek bir "aşk tipi" söyleyen popüler testler, tipolojinin ve Barnum etkisinin tuzaklarını taşır.
Eros ve agape daha olumlu, ludus daha olumsuz ilişki özellikleriyle ilişkili bulundu; mania tutkuyla ilişkiliydi ve kaygılı bağlanmayla aynı etkende toplandı; storge ve pragma beklenen bağları göstermedi.
Aşk tutumları kişinin önceki deneyimleri ve şu anki aşk durumuyla ilişkili; bu, tarzların yalnızca kişiye değil, ilişkiye ve hayatın evresine de bağlı olabileceğini düşündürüyor.
Bir tarz bir değer yargısı değildir; ama mania kontrol davranışına, agape kendini tamamen ihmal etmeye dönüştüğünde, konuşulması gereken şey tarzın kendisi değil, kişilerin iyiliğidir.
Açılış sahnesi
Bir düğün masasında üç eski arkadaş, eşleriyle nasıl bir araya geldiklerini anlatıyor. Melda gülerek başlıyor: "Bir arkadaşın doğum gününde gözüm ona takıldı. O akşam eve gidince annemi aradım, 'Galiba evleneceğim kişiyi buldum' dedim." Burçin omuz silkiyor: "Bizimki öyle değildi. Ortaokuldan beri arkadaştık. Ne zaman sevgiliye dönüştüğümüzü ikimiz de hatırlamıyoruz." Şeyda ise biraz utanarak itiraf ediyor: "Benim bir listem vardı. Okumuş olsun, sigara içmesin, benim şehrimde yaşamayı kabul etsin. Onu tanıdığımda listeye baktım, hepsi tutuyordu. Âşık olmam ondan sonra geldi."
Masadaki dördüncü arkadaş takılıyor: "Hanginiz gerçekten âşık oldu peki?" Üçü birden itiraz ediyor; üçü de evliliğinden memnun.
Bu ders, bu üç hikâyenin arkasındaki soruyu ele alıyor: İnsanlar aşkı farklı biçimlerde mi yaşıyor? Bu biçimler sınıflandırılabilir mi? Ve eğer sınıflandırılabiliyorsa, bir insanın aşk tarzı onun kişiliğinden mi gelir, yoksa o an yaşadığı ilişkiden mi?
Bu derste ne olacak
Önce aşk tarzları sınıflamasının nasıl ortaya çıktığını ve altı tarzı tek tek tanıyacağız. Ardından bu tarzların bir ölçekle nasıl ölçüldüğüne bakacağız ve "senin aşk tipin hangisi" türünden popüler testlerle bilimsel ölçüm arasındaki farkı, Temel Psikoloji'nin tipoloji tartışmasına bağlayarak konuşacağız. Sonra tarzların ilişki niteliğiyle ve bağlanma örüntüleriyle nasıl ilişkili olduğuna dair bulgulara bakacağız. Son olarak dersin asıl sorusunu tartışacağız: Aşk tarzı bir kişilik özelliği mi, yoksa bir ilişki durumu mu?
Bu ders hangi tarzın "doğru" aşk olduğunu söylemiyor. Açılıştaki üç arkadaşın üçü de evliliğinden memnun. Tarzların bazılarının ilişki niteliğiyle bağlantısı ölçülebiliyor; ama bir tarzın kendisi bir değer yargısı değil.
Sıfır noktası
Aşk tarzları sınıflaması, aşkı ölçmekten önce onu betimlemeye çalışan bir araştırmacının çalışmasıyla başladı. Kanadalı sosyolog John Alan Lee, edebiyattan ve kurgu dışı metinlerden yola çıkarak farklı aşk anlayışlarını tanımladı, ardından âşık olan insanlarla yaptığı görüşmelerle bu tanımları sınadı ve düzeltti.
Lee bu tarzları bir renk çarkına benzetti: Üç ana tarz vardı ve öteki tarzlar bunların karışımları gibi düşünülebiliyordu. Tarzların adları için Yunanca ve Latince sözcükler kullanıldı; bu adlar araştırmalarda bugün de kullanılıyor.
Mekanizma
Üç ana tarz
Açılıştaki Melda'nın doğum günü gecesi bu tarza iyi bir örnek. Eros tarzını M03-D01'deki tutkulu sevgiyle karıştırmamak gerekiyor: Tutkulu sevgi belirli bir kişiye duyulan bir deneyim, eros ise kişinin aşkı genel olarak nasıl anladığına dair bir tutum.
Üç ara tarz
Açılıştaki Şeyda'nın listesi pragmaya örnek. Bu tarz, Türkiye'de görücü usulünün ve aile tanıştırmalarının pek çok biçiminde de görülebiliyor; ama pragma yalnızca ailelerin değil, kişinin kendi tercihi de olabilir.
Tarzları ölçmek
Lee'nin sınıflaması nitel bir çalışmaydı. Bir araştırma çifti, bu altı tarzı sayıya dökmeye girişti; hazırladıkları maddeleri iki büyük örneklemde sınadılar.
Aynı araştırmacılar daha sonra ölçeğin kısa biçimlerini geliştirdi; her tarz için yedi yerine dört ya da üç maddeyle ölçüm yapan bu biçimler, iki bin yedi yüzü aşkın katılımcıyla yürütülen üç çalışmada özgün ölçekten de güçlü ölçme özellikleri gösterdi.
Bu ölçeklerin önemli bir özelliği var: Her kişiye tek bir tarz atamıyor, altı tarzın her biri için ayrı bir puan veriyor. Bir kişi erosta yüksek, pragmada orta, ludusta düşük puan alabiliyor. Temel Psikoloji M12-D10, insanları sınırlı sayıda tipe yerleştiren tipolojiler ile herkesi sürekli boyutlar üzerinde konumlandıran özellik yaklaşımı arasındaki farkı tartışmıştı; aşk tarzları ölçeği ikinci yaklaşıma yakın.
Yaygın yanlış"Herkesin tek bir aşk tipi vardır ve bu tip hayat boyu değişmez."
Aşk tarzlarını ölçen bilimsel ölçekler bir kişiye tek bir tip atamıyor, altı tarzın her biri için ayrı bir puan veriyor. Ayrıca bu puanlar kişinin önceki aşk deneyimleri ve şu anki aşk durumuyla ilişkili bulundu; bu da tarzların hayat boyunca sabit olmayabileceğini düşündürüyor. "Aşk tipin" diye tek bir harf ya da ad veren testler, bilimsel ölçeklerin yapmadığı bir şeyi yapıyor.
Tarzlar ve ilişki niteliği
Tarzların ölçülebilmesi, onların ilişkideki başka özelliklerle nasıl ilişkili olduğunu sorma imkânı verdi. Bir araştırma, aşk tarzlarını ve bağlanma örüntülerini aynı çiftlerde ölçerek ikisinin ilişki özelliklerini ne kadar öngördüğünü karşılaştırdı.
Bu bulgunun iki dikkat çekici yanı var. Birincisi, storge ve pragmanın ilişki niteliğiyle beklenen bağı göstermemesi: Bu, bu tarzların "daha kötü" olduğunu değil, ölçülen ilişki özellikleriyle bağlarının net olmadığını gösteriyor. İkincisi, manianın kaygılı bağlanmayla aynı etkende toplanması: İki farklı kuramın farklı adlarla aynı şeyi anlatıyor olabileceği ihtimali.
Yaygın yanlış"Pragma hesapçılıktır; gerçek aşk hesap yapmaz."
Pragma, eşi pratik uyum ve ortak değerler üzerinden seçmeyi anlatıyor. Aşk tarzlarını ilişki özellikleriyle karşılaştıran araştırmada pragma, ilişki niteliğiyle ne olumlu ne de olumsuz yönde beklenen bir bağ gösterdi. Bir tarzın daha az romantik görünmesi, onun daha az sevgi taşıdığı anlamına gelmiyor.
Yaygın yanlış"Kıskanmayan sevmiyordur; mania aşkın en yoğun ve en gerçek hâlidir."
Mania gerçekten tutkuyla ilişkili; ama aynı zamanda kaygılı bağlanmayla güçlü biçimde örtüşüyor. Yoğun kıskançlık ve sürekli güvence arayışı, sevginin büyüklüğünden çok, kaybetme korkusunun büyüklüğünü gösterebiliyor. Sahiplenme, eşin hareketlerini denetlemeye dönüştüğünde ise artık bir aşk tarzından değil, kontrol davranışından söz ediliyor.
Kişilik mi, ilişki durumu mu?
Lee'nin makalesinin başlığı bile tarzları insan türleri olarak değil, sevme biçimleri olarak adlandırıyordu. Ölçek araştırmaları da aşk tutumlarının kişinin şu anki aşk durumuyla ve önceki aşk deneyimleriyle ilişkili olduğunu gösterdi. Öte yandan manianın kaygılı bağlanmayla örtüşmesi, tarzların bir kısmının kişinin daha kalıcı ilişki örüntülerine dayanabileceğini düşündürüyor. Bağlanma örüntülerinin ne kadar kalıcı, ne kadar değişebilir olduğu ise M04-D09'un konusu.
Usta katmanı
Çiftlerin aşk tarzları birbirinden farklı olduğunda, bu fark çoğu zaman bir eksiklik gibi yaşanıyor. Bir eş öbürünü "romantik değil" diye, öbürü onu "gerçekçi değil" diye suçlayabiliyor.
Mania ile agape, iki uçta bir dikkat gerektiriyor. Mania yüksek olduğunda kişinin kaygısı ilişkinin bütün alanını kaplayabiliyor; agape yüksek olduğunda ise kişi kendi ihtiyaçlarını tamamen görmezden gelebiliyor. İki durumda da ilişkiye bakarken, aşk tarzının yanı sıra kişinin kendi iyilik hâlini de sormak gerekiyor.
Aşk tarzlarını bir çiftle konuşmanın yararı, eşlerin birbirinin aşk anlayışını bir kusur olarak değil, bir fark olarak görmesine yardım etmesi. Ama tarzları bir etiket olarak kullanmak, "Sen zaten bir ludussun" demek, aynı tipoloji tuzağına düşmek demek: Bir kişiyi tek bir kategoriye sıkıştırmak ve onun değişebileceğini unutmak.
Kanıtın sınırı
Aşk tarzları ölçekleri kişinin aşka dair tutumlarını ölçüyor; ilişkideki gerçek davranışını değil. Bir kişinin "Aşkın bir oyun gibi yaşanması gerektiğini düşünüyorum" maddesine verdiği cevap, onun ilişkisinde nasıl davrandığını tam olarak göstermeyebilir.
Tarzlarla ilişki özellikleri arasındaki bağlar ilişkisel ve kesitsel. Eros ile memnuniyet arasındaki bağ, erosun memnuniyeti artırdığını gösterebileceği gibi, mutlu bir ilişkide olan insanların aşka daha tutkulu bakmasından da kaynaklanabilir. Storge ve pragmanın beklenen bağları göstermemesi, bu tarzların ölçümünün ya da kuramın kendisinin yeniden düşünülmesi gerektiğine işaret edebilir.
Tarzların kişilik mi, ilişki durumu mu olduğu sorusu, aynı insanları farklı ilişkilerde ve yıllar boyunca izleyen araştırmalarla cevaplanabilir; bu derste aktarılan bulgular böyle bir izleme sunmuyor. Sınıflamanın Türkiye'deki ilişkilerde aynı yapıyı gösterip göstermediğine dair bu derste aktarabileceğimiz bir sınama da yok.
Kendin dene
Aklında kalsın
Aşk tarzları sınıflaması, insanların aşkı farklı biçimlerde anladığını ve yaşadığını öne sürer: tutkulu eros, oyun gibi ludus, dostluğa dayalı storge, akılcı pragma, kaygılı mania ve özverili agape.
Bilimsel ölçekler bir kişiye tek bir tip atamaz, altı tarzın her biri için ayrı bir puan verir; tek bir "aşk tipi" söyleyen popüler testler, tipolojinin ve Barnum etkisinin tuzaklarını taşır.
Eros ve agape daha olumlu, ludus daha olumsuz ilişki özellikleriyle ilişkili bulundu; mania tutkuyla ilişkiliydi ve kaygılı bağlanmayla aynı etkende toplandı; storge ve pragma beklenen bağları göstermedi.
Aşk tutumları kişinin önceki deneyimleri ve şu anki aşk durumuyla ilişkili; bu, tarzların yalnızca kişiye değil, ilişkiye ve hayatın evresine de bağlı olabileceğini düşündürüyor.
Bir tarz bir değer yargısı değildir; ama mania kontrol davranışına, agape kendini tamamen ihmal etmeye dönüştüğünde, konuşulması gereken şey tarzın kendisi değil, kişilerin iyiliğidir.
Sonraki derse köprü
Aşk tarzları, insanların aşkı nasıl anladığını soruyor. Başka bir soru ise aşkın insana ne yaptığıyla ilgili: Yeni bir eş, insanın hayatına yeni insanlar, yeni deneyimler, dünyaya bakmanın yeni yollarını getirebilir. Benliğin bir ilişki aracılığıyla büyümesi, çekimi ve memnuniyeti nasıl etkiliyor? Sıradaki ders bu soruyu ele alıyor: Kendini genişletme.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.