M02-D10
Bağlanma kararı: kayma mı karar mı
İlişkide birlikte yaşamak ya da evlenmek gibi adımları bilinçli karar vermek yerine "kayarak" atmanın sonuçlarını açıklar.
İlişki ve Çift Terapisi Akademisi — M02, Çekim ve ilişkinin başlangıcı · 2.987 kelime · 16 örnek durum · 4 kanıt kartı · ≈ 14 dk okuma · 20 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
İlişkideki büyük adımlar iki yolla atılabilir: iki kişinin konuşup seçtiği bilinçli bir geçişle ya da koşulların akışıyla gerçekleşen bir kaymayla; fark adımın hızında değil, üzerine konuşulup konuşulmadığında.
İlişkide kalmanın iki boyutu var: isteyerek sürdürmeyi anlatan adanmışlık ve ayrılmayı pahalılaştıran kısıtlamalar; kayarak atılan adımlar ikincisini artırıp birincisini olduğu yerde bırakabilir.
Nişandan önce birlikte yaşamaya başlayanlar evlilik niteliğinde küçük ama tutarlı farklar bildiriyor; nişandan sonra birlikte yaşayanlarla hiç birlikte yaşamayanlar arasında ise fark görülmüyor.
Birlikte yaşamanın etkisi tek yönlü değil; kısa vadede uyuma yardım edip uzun vadede riskle ilişkili olabiliyor ve bu bulgular büyük ölçüde tek bir ülkeden geliyor.
Kayarak varılan bir yerden geri dönülmese de, oraya sonradan bir karar konabilir: birbirini yeniden seçmek de, planla ayrılmak da kaymaktan farklıdır.
Açılış sahnesi
Eylem ile Kubilay sekiz aydır görüşüyordu. Kubilay'ın kira sözleşmesi bitince Eylem "Boşuna yeni ev arama, bir süre bende kal" dedi. Önce bir diş fırçası geldi, sonra bir dolap dolusu kıyafet. Altı ay sonra sokakta buldukları bir kediyi birlikte sahiplendiler. Bir yıl sonra ikisinin de işine yakın olsun diye ortak krediyle bir araba aldılar.
Üçüncü yılın sonunda bir akrabalarının düğününde biri sordu: "Sıra sizde, ne zaman?" Eve dönerken Kubilay "Evlenelim mi artık?" dedi. Eylem omuz silkti: "Olur. Zaten her şeyimiz ortak." Altı ay sonra evlendiler.
Eylem ile Kubilay kurgusal bir çift; ama hikâyelerinde dikkat çeken bir boşluk var. Birlikte yaşamaya başladılar, bir canlının sorumluluğunu paylaştılar, borçlandılar ve evlendiler. Bu adımların hiçbirinde ikisi de oturup "Seninle bu adımı atmak istiyorum, çünkü..." diye başlayan bir cümle kurmadı. Her adım bir öncekinin doğal devamı gibi geldi. Bu ders, ilişkideki büyük adımları bilinçli bir kararla atmak ile onlara kayarak varmak arasındaki farkı ve bu farkın sonuçlarına dair bulguları ele alıyor.
Bu derste ne olacak
Önce "kayma" ile "karar" arasındaki ayrımı tanımlayacağız ve bu ayrımın hız ya da planlama ile aynı şey olmadığını göstereceğiz. Ardından kayarak atılan adımların neden geri dönüşü zorlaştırdığını açıklayan atalet düşüncesini ele alacağız: Bir ilişkiyi sürdürme isteği ile onu bitirmenin maliyeti farklı hızlarda birikebiliyor. Sonra bu düşünceyi sınayan üç bulguya bakacağız: nişandan önce birlikte yaşamaya başlayan çiftler, karar verme biçimi ile ilişki niteliği arasındaki bağ ve tabloyu karmaşıklaştıran büyük bir nüfus araştırması. Son olarak kararın ilişkinin başında kaçırılmış olmasının ne anlama geldiğini, sonradan verilen kararların neyi değiştirebileceğini tartışacağız.
Bu ders hangi adımın atılması gerektiğini söylemiyor. Evlilik öncesi birlikte yaşamak, erken ya da geç evlenmek, çocuk sahibi olmak ya da olmamak, değerlere ve koşullara bağlı tercihler. Burada ölçülebilen tek şey, adımın nasıl atıldığı.
Sıfır noktası
İlişkideki büyük geçişler iki yoldan gerçekleşebiliyor. Birinde iki kişi bir adımın ne anlama geldiğini konuşur, seçeneklerini tartar ve adımı birlikte atar. Ötekinde adım, koşulların, alışkanlıkların ve çevrenin beklentisinin itmesiyle kendiliğinden gerçekleşir; sonradan bakıldığında kimse "o gün karar verdik" diyemez.
Bu ayrım hızla karıştırılmamalı. Hızlı atılan bir adım bilinçli olabilir; yıllarca beklenen bir adım ise kayarak atılabilir.
Ritüeller de bu ayrımı kendiliğinden çözmüyor. Türkiye'de söz, nişan ve düğün gibi adımlar çoğu zaman aileler arasında törenlerle atılıyor. Tören bir kararı herkesin önünde görünür kılar; ama törenin kendi hızı, kararın yerini de alabilir.
Mekanizma
İki tür bağlılık ve atalet
Kaymanın neden önemli olduğunu anlamak için ilişkide iki farklı bağlılık türünü ayırmak gerekiyor. Birincisi, kişinin ilişkiyi isteyerek sürdürme ve onu bir gelecek olarak görme isteği. İkincisi, ilişkiyi bitirmeyi zorlaştıran ve maliyetli kılan etkenler.
Bu iki bağlılık türü farklı hızlarda birikebiliyor. Kısıtlamalar her ortak adımda kendiliğinden artarken, adanmışlık ancak iki kişi birbirini gerçekten seçtiğinde güçleniyor. Kayarak atılan adımlar kısıtlamaları artırıp adanmışlığı olduğu yerde bırakabiliyor.
Açılıştaki Eylem ile Kubilay'ın evliliğe giden yolu bu açıklamayla okunabilir. Ortak ev, kedi ve kredi, her biri tek başına küçük bir adım. Ama birlikte, ayrılmayı her yıl biraz daha pahalı yaptılar. Eylem'in "Zaten her şeyimiz ortak" cümlesi bir adanmışlık cümlesi değil, bir kısıtlama cümlesi.
Yaygın yanlış"Birlikte yaşamak bir deneme; uyuşamazsak anlarız ve kolayca ayrılırız."
Birlikte yaşamak iki kişinin gündelik uyumu hakkında gerçekten bilgi verir. Ama aynı zamanda ayrılmayı zorlaştıran kısıtlamalar da getirir: ortak eşya, ortak kira, ortak arkadaş çevresi, bazen ortak bir canlı. Deneme olarak başlayan bir düzen, uyumsuzluk fark edildiğinde de kolayca bırakılamayabilir. Deneme düşüncesi, ayrılmanın maliyetini olduğundan düşük gösterebiliyor.
Aynı adım, iki farklı anlam
Kayarak atılan bir adımın bir başka riski, iki kişinin o adıma farklı anlamlar yüklemesi. Adım konuşulmadığında, her biri kendi anlamını öbürünün de paylaştığını varsayabilir.
Nişandan önce birlikte yaşamak
Atalet düşüncesini sınamanın bir yolu, birlikte yaşamaya hangi aşamada başlandığına bakmak. Bir çift, gelecek planlarını açıkça bir nişanla netleştirdikten sonra birlikte yaşamaya başlıyorsa, birlikte yaşama kısıtlamaları zaten verilmiş bir kararın üzerine eklenir. Nişandan önce başlıyorsa, kısıtlamalar kararın önüne geçebilir.
Bu bulgunun ilginç yanı, farkın birlikte yaşamanın kendisinde değil, zamanlamasında görünmesi. Nişandan sonra birlikte yaşayanlar ile hiç birlikte yaşamayanlar arasında anlamlı bir fark yok. Bu, yazarların yorumuna göre, asıl farkın gelecek konusunda açık bir karar verilip verilmemesinde olabileceğini düşündürüyor. Ama yaş, gelir ve eğitim gibi değişkenler hesaba katılsa da, ölçülmemiş başka farklar her zaman olabilir; hangi kişilerin hangi yolu seçtiğine bağlı olan bu seçilim sorununu M01-D04 ele almıştı.
Karar biçimi ve ilişki niteliği
Bir başka araştırma, belirli bir adımın zamanlamasına değil, kişilerin genel olarak ilişki kararlarını nasıl verdiğine baktı.
Tabloyu karmaşıklaştıran bir bulgu
Birlikte yaşama ile evliliğin sürmesi arasındaki bağ, tek bir yöne bakan bir bulgu değil. Çok büyük bir nüfus örneklemiyle yapılan bir araştırma, bu bağın zamana göre değiştiğini gösterdi.
Bu bulgu, birlikte yaşamanın tek başına ne iyi ne kötü olduğunu hatırlatıyor: Kısa vadede iki kişinin gündelik hayata uyum sağlamasına yardım edebilir, uzun vadede ise başka etkenlerle birlikte risk taşıyabilir. Birlikte yaşamaya geçişin getirdiği uyum işleri ve bu alandaki tartışmalı bulgular M10-D01'de ayrıca ele alınacak; bu dersin konusu birlikte yaşamanın kendisi değil, adımın nasıl atıldığı.
Usta katmanı
Kayma yalnızca ilişkinin başına özgü değil. Evliliğin içinde de çocuk sahibi olmak, bir aileyle aynı evde yaşamak, şehir değiştirmek ya da emeklilikte yeni bir hayata geçmek gibi adımlar kayarak atılabiliyor.
Kayarak gelinmiş bir yerden geri dönülemese de, o yerin üzerine sonradan bir karar konulabiliyor. Ataletle sürmüş bir ilişkide iki kişi, bir noktada durup birbirini yeniden seçebilir; ya da kısıtlamaları görüp bir planla ayrılmaya karar verebilir. İki karar da kaymaktan farklı.
Terapi odasında da bu örüntü tanıdık. Açılıştaki gibi bir çift, evliliklerinin beşinci yılında bir terapistin karşısında oturduğunda "Biz aslında hiç karar vermedik, her şey kendiliğinden oldu" diyebilir. Terapistin işi o geçmişi değiştirmek değil; çiftin, bugünden itibaren ilişkilerini isteyip istemediklerini konuşabileceği bir zemin kurmak. Adanmışlık ve fedakârlık arasındaki ilişkiyi M05-D03, aşkın bileşenleri arasında bağlılığın yerini M03-D02 ayrıca ele alacak.
Yaygın yanlış"Karar vermek romantizmi öldürür; aşk kendiliğinden akmalı."
Bir adımı konuşmak, duyguları bir sözleşmeye çevirmek demek değil. Bilinçli geçiş, iki kişinin bir adımın kendileri için ne anlama geldiğini birbirine söylemesi; bu konuşma çoğu zaman bir yakınlık anı. Kendiliğinden akan bir ilişki güzel olabilir; ama akışın iki kişiyi nereye taşıdığını hiç sormamak, iki kişinin farklı yerlere gittiğini fark etmemelerine yol açabiliyor.
Yaygın yanlış"Bu kadar zamandır birlikteysek, evlilik zaten verilmiş bir kararın resmîleşmesidir."
Uzun bir birliktelik, bir kararın verildiğini göstermez; yalnızca bir ilişkinin sürdüğünü gösterir. Bu süre boyunca biriken şey adanmışlık da olabilir, kısıtlama da. Evlilik gibi bir adımı uzun süreye dayanarak "zaten" diye atmak, iki kişinin o süre boyunca gerçekten ne biriktirdiğini konuşma fırsatını kaçırmak olabilir.
Kanıtın sınırı
Bu dersteki bulguların hepsi Amerika Birleşik Devletleri'nden ve büyük kısmı aynı araştırma ekibinden geliyor. Nişan, birlikte yaşama ve evliliğin anlamları kültürden kültüre değişiyor; Türkiye'de evlilik öncesi birlikte yaşama pek çok çevrede kabul gören bir adım değil, nişan ve söz ise ailelerin de katıldığı törenler. Bu dersteki atalet açıklamasının Türkiye'deki geçişlerde aynı biçimde işleyip işlemediğini doğrudan sınayan bir araştırmaya dayanmıyoruz.
Kanıtların hiçbiri deneysel değil. Kimse rastgele olarak nişandan önce ya da sonra birlikte yaşamaya atanmadı; bu nedenle farkların ne kadarının ataletten, ne kadarının bu yolları seçen kişilerin başka özelliklerinden kaynaklandığı kesin bilinmiyor. "Düşünerek karar verme" ise çoğu zaman kişilerin kendi bildirimiyle ve geriye dönük ölçülüyor; ilişkisi iyi giden biri, geçmişteki kararlarını daha bilinçli hatırlayabilir.
Son olarak, büyük nüfus araştırmasının gösterdiği gibi, birlikte yaşamanın etkisi zamana göre değişebiliyor. Kısa vadede uyum sağlayan bir deneyimin uzun vadede başka bir sonuç verebilmesi, bu alandaki bulguları tek bir öğütle özetlemeyi zorlaştırıyor.
Kendin dene
Aklında kalsın
İlişkideki büyük adımlar iki yolla atılabilir: iki kişinin konuşup seçtiği bilinçli bir geçişle ya da koşulların akışıyla gerçekleşen bir kaymayla; fark adımın hızında değil, üzerine konuşulup konuşulmadığında.
İlişkide kalmanın iki boyutu var: isteyerek sürdürmeyi anlatan adanmışlık ve ayrılmayı pahalılaştıran kısıtlamalar; kayarak atılan adımlar ikincisini artırıp birincisini olduğu yerde bırakabilir.
Nişandan önce birlikte yaşamaya başlayanlar evlilik niteliğinde küçük ama tutarlı farklar bildiriyor; nişandan sonra birlikte yaşayanlarla hiç birlikte yaşamayanlar arasında ise fark görülmüyor.
Birlikte yaşamanın etkisi tek yönlü değil; kısa vadede uyuma yardım edip uzun vadede riskle ilişkili olabiliyor ve bu bulgular büyük ölçüde tek bir ülkeden geliyor.
Kayarak varılan bir yerden geri dönülmese de, oraya sonradan bir karar konabilir: birbirini yeniden seçmek de, planla ayrılmak da kaymaktan farklıdır.
Sonraki derse köprü
Kayarak ya da seçerek atılan her adımın altında bir soru duruyor: İki insanı birbirine bağlayan şey ne türden bir duygu? İlk ayların karşıdakini durmadan düşündüren yoğun özlemi ile yılların sakin ve güvenli yakınlığı aynı sevginin iki evresi mi, yoksa iki ayrı sevgi mi? Modül 3 aşkın psikolojisine geçiyor ve ilk durağı bu ayrım: Tutkulu sevgi ve arkadaşça sevgi.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.