M02-D09
Seçim yaparken yanılgılar
Eş seçiminde halo etkisi, aşırı iyimserlik ve kısa vadeli işaretlere aşırı ağırlık verme gibi yanılgıları örneklerle tanır.
İlişki ve Çift Terapisi Akademisi — M02, Çekim ve ilişkinin başlangıcı · 3.135 kelime · 17 örnek durum · 2 kanıt kartı · ≈ 14 dk okuma · 21 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Eş seçimindeki yanılgılar aptallık değil; zihnin belirsizlik altında kullandığı kestirmelerin, büyük ve duygusal bir kararda belli yönlere sapmasıdır.
İlk izlenim, sonradan gelen bilgilerin nasıl okunacağını belirleyebilir; en çok göze çarpan özellik, uzun vadeli memnuniyet hakkında en az bilgi verenlerden biri olabilir.
Yeni evlilerin neredeyse tamamı ilişkilerinin aynı kalacağını ya da iyileşeceğini tahmin ediyor; ortalamada ise memnuniyet düşüyor ve en iyimser tahmin bazen en riskli ilişkilerde görülüyor.
Yalnız kalma korkusu, insanların kâğıt üzerindeki standartlarını değiştirmeden seçim anında daha azına razı olmasıyla ilişkili.
Bu yanılgılar birbirini besler; onları fark etmenin bir yolu, kendi ilişkine benzer çiftlerin deneyimi ve bir arkadaşın gözü üzerinden dışarıdan bakmaktır.
Açılış sahnesi
Nilüfer, Oğuzhan'la bir kuzeninin düğününde tanıştı. Oğuzhan uzun boylu, rahat konuşan, masadaki herkesi güldüren biriydi. İlk buluşmalarından üç hafta sonra Nilüfer arkadaşlarına "Bu o, hissediyorum" dedi. O haftalarda gözüne takılan birkaç küçük şey oldu: Oğuzhan bir lokantada garsona sertçe çıkıştı, iki kez buluşmaya bir saat geç kaldı ve haber vermedi. Nilüfer bunları "biraz sabırsız, ama dürüst biri" diye yorumladı.
Dört ay sonra nişanlandılar. Nişan gecesi bir arkadaşı yarı şaka sordu: "Boşanma oranları bu kadar artarken korkmuyor musun?" Nilüfer hiç düşünmeden cevap verdi: "Onlar başka çiftler. Bizim için öyle bir ihtimal yok."
Nilüfer ile Oğuzhan bu ders için tasarlandı. Ama Nilüfer'in o dört ayda yaptığı üç şey, eş seçen pek çok insanın yaptığı şeyler. İlk izlenimin sonraki her bilgiyi boyamasına izin verdi. İlişkinin geleceğini, benzer çiftlerin başına gelenlerden bağımsız gördü. Ve ilk haftaların coşkusunu, uzun yılların nasıl geçeceğine dair bir işaret saydı. Bu ders, bu yanılgıları tek tek ele alıyor. Nilüfer'in kimi seçmesi gerektiğini söylemiyor; seçimini hangi bilgiyle yaptığını görmesine yardım ediyor.
Bu derste ne olacak
Önce eş seçerken düşülen yanılgıların neden "aptallık" olmadığını, zihnin her alanda kullandığı kestirmelerin aşk alanındaki hâli olduğunu konuşacağız. Ardından dört yanılgı ailesini ayıracağız: ilk izlenimin her şeyi boyaması, ilişkinin geleceği hakkında aşırı iyimserlik, kolayca görülen işaretleri zamanla ortaya çıkanların önüne koyma ve yalnız kalma korkusuyla daha azına razı olma. Her biri için bir araştırma bulgusunu, bulgunun sınırıyla birlikte göreceğiz. Son olarak bu yanılgıların birbirini nasıl beslediğini ve bir seçimin içindeyken onları fark etmenin hangi yollarının olduğunu tartışacağız.
Bu dersin dili ölçülebilir olanla sınırlı. Kimin "iyi eş" olduğu, kimi çekici bulacağın, hangi hayatı isteyeceğin senin tercihlerin. Burada konuşulan, o tercihleri yaparken elindeki bilginin ne kadar sağlam olduğu.
Sıfır noktası
İnsan zihni belirsizlik altında hızlı karar vermek için kestirmeler kullanır. Bir yabancının yüzünden güvenilir olup olmadığını, bir iş ilanından işin nasıl olacağını, birkaç cümleden bir kitabın sevilip sevilmeyeceğini kestiririz. Bu kestirmeler çoğu zaman işe yarar; yaramadığı durumlar ise sistematiktir, yani rastgele değil, belli yönlerde sapar.
Eş seçimi bu kestirmeler için zor bir alan. Karar büyük, bilgi az, duygular yoğun, zaman baskısı ise çoğu zaman aile ve çevre tarafından artırılıyor. Üstelik eş seçimi bir kez verilip biten bir karar değil; ilk buluşmadan nişana, birlikte yaşamaya ya da evliliğe uzanan bir dizi küçük karar.
Bu dersteki yanılgıların bir kısmını sen başka derslerde başka adlarla gördün. Bir kişinin tek bir belirgin özelliğinin, başka özellikleri hakkındaki yargıyı da boyaması olan hale etkisini Terapi Akademisi'nin S06-P01-D08'i klinik gözlemin tuzakları arasında anlattı. Kendi başımıza olumsuz bir şey gelme olasılığını benzerlerimizinkinden düşük görme eğilimini, yani gerçekçi olmayan iyimserliği Temel Psikoloji M16-D07 sağlık riskleri üzerinden ele aldı. Bir şeye yatırılmış ama geri alınamayan emeğin, gelecekteki kararı yönlendirmesi olan batık maliyeti ise S01-P02-D11 karar verme bağlamında tanımladı. Bu ders o kavramları yeniden tanımlamıyor; onların eş seçiminde nasıl göründüğünü izliyor.
Mekanizma
İlk izlenimin her şeyi boyaması
İlk izlenim yalnızca bir başlangıç noktası değil; sonraki bilgilerin hangi çerçevede okunacağını da belirleyebiliyor. Bir kişiyi ilk karşılaşmada sıcak, zeki ya da çekici bulduğumuzda, sonradan gelen belirsiz bilgileri o izlenimle uyumlu biçimde yorumlamaya yatkınız. Nilüfer'in Oğuzhan'ın garsona çıkışmasını "dürüstlük" diye okuması bunun bir örneği.
Fiziksel çekiciliğin başka özelliklere dair yargıları nasıl boyadığını M02-D02 ele almıştı; orada çekici bulunan birine yakıştırılan niteliklerin, hangi niteliğe bakıldığına göre zayıflayıp güçlendiğini görmüştük. Aynı derste bir bulgu daha vardı: Fiziksel çekicilik yeni ilişkilerde güçlü bir etki taşırken, evlilikteki memnuniyetle neredeyse hiç ilişkili değildi. İlk izlenimi en çok belirleyen özellik, uzun vadeli memnuniyet hakkında en az bilgi verenlerden biri olabiliyor.
Yaygın yanlış"Doğru kişiyi görünce hemen anlarsın; ilk his yanılmaz."
İlk his bazı şeyler hakkında bilgi taşır: kişiyi çekici bulup bulmadığın, onun yanında rahat edip etmediğin gibi. Ama ilk his, kişinin zor anlarda nasıl davrandığı, çatışmayı nasıl çözdüğü ya da sorumluluk alıp almadığı hakkında çok az bilgiye dayanıyor. İlk his güçlü olabilir; ama gücü, doğruluğunun ölçüsü değil. Sonradan "ilk günden belliydi" diye anlatılan ilişkiler hatırlanırken, ilk hissin yanıldığı ilişkiler çoğu zaman anlatılmıyor.
Aşırı iyimserlik
Eş seçiminde iyimserlik iki biçimde görünüyor. Birincisi, ilişkinin kendisine dair: "Biz zamanla daha da mutlu olacağız." İkincisi, riskin kendine dair: "Boşanma başka çiftlerin başına gelir." İkisi de gerçekçi olmayan iyimserliğin ilişki alanındaki biçimleri.
Yeni evlilerin kendi evlilikleri hakkındaki tahminlerini yıllar boyunca izleyen bir araştırma, bu tahminlerin gerçekte olanla nasıl karşılaştırıldığını sınadı.
Bu bulgunun en dikkat çekici yanı, iyimserliğin kendisinin bir koruma sağlamaması değil, bazı durumlarda tam tersini işaret etmesi. En iyimser tahmini yapan kadınların, evliliğin başında daha fazla stres ve fiziksel saldırganlık bildirmesi, iyimserliğin bir tür kendini koruma işlevi görüyor olabileceğini düşündürüyor: Riskli bir ilişkide kalan biri, o riski görmemeye daha çok ihtiyaç duyabilir.
Burada dikkatli olmak gerekiyor. İlişkideki her olumlu beklenti yanılgı değil; eşi biraz idealleştirmenin bazı ilişkilerde koruyucu olabildiğine dair bulgular da var ve bu tartışma M05-D08'de, olumlu yanılsamalar başlığında ayrıntılı ele alınacak. Bu derste ayırt edilen şey, eşe dair sıcak bir bakış değil; açık risk işaretlerinin üzerini örten bir kesinlik.
Yaygın yanlış"Birbirimizi bu kadar seviyorsak, istatistikler bizim için geçerli değil."
İstatistikler zaten birbirini seven çiftlerden oluşuyor; evlenen çiftlerin büyük kısmı evlendikleri gün birbirini seviyordu. Sevgi önemli bir başlangıç; ama bir çiftin ilişkisinin yıllar içinde nasıl gideceğini, sevginin yoğunluğundan çok, iki kişinin zorlukları nasıl ele aldığı belirliyor. Kendi ilişkini benzer çiftlerin deneyimiyle karşılaştırmak, sevgiyi küçümsemek değil; seçimi daha geniş bir bilgiyle yapmak.
Göze çarpan işaretin ağırlığı
İlişkinin başında bazı bilgiler kolayca görülüyor: çekim, heyecan, birlikteyken geçen zamanın hızı, ilk haftaların yoğunluğu. Başka bilgiler ise ancak zamanla ve belirli durumlarda ortaya çıkıyor: kişinin bir anlaşmazlıkta nasıl davrandığı, yorgunken ya da hayal kırıklığına uğradığında nasıl biri olduğu, sözünü tutup tutmadığı.
İnsanlar kolayca görülen bilgiye, görmesi zaman alan bilgiden daha çok ağırlık verme eğiliminde. M01-D05'te, ilişki niteliğini en güçlü öngören değişkenlerin kişisel özelliklerden çok ilişkiye özgü deneyimler, yani iki kişinin birlikte yaşadıkları olduğunu görmüştük. Bu deneyimler ise ancak zamanla birikiyor. M02-D05 de insanların söylediği ideal eş tercihlerinin gerçek seçimleriyle örtüşmediğini göstermişti; seçim, çoğu zaman o an göze çarpan bilgiyle yapılıyor.
Yalnız kalma korkusuyla daha azına razı olma
Bazı yanılgılar seçilen kişiyle değil, seçen kişinin durumuyla ilgili. Yalnız kalmaktan korkan biri, ilişkiden beklediklerini sorgulamadan bir ilişkiye girebilir ya da kendisini mutsuz eden bir ilişkide kalabilir.
Bu iki kavram arasındaki bağı bir dizi araştırma doğrudan sınadı.
Bu bulgunun ilginç bir yanı var: Yalnız kalmaktan korkan kişiler, eşte aradıkları nitelikleri sorulduğunda diğerlerinden farklı cevap vermiyor. Standartları kâğıt üzerinde aynı. Fark, seçim anında ortaya çıkıyor. Bu, insanların kendi seçim biçimlerini her zaman doğru bildiremediğini gösteren bir örnek.
Batık maliyetin gölgesi
Eş seçimi bir anda verilen bir karar olmadığı için, zaman geçtikçe bir başka yanılgı da devreye giriyor: geçmişte verilen emeğin, geleceğe dair kararı yönlendirmesi.
Yaygın yanlış"Bu kadar emek verdim, şimdi bırakırsam hepsi boşa gider."
Geçmişte verilen emek, ilişkinin sürüp sürmemesine karar verildiğinde geri alınamıyor. Emeğin değeri, o yılların yaşanmış olmasında; ilişkinin sürmesi, o emeği geriye dönük olarak kurtarmıyor. Karar, geleceğe dair bir karar ve geleceğe bakarak verilebilir. Bu, uzun bir ilişkiyi kolayca bitirmek gerektiği anlamına gelmiyor; ama "boşa gitmesin" kaygısının, ilişkinin kendisine dair soruların yerini almaması anlamına geliyor.
Usta katmanı
Bu yanılgılar birbirinden bağımsız işlemiyor; çoğu zaman birbirini besliyor. İlk izlenim bir kişiyi olumlu boyadığında, ilişkinin geleceğine dair iyimserlik de artıyor. İyimserlik arttığında, kısa vadeli olumlu işaretler daha çok, olumsuz işaretler daha az ağırlık kazanıyor. Yalnız kalma korkusu bütün bu süreci hızlandırıyor, zaman geçtikçe de batık maliyet geri dönüşü zorlaştırıyor. Nilüfer'in dört ayı, bu zincirin bir örneği.
Bu yanılgıları fark etmenin bir yolu, kendi ilişkine "içeriden" değil "dışarıdan" bakmaya çalışmak. İçeriden bakış, ilişkinin kendine özgü ayrıntılarına odaklanıyor: "Biz farklıyız, o beni gerçekten anlıyor." Dışarıdan bakış ise şunu soruyor: "Benzer durumdaki çiftlere genellikle ne oluyor? Arkadaşım bu ilişkiyi yaşıyor olsaydı, ona ne derdim?"
Klinik açıdan bakıldığında, çift terapisine gelen pek çok çiftin hikâyesinde bu yanılgıların izleri bulunabiliyor: "Başından beri biliyordum ama görmek istemedim" cümlesi, terapistlerin sık duyduğu cümlelerden biri. Ama bu cümle sonradan kurulan bir anlatı da olabilir. Bir ilişki kötüye gittiğinde, insanlar geçmişteki işaretleri daha belirgin hatırlıyor; bu da başlangıçta gerçekten görülebilecek olanı abartabiliyor. Yanılgılar hakkında konuşurken, bu sonradan bilme etkisini de hesaba katmak gerekiyor.
Kanıtın sınırı
Bu dersteki iki kanıt kartı, her biri tek bir araştırma grubundan gelen çalışmalara dayanıyor ve ikisi de büyük ölçüde ilişkisel. Lavner ve arkadaşlarının araştırması tek bir örneklemde yapıldı; iyimser tahminin gerçekten bir kendini koruma işlevi görüp görmediği değil, yalnızca risk işaretleriyle birlikte görüldüğü gösterildi. Spielmann ve arkadaşlarının çalışmalarında yalnız kalma korkusu deneysel olarak artırılıp azaltılmadı; korkunun daha azına razı olmaya yol açtığını değil, ikisinin birlikte görüldüğünü söyleyebiliyoruz.
Türkiye'de eş seçimindeki yanılgılara dair doğrudan araştırma çok sınırlı. Bir ailenin aracılık ettiği tanışmalarda karar birden fazla kişinin gözünden geçtiği için, bu yanılgıların farklı biçimde işleyip işlemediği bilinmiyor; bir aile büyüğünün değerlendirmesi bazı yanılgıları dengeleyebilir, başkalarını ise artırabilir. Bu bir varsayım ve sınanması gerekiyor.
Son olarak, "kısa vadeli işaret" kavramının sınırları net değil. Hangi işaretlerin uzun vadeli memnuniyet hakkında bilgi taşıdığı, kişiden kişiye ve ilişkiden ilişkiye değişebilir. Bu ders bir kontrol listesi sunmuyor; bilgi ile tahmin arasındaki farkı görünür kılmaya çalışıyor.
Kendin dene
Aklında kalsın
Eş seçimindeki yanılgılar aptallık değil; zihnin belirsizlik altında kullandığı kestirmelerin, büyük ve duygusal bir kararda belli yönlere sapmasıdır.
İlk izlenim, sonradan gelen bilgilerin nasıl okunacağını belirleyebilir; en çok göze çarpan özellik, uzun vadeli memnuniyet hakkında en az bilgi verenlerden biri olabilir.
Yeni evlilerin neredeyse tamamı ilişkilerinin aynı kalacağını ya da iyileşeceğini tahmin ediyor; ortalamada ise memnuniyet düşüyor ve en iyimser tahmin bazen en riskli ilişkilerde görülüyor.
Yalnız kalma korkusu, insanların kâğıt üzerindeki standartlarını değiştirmeden seçim anında daha azına razı olmasıyla ilişkili.
Bu yanılgılar birbirini besler; onları fark etmenin bir yolu, kendi ilişkine benzer çiftlerin deneyimi ve bir arkadaşın gözü üzerinden dışarıdan bakmaktır.
Sonraki derse köprü
Bu derste yanılgıların bir seçim anında nasıl işlediğini gördük. Ama bazı çiftler için ortada açık bir seçim anı bile olmuyor: Birlikte yaşamaya, nişana ya da evliliğe adım adım, kimse "karar verdik" demeden varıyorlar. Bir adımı bilinçli olarak atmak ile ona kayarak varmak arasındaki fark, sıradaki dersin konusu: Bağlanma kararı: kayma mı karar mı.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.