M02-D04
Karşılıklılık ve beğenilmek
Beğenildiğini bilmenin beğeniyi nasıl artırdığını ve seçici karşılıklılığın neden daha güçlü olduğunu açıklar.
İlişki ve Çift Terapisi Akademisi — M02, Çekim ve ilişkinin başlangıcı · 2.496 kelime · 16 örnek durum · 3 kanıt kartı · ≈ 11 dk okuma · 17 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
İnsanlar genel olarak kendilerinden hoşlananlardan hoşlanır; beğenilmek, bir kişi hakkında yeni bir bilgi edinmeden ona bakışımızı değiştirebilir.
Beğeni, karşıdakinin iyi niyetli olduğuna dair bir işaret taşıdığı ölçüde karşılık bulur; davranışla desteklenmeyen beğeni sözleri bu işareti taşımaz.
Romantik çekimde seçici ilgi karşılık bulur, ayrımsız ilgi ise kişiyi daha az çekici gösterebilir; arkadaşlıkta ise herkese karşı sıcaklık genellikle olumlu karşılanır.
Beğenildiğinden emin olmamak, bir araştırmada kısa süreli bir çekim artışı yarattı; ama süregiden belirsizlik çoğu insan için bir kaygı kaynağıdır ve bilerek yaratılması güvene dayalı bir ilişkinin zemini değildir.
Beğeniye karşılık verme bir eğilim, bir yükümlülük değil; özellikle güç dengesizliği olan durumlarda, hayır deme özgürlüğü olmadan verilen karşılık gerçek bir seçim sayılmaz.
Açılış sahnesi
Bir yaz akşamı, Ayvalık'ta bir arkadaş toplantısı. Ilgın, ortak bir arkadaşlarının kuzeni olan Cenk'le ilk kez tanışıyor. Sohbet hoş ama sıradan geçiyor; Ilgın eve döndüğünde Cenk'i pek düşünmüyor. Ertesi sabah arkadaşı mesaj atıyor: "Cenk dün akşam bütün yol seni anlattı. Senden çok hoşlanmış."
Ilgın telefonu bırakıp bir an düşünüyor. Dün akşam sıradan bulduğu sohbet, birden aklında yeniden canlanıyor: Cenk'in güldüğü an, sorduğu bir soru, kapıda ayrılırken söylediği cümle. Öğle olmadan Ilgın kendini Cenk'i daha çok düşünürken buluyor. Cenk'te hiçbir şey değişmedi; değişen, Ilgın'ın onun kendisinden hoşlandığını bilmesi.
Ilgın ile Cenk'i anlatım için kurguladık; ama o sabah olan şey, sosyal psikolojinin en eski ve en sağlam bulgularından biri. Bu ders beğenilmenin beğeniyi nasıl doğurduğunu ve bu basit kuralın neden her zaman basit işlemediğini anlatıyor.
Bu derste ne olacak
M02-D03'te benzerliğin ve tamamlayıcılığın çekimdeki yerini gördük. Bu derste çekimin karşılıklı yüzüne bakacağız: Birinin bizden hoşlandığını bilmek, ona karşı duygularımızı nasıl değiştiriyor? Önce bu etkinin neden işlediğini, yani beğeninin karşıdakinin niyeti hakkında ne söylediğini ele alacağız.
Sonra iki önemli inceltmeye geçeceğiz. Birincisi, herkesi beğenen birinin beğenisi ile yalnız bizi beğenen birinin beğenisi aynı etkiyi yapmıyor. İkincisi, beğenildiğimizden emin olmamak, bazen emin olmaktan daha güçlü bir çekim yaratabiliyor. Usta katmanında karşılıklılığın bir yükümlülüğe dönüştüğü yerleri ve bunun rızayla ilişkisini konuşacağız.
Sıfır noktası
İnsanlar genel olarak kendilerinden hoşlananlardan hoşlanır. Bu, arkadaşlıkta da romantik ilişkide de tekrar tekrar gözlenen bir eğilim. Açılıştaki örnek bu eğilimin gündelik bir hâli: Bir kişi hakkında hiçbir yeni bilgi edinmeden, yalnızca onun bizden hoşlandığını öğrenmek, ona bakışımızı değiştirebiliyor.
Mekanizma
Beğeni neden beğeni doğurur
Beğeniye karşılık vermenin birkaç açıklaması var. Biri basit bir ödül mantığı: Birinin bizi beğenmesi hoş bir duygu ve o duyguyla birlikte gelen kişiyi de sevmeye başlıyoruz. Bir başka açıklama ise beğeninin bir bilgi taşıdığı: Biri bizden hoşlanıyorsa, büyük olasılıkla bize iyi davranacak, bize zarar vermeyecek ve bizim için çaba gösterecek demektir.
Bu bulgunun ikinci yarısı önemli. Biri bize "senden çok hoşlanıyorum" diyor ama davranışları bunu desteklemiyorsa, örneğin hiç yardım etmiyor, sözünde durmuyorsa, onu duygusal olarak sevebiliyoruz ama ona davranışlarla karşılık vermiyoruz. Beğeni sözleri, ancak iyi niyetin işareti olarak okunduklarında güçlü bir çekim yaratıyor.
Herkesi beğenen biri
Beğeniye karşılık verme kuralının ilk ve en çarpıcı istisnası, romantik çekimde ortaya çıkıyor. Birinin bizi beğendiğini öğrenmek çekici; ama o kişi herkesi aynı biçimde beğeniyorsa, beğenisinin etkisi değişiyor.
Bu bulgu, beğeninin taşıdığı bilginin önemini bir kez daha gösteriyor. Yalnızca bizi beğenen biri, bizim özel olduğumuz izlenimini veriyor. Herkesi beğenen biri ise bize hiçbir özel bilgi vermiyor; üstelik onun ayrım yapmadan herkese yönelmesi, bazen bir çaresizlik ya da yüzeysellik gibi okunabiliyor.
Yaygın yanlış"Herkese karşı sıcak ve ilgili olursan, herkes seni daha çok sever; romantik ilişkide de bu böyledir."
Arkadaşlıkta ve sosyal hayatta herkese karşı sıcak olmak genellikle sevilmeyi kolaylaştırır. Ama romantik çekimde durum farklı: Herkese aynı ilgiyi göstermek, kişinin ilgisini değersizleştirebilir ve onu daha az çekici gösterebilir. Romantik ilgi, karşıdakine onun özel olduğunu söylediği ölçüde etkili oluyor.
Belirsizliğin cazibesi
Beğeniye karşılık verme kuralının ikinci istisnası, belirsizlikle ilgili. Birinin bizden hoşlandığından emin olmak mı daha çekici, yoksa emin olamamak mı? Bunu sınamak için bir ekip, sosyal medya profilleriyle küçük bir deney kurdu.
Bu bulgu, belirsizliğin zihni meşgul etmesiyle açıklanıyor: Emin olmadığımız bir şeyi tekrar tekrar düşünüyoruz ve düşündükçe o kişi zihnimizde daha çok yer kaplıyor. Ama bu, belirsizliğin uzun vadede iyi bir şey olduğu anlamına gelmiyor. Belirsizlik, ilişkinin başında bir heyecan kaynağı olabilir; ama süregiden bir belirsizlik, çoğu insan için bir kaygı ve güvensizlik kaynağı. M02-D08 flörtün bu belirsizlik ve "oyun oynama" yanını ayrıca ele alacak.
Yaygın yanlış"Zor görünmek gerekir; karşındakinin seni beğendiğinden emin olmaması onu sana bağlar."
Belirsizlik ilişkinin başında bir süre ilgiyi artırabilir; ama bu etki tek bir araştırmada, kısa bir değerlendirmede bulundu ve uzun vadeli ilişkilerde aynı biçimde işlediğine dair bir kanıt yok. Ayrıca bilerek belirsizlik yaratmak, karşıdakinin kaygısını kullanmak demek ve güvene dayalı bir ilişkinin zemini değil. Beğeniye karşılık verme kuralı, çoğu durumda hâlâ en güvenilir yol.
Kazanmak ve kaybetmek
Klasik bir deneyde, katılımcılar bir yardımcı araştırmacının kendileri hakkındaki değerlendirmelerini farkında olmadan duyuyordu. Bazı katılımcılar hep olumlu, bazıları hep olumsuz, bazıları önce olumsuz sonra olumlu, bazıları da önce olumlu sonra olumsuz değerlendirmeler duydu. Araştırmacılar, beğenisi zamanla kazanılan kişinin, baştan beri olumlu olan kişiden bile daha çok sevildiğini; beğenisi zamanla kaybedilen kişinin ise en az sevildiğini bildirdi.
Usta katmanı
Beğeniye karşılık verme bir eğilim; bir yükümlülük değil. Ama bazı durumlarda bu eğilim, bir borç gibi yaşanabiliyor: Biri bizi beğendiği için, onu beğenmek ya da en azından ona karşılık vermek zorundaymışız gibi hissedebiliyoruz. Bu his, özellikle güç dengesizliği olan durumlarda, rızanın özgürlüğünü zayıflatabiliyor.
Yaygın yanlış"Biri seni beğendiyse ve sana iyi davrandıysa, ona karşılık vermemek kabalıktır."
Beğeniye karşılık verme eğilimi doğal; ama bir zorunluluk değil. Birinin ilgisi ve iyiliği, bir romantik ilişkiyi ya da yakınlığı borç olarak doğurmaz. Karşılık vermemek, kibarca ve açıkça hayır demek, rızanın en temel parçası; M09-D06 ilişki içinde rızayı ayrıca ele alacak.
Kanıtın sınırı
Beğeniye karşılık verme, sosyal psikolojinin en tutarlı bulgularından biri; ama bu dersteki inceltmeler, yani seçici ilginin önemi ve belirsizliğin cazibesi, sınırlı sayıda araştırmaya dayanıyor. Belirsizlik bulgusu tek bir çalışmadan geliyor ve yalnız kadın üniversite öğrencileriyle yapıldı; erkeklerde, farklı yaşlarda ya da uzun süreli ilişkilerde aynı biçimde işleyip işlemediği bilinmiyor.
Kazanç-kayıp etkisi, onlarca yıl önce yapılmış tek bir klasik deneye dayanıyor ve sonraki araştırmalarda ne kadar tutarlı bulunduğu konusunda bu dersin hazırlığında güvenilir bir döküm incelenmedi. Hızlı tanışma araştırmaları ise kısa ve yapay bir ortamda yapılıyor; gerçek bir ilk tanışmanın karmaşıklığını tam olarak yansıtmıyor.
Son olarak, bu araştırmaların büyük kısmı beğeninin açıkça ifade edildiği bireyci toplumlarda yapıldı. Beğeninin örtülü yollarla iletildiği, aile aracılığıyla tanışmanın yaygın olduğu toplumlarda karşılıklılığın nasıl işlediği yeterince araştırılmadı.
Kendin dene
Aklında kalsın
İnsanlar genel olarak kendilerinden hoşlananlardan hoşlanır; beğenilmek, bir kişi hakkında yeni bir bilgi edinmeden ona bakışımızı değiştirebilir.
Beğeni, karşıdakinin iyi niyetli olduğuna dair bir işaret taşıdığı ölçüde karşılık bulur; davranışla desteklenmeyen beğeni sözleri bu işareti taşımaz.
Romantik çekimde seçici ilgi karşılık bulur, ayrımsız ilgi ise kişiyi daha az çekici gösterebilir; arkadaşlıkta ise herkese karşı sıcaklık genellikle olumlu karşılanır.
Beğenildiğinden emin olmamak, bir araştırmada kısa süreli bir çekim artışı yarattı; ama süregiden belirsizlik çoğu insan için bir kaygı kaynağıdır ve bilerek yaratılması güvene dayalı bir ilişkinin zemini değildir.
Beğeniye karşılık verme bir eğilim, bir yükümlülük değil; özellikle güç dengesizliği olan durumlarda, hayır deme özgürlüğü olmadan verilen karşılık gerçek bir seçim sayılmaz.
Sonraki derse köprü
Bu derste karşılıklılığın çekimdeki rolünü gördük. Ama çekim yalnızca bir an değil; çoğu insan, kafasında bir eşin nasıl biri olması gerektiğine dair bir liste taşır: zeki, komik, sadık, belli bir boyda, belli bir meslekte. Peki insanların söylediği bu tercihler, gerçek hayatta kimden hoşlandıklarını ve kiminle ilişki kurduklarını ne kadar öngörüyor? Listedeki tercihler ile gerçek seçimler arasındaki şaşırtıcı boşluk, sıradaki dersin konusu: İdeal eş tercihleri.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.