İçeriğe geç

M02-D03

Benzerlik mi, tamamlayıcılık mı

Benzerliğin ve zıtlığın çekimdeki rolüne dair bulguları karşılaştırır ve "zıt kutuplar birbirini çeker" inancını sınar.

İlişki ve Çift Terapisi Akademisi — M02, Çekim ve ilişkinin başlangıcı · 2.447 kelime · 16 örnek durum · 3 kanıt kartı · ≈ 11 dk okuma · 16 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

İnsanlar genel olarak kendilerine benzeyenlere daha çok çekiliyor; "zıtlar birbirini çeker" genel bir kural olarak araştırmalarla desteklenmiyor.

İlişkinin başında gerçek benzerlik önemli; süregiden ilişkilerde ise gerçek benzerlikten çok, iki kişinin birbirine benzediklerine inanması, yani algılanan benzerlik, çekimi öngörüyor.

Eşler tutumlarda çok, kişilikte az benziyor; ama bir araştırmada evlilik niteliğini öngören, tutum benzerliği değil, kişilik ve özellikle bağlanma benzerliği oldu.

Zıtlığın doğru olduğu dar alan tamamlayıcılık: Kontrol boyutunda birinin yönlendirip öbürünün takip etmesi, etkileşimi daha memnun edici yapabiliyor.

Tamamlayıcılık bir paylaşım da olabilir, bir güç dengesizliği de; önemli olan, iki kişinin de bu düzeni kendi hedefleriyle örtüşen bir düzen olarak yaşaması.

Açılış sahnesi

Bir nişan yemeği. Nişanlanan Şeyma çok konuşkan, kalabalıkları seven biri; nişanlısı Yiğit ise sessiz, kitaplarına ve sakin akşamlara düşkün. Masanın ucundaki dayı kadehini kaldırıyor: "Zıtlar birbirini tamamlar, en iyi çift böyle olur!" Karşısındaki teyze ise başka bir atasözü hatırlatıyor: "Aynı yastığa baş koyanlar birbirine benzemeli ki geçinsinler."

Gülüşmeler arasında iki görüş masada asılı kalıyor. Şeyma ile Yiğit birbirine benzediği için mi, yoksa birbirinden farklı olduğu için mi birbirini seçti? Ve hangisi, onların yıllar sonra da birlikte mutlu olup olmayacaklarını daha iyi gösterir?

Şeyma ile Yiğit'i anlatım için oluşturduk; ama nişan masasındaki iki atasözü, ilişki biliminin yarım yüzyıldır tartıştığı bir sorunun gündelik hâli. Bu ders, M01-D07'de bir mit olarak andığımız "zıtlar birbirini çeker" inancını bu kez araştırmaların içinden inceliyor.

Bu derste ne olacak

M02-D02'de görünüşün ilk izlenimdeki gücünü gördük. Bu derste iki insan tanışmaya başladığında devreye giren bir soruya bakacağız: Benzerlik mi çekiyor, farklılık mı? Önce benzerliğin çekimdeki rolüne dair geniş bir meta-analizi ele alacağız ve gerçek benzerlik ile algılanan benzerlik arasındaki farkı göreceğiz.

Sonra evli çiftlerde hangi tür benzerliğin önemli olduğuna bakacağız: tutumlar mı, kişilik mi? Ardından "zıtlar birbirini çeker" sezgisinin gerçekten doğru olduğu dar bir alana, tamamlayıcılığa geçeceğiz. Usta katmanında tamamlayıcılığın bir sağlıklı paylaşım mı, yoksa bir güç dengesizliği mi olduğunu ayırmayı konuşacağız.

Sıfır noktası

Gündelik konuşmada "benzer" kelimesi pek çok şeyi bir arada anlatır: aynı değerler, aynı zevkler, aynı mizaç, aynı geçmiş. Araştırmalar bunları birbirinden ayırıyor; çünkü bir çift değerlerde çok benzeyip mizaçta çok farklı olabilir. Ayrıca iki insanın gerçekte ne kadar benzediği ile birbirlerine ne kadar benzediklerini düşündükleri de ayrı şeyler.

Yaygın yanlış"Zıt kutuplar birbirini çeker; en çekici eş, sana hiç benzemeyen biridir."
Doğrusu

Çok sayıda araştırma, insanların genel olarak kendilerine benzeyenlere daha çok çekildiğini gösteriyor; tutumlarda, değerlerde ve pek çok kişisel özellikte. "Zıtlık" sezgisinin doğru olduğu dar bir alan var: Bir etkileşimde birinin yönlendirip öbürünün takip etmesi gibi tamamlayıcı davranışlar. Ama bu, genel bir "zıtlar çeker" kuralı değil.

Mekanizma

Benzerlik ve çekim: geniş tablo

Benzerliğin çekime etkisi, sosyal psikolojinin en çok tekrarlanan bulgularından biri. Bir meta-analiz, bu bulguyu yüzlerce çalışmada birleştirdi ve bir ayrıntıyı ortaya çıkardı.

Bu ayrımın anlamı şu: Bir ilişkinin başında, iki insanın gerçekten benzer olması onları birbirine çekiyor. Ama ilişki ilerledikçe, gerçekte ne kadar benzediklerinden çok, birbirlerine benzediklerine inanmaları önem kazanıyor. Ve bu inanç, kısmen, birbirinden hoşlanmanın kendisinden besleniyor olabilir: Sevdiğimiz insanı kendimize benzer görme eğilimindeyiz.

Yaygın yanlış"Aynı şeyleri seven çiftler daha mutlu olur; ortak hobileriniz ne kadar çoksa evliliğiniz o kadar iyi gider."
Doğrusu

Ortak ilgiler ilişkinin başında bir çekim kaynağı olabilir ve birlikte zaman geçirmeyi kolaylaştırır. Ama araştırmalar, süregiden ilişkilerde gerçek benzerliğin etkisinin azaldığını gösteriyor. Ayrıca evli çiftlerde tutum ve ilgi benzerliği, evlilik niteliğini pek öngörmüyor; asıl önemli olan, aşağıda göreceğimiz gibi, başka türden bir benzerlik.

Evlilikte hangi benzerlik

Yeni evlilerle yapılan geniş bir araştırma, eşlerin hangi konularda benzediğini ve hangi benzerliğin evlilik niteliğiyle ilişkili olduğunu ayrı ayrı inceledi.

Bu bulgu ilginç bir tersliği gösteriyor. İnsanlar eş seçerken tutumlarda kendilerine benzeyenleri seçiyor: aynı değerler, aynı siyasi görüş, aynı dinî bakış. Ama evliliğin niteliğini belirleyen, seçimin yoğunlaştığı bu alan değil; seçimde pek dikkat edilmeyen kişilik ve bağlanma benzerliği.

Yaygın yanlış"Birbirine çok benzeyen çiftler zamanla birbirinden sıkılır; ilişkiye heyecanı farklılıklar katar."
Doğrusu

Araştırmalar benzerliğin evlilik memnuniyetini düşürdüğünü göstermiyor; yeni evlilerde kişilik benzerliği evlilik niteliğiyle olumlu ilişkili bulundu. Bir ilişkideki heyecan ihtiyacı gerçek, ama bu ihtiyaç eşlerin birbirinden farklı olmasından çok, birlikte yeni deneyimler yaşamalarından besleniyor olabilir; M03-D04 bu konuyu kendini genişletme kavramıyla ele alacak.

Zıtlığın doğru olduğu yer: tamamlayıcılık

"Zıtlar birbirini çeker" sezgisi tamamen yanlış değil; ama doğru olduğu alan dar. Psikologlar, kişilerarası davranışın iki boyutunu ayırıyor: sıcaklık, yani birine yakın ya da uzak durma; ve kontrol, yani bir etkileşimde yönlendirme ya da takip etme. Sıcaklık boyutunda insanlar benzerini arıyor: Sıcaklık sıcaklığı, soğukluk soğukluğu davet ediyor. Kontrol boyutunda ise tamamlayıcılık işliyor: Yönlendiren biri, takip eden biriyle daha iyi anlaşabiliyor.

Kartın son cümlesi, dersin iki yarısını birbirine bağlıyor. Tamamlayıcı bir eşle etkileşimden memnun kalanlar, o eşi kendilerine benzer algılıyordu. Yani tamamlayıcılık bile, sonunda bir algılanan benzerlik duygusuna dönüşüyor olabilir.

Usta katmanı

Tamamlayıcılık kavramının bir tehlikesi var: Bir güç dengesizliğini "uyum" diye göstermek. Birinin her zaman yönlendirip öbürünün her zaman takip ettiği bir ilişki, iki kişinin de bundan gerçekten memnun olduğu bir paylaşım olabilir; ama aynı düzen, birinin öbürünü kontrol ettiği ve öbürünün seçeneği olmadığı bir ilişki de olabilir. Dryer ve Horowitz'in deneyinde önemli olan, kişinin kendi hedefleriyle eşinin davranışının örtüşmesiydi; birinin hedeflerinin yok sayılması değil.

Kanıtın sınırı

Benzerlik ile çekim arasındaki ilişki güçlü bir bulgu; ama algılanan benzerliğin çekimin nedeni mi, sonucu mu olduğu tartışmalı. Sevdiğimiz insanı kendimize benzer görme eğilimi, nedensellik yönünü tersine de çevirebilir. Ayrıca araştırmaların büyük kısmı tanışma ya da ilişkinin erken evrelerini inceliyor; uzun süreli ilişkilerde hangi benzerliğin ne kadar önemli olduğu daha az biliniyor.

Evlilikte kişilik benzerliğinin önemini gösteren araştırma, yeni evlilerle yapılmış tek bir çalışma; bulguların farklı yaşlarda, farklı kültürlerde ve uzun süreli evliliklerde tekrarlanması gerekiyor. Tamamlayıcılık bulguları ise büyük ölçüde kısa laboratuvar etkileşimlerinden geliyor; romantik ilişkilerde tamamlayıcılığın ne zaman sağlıklı bir paylaşım, ne zaman bir güç dengesizliği olduğu henüz yeterince araştırılmadı.

Son olarak, Türkiye'de çiftlerin hangi konularda birbirine benzediği, görücü usulü ya da aile aracılığıyla kurulan evliliklerde benzerliğin rolünün ne olduğu, sistematik olarak sınırlı biçimde incelendi.

Kendin dene

Aklında kalsın

İnsanlar genel olarak kendilerine benzeyenlere daha çok çekiliyor; "zıtlar birbirini çeker" genel bir kural olarak araştırmalarla desteklenmiyor.

İlişkinin başında gerçek benzerlik önemli; süregiden ilişkilerde ise gerçek benzerlikten çok, iki kişinin birbirine benzediklerine inanması, yani algılanan benzerlik, çekimi öngörüyor.

Eşler tutumlarda çok, kişilikte az benziyor; ama bir araştırmada evlilik niteliğini öngören, tutum benzerliği değil, kişilik ve özellikle bağlanma benzerliği oldu.

Zıtlığın doğru olduğu dar alan tamamlayıcılık: Kontrol boyutunda birinin yönlendirip öbürünün takip etmesi, etkileşimi daha memnun edici yapabiliyor.

Tamamlayıcılık bir paylaşım da olabilir, bir güç dengesizliği de; önemli olan, iki kişinin de bu düzeni kendi hedefleriyle örtüşen bir düzen olarak yaşaması.

Sonraki derse köprü

Bu derste benzerliğin ve tamamlayıcılığın çekimdeki rolünü gördük. Ama çekimin belki de en güçlü kaynaklarından biri, karşımızdakinin bizim hakkımızda ne hissettiğini bilmek. Birinin bizden hoşlandığını öğrenmek, ona karşı duygularımızı nasıl değiştirir? Ve herkese karşı sıcak davranan biri ile yalnız bize sıcak davranan biri arasında neden bu kadar büyük bir fark hissederiz? Modülün dördüncü konusu, çekimin bu karşılıklı yüzüne ayrılıyor: Karşılıklılık ve beğenilmek.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.