İçeriğe geç

M02-D02

Fiziksel çekicilik

Fiziksel çekiciliğin ilk izlenimdeki ve uzun ilişkideki ağırlığını ayırır ve "güzel olan iyidir" kalıp yargısını tartar.

İlişki ve Çift Terapisi Akademisi — M02, Çekim ve ilişkinin başlangıcı · 2.515 kelime · 16 örnek durum · 3 kanıt kartı · ≈ 11 dk okuma · 17 dk dinleme

Temel Psikoloji Akademisi’nde: M13-D01

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

İnsanlar kimin çekici olduğu konusunda hem kendi kültürleri içinde hem de kültürler arasında sandığımızdan daha çok anlaşıyor; ama ortak ölçütlerin bir kısmı kültürel olarak öğrenilmiş dar ideallerden de besleniyor.

Fiziksel çekicilik, ilk karşılaşmada ve ilk izlenimde güçlü bir etken; çekici kişiler, onları tanıyanlar tarafından bile daha olumlu değerlendiriliyor ve daha olumlu davranış görüyor.

Görünüşten kişilik çıkarma eğilimi sanıldığı kadar genel değil: En çok sosyal beceri yargılarını etkiliyor, dürüstlük ve başkalarını önemseme gibi yargıları ise neredeyse hiç etkilemiyor.

Uzun ilişkide fiziksel çekiciliğin memnuniyetle ilişkisi neredeyse yok; bir araştırmada önemli olan, eşlerin çekicilik düzeyinden çok birbirlerine göre çekicilikleri oldu.

Görünüşe dayalı ilk izlenim, engelliler, yaşlılar ve dar güzellik ideallerine uymayan pek çok insanı ilişkinin daha başında dışarıda bırakabiliyor.

Açılış sahnesi

Bir düğün salonu, gece yarısına yakın. Masada oturan teyzeler, dans eden gençleri izliyor. Biri bir genç kadını gösterip "Ne güzel kız, kesin iyi huyludur da" diyor. Yanındaki, ötede tek başına oturan bir delikanlıyı işaret ediyor: "Yazık, pek yakışıklı değil, kimse yanına gitmiyor."

O gece salondaki pek çok kişi, birbirini ilk kez görüyor. Kim kiminle konuşacak, kim kimin numarasını isteyecek, kim kimi bir daha görmek isteyecek? Bu kararların çoğu, iki insan henüz bir kelime bile konuşmadan, birkaç saniyelik bir bakışla başlıyor.

Teyzeleri ve düğünü anlatım için kurduk; ama teyzenin "güzelse iyi huyludur" cümlesi, psikolojide adı konmuş ve yarım yüzyıldır ölçülen bir kalıp yargı. Bu ders, dış görünüşün çekimdeki ağırlığını ve o ağırlığın bir ilişkinin ilk dakikasıyla onuncu yılı arasında nasıl değiştiğini anlatıyor.

Bu derste ne olacak

M02-D01'de kimi sık gördüğümüzün çekimi nasıl biçimlendirdiğini gördük. Bu derste karşılaştığımız insanlar arasında bazılarının neden hemen dikkatimizi çektiğine bakacağız. Önce fiziksel çekiciliğin ilk izlenimdeki gücünü, sonra teyzenin cümlesindeki yargının hangi özelliklerde işleyip hangilerinde işlemediğini ele alacağız.

Ardından dersin asıl ayrımına geleceğiz: Görünüşün ilk karşılaşmadaki ağırlığı, uzun bir ilişkideki ağırlığıyla aynı mı? Bu soruya verilen cevap, popüler kültürün sandığından çok daha ilginç. Usta katmanında güzellik ölçütlerinin kültüre, yaşa ve bedene göre nasıl değiştiğini ve bir kalıp yargının kimi dışarıda bıraktığını konuşacağız.

Sıfır noktası

Fiziksel çekicilik, araştırmalarda genellikle bir yüzü ya da bir kişiyi değerlendiren başkalarının ortalama puanıyla ölçülür. Bu ölçüm biçimi bir şeyi hemen gösteriyor: Kimin çekici olduğu konusunda insanlar, sandığımızdan daha çok anlaşıyor. "Güzellik bakanın gözündedir" sözü tamamen yanlış değil, ama bireysel zevk farkları, ortak yargıların üzerine eklenen bir katman gibi duruyor.

Yaygın yanlış"Güzellik tamamen kişisel bir zevktir; kimin çekici olduğu konusunda insanlar anlaşamaz."
Doğrusu

Araştırmalar, insanların bir yüzün çekici olup olmadığı konusunda hem kendi kültürleri içinde hem de kültürler arasında belirgin biçimde anlaştığını gösteriyor. Bireysel zevk farkları da gerçek ve özellikle uzun ilişkilerde önemli; ama ilk bakıştaki yargıların önemli bir kısmı paylaşılan ölçütlere dayanıyor. Bu ortak ölçütlerin ne kadarının doğuştan, ne kadarının kültürel olarak öğrenildiği ise tartışmalı.

Mekanizma

İlk karşılaşmanın gücü

İlk sistemli çalışmalardan birinde, 1960'ların ortasında bir üniversite, yeni öğrencilere bir tanışma dansı düzenledi. Öğrencilere, bir bilgisayarın kendilerine uygun bir eş bulacağı söylendi; oysa eşler rastgele belirlenmişti. Araştırmacılar öğrencilerin kişilik, zekâ ve sosyal becerilerine dair bilgi toplamıştı. Dansın ardından öğrencilerin eşlerini ne kadar beğendiklerini ve onunla yeniden buluşmak isteyip istemediklerini en iyi öngören şey, eşin dış görünüşüydü; ölçülen öbür özellikler bunu pek öngörmedi.

Bu kartın son cümlesi önemli bir döngüyü işaret ediyor. Çekici bir çocuk daha çok ilgi, daha çok gülümseme ve daha çok cesaretlendirme görüyorsa, zamanla daha özgüvenli ve daha sosyal bir yetişkine dönüşebilir. Kalıp yargı, bir ölçüde kendi kanıtını kendisi üretiyor olabilir.

"Güzel olan iyidir" ne kadar doğru

"Güzel olan iyidir" cümlesi, kalıp yargının her özellik için aynı güçte işlediğini ima ediyor. 1991'de yapılan bir meta-analiz bu varsayımı sınadı ve daha ince bir tablo buldu.

Bu bulgu, açılıştaki teyzenin cümlesini düzeltiyor. İnsanlar güzel birine "sosyal, rahat, sevilen biri" demeye yatkın; ama "dürüst", "vefalı" ya da "iyi kalpli" demeye o kadar yatkın değil. Kalıp yargı, kişinin sosyal parıltısına dair bir tahmin; ahlakına dair değil.

Yaygın yanlış"Güzel insanlar her konuda daha iyi değerlendirilir; insanlar onları daha dürüst ve daha iyi kalpli de bulur."
Doğrusu

Araştırmalar, çekiciliğin özellikle sosyal beceri yargılarını etkilediğini, dürüstlük ve başkalarını önemseme gibi yargıları ise neredeyse hiç etkilemediğini gösteriyor. İnsanlar güzel birinin kolay arkadaş edineceğini düşünüyor, ama onun daha güvenilir olduğunu pek düşünmüyor. Bu ayrım, "güzel olan iyidir" cümlesinin neden fazla genel olduğunu gösteriyor.

Uzun ilişkide görünüş

İlk karşılaşmada bu kadar güçlü olan görünüş, bir evliliğin içinde de aynı ağırlığı taşıyor mu? Yeni evlilerle yapılan bir araştırma bu soruyu doğrudan sordu ve şaşırtıcı bir cevap aldı.

Bu bulgunun en önemli mesajı, ilk izlenim ile uzun ilişki arasındaki fark. Görünüş, bir ilişkinin kapısını açmakta güçlü bir anahtar; ama içeri girildikten sonra, evin nasıl yaşanacağını çok az belirliyor. M01-D05'te gördüğümüz gibi, uzun ilişkinin memnuniyetini en çok öngören şeyler, eşlerin birbirinin bağlılığına ve takdirine dair algıları.

Yaygın yanlış"Evlilikte eşini çekici bulmaya devam etmek her şeyden önemlidir; çekiciliğini kaybeden eş ilişkiyi tehlikeye atar."
Doğrusu

Yeni evlilerle yapılan araştırma, çekicilik düzeyinin evlilik memnuniyetiyle neredeyse hiç ilişkili olmadığını buldu. Eşini çekici bulmak uzun bir ilişkide değerli bir duygu olabilir; ama ilişkiyi ayakta tutan şeyler çoğunlukla başka yerlerde. Uzun ilişkilerde çekicilik yargısının kendisi de, yüzün nesnel özelliklerinden çok birlikte yaşanan hayatla şekilleniyor olabilir.

Benzer olanla eşleşmek

Herkes en çekici bulunan kişiyle birlikte olamayacağına göre, insanlar kiminle eşleşiyor? Klasik bir öneri, insanların kendi çekicilik düzeyine yakın biriyle ilişki kurmaya yöneldiği.

Gerçek çiftlerde eşlerin çekiciliğinin birbirine benzediğine dair gözlemler var. Ama bunun nedeni tartışmalı: İnsanlar bilerek "dengi" olanı mı seçiyor, yoksa herkes en çekici olana yönelip reddedilince geriye kalan seçenekler mi benzer düzeyde? Ayrıca yukarıdaki yeni evli araştırmasında, eşlerin çekicilikte benzer olması evlilik memnuniyetiyle ilişkili bulunmadı. Eşleşme, bir ilişkinin başlamasında rol oynayabilir; ama sürmesini açıklamıyor gibi görünüyor.

Usta katmanı

Fiziksel çekicilik ölçütleri evrensel mi? Araştırmalar, insanların kimin çekici olduğunda kültürler arasında da anlaştığını gösteriyor. Ama bu anlaşma, her güzellik ölçütünün evrensel olduğu anlamına gelmiyor. Kilo, ten rengi, saç biçimi, giyim gibi pek çok özellik, toplumdan topluma ve dönemden döneme farklı değerlendiriliyor. Paylaşılan ölçütlerin bir kısmı, medya ve popüler kültür aracılığıyla yayılan dar bir güzellik ideali de olabilir.

Kanıtın sınırı

Çekicilik araştırmalarının ağırlığı fotoğraf değerlendirmesinde: Katılımcılar bir yüze bakıp bir yargıda bulunuyor. Oysa gerçek hayatta insanlar birbirini hareket ederken, konuşurken, gülerken görüyor ve bu bilgiler çekicilik yargısını değiştirebiliyor. Fotoğraf araştırmalarının gerçek ilişkilere ne ölçüde genellenebileceği sınırlı.

İkincisi, çekiciliğin ortak ölçütlerinin ne kadarının doğuştan, ne kadarının kültürel olarak öğrenildiği hâlâ tartışılıyor. Kültürler arası anlaşmayı gösteren araştırmalar, küreselleşmiş medyanın etkisinden tamamen arındırılmış değil.

Son olarak, fiziksel çekiciliğin uzun ilişkilerdeki etkisine dair bulgular az sayıda araştırmaya dayanıyor ve göreli çekicilik bulgusu gibi ilginç sonuçlar, başka örneklemlerde tekrarlanmayı bekliyor. Bu araştırmaların çoğu karşı cinsten ve genç çiftlerle yapıldı; aynı cinsten çiftlerde ya da yaşlı çiftlerde görünüşün rolü neredeyse hiç incelenmedi.

Kendin dene

Aklında kalsın

İnsanlar kimin çekici olduğu konusunda hem kendi kültürleri içinde hem de kültürler arasında sandığımızdan daha çok anlaşıyor; ama ortak ölçütlerin bir kısmı kültürel olarak öğrenilmiş dar ideallerden de besleniyor.

Fiziksel çekicilik, ilk karşılaşmada ve ilk izlenimde güçlü bir etken; çekici kişiler, onları tanıyanlar tarafından bile daha olumlu değerlendiriliyor ve daha olumlu davranış görüyor.

Görünüşten kişilik çıkarma eğilimi sanıldığı kadar genel değil: En çok sosyal beceri yargılarını etkiliyor, dürüstlük ve başkalarını önemseme gibi yargıları ise neredeyse hiç etkilemiyor.

Uzun ilişkide fiziksel çekiciliğin memnuniyetle ilişkisi neredeyse yok; bir araştırmada önemli olan, eşlerin çekicilik düzeyinden çok birbirlerine göre çekicilikleri oldu.

Görünüşe dayalı ilk izlenim, engelliler, yaşlılar ve dar güzellik ideallerine uymayan pek çok insanı ilişkinin daha başında dışarıda bırakabiliyor.

Sonraki derse köprü

Görünüş bir ilişkinin kapısını açıyor; ama iki insan konuşmaya başladığında başka bir soru beliriyor: Birbirine benzeyenler mi daha çok çekiliyor, yoksa birbirini tamamlayanlar mı? "Zıtlar birbirini tamamlar" diye anlatılan çift hikâyeleri çok yaygın; benzerliğin çekimdeki rolüne dair araştırmalar ise başka bir şey söylüyor gibi. Bir sonraki konu, bu iki sezgiyi karşı karşıya getiriyor: Benzerlik mi, tamamlayıcılık mı.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.