M01-D05
İlişkiyi ne öngörür
Uzun süreli ilişki memnuniyetini hangi kişisel ve ilişkisel değişkenlerin öngördüğüne dair büyük veri çalışmalarını yorumlar.
İlişki ve Çift Terapisi Akademisi — M01, İlişki bilimine giriş · 2.523 kelime · 16 örnek durum · 2 kanıt kartı · ≈ 11 dk okuma · 17 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
İlişki niteliğini öngören değişkenler iki gruba ayrılır: kişinin kendine ait özellikleri ve belirli bir ilişkide yaşadığı deneyimler.
Kişilik özellikleri, özellikle olumsuz duygulara kapılma eğilimi, ilişki memnuniyetiyle ilişkili; ama bu bağ küçük ve tek bir çifte uygulandığında az şey söyler.
Kırk üç veri setini birleştiren bir çalışma, ilişkiye özgü deneyimlerin, özellikle eşin bağlılığına dair algının ve takdir görmenin, kişisel özelliklerden çok daha güçlü öngörücüler olduğunu gösterdi.
Açıklanan varyans, bir grup çift arasındaki farklılığın ne kadarının öngörücülerle birlikte değiştiğini söyler; tek bir ilişkinin ne kadarının o şeyden oluştuğunu ya da nedenselliği söylemez.
Bir ilişkinin bugünkü niteliğini öngörmek görece kolay; zaman içinde iyileşip kötüleşeceğini öngörmek ise mevcut yöntemlerle büyük ölçüde mümkün değil.
Açılış sahnesi
Neslihan bir tanışma uygulamasına üye olurken ekranda bir vaat beliriyor: "Yüz soruluk kişilik testimizi doldurun, algoritmamız size en uygun eşi bulsun." Neslihan bir saat boyunca soruları cevaplıyor: Kalabalıkta enerji mi toplar, enerji mi kaybedersin? Planlı mısın, kendiliğinden mi? Kolay mı öfkelenirsin? Sonunda ekranda bir isim ve bir yüzde çıkıyor: "Kerim ile uyumunuz yüzde doksan iki."
Altı ay sonra Neslihan ile Kerim ayrılmış. İkisi de birbirinin kişiliğinden şikâyetçi değil; ayrılık, Kerim'in Neslihan'ın işine verdiği önemi hiç hissetmediğini, Neslihan'ın da ilişkiye bağlılığından bir türlü emin olamadığını söylediği bir akşam geliyor. Yüz soruluk test bunların hiçbirini sormamıştı.
Neslihan ile Kerim bu ders için uyduruldu; ama uygulamanın sorusu gerçek: Bir ilişkinin geleceğini önceden kestirmek mümkün mü? Onlarca laboratuvarın çift verisini birleştiren yeni araştırmalar bu soruya, uyumluluk testlerinin vaadiyle pek örtüşmeyen bir cevap verdi.
Bu derste ne olacak
M01-D04'te ilişkinin niteliğinin sağlık için neden önemli olduğunu gördük. Bu derste o niteliği önceden kestirmenin mümkün olup olmadığına bakacağız. Önce öngörücüleri iki büyük gruba ayıracağız: kişinin kendisine ait özellikler ve ilişkiye özgü deneyimler. Sonra kişilik araştırmalarının ne bulduğunu, ardından iki grubu aynı anda sınayan büyük bir veri çalışmasını ele alacağız.
Bu yolda "varyansın yüzde kırk beşini açıklıyor" gibi ifadelerin ne anlama geldiğini, ne anlama gelmediğini konuşacağız. Dersin sonunda en şaşırtıcı bulguya varacağız: Bir ilişkinin bugün ne kadar iyi olduğunu tahmin etmek, ileride iyileşip iyileşmeyeceğini tahmin etmekten çok daha kolay.
Sıfır noktası
Bir ilişkinin geleceği hakkında konuşurken iki tür açıklama kullanırız. Birincisi kişilerle ilgilidir: "O çok kıskanç biri", "Sakin bir insan, onunla kimse kavga edemez." İkincisi aradaki bağla ilgilidir: "Birbirlerine çok bağlılar", "Hiç takdir görmüyor." İlişki araştırmacıları bu iki grubu ayrı adlarla anıyor.
Yaygın yanlış"İlişkinin başarısı büyük ölçüde iki kişinin kişiliklerinin uyumuna bağlıdır; doğru kişiyi bulursan gerisi kendiliğinden gelir."
Kişilik özellikleri ilişki memnuniyetiyle ilişkili, ama bu ilişki görece küçük. Büyük veri çalışmaları, kişinin ilişki içinde yaşadığı deneyimlerin, örneğin eşinin bağlılığına duyduğu güvenin ya da takdir görmesinin, kişilikten çok daha fazla bilgi taşıdığını gösteriyor. "Doğru kişi" kadar "kurulan ilişki" de önemli.
Mekanizma
Kişilik ne kadar şey söyler
Kişiliğin ilişkiyle bağı en çok beş faktör modeli üzerinden incelendi. Temel Psikoloji tarafında M12-D04 bu modelin tarihini, M12-D06 da kişiliğin değişip değişmediğini anlattı. Burada sorumuz daha dar: Bu beş boyuttaki puanlar, bir kişinin ilişkisinden ne kadar memnun olduğunu ne ölçüde öngörüyor?
Bu bulgulardan en tutarlısı, nevrotiklik olarak adlandırılan, olumsuz duygulara kolayca kapılma eğilimi. Bu eğilimi yüksek olan kişiler, ortalamada ilişkilerinden daha az memnun olma eğiliminde. Ama burada iki dikkat noktası var. Birincisi, korelasyon bir yön belirtmiyor: Kötü giden bir ilişki de insanı daha kaygılı ve kırılgan gösterebilir. İkincisi, büyük gruplarda tutarlı çıkan bu eğilimler, tek bir çifte uygulandığında çok az şey söylüyor.
Kırk üç veri setinden çıkan sonuç
Kişilik araştırmaları tek tek değişkenlere bakar. Ama bir ilişkiyi en çok neyin öngördüğünü bulmak için, onlarca olası öngörücüyü aynı anda, çok sayıda veri setinde karşılaştırmak gerekir. 2020'de yirmi dokuz laboratuvardan araştırmacılar tam olarak bunu yaptı: Ellerindeki uzunlamasına çift verilerini birleştirdi ve bir makine öğrenmesi yöntemiyle, hangi değişkenlerin ilişki niteliğini en güçlü biçimde öngördüğünü aradı.
Bu kartta iki ayrı bulgu var ve ikisi de üzerinde durmayı hak ediyor. Birincisi, ilişkinin kaderini taşıyan bilginin büyük kısmı, kişinin ilişki içinde ne yaşadığına dair kendi algısında saklı. Bir kişinin "eşim bu ilişkiye bağlı" ya da "takdir ediliyorum" diye düşünmesi, onun kişiliğinin ve hatta eşinin kendi bildirdiklerinin söyleyebileceğinden fazlasını söylüyor.
"Yüzde kırk beşi açıklıyor" ne demek
Kartta geçen "farklılığın yüzde kırk beşini açıkladı" ifadesi, istatistikte açıklanan varyans denen bir kavrama karşılık geliyor ve sık sık yanlış anlaşılıyor.
Yaygın yanlış"Yüzde kırk beşini açıklıyorsa, bir ilişkinin yüzde kırk beşi bu değişkenlerden oluşur."
Açıklanan varyans, tek bir ilişkinin ne kadarının bir şeyden yapıldığını söylemez. Bir grup çift arasındaki farklılıkların ne kadarının bu değişkenlerle birlikte değiştiğini söyler. Ayrıca bu bağ nedensel olmak zorunda değil: Memnuniyeti yüksek biri, eşinin bağlılığını da daha olumlu algılayabilir. Öngörmek ile neden olmak ayrı şeyler.
Bugünü öngörmek, yarını öngörmek
Kartın ikinci bulgusu daha az bilinen ama belki daha önemli olanı: Araştırmalar, bir ilişkinin bir andaki niteliğini görece iyi öngörebiliyor; ama o niteliğin zaman içinde artıp azalmasını hemen hiç öngöremiyor. Başlangıçta mutlu olan çiftler ortalamada sonra da daha mutlu kalıyor; ama hangi çiftin zamanla daha mutlu, hangisinin daha mutsuz olacağını öz bildirim değişkenleriyle kestirmek neredeyse mümkün değil.
Yaygın yanlış"Yeterince veri toplarsak, hangi ilişkinin bozulacağını önceden bilebiliriz."
En kapsamlı çalışmalardan biri, ilişki niteliğindeki değişimin, toplanan öz bildirim değişkenlerinin hiçbir birleşimiyle büyük ölçüde öngörülemediğini buldu. Bunun bir nedeni, ilişkilerin araştırmanın ölçmediği olaylardan, bir işten çıkarılmadan, bir hastalıktan, bir taşınmadan etkilenmesi olabilir. Bir başka neden, değişimin kendisinin, iki kişinin her gün yaptığı küçük seçimlerin birikiminden doğması olabilir.
Usta katmanı
Joel ve arkadaşlarının çalışmasının belki en şaşırtıcı bulgusu, eşin bildirimlerinin ek bilgi taşımaması. M01-D02'de partner etkisinin önemini, yani bir kişinin özelliğinin eşinin sonucunu etkileyebileceğini görmüştük. Bu çalışma, eşin kendi bildirdiklerinin etkisinin, kişinin kendi algılarına zaten yansıdığını düşündürüyor: Eşin davranışı, ilişkiyi kişinin onu nasıl algıladığı üzerinden etkiliyor. Bu, eşin önemsiz olduğu anlamına gelmiyor; eşin etkisinin, algının süzgecinden geçerek işlediği anlamına geliyor.
Bir başka inceltme, uyumluluk eşleştirmesinin vaadiyle ilgili. Tanışma uygulamalarının kişilik ve değerler üzerinden yaptığı eşleştirmenin, ilişkinin sonraki gidişatını ne ölçüde öngördüğüne dair bağımsız ve yayımlanmış kanıt sınırlı. Bu dersteki bulgular, böyle bir öngörünün zor olduğunu düşündürüyor: İlişkiyi en çok öngören şeyler, iki kişi henüz tanışmadan ölçülemeyecek, ilişkinin içinde yaşanan deneyimler.
Kanıtın sınırı
Joel ve arkadaşlarının çalışması kırk üç veri setine dayandığı için güçlü bir çalışma; ama bütün veriler öz bildirime dayanıyor. Kişi ilişkiye özgü sorulara ve ilişki niteliği sorularına aynı anda cevap verdiğinde, cevaplar arasındaki benzerliğin bir kısmı ölçüm biçiminden kaynaklanıyor olabilir. Gözlenen davranış, fizyolojik ölçümler ya da dışarıdan değerlendirmeler eklendiğinde tablonun nasıl değişeceği açık bir soru.
Laboratuvarların çoğu Kuzey Amerika'da, geri kalanı ağırlıklı olarak İsrail ve Batı Avrupa'da; ilişki niteliğini en güçlü öngören değişkenlerin anne babasıyla aynı evi paylaşan, görücü usulüyle evlenen ya da farklı ilişki normlarına sahip toplumlardaki çiftlerde aynı olup olmadığı yeterince bilinmiyor. Kişilik meta-analizi de yalnız karşı cinsten çiftleri kapsıyordu.
Son olarak, değişimin öngörülemezliği bir yöntem sınırlılığı da olabilir: Araştırmalar değişimi yalnız birkaç yıl boyunca ve sınırlı sayıda ölçümle izledi. Daha uzun ve daha sık ölçümle, değişimin bir kısmının öngörülebilir hâle gelip gelmeyeceği tartışmalı.
Kendin dene
Aklında kalsın
İlişki niteliğini öngören değişkenler iki gruba ayrılır: kişinin kendine ait özellikleri ve belirli bir ilişkide yaşadığı deneyimler.
Kişilik özellikleri, özellikle olumsuz duygulara kapılma eğilimi, ilişki memnuniyetiyle ilişkili; ama bu bağ küçük ve tek bir çifte uygulandığında az şey söyler.
Kırk üç veri setini birleştiren bir çalışma, ilişkiye özgü deneyimlerin, özellikle eşin bağlılığına dair algının ve takdir görmenin, kişisel özelliklerden çok daha güçlü öngörücüler olduğunu gösterdi.
Açıklanan varyans, bir grup çift arasındaki farklılığın ne kadarının öngörücülerle birlikte değiştiğini söyler; tek bir ilişkinin ne kadarının o şeyden oluştuğunu ya da nedenselliği söylemez.
Bir ilişkinin bugünkü niteliğini öngörmek görece kolay; zaman içinde iyileşip kötüleşeceğini öngörmek ise mevcut yöntemlerle büyük ölçüde mümkün değil.
Sonraki derse köprü
Bu derste ilişkiyi neyin öngördüğünü ve bu bulguların büyük kısmının hangi ülkelerden geldiğini gördük. Peki Türkiye'deki çiftler için tablo nasıl? Bu topraklarda insanlar kaç yaşında evleniyor, evliliklerin ne kadarı boşanmayla bitiyor, hane yapısı son yirmi yılda nasıl değişti? Bu soruların cevabı bir anketin değil, resmî istatistiklerin içinde; ama o rakamları doğru okumak da ayrı bir beceri. Bir sonraki ders, bu rakamlara ve onları yorumlarken düşülen tuzaklara bakıyor: Türkiye’de evlilik ve aile: değişen tablo.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.