İçeriğe geç

Ders 7.3 · Kademe 2 · Modül 7

Kendini bilen Rabbini bilir

1.571 kelime · 7 kaynak pasajı · yaklaşık 7 dakika okuma · seslendirme 10 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. «Kendini bilen Rabbini bilir» hadis tenkitçilerince Hz. Peygamber'e ait görülmez; Sem'ânî onu Yahya b. Muâz er-Râzî'ye nispet eder, Nevevî sabit saymaz, İbn Teymiyye uydurma der, Süyûtî senedinin olmadığını söyler.
  2. İbn Arabî sözü rivayet zincirine değil keşfe dayanarak doğru sayar ve Âdem fassında Allah'ı, kendimizde bulduğumuz niteliklerle, varlığın zorunluluğu dışında, tanıdığımızı anlatır.
  3. Testi imgesi, içindekiyle ve boşluğuyla kaynağını tanıyan bir kabı gösterir; ama önceden var olması, çeşmeden ayrı durması ve kendisinin bilmemesi yüzünden insanı tam anlatmaz.

Kanca

Bir köy meydanında taştan bir çeşme. Sabah erkenden biri elinde toprak bir testiyle gelir, testiyi oluğun altına tutar. Su dolarken testinin sesi değişir: önce boş bir tok ses, sonra giderek incelen bir çağıltı, en sonunda dolu testinin sessizliği.

Eve dönünce testi pencerenin önüne konur. Öğlene doğru dış yüzü nemlenir, toprağı serinler. Bir çocuk eliyle yoklar ve sorar: testi mi serin, su mu? Testiye bakan kişi, içindekinin nereden geldiğini de düşünmeye başlar.

Merkezi soru

İbn Arabî neden insanın kendini tanımasını Rabbini tanımanın kapısı sayar, ve hadis tenkitçilerinin Hz. Peygamber'e ait saymadığı «Kendini bilen Rabbini bilir» sözünü neden bu kadar sık anar?

Anlatım

Sözün yolculuğu

Önce cümlenin kendisine bakalım. Arapçası «Men arefe nefsehû fekad arefe rabbehû»dur: kendini bilen, Rabbini bilmiş olur. Tasavvuf kitaplarında hadis diye çok geçer; hat levhalarında, şiirlerde, vaazlarda da öyle yaşar.

Hadis bilginleri ise sözü dikkatle incelemiş ve farklı bir sonuca varmıştır. Ebü'l-Muzaffer es-Sem'ânî, sözün Hz. Peygamber'den gelen bir rivayet olarak bilinmediğini, dokuzuncu yüzyılda yaşamış vaiz sufi Yahya b. Muâz er-Râzî'nin sözü olarak anıldığını söyler. Nevevî fetvalarında onun sabit olmadığını kaydeder. İbn Teymiyye daha sert davranır ve sözü uydurma sayar. Süyûtî ise bu cümleye ayrı bir risale ayırır ve onun da vardığı yer, sözün sağlam bir senedle Hz. Peygamber'e ulaşmadığıdır. Kısacası hadis tenkidinin ölçüsüyle bu cümlenin Hz. Peygamber'e nispeti kurulamaz.

İbn Arabî'nin ölçüsü

İbn Arabî ise cümleyi Hz. Peygamber'e ait sayarak aktarır ve eserlerinde defalarca ona döner. Bunu hadis ilmini bilmediği için yapmaz; gençliğinde hadis dinlemiş, rivayet zincirlerini tanıyan biridir. Denis Gril'in İbn Arabî'de hadis üzerine incelemesinin gösterdiği gibi, o bazı sözler için ikinci bir ölçü kullanır: senedi eleştirilse bile keşifle, yani iç tanıklıkla sahih olduğunu bildiği sözler. «Kendini bilen Rabbini bilir» onun gözünde bu türdendir.

Burada iki ayrı ölçü konuşuyor ve birbirlerinin yerine geçmiyorlar. Hadis tenkitçisinin sorusu şudur: bu cümleyi Hz. Peygamber söyledi mi? İbn Arabî'nin sorusu başkadır: bu cümle doğru bir şey mi söylüyor? Birincisine verilen cevap bugün de geçerlidir. İkincisine onun bulduğu karşılık ise onun öğretisinin taşıyıcı direklerinden biri olur.

Testinin içindekiler

Şimdi pencerenin önündeki testiye dönelim. Testi, çeşmeyi hiç görmemiş olsa bile çeşme hakkında bir şeyler bilebilir. Nasıl? Kendine bakarak. İçindeki suyun serinliği, berraklığı, tadı onun değildir; hepsi oluktan gelmiştir. Testi kendi içini ne kadar iyi tanırsa, suyun geldiği yeri de o kadar iyi tanır.

İbn Arabî'nin okumasında insan için de durum böyledir. İnsan bilir, işitir, görür, ister, sever. Allah'ı anlatırken kullandığımız kelimeler de bunlardır: bilen, işiten, gören, dileyen. İbn Arabî bu örtüşmeyi rastlantı saymaz. Biz O'nu bu kelimelerle anlatabiliyoruz, çünkü bu nitelikler bizde de vardır; kendimizde bulmadığımız bir niteliği O'na nasıl yakıştırabilirdik ki?

Testinin boşluğu

Testiyi tanımanın ikinci yolu, boşluğuna bakmaktır. Testi kendini dolduramaz. Çeşmenin başına götürülmezse içi boş kalır, sabaha karşı konan su da akşama doğru azalır. Testinin kendi başına sahip olduğu tek şey alabilme biçimidir; suyun kendisi hep başka yerden gelir.

Sözü hadis saymayan âlimlerin birçoğu da cümlenin bu anlamını kabul eder. Kendini acizliğiyle, muhtaçlığıyla tanıyan, Rabbini kudretiyle, zenginliğiyle tanır. İbn Arabî bu okumayı paylaşır, ama ona bir şey ekler: boşluk ile dolu olan birbirini tamamlar. Suyun serinliği testide görünür, testinin boşluğu suyla anlam kazanır.

«Allah'ı» değil, «Rabbini»

Cümlenin bir kelimesi dikkat ister. Söz «kendini bilen Allah'ı bilir» demez, «Rabbini bilir» der. Arapçada rab, bir şeyin sahibi, onu besleyip büyüten, bakımını üstlenen demektir. Bu kelime bir ilişkiyi anlatır: rab, kendisine bakılan bir şeyin rabbidir.

Testi imgesinde bu ayrım açıkça görünür. Testi, yeryüzündeki bütün suları tanımaz; kendisine akan oluğu, kendi içine giren suyu tanır. Kendini tanıyan insan da Allah'ı bütünüyle kavramış olmaz. Onu kendisine dönük yüzüyle, kendisini besleyen ve büyüten yanıyla tanır. Bu ayrıntının derinliği Ders 19.1'de açılacak; şimdilik kelimenin seçildiğini fark etmek yeter.

Metinden

Fusûs'un ilk bölümü olan Âdem fassı, bu fikrin en yoğun anlatıldığı yerdir. Aşağıdaki pasaj özetlenmiştir; kelimesi kelimesine çeviri değildir.

Pasajın ortasındaki ayet Fussilet suresinin 53. ayetidir: Allah'ın ayetlerini hem dış dünyada hem insanın kendi içinde göstereceğini söyler. İbn Arabî ayetin ikinci yarısına yaslanır. Âleme bakmak bir yoldur, ama insanın kendine bakması daha yakın bir yoldur, çünkü okunacak ayet zaten okuyanın içindedir.

Pasajın en önemli kelimesi «yalnız»dır. İbn Arabî bütün nitelikleri ortak saymaz; birini ayırır. Testi serinliği, berraklığı, tadı kendinde bulur, ama kaynak olmayı kendinde bulamaz. İnsan da bilgiyi, işitmeyi, sevgiyi kendinde bulur; varlığını kendinden almayı ise hiçbir yerinde bulamaz. Tanımanın kapısı ortak olan niteliklerden açılır, ama kapının eşiği bu tek ayrılıktır.

Pasajın susduğu yerler de var. İnsanın Allah olduğunu söylemez; «bizimle anlattı» demek, anlatılan ile anlatımın aracı arasındaki farkı korur. Kendini tanımanın bir kez olup biten bir iş olduğunu da söylemez. Testinin içi her sabah yeniden dolar ve her doluşta yeniden bakılacak bir şey vardır.

Aslında…

Yaygın yanlış«Kendini bilen Rabbini bilir, en güvenilir hadis kitaplarında geçen sahih bir hadistir.»
Doğrusu

Güvenilir hadis derlemelerinin hiçbiri sözü senediyle kaydetmez. Sem'ânî onu Yahya b. Muâz er-Râzî'ye nispet eder; Nevevî sabit görmez, İbn Teymiyye uydurma sayar, Süyûtî de senedinin olmadığını kaydeder. Yanılgı, İbn Arabî'nin ve pek çok sufinin onu Hz. Peygamber'in sözü diye anmasından doğar; ama İbn Arabî'nin dayanağı keşiftir, rivayet zinciri değil.

Yaygın yanlış«Bu sözün en bilinen şerhi olan Risâletü'l-Ahadiyye İbn Arabî'nin eseridir.»
Doğrusu

Bu kısa risale uzun süre İbn Arabî'ye nispet edildi, Osmanlı döneminde bu nispetle şerh edildi, İngilizceye de onun adıyla çevrildi. Michel Chodkiewicz 1982'de onun Evhadüddîn Belyânî'ye ait olduğunu gösterdi ve öğretisinin İbn Arabî'ninkinden ayrıldığı noktaları belirledi. Ona nispet edilen bu risaledeki ifadeler, İbn Arabî'nin kendi kaydı diye okunmamalıdır.

Yaygın yanlış«Kendini bilmek, kendi kişiliğini, zaaflarını ve yeteneklerini iyi tanımaktır.»
Doğrusu

Bunlar bir insanın kendine dair doğru bilgileridir, ama İbn Arabî'nin kastettiği bilgi daha derinden işler: insanın kendisinde bulduğu her güzelliğin başka yerden geldiğini, varlığının bile ödünç olduğunu fark etmesidir. Yanılgı, sözün bugünkü kişisel gelişim diliyle duyulmasından doğar.

Büyük resim

Testi imgesi önce zamanda yanıltır. Testi, su gelmeden önce de vardır; çömlekçinin tezgâhından çıkar, rafta boş bekler. İbn Arabî'nin anlattığı insan ise böyle bir boş kap değildir. Varlığının kendisi de her an verilen şeydir; ortada önceden bekleyen, sonra doldurulan bir testi yoktur.

İkinci yanılgı mesafede. Testi ile çeşme iki ayrı şeydir; aralarında bir yol, bir meydan vardır, testi götürülüp getirilir. Önceki derste kalbin, onu çevirenin elinde döndüğünü gördük. Kendini tanıma da bir yere gidip bir şey getirmek değildir. Tanınacak olan, tanıyanın içinden bakar.

Üçüncüsü bilginin kendisinde. Toprak testi hiçbir şey bilmez; serinliğinin nereden geldiğini soran, ona bakan insandır. İbn Arabî'nin sözünde ise bilen de testinin kendisidir ve o bilme gücü de ödünçtür. İnsan, kendini tanırken kullandığı bilginin de kendinin olmadığını fark eder.

Bu ders öğretinin iki ucunu birbirine bağlar. Bir uçta, Ders 6.3'te gördüğümüz, Allah'ın kendini âlemde görmek istemesi durur; öteki uçta insanın kendi içine bakışı. Onun anlatımında bu iki bakış, insanın «ben» dediği yerde buluşur. Sözün ilk yarısındaki «kendi», Arapça cümlede de duyduğumuz o kelimedir ve İbn Arabî onu testinin kendisi için kullanır; bunun adı nefs.

Özet

  1. «Kendini bilen Rabbini bilir» hadis tenkitçilerince Hz. Peygamber'e ait görülmez; Sem'ânî onu Yahya b. Muâz er-Râzî'ye nispet eder, Nevevî sabit saymaz, İbn Teymiyye uydurma der, Süyûtî senedinin olmadığını söyler.
  2. İbn Arabî sözü rivayet zincirine değil keşfe dayanarak doğru sayar ve Âdem fassında Allah'ı, kendimizde bulduğumuz niteliklerle, varlığın zorunluluğu dışında, tanıdığımızı anlatır.
  3. Testi imgesi, içindekiyle ve boşluğuyla kaynağını tanıyan bir kabı gösterir; ama önceden var olması, çeşmeden ayrı durması ve kendisinin bilmemesi yüzünden insanı tam anlatmaz.

Tefekkür

Quiz

  1. Hadis tenkitçileri «Kendini bilen Rabbini bilir» sözünü nasıl değerlendirir?
  2. İbn Arabî cümleyi hangi ölçüye dayanarak doğru sayar?
  3. Âdem fassındaki pasaja göre hangi nitelik insanla ortak değildir?
  4. Sözde «Allah'ı» yerine «Rabbini» denmesi testi imgesinde neye karşılık gelir?
  5. Testi imgesi hangi noktada insanı yanlış anlatır?

Cevaplar

  1. Sem'ânî onu Yahya b. Muâz er-Râzî'nin sözü olarak bilir, Nevevî sabit görmez, İbn Teymiyye uydurma sayar, Süyûtî de senedi olmadığını kaydeder.
  2. Keşfe, yani iç tanıklığa; senedi eleştirilen bazı sözleri bu yolla sahih bildiğini söyler.
  3. Varlığı kendinden olmak, yani zâtın zorunluluğu; öteki nitelikleri O'nu anlatırken kendimizden alırız.
  4. Testinin bütün suları değil, kendi oluğunu ve kendi içine giren suyu tanımasına.
  5. Testi sudan önce boş bekler, çeşmeden ayrı durur ve hiçbir şey bilmez; İbn Arabî'nin insanı ise varlığı her an verilen ve bilen bir varlıktır.

Kaynaklar

Sonraki derse köprü

Testi, suyun geldiği yeri kendi içine bakarak tanıdıysa, çeşmeye varmak için bir yere gitmesi gerekir mi? Tasavvuf yolu çoğu zaman uzun bir yolculuk diye anlatılır. İbn Arabî'de bu yolun, bir yerden uzaklaşmakla mı, yoksa zaten orada olanı fark etmekle mi yürüdüğünü sormanın zamanı geldi.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Görsel omurga: taş bir köy çeşmesi ve kırmızı topraktan bir testi. Testi oluğun altında dolar, sonra bir pencere önüne taşınır; dış yüzü yavaş yavaş nemlenip koyulaşır.

Sahneler

  • Kanca: oluktan akan su, dolan testinin değişen sesi (ses tasarımıyla), pencere önünde nemlenen toprak. Yüz gösterilmez; yalnız eller.
  • Sözün yolculuğu: ekranda sözün Arapçası sade bir yazıyla; yanında dört ismin (Sem'ânî, Nevevî, İbn Teymiyye, Süyûtî) sırayla belirmesi.
  • İbn Arabî'nin ölçüsü: aynı cümlenin iki ayrı ışıkla aydınlanması; birinde bir zincir çizimi, ötekinde içten gelen bir parıltı.
  • Testinin içindekiler: suyun içinden geçen ışık; «bilen, işiten, gören» kelimeleri suyun yüzeyinde.
  • Testinin boşluğu: boş testinin içine yukarıdan bakan kamera; karanlık bir dip.
  • Metinden: ufuk çizgisi ile testinin içindeki su yüzeyi aynı karede, biri ötekine dönüşür.
  • İmgenin sınırı: rafta bekleyen testi silinir; çeşme ile testi arasındaki meydan daralıp kaybolur.

Ekranda yazılacaklar: «Kendini bilen Rabbini bilir» (hadis olarak sabit değildir; Yahya b. Muâz er-Râzî'ye nispet edilir) · Fussilet 53 · Fusûs, Âdem fassı · Risâletü'l-Ahadiyye: Belyânî'nin · nefs.

Seslendirme: sakin, bir çeşme başında konuşur gibi. Su sesinin kesildiği yerlerde kısa duraklar.

Telif: kutsal sayılan varlıklar çizilmez. Çeşme ve testi çizimle kurulur; gerçek bir hat levhası, yazma sayfası ya da fotoğraf kullanılmaz.

Modül 7 — İnsan ve Yol: On İmge

Amaç: Öğrenci çeşmeden dolan bir toprak testi imgesiyle İbn Arabî'nin kendini tanımayı Rabbini tanımanın kapısı saydığını anlatabilir, «Kendini bilen Rabbini bilir» sözünün hadis olarak sabit görülmediğini ve İbn Arabî'nin onu neden yine de kullandığını söyleyebilir ve testi imgesinin nerede yanılttığını gösterebilir.

Anahtar kavramlar: nefs sözlük