İçeriğe geç

Ders 5.5 · Kademe 1 · Modül 5

Şiirler, dualar, mektuplar

1.612 kelime · 7 kaynak pasajı · yaklaşık 7 dakika okuma · seslendirme 11 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. İbn Arabî'nin şiirleri Fütûhât'ın ve Fusûs'un sayfalarına dağılmıştır; kendisi bunları yıllar içinde Büyük Dîvân'da topladı ve derlemenin son okuması 1237'de Şam'daki evinde yapıldı; 1855 Bulak baskısı bu birikimin yalnız bir kısmını içerir.
  2. Onun adıyla okunan dualar Evrâd ve Ahzâb başlığında toplanır: haftanın her gecesine ve gündüzüne birer dua ayıran dizi ile ed-Devrü'l-a'lâ adlı korunma duası bunların en bilinenleridir.
  3. Mektuplarından ikisi öne çıkar: Fahreddin Râzî'yi delile dayalı bilgiden doğrudan tanımaya çağıran mektup ve Sultan Keykâvus'a gayrimüslim tebaa hakkında sert öğütler veren, sonradan Fütûhât'a alınan mektup.

Kanca

Şam, Ağustos 1237. Yetmiş iki yaşındaki bir adamın evinde kalın bir şiir defteri açık duruyor. Sayfalar yüksek sesle okunuyor, çevredekiler dinliyor. Defterin sonuna düşülen kayıt, bu okumanın hicrî 634 yılının Zilhicce ayının on üçünde, bir pazar günü, «şeyhin mübarek evinde» bittiğini söylüyor.

Defterin adı ed-Dîvânü'l-Kebîr, yani «Büyük Dîvân». İçinde yıllar boyunca yazılmış binlerce şiir var. Pek çoğunu okuyanlar daha önce başka kitapların sayfalarında görmüştü bile.

Merkezi soru

Fütûhât'ın ve Fusûs'un yanında İbn Arabî'nin kaleminden çıkan şiirler, dualar ve mektuplar nelerdir, ve bu daha küçük yazılar büyük kitaplarla nasıl bir bağ kurar?

Anlatım

Kitapların içine dağılmış bir şair

Önceki iki derste iki büyük düzyazı kitabının önünde durduk. Ama İbn Arabî'nin elinde kalem çoğu zaman düzyazıyla şiir arasında gidip gelirdi. Fütûhât'ın bölümleri sık sık bir şiirle açılır. İbn Arabî bu şiirleri süs olarak görmez; Fütûhât'ta, şiirin bölümün konusunu açıklamanın bir parçası olduğunu söyler. Fusûs'un sayfalarında da kısa manzum parçalar düzyazının arasına girer.

İşte Şam'daki okuma bu dağınıklığa bir düzen vermişti. İbn Arabî, kendi eserlerini sıraladığı listelerde bu defteri iki adla anar: Büyük Dîvân ve «ilâhî bilgilerin dîvânı». Stephen Hirtenstein'ın dîvân üzerine notlarına göre toplama işi yıllar sürdü, 1237'de tamamlanmış görünüyor ve derlemede aşağı yukarı üç bin beş yüz şiir var. Bunların bir kısmı onun başka kitaplarından alınmış, bir kısmı yalnız bu defterde duruyor.

Buradan küçük bir tuhaflık doğar. 1855'te Kahire'nin Bulak semtindeki matbaada «İbn Arabî'nin Dîvânı» adıyla bir şiir kitabı basıldı ve uzun süre onun şiiri denince bu baskı anlaşıldı. Julian Cook ile Hirtenstein'ın hesabına göre o baskı bütün şiir birikiminin ancak dörtte biri kadarını içerir; şiirlerin üçte birine yakını ise hiç basılmamış, yalnız yazmalarda yaşar. Bu defterin yazmaları, içindeki şiirlerin nasıl dizildiği ve baskıyla yazma arasındaki fark, Ders E1.3'te ayrıca açılacak.

Şiir kolunun en tanınmış küçük kitabını ise zaten biliyorsun. Ders 3.3'te Mekke'de yazılmış altmış bir şiirlik bir kitabın ve onu açıklamak için yazılan ikinci bir kitabın hikâyesini dinlemiştin. Burada onları yalnız haritaya işaretliyoruz: şiir kolu, o küçük kitapla başlayıp Büyük Dîvân'da toplanan geniş bir ırmak.

Haftanın günlerine bölünmüş dualar

İkinci kol dualardır. Tasavvuf geleneğinde bir hocanın talebelerine bıraktığı dualar vardır; bunlara «vird» denir, yani belli bir zamanda, çoğu kez her gün düzenle okunmak üzere hazırlanmış dua. Bu tür duaların daha uzun ve belli bir amaca yönelmiş olanlarına da «hizb» adı verilir. İbn Arabî'nin adıyla yüzyıllardır okunan dualar bu iki başlık altında toplanır: Evrâd ve Ahzâb.

Bunların en bilineni haftaya göre düzenlenmiş bir dua dizisidir. Her gecenin ve her gündüzün kendi duası vardır; bir giriş duasıyla birlikte haftayı dolaşan on dört metin. Pablo Beneito ve Hirtenstein bu duaları 2000 yılında İngilizceye çevirip kitaba Kalbin Yedi Günü anlamında bir ad verdiler. Çevirmenlerin yorumuna göre İbn Arabî için haftanın döngüsü kendi başına kutsal bir düzendir ve duaların yapısı bu düzeni izler. Sonraki yıllarda Arapça metin de dünyanın dört bir yanındaki yazmalar karşılaştırılarak, en eski nüshalara dayanılarak yeniden kuruldu.

Öteki ünlü dua, «En Yüce Döngü» anlamına gelen ed-Devrü'l-a'lâ'dır; «Korunma Duası» diye de bilinir. Allah'ın isimleri ve Kur'an'dan ifadelerle korunma ve yükselme dileyen bir metindir. Suha Taji-Farouki onu Arapça metniyle birlikte İngilizceye aktardı. Bu duaların hepsi tarikat çevrelerinde elden ele geçerek yaşadı. O yüzden her birinin gerçekten İbn Arabî'nin kaleminden çıkıp çıkmadığı, yazmalara bakılarak ayrı ayrı sorulması gereken bir sorudur; eserlerin sahihliği üzerine öğrendiğin soru burada da geçerli.

Bir âlime ve bir sultana

Üçüncü kol mektuplardır. İbn Arabî yolculukları boyunca dostlarına, talebelerine, âlimlere ve hükümdarlara yazdı. Bunlardan ikisi, alıcıları yüzünden özellikle dikkat çeker.

Birincisi Fahreddin Râzî'ye yazılmıştır. Râzî, çağının en ünlü kelâm âlimiydi; kelâm, inanç meselelerini akıl yürütmeyle savunan ilimdir. Sekiz ciltlik bir Kur'an tefsiri yazmış, delillere dayanan düşüncesiyle ün kazanmıştı ve 1210'da Herat'ta öldü. İbn Arabî'nin mektubu bu büyük âlime saygıyla, ama açık sözle seslenir. Mohammed Rustom'un 2014'te yayımladığı incelemeye göre mektubun özü şudur: Allah'ın var olduğunu delille bilmek başka, Allah'ı tanımak başka bir şeydir. İbn Arabî, Râzî'yi aklın kurduğu delillere yaslanmayı bırakıp bilginin doğrudan, Allah'ın vermesiyle geldiği yola davet eder.

İkinci mektup Anadolu Selçuklu sultanı İzzeddin Keykâvus'a gider. Ders 3.8'de bu mektubun 1212'de Malatya'dan yazıldığını görmüştün. İçeriği yumuşak bir öğüt değildir. İbn Arabî, sultanın ülkesindeki Hristiyan ve Yahudi tebaaya fazla serbestlik tanıdığını söyler: kilise çanlarının çalınmasına, inançlarının açıkça gösterilmesine göz yumulmasını eleştirir. Sultandan, Halife Hz. Ömer'e dayandırılan eski şartları, yani gayrimüslimlerin ibadet yerlerine ve dinlerini açıkça yaşamalarına sınır koyan kuralları uygulamasını ister. Bu mektubu sonradan Fütûhât'ın içine de aldı.

İki mektup aynı adamın iki ayrı yüzünü gösterir. Birinde bilginin kaynağı üzerine konuşan bir yol hocası var. Ötekinde kendi çağının hukukunu savunan, bir sultana ne yapması gerektiğini söyleyen bir âlim. Onu yalnız birinden tanıyan okur, ötekini görünce şaşırır.

Kollar birbirine karışır

Bu üç kolu ayrı raflara koymak kolay görünür, ama İbn Arabî'nin kendisi bunu yapmadı. Şiirlerini düzyazı kitaplarının içine yerleştirdi, sonra oradan toplayıp bir dîvâna koydu. Bir sultana yazdığı mektubu en büyük kitabının sayfalarına aldı. Duaları ise talebelerinin dilinde yaşadı ve oradan yazmalara geçti. Onun yazdıklarını bir ağaç gibi düşünürsen, gövde de dallar da aynı öz suyla beslenir.

Metinden

Râzî'ye yazılan mektup, alıcısının yaşadığı bir ânı hatırlatarak başlar. İbn Arabî bu ânı Râzî'nin çevresinden duyduğunu söyler.

Parçayı yavaş okuyalım. Önce mektubun nereden başladığına bak. İbn Arabî söze bir öğretiyle girmiyor; bir insanın ağlamasıyla giriyor. Otuz yıl, bir ömrün büyük bir kısmıdır. Râzî'nin gözyaşı, o kadar uzun süre doğru saydığı bir şeyin bir anda çöküşünün gözyaşıdır.

Mektup bu sahneden bir soru çıkarır; özetle şunu sorar: bugün doğan yeni delil de otuz yıl sonra aynı biçimde çökmeyecek mi? Pasajın söylemediğine de dikkat et. İbn Arabî aklı küçümsemiyor, Râzî'nin bilgisiyle de alay etmiyor. Yalnızca delilin tek başına insanı huzura erdirecek sağlam bir zemin olup olmadığını soruyor. Bu soru ona göre bir kaygının değil, bir kapının başlangıcıdır.

Aslında…

Yaygın yanlışKanı: «1855'te Bulak'ta basılan Dîvân, İbn Arabî'nin şiirlerinin tamamıdır.» Dîvân üzerine çalışan araştırmacıların hesabına göre bu baskı bütün şiir birikiminin aşağı yukarı dörtte birini içerir; şiirlerin önemli bir bölümü hâlâ yalnız yazmalardadır.
Doğrusu

Bu kanı, basılmış bir kitabın eksiksiz olduğunu varsaydığımız için yerleşiyor: kapakta «Dîvân» yazınca, içinde her şeyin bulunduğunu düşünüyoruz.

Yaygın yanlışKanı: «Mektuplar ve dualar yan ürünlerdir; asıl öğreti yalnız büyük kitaplardadır.» Râzî'ye yazılan mektup, bilginin kaynağı üzerine onun en açık konuştuğu metinlerden biridir; Keykâvus'a yazılan mektubu ise kendisi Fütûhât'a almıştır.
Doğrusu

Yanıltan şey, kısa bir metnin küçük bir konuyu anlattığını sanmamız. Oysa uzunluk, bir yazının öğretideki ağırlığını söylemez.

Büyük resim

Bu ders, külliyatın haritasına üç yeni yol çizdi. Şiir kolu Mekke'deki küçük kitaptan Şam'daki Büyük Dîvân'a uzanır; dua kolu haftanın günlerine bölünmüş dualardan korunma duasına gider; mektup kolu bir âlimden bir sultana kadar farklı alıcılara ulaşır. Her birinin tek tek tanıtımı eserlere ayrılmış kısa derslerde yapılacak. Onun şiirindeki imgelerin nasıl okunacağı da ayrı bir konudur.

Sözlerin sahiplerini bir kez daha ayıralım. Fütûhât'ta şiirin açıklamanın parçası olduğu sözü, iki mektubun metni doğrudan İbn Arabî'ye aittir. Dîvân'daki şiir sayısı ve basılı kısmın oranı Hirtenstein ile Cook'un hesabıdır. Haftanın döngüsünün kutsallığına dair yorum Beneito ile Hirtenstein'ındır. Râzî mektubunun özüne dair okuma ise Rustom'un incelemesine dayanır.

Özet

  1. İbn Arabî'nin şiirleri Fütûhât'ın ve Fusûs'un sayfalarına dağılmıştır; kendisi bunları yıllar içinde Büyük Dîvân'da topladı ve derlemenin son okuması 1237'de Şam'daki evinde yapıldı; 1855 Bulak baskısı bu birikimin yalnız bir kısmını içerir.
  2. Onun adıyla okunan dualar Evrâd ve Ahzâb başlığında toplanır: haftanın her gecesine ve gündüzüne birer dua ayıran dizi ile ed-Devrü'l-a'lâ adlı korunma duası bunların en bilinenleridir.
  3. Mektuplarından ikisi öne çıkar: Fahreddin Râzî'yi delile dayalı bilgiden doğrudan tanımaya çağıran mektup ve Sultan Keykâvus'a gayrimüslim tebaa hakkında sert öğütler veren, sonradan Fütûhât'a alınan mektup.

Tefekkür

Quiz

  1. Büyük Dîvân'ın son okuması nerede ve ne zaman yapıldı?
  2. 1855 Bulak baskısı neden İbn Arabî'nin şiirinin tamamı sayılamaz?
  3. İbn Arabî'nin adıyla okunan hafta duaları nasıl düzenlenmiştir?
  4. Râzî'ye yazılan mektubun özü nedir?

Cevaplar

  1. Hicrî 634'ün Zilhicce ayında, Ağustos 1237'de, İbn Arabî'nin Şam'daki evinde yapıldı.
  2. Araştırmacıların hesabına göre bütün şiir birikiminin ancak dörtte biri kadarını içerir; şiirlerin önemli bir kısmı yalnız yazmalardadır.
  3. Haftanın her gecesine ve her gündüzüne birer dua düşer; bir giriş duasıyla birlikte on dört metinlik bir dizidir.
  4. Allah'ın varlığını delille bilmenin, O'nu tanımaktan farklı olduğunu söyler ve Râzî'yi delile yaslanmaktan doğrudan verilen bilgiye çağırır.

Kaynaklar

Sonraki derse köprü

Şam'daki o okumayı bugün nereden biliyoruz? Bir defterin son sayfasına düşülmüş bir kayıttan. İbn Arabî'nin yazdıkları, sekiz asır boyunca böyle defterlerde, elden ele kopyalanarak yaşadı; bir kısmı Konya'da, bir kısmı İstanbul'un kütüphanelerinde duruyor. Peki yazarın kendi eliyle yazdığı bir nüsha ile sonradan çoğaltılmış bir kopya arasındaki fark nedir, ve Fütûhât'ın müellif nüshası neden bu kadar değerlidir?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video fikri — ana görsel: bir ağaç. Gövdesinde iki kalın kitap durur; dallarından biri şiir sayfalarıyla, biri küçük dua kartlarıyla, biri mühürlü mektuplarla doludur. Dallar yer yer gövdeye geri döner: bir şiir sayfası kitabın içine girer, bir mektup gövdeye yapışır.

Sahneler

  • Giriş sahnesi: Şam'daki evin loş bir odası, çizimle tarif edilmiş; ortada açık bir defter, çevresinde dinleyen gölgeler. Son sayfaya bir tarih satırı yazılır.
  • Dağınık şiirler: kalın bir kitabın sayfaları çevrilir, bölüm başlarından küçük dize parçaları havalanıp tek bir deftere toplanır.
  • Bulak baskısı: basılı bir kitap bir pastanın dörtte biri gibi parlar, geri kalanı soluk yazma yaprakları olarak kalır.
  • Dualar: yedi gün bir çember üzerinde; her gün iki parçaya, gece ve gündüze bölünür.
  • Mektuplar: biri Herat'a, biri Malatya'dan Konya yönüne giden iki ulak; harita üzerinde iki çizgi.
  • Metinden: ağlayan bir âlimin yüzü gösterilmez; masada açık kitaplar ve söndürülmüş bir kandil.

Ekranda yazılacaklar: ed-Dîvânü'l-Kebîr = Büyük Dîvân · Şam, 634 / 1237 · yaklaşık 3.500 şiir · Bulak 1855 ≈ dörtte bir · vird = düzenle okunan dua · Evrâd ve Ahzâb · 7 gece + 7 gündüz · ed-Devrü'l-a'lâ · Fahreddin Râzî (ö. 1210, Herat) · İzzeddin Keykâvus, 1212.

Seslendirme: alçak, dingin bir ses; Râzî'nin sözü yavaş okunur, ardından kısa bir sessizlik. Keykâvus mektubunun içeriği yargılamadan, düz bir sesle aktarılır.

Telif: gerçek yazma, hat ya da basılı çeviri görüntüsü ekrana gelmez; her sahne bu anlatım için çizilir.

Modül 5 — Külliyatın Kapısı

Amaç: Öğrenci İbn Arabî'nin iki büyük düzyazı kitabı dışında kalan şiir, dua ve mektup kollarını tanır; her kolun başlıca örneğini adıyla anar ve bu yazıların büyük kitaplarla nasıl iç içe geçtiğini anlatabilir.