İçeriğe geç

Ders 4.5 · Kademe 1 · Modül 4

Endülüs mistik geleneği: İbn Meserre, İbn Berrecân, İbn Kasî

1.732 kelime · 8 kaynak pasajı · yaklaşık 8 dakika okuma · seslendirme 12 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. İbn Meserre (883–931) Kurtuba'nın dağlarına çekilen bir münzeviydi, kitapları ölümünden sonra yakıldı; İbn Berrecân (ö. 1141) Sevilla'da Kur'an yorumu yazan ve Merakeş'te hapiste ölen bir âlimdi; İbn Kasî (ö. 1151) Mértola'da ayaklanan ve Silves'te öldürülen bir önderdi.
  2. İbn Arabî üçünü de kitaplarından tanıdı: Fütûhât'ta İbn Meserre'yi yolun büyüklerinden sayıp Arş yorumunu ondan aktarır, İbn Berrecân'ın Kudüs öngörüsünü iki kez ele alıp yöntemini düzeltir, İbn Kasî'nin Hal'u'n-Na'leyn'ine Şam'da eleştirel bir yorum yazar.
  3. Bu etkinin ne kadar derin olduğu tartışmalıdır: Asín bir okul zinciri gördü, Stern buna karşı çıktı, Ebstein ve Casewit farklı yönlerden Endülüs'e özgü bir gelenek savunur.

Kanca

Tunus, hicrî 590, miladî 1194. Otuzuna yaklaşan Endülüslü bir yolcu, dostu Abdülazîz el-Mehdevî'nin yanında oturmuş, kalın bir Kur'an yorumunu okuyor. Kitabın yazarı Sevillalı. Yolcunun büyüdüğü şehirde, onun doğumundan önceki kuşakta ders vermiş, sonra Merakeş'te bir zindanda ölmüş bir âlim.

Aynı şehirde yolcunun karşısına bir başka Endülüslü çıkıyor: Algarve'de silahlı bir topluluğa önderlik etmiş, sonunda kendi şehrinin insanlarınca öldürülmüş bir adamın oğlu. Babasından geriye kısa, şiirli, anlaşılması güç bir kitap kalmış. Denizin öbür yakasındaki toprağın hafızası, Tunus'ta iki kitap olarak yolcunun eline geçiyor.

Merkezi soru

İbn Arabî'den önce Endülüs'te yaşamış İbn Meserre, İbn Berrecân ve İbn Kasî kimdi; hiçbirini yüz yüze görmemiş olan İbn Arabî onlardan neyi aldı, neye itiraz etti, ve bu bağı bize onun kendi kalemi mi anlatıyor, yoksa araştırmacılar mı?

Anlatım

Aynı toprağın üç kuşağı

Önce takvimi yerine koyalım, çünkü en sık yapılan hata burada. İbn Meserre 931'de, İbn Berrecân 1141'de, İbn Kasî 1151'de öldü. İbn Arabî ise 1165'te Mürsiye'de doğdu. Yani bu adamların hiçbiriyle konuşmadı. Onları kitaplarından, öğrencilerinin anlattıklarından ve yaşadıkları şehirlerde hâlâ dolaşan hikâyelerden tanıdı.

Ama Bâyezîd ya da Gazâlî gibi uzak ülkelerin sesleri değildi bunlar. Kurtuba'nın dağları, Sevilla'nın camileri, Algarve'nin kaleleri onun kendi haritasıydı. İbn Berrecân'ın ders verdiği şehirde İbn Arabî gençliğini geçirdi. Bu yakınlık, bağın rengini de değiştirdi: uzak bir ustaya duyulan saygı, aynı sokaklardan gelen bir sese karşı daha keskin bir dikkate dönüştü.

İbn Meserre: Dağdaki münzevi

TDV İslâm Ansiklopedisi'nde Mustafa Çağrıcı'nın yazdığı maddeye göre Muhammed b. Abdullah b. Meserre, 883 baharında Kurtuba'da doğdu. Gençliğinde Doğu'ya yolculuk etti; Kayrevan'a gitti, ikinci yolculuğunda hacca da vardı. Döndükten sonra Kurtuba'nın kuzeyindeki dağlarda, ailesine ait bir araziye öğrencileriyle birlikte çekildi. Sonraki kuşaklar ona bu yüzden «el-Cebelî», yani «dağlı» dedi. 931 sonbaharında orada öldü.

Ölümünden sonra olanlar, hayatından daha gürültülü oldu. Kurtuba'nın Emevî yönetimi ve Endülüs'te sözü geçen hukukçular, onun izinden gidenleri sapkınlıkla suçladı. Öğrencileri görüşlerinden dönmeye zorlandı. Araştırmacıların aktardığına göre bu akımı kınayan bir bildiri 950'lerde büyük camilerin kapılarında okundu, 961'de ise İbn Meserre'nin kitapları Kurtuba Ulu Camii'nin önünde yakıldı.

Bu yüzden İbn Meserre uzun süre yalnız başkalarının anlattıklarından tanındı. Yirminci yüzyılda iki kısa risalesi bir yazmada ortaya çıktı. Bunlardan biri harflerin özellikleri üzerinedir. Kur'an'daki bazı surelerin başında tek tek okunan harflerin, sıradan kelimeler gibi değil de her birinin bir anlam taşıdığı işaretler gibi okunabileceğini düşünür. Öteki, insanın evrene bakarak Allah'ı düşünmesini anlatır.

İbn Berrecân: Sevilla'nın Kur'an okuyucusu

İkinci kuşak iki asır sonra geliyor. Ebü'l-Hakem İbn Berrecân, TDV'deki maddeye göre Sevilla'da tasavvufu yayan, Kur'an okuma biçimlerinden hadise, dilden kelama kadar pek çok alanı bilen bir âlimdi. Bazı kaynaklarda «Endülüs'ün Gazâlî'si» diye anılır. Günümüze üç eseri ulaştı; en önemlisi Kur'an yorumudur. Allah'ın isimleri üzerine yazdığı geniş bir kitap da bunlardan biridir.

Onun sonu da sakin olmadı. Sûfî fikirlerinden hoşlanmayan hukukçular onu Murâbıt hükümdarı Ali b. Yûsuf'a şikâyet etti. Maddenin aktardığına göre hükümdar, halk üzerindeki etkisinin bir ayaklanmaya dönüşmesinden korktu. İbn Berrecân Merakeş'e getirildi, hapsedildi ve 1141'de orada hastalanıp öldü.

İbn Berrecân'ı ünlü yapan bir de öngörüsüdür. Rûm suresinin başındaki ayetlerden hareketle, Kudüs'ün Haçlılardan geri alınacağını yıllar önceden yazdığı anlatılır. Selâhaddin 1187'de Kudüs'e girdiğinde, bu öngörünün onun Kur'an yorumunda bulunduğu hatırlandı. İbn Arabî bu hikâyeye Fütûhât'ta iki kez döner; nasıl baktığını birazdan okuyacağız.

İbn Kasî: Mértola'daki ayaklanma

Üçüncü kuşak kısa ve fırtınalı. Ebü'l-Kāsım İbn Kasî, bugün Portekiz'in güneyinde kalan Algarve bölgesindeki Silves'ten geliyordu. Etrafında kendilerine «müridler», yani öğrenciler diyen bir topluluk toplandı. Almería'daki sûfî önderlerin yetkililer eliyle birden kaybedilmesi, anlatıldığına göre onu harekete geçirdi. Kendini topluluğun önderi, hatta bazılarına göre dünyayı düzeltmek için beklenen kurtarıcı ilan etti ve Murâbıtlara karşı ayaklandı.

1144'te Mértola kalesini ele geçirdi. Birkaç yıl çevresinde küçük bir yönetim kurdu. TDV'deki maddeye göre sonunda, kendi şehrinde çıkan bir isyanı bastırmak için Portekiz kralı Afonso Henriques'ten yardım istedi. Silves halkı bunu tehlikeli bir işbirliği saydı ve 1151'de onu öldürdü. Müridlerin hareketi onunla birlikte sona erdi.

Geriye bir kitap kaldı: Hal'u'n-Na'leyn, yani «İki Pabucun Çıkarılması». Adını Hz. Mûsâ'ya kutsal vadide söylenen «pabuçlarını çıkar» sözünden alır. İbn Arabî 1194'te Tunus'ta İbn Kasî'nin oğlu Hüseyin'le karşılaştı ve kitabı orada tanıdı. Yıllar sonra, Şam'da yaşadığı son dönemde, kitabı cümle cümle açıklayan bir yorum yazdı. O yorumun ayrıntısı ise Ders E7.1'in konusu.

Metinden

İbn Arabî bu üç isimden birini adıyla, açık bir saygıyla anar. Pasaj Arş üzerinedir: Kur'an'da Allah'ın hükmünü anlatan bir taht imgesi. Bazı ayetler onu taşıyanlardan söz eder ve İbn Arabî bu taşımanın ne demek olduğunu sorar.

Önce kelimelere bak. İbn Arabî burada bir fikri kendine mal etmiyor, kaynağını söylüyor ve yorumu açıkça İbn Meserre'ye dayandırıyor. Ardından ona bir sıfat veriyor; yolun en büyüklerinden biri. İki asır önce kitapları camii önünde yakılmış bir adamı böyle anmak küçük bir cesaret değildir.

Şimdi neyi söylemediğine bak. Pasaj İbn Meserre'nin bütün görüşlerini onayladığını söylemiyor; tek bir yorumu, Arş'ın anlamını ondan aldığını söylüyor. İbn Meserre'nin hayatına ve başına gelenlere de değinmiyor. Buradan «İbn Arabî onun okulundandı» sonucu çıkmaz; çıkan şey, onu okuduğu ve ciddiye aldığıdır.

İbn Berrecân'ın Kudüs öngörüsüne geldiğimizde ses değişir. José Bellver'in incelemesine göre İbn Arabî Fütûhât'ta bu öngörüyü iki kez ele alır ve aynı ayetlerden aynı sonuca kendisi de ulaşır. Ama İbn Berrecân'ın hesabında bir hata bulduğunu, tarihin doğru çıkmasının bir rastlantı olduğunu söyler. Hem aynı kapıdan girer hem ustanın yöntemini düzeltir. Bu okuma Bellver'e aittir; kelimesi kelimesine pasaj burada verilmiyor.

Aslında…

Yaygın yanlışKanı: «İbn Arabî, İbn Meserre'nin kurduğu gizli bir okulun son halkasıdır.» Bu fikir büyük ölçüde İspanyol araştırmacı Miguel Asín Palacios'un 1914'te yayımladığı Abenmasarra y su escuela adlı çalışmasından yayıldı.
Doğrusu

Asín, İbn Meserre'nin kitapları henüz bulunmadan, onu sonraki yazarların anlattıklarından yeniden kurdu ve Yunan kaynaklı bir felsefeyi Endülüs'e taşıdığını ileri sürdü. Samuel Miklós Stern 1971'de yayımlanan bir makalesinde, İbn Meserre'yi o Yunan kaynaklı düşüncenin izleyicisi sayan fikri bir yanılsama olarak nitelendi. Yanlış, dağınık bir etkiyi düzenli bir okul zinciri gibi görme isteğinden doğuyor.

Yaygın yanlışKanı: «İbn Arabî, İbn Kasî'nin takipçisiydi; onun kitabını övmek için açıkladı.» İbn Kasî İbn Arabî doğmadan on dört yıl önce öldü.
Doğrusu

İbn Arabî onun kitabını ciddiye alıp üzerine bir yorum yazdı, ama o yorumda yazarı, araştırmacıların aktardığına göre, başkalarından duyduğunu tekrarlayan, anlamadığını aktaran biri diye sert sözlerle eleştirir. Bir kitaba yorum yazmak, çoğu zaman onu övmek sanılır; burada yorum hem bir okuma hem bir hesaplaşmadır.

Büyük resim

Bu derste de dört tür bilgiyi ayırmak gerekiyor. Yaşam tarihleri, Mértola'nın alınışı, kitapların yakılması tarihî veridir. İbn Kasî'yi harekete geçiren sebep ve İbn Berrecân'ın öngörüsünün hikâyesi sonradan anlatılanlardır. Arş pasajı ve öngörüye iki kez dönmesi İbn Arabî'nin kendi kaleminden gelir. Asín, Stern, Ebstein, Casewit, Bellver ve López-Anguita'nın söyledikleri ise yorumdur.

İbn Arabî bir kavramı açıkça İbn Berrecân'a borçlu olduğunu da söyler. López-Anguita'ya göre, göklerin ve yerin «hak ile» yaratıldığını söyleyen ayetten yola çıkan İbn Berrecân, yaratılışın dayandığı bu hakikate bir ad vermişti; İbn Arabî o adı Fütûhât'ta, kaynağını anarak kullanır. Onun yöntemi burada da Bâyezîd ve Cüneyd karşısındakiyle aynıdır: alır, adını anar, yeniden yerleştirir, gerektiğinde düzeltir.

Bu üç hikâyenin ortak bir ayrıntısı daha var. İbn Meserre'nin kitapları yakıldı, İbn Berrecân hapiste öldü, İbn Kasî'nin hareketi kanla bitti. İbn Arabî Endülüs'ten yalnız bir birikimi değil, bu birikimin bedelinin hafızasını da alıp götürdü.

Özet

  1. İbn Meserre (883–931) Kurtuba'nın dağlarına çekilen bir münzeviydi, kitapları ölümünden sonra yakıldı; İbn Berrecân (ö. 1141) Sevilla'da Kur'an yorumu yazan ve Merakeş'te hapiste ölen bir âlimdi; İbn Kasî (ö. 1151) Mértola'da ayaklanan ve Silves'te öldürülen bir önderdi.
  2. İbn Arabî üçünü de kitaplarından tanıdı: Fütûhât'ta İbn Meserre'yi yolun büyüklerinden sayıp Arş yorumunu ondan aktarır, İbn Berrecân'ın Kudüs öngörüsünü iki kez ele alıp yöntemini düzeltir, İbn Kasî'nin Hal'u'n-Na'leyn'ine Şam'da eleştirel bir yorum yazar.
  3. Bu etkinin ne kadar derin olduğu tartışmalıdır: Asín bir okul zinciri gördü, Stern buna karşı çıktı, Ebstein ve Casewit farklı yönlerden Endülüs'e özgü bir gelenek savunur.

Tefekkür

Quiz

  1. İbn Arabî bu derste anılan üç isimden kiminle yüz yüze görüşmüştür?
  2. İbn Meserre'nin kitaplarının başına ne geldi?
  3. İbn Arabî, İbn Berrecân'ın Kudüs öngörüsü hakkında ne der?
  4. İbn Arabî Hal'u'n-Na'leyn'le nerede tanıştı ve ona yazdığı yorumun tonu nasıldır?

Cevaplar

  1. Hiçbiriyle; üçü de 1165'teki doğumundan önce ölmüştü, onları kitaplarından ve anlatılanlardan tanıdı.
  2. Ölümünden sonra izleyicileri sapkınlıkla suçlandı ve kitapları 961'de Kurtuba Ulu Camii'nin önünde yakıldı.
  3. Bellver'in incelemesine göre aynı ayetlerden aynı sonuca ulaşır, ama İbn Berrecân'ın hesabında hata olduğunu ve tarihin rastlantıyla doğru çıktığını söyler.
  4. 1194'te Tunus'ta, İbn Kasî'nin oğlu aracılığıyla tanıştı; Şam'da yazdığı yorum büyük ölçüde eleştireldir.

Kaynaklar

Sonraki derse köprü

İbn Meserre'nin kitapları yakıldı ve Asín onu başkalarının anlattıklarından yeniden kurmak zorunda kaldı. İbn Arabî'nin başına bunun tersi geldi: yüzyıllar boyunca adına yüzlerce kitap yazıldı, kopyalandı, ona nispet edildi. Bu kalabalığın içinde hangi eserin gerçekten onun kaleminden çıktığını, hangisinin yalnızca adını taşıdığını nasıl ayırt ederiz?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video fikri — üç şehir, üç iz: Endülüs'ün sade bir haritası. Kurtuba'nın kuzeyindeki dağlarda bir mum, Sevilla'da açık bir kitap, Algarve'de bir kale yanar. Her ışık kendi hikâyesinden sonra söner ya da kararır: mum dumana, kitap kilitli bir kapıya, kale bir kıvılcıma dönüşür. Son sahnede üç ışığın küçük parıltıları denizi geçip Tunus'taki bir masaya, oradan Şam'daki bir sayfaya düşer.

Sahneler

  • Açılış: Tunus, 1194; iki silüet, arada açık bir kitap. Dışarıda deniz.
  • Takvim şeridi: 931, 1141, 1151 ve ayrı renkte 1165; üç tarih doğum noktasının solunda kalır.
  • Kurtuba, 961: cami avlusunda sayfalardan yükselen duman; kitap kapağı ya da yazı gösterilmez.
  • Kudüs öngörüsü: bir ayet satırı soyut çizgilerle, altında bir hesap; üstüne kırmızı bir düzeltme işareti.
  • Mértola: tepe üstünde bir kale, önce bayrak dalgalanır, sonra sahne kararır.
  • Pabuç imgesi: bir vadide yere bırakılmış bir çift pabuç.

Ekranda yazılacaklar: İbn Meserre, 883–931 · İbn Berrecân, ö. 1141 · İbn Kasî, ö. 1151 · Hal'u'n-Na'leyn = İki Pabucun Çıkarılması · Fütûhât, 13. bab · Asín Palacios 1914 / Stern 1971.

Seslendirme: tarihlerin sıralandığı açılışta yavaş; Arş pasajı sakin ve düz bir tonla okunur.

Telif: kale fotoğrafı ya da el yazması görüntüsü kullanılmaz; her sahne elle çizilir.

Modül 4 — Şahsiyeti ve Dünyası

Amaç: Öğrenci İbn Meserre, İbn Berrecân ve İbn Kasî'nin kim olduklarını, Endülüs'te ne zaman ve nasıl yaşadıklarını ve İbn Arabî'nin her birinden neyi alıp neyi eleştirdiğini, onun kendi sözünü araştırmacı yorumundan ayırarak anlatabilir.