İçeriğe geç

Ders 3.8 · Kademe 1 · Modül 3

Malatya, Sivas, Bağdat, Halep: Gezgin bir veli

1.628 kelime · 6 kaynak pasajı · yaklaşık 7 dakika okuma · seslendirme 11 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. İbn Arabî 1205'ten 1223'e kadar tek bir şehre yerleşmedi: Halil, Kudüs ve Kahire'ye gitti, 1207'de ve 1214'te Mekke'ye döndü, Anadolu'da Kayseri, Malatya, Sivas, Aksaray ve Konya arasında, güneyde Halep ve Harran arasında dolaştı.
  2. 1211'de Bağdat'ta Şehâbeddin Ömer Sühreverdî ile tanıştığı biyografik kaynaklarda yer alır; konuşmadan ayrıldıkları ve birbirlerini övdükleri hikâyesi ise sonraki kuşakların rivayetidir.
  3. Bu yılların takvimi kitap notlarından ve okuma kayıtlarından kurulur ve kaynaklar yer yer ayrışır; Malatya'daki uzun ikamet için 1216–1220 ile 1218'den itibaren diyen iki anlatım vardır, 1223'te ise Şam'a gider.

Kanca

Sivas, hicrî 612 yılı; miladi takvimde 1215 baharından 1216 baharına uzanan bir yıl. Elli yaşını geçmiş Endülüslü bir misafir rüyasında bir sefer görüyor: Selçuklu sultanı İzzeddin Keykâvus'un Haçlılara karşı yürüdüğünü, bir şehri kuşattığını ve kazandığını.

Bu rüyayı bir şiire döküyor ve sultana gönderiyor. Ama şiir Sivas'tan değil, Malatya'dan yola çıkıyor. Bu küçük ayrıntı, bu yılların bütün hikâyesini özetliyor: rüya bir şehirde görülüyor, mektup başka bir şehirden yazılıyor.

Merkezi soru

1205'te Konya'ya varan İbn Arabî, 1223'te Şam'a yerleşinceye kadar geçen on sekiz yıl boyunca hangi şehirlerde bulundu, ve bu yılların takviminde hangi tarihler sağlam, hangileri tartışmalı?

Anlatım

Bir haritayı çizmenin zorluğu

Bu yılları anlatmaya başlamadan önce bir itirafta bulunmak gerekiyor: İbn Arabî'nin 1205 ile 1223 arasındaki yolculuklarının tam bir takvimi yok. Elimizde onun kitaplarının sonuna düştüğü tarih ve yer notları, bazı şiirlerin başındaki açıklamalar, talebelerine verdiği okuma belgeleri ve sonraki biyografi yazarlarının anlatımları var. Araştırmacılar bu parçaları birleştirerek bir yol haritası kurmaya çalışıyor.

Bu yüzden haritalar birbirini tutmuyor. İbnü'l-Arabî hakkındaki TDV maddesi ile Mustafa Tahralı'nın İbn Arabî Derneği için yazdığı kronoloji, bazı yılları farklı şehirlere yerleştiriyor. Aşağıda bir şehir için iki ayrı tarih gördüğünde, hatanın senin kulağında olmadığını bil. Kaynaklar orada gerçekten ayrışıyor.

Bir kelimeyi de baştan açalım. Başlıktaki «veli», Allah'a yakın sayılan, sevenlerinin gözünde manevi bir derinliğe ulaşmış insan demektir. «Gezgin veli» ise onu sevenlerin kurduğu bir tarif; kendisi bu yılları böyle adlandırmıyor.

Konya'dan sonra güneye: Halil, Kudüs, Kahire

Konya'daki ilk konaklama uzun sürmedi. Tahralı'nın kronolojisine göre İbn Arabî hicrî 603'te, yani 1206'da, Kahire'deydi. Oraya giderken Filistin'den geçti. Hz. İbrahim'in kabrinin bulunduğu Halil şehrini, bugünkü El-Halil'i ziyaret etti ve sonra Kudüs'e uğradı. Bazı kaynaklar, Halil'de kısa bir kitap yazdığını da kaydeder.

Kahire'de, gençliğinden tanıdığı Endülüslü dostların arasında kaldı. Ardından, hicrî 604'te, yani 1207'de, yeniden Mekke'ye döndü. Kâbe'nin çevresinde başladığı büyük kitabı ve Mekke'deki dostlarını önceki derslerden tanıyorsun. Bu dönüş, onun Mekke'yi bir kez görüp geçtiği bir şehir değil, tekrar tekrar döndüğü bir merkez olarak yaşadığını gösteriyor.

Anadolu'nun şehirleri

Mekke'den sonra yol yine kuzeye çıktı. Tahralı'ya göre İbn Arabî hicrî 607'de, yani 1210'da, Halep'e ve Konya'ya geldi. Bu yıllarda Anadolu'nun büyük şehirlerini dolaştı: Kayseri, Malatya, Sivas ve bugün Şanlıurfa'ya bağlı olan Harran. Biyografi yazarları bu şehirlerde onu dostlarının evlerinde, talebelerinin arasında ve kitaplarını okuttuğu toplantılarda anlatır.

Bu toplantıların bir izi bugün de elimizde. Bir kitabın, yazarının ya da onun izin verdiği birinin önünde baştan sona okunduğunu gösteren notlara «okuma kaydı» denir. İbn Arabî'nin kitaplarının eski nüshalarında bu kayıtlar sıkça görülür; kimin okuduğu, kimlerin dinlediği, hangi şehirde ve hangi tarihte okunduğu yazılır. Yolculukların haritası büyük ölçüde bu kayıtlardan çıkarılır.

Bağdat, 1211: iki şeyh

Hicrî 608'de, yani 1211'de, İbn Arabî Bağdat'taydı. Bu tarihte TDV maddesi ile Tahralı birleşiyor. Aynı yıl, burada, Bağdat'ın büyük sûfî hocası Şehâbeddin Ömer Sühreverdî ile tanıştığı da biyografik kaynaklarda yer alır. Sühreverdî'yi bir önceki dersten hatırlıyorsun: Malatya'ya halifenin hediyesini götüren heyetin başındaki adam.

Bu karşılaşmanın ayrıntısı ise başka bir türden bilgiye aittir. Sonraki kuşakların anlattığı bir rivayete göre iki şeyh bir yolda karşılaştı, uzun bir süre birbirine baktı ve tek kelime konuşmadan ayrıldı. Sonra Sühreverdî'ye İbn Arabî'yi sordular; «hakikatler denizi» diye cevap verdi. İbn Arabî'ye Sühreverdî'yi sordular; tepeden tırnağa Hz. Muhammed'in yoluna, sünnetine bağlı biri olduğunu söyledi.

Bu hikâye çok sevilir ve çok anlatılır, ama kaynağı iki şeyhin kendi kalemi değil, onları sevenlerin sonradan kurduğu anlatılardır. Sühreverdî üzerine kapsamlı bir çalışma yazan Erik Ohlander, bu türden sonraki kayıtları ayrıca ele alır ve onları biyografik veriden ayırarak okur. Güvenle söyleyebileceğimiz şey kısa: 1211'de ikisi de Bağdat'taydı ve biyografik kaynaklar tanıştıklarını kaydeder. Susarak geçen buluşma ise bir menkıbedir.

Bir sultana mektup, Malatya'da bir ev

Bağdat'tan sonra İbn Arabî yeniden Anadolu'ya döndü. TDV maddesi onu hicrî 609'da, yani 1212'de, Malatya'da gösterir. Aynı yıl, tahta yeni çıkmış genç sultan Keykâvus'a bir mektup yazdı ve ona, ülkesindeki Müslüman olmayan halkla ilgili kurallara nasıl bakması gerektiği konusunda sert bir öğüt verdi. Bu mektubun içeriğini ayrıca okuyacağız; burada yalnız bir şeyi görmek yeter. Sultanın babası onu saygıyla ağırlamıştı, oğluna ise misafir değil, öğüt veren bir yaşlı olarak seslendi.

Sonraki yıllarda yol yine uzadı. Tahralı'ya göre İbn Arabî 1213'te Halep'te, 1214'te yeniden Mekke'deydi. 1215'te Halep'e döndü; Ders 3.3'te dinlediğin şiir kitabı ve ona yapılan itiraz bu döneme aittir. O yıl kitabın açıklamasını tamamladığı yer, Konya ile Kayseri arasındaki Aksaray'dır.

Malatya'daki uzun ikamet konusunda kaynaklar yine ayrışıyor. Bir anlatıma göre İbn Arabî 1216 ile 1220 arasında dört yıl Malatya'da kaldı. Başka bir anlatım onun Malatya'ya 1218'de yerleştiğini ve Şam'a gidinceye kadar orada yaşadığını söyler. İki anlatım da bir noktada birleşir: ömrünün bu döneminde Malatya, Anadolu'da en uzun kaldığı şehirdi. Dostu Mecdüddin İshak da ömrünün son yıllarını bu şehirde geçirdi.

Halep ve son kavşak

1220'lerin başında İbn Arabî'nin güneye, Suriye'ye doğru indiği görülür. Bazı kaynaklar onun bir süre Halep'te kaldığını söyler. Halep o yıllarda Eyyûbî ailesinden bir emirin yönetimindeydi ve İbn Arabî'nin burada dostları, dinleyicileri ve talebeleri vardı.

Bu kavşakta hayatının bir sayfası kapanıyordu. 1221 civarında dostu Mecdüddin Malatya'da öldü. İbn Arabî artık altmışına yaklaşmış bir adamdı. Hicrî 620'de, yani 1223'te, Şam'a gitti ve bir daha kalıcı olarak yol değiştirmedi.

Metinden

TDV maddesine göre kancadaki rüyanın anlatımı, hikâyeler, şiirler ve hatıralardan oluşan derleme kitabı Muhâdaratü'l-Ebrâr'dadır. Bu kitabın bugünkü hâliyle tamamen İbn Arabî'nin kaleminden çıkıp çıkmadığı araştırmacılar arasında tartışmalıdır; bu yüzden rüyayı onun kendi kaydı diye değil, ona nispet edilen bir kitaptaki anlatım diye okuyoruz. Pasajın kendi kelimelerini aktarmıyoruz; onu özet hâlinde okuyacağız.

Özetin içinde üç yer adı var ve üçü de farklı işler görüyor. Sivas, rüyanın görüldüğü yer. Antakya, rüyanın içindeki yer; İbn Arabî orada değil, orayı uykuda görüyor. Malatya ise şiirin yola çıktığı yer. Tek bir anı, üç şehre dağılıyor.

Pasajın söylediği ile söylemediğini de ayıralım. Söylediği, İbn Arabî'nin bu rüyayı önemli bulduğu ve bir sultana bildirmeye değer gördüğüdür. Söylemediği ise rüyanın tarihin hangi olayına denk geldiğidir; bu soruyu tarihçiler ayrıca inceler ve biz burada onun kendi anlatımında kalıyoruz. Bir de şunu görmek gerekir: yol yalnız bir yerden bir yere gitmek değildi. İbn Arabî rüyalarını, şiirlerini ve öğütlerini de yanında taşıyor, bulunduğu her şehirden başka şehirlere yolluyordu.

Aslında…

Yaygın yanlışKanı: «İbn Arabî Konya'ya gelince Anadolu'ya yerleşti ve ömrü boyunca oradan ayrılmadı.» 1205'ten sonraki on sekiz yıl boyunca Kahire'ye, Kudüs'e, iki kez Mekke'ye, Bağdat'a ve birkaç kez Halep'e gitti; Anadolu'da da Konya, Kayseri, Aksaray, Sivas ve Malatya arasında dolaştı.
Doğrusu

Sonunda yerleştiği şehir Şam'dır. Yanlış, onun Anadolu'daki izinin büyüklüğünden doğuyor: Konya'daki talebesi ve kitaplarının orada saklanması, kendisinin de orada yaşadığı izlenimini veriyor.

Yaygın yanlışKanı: «İbn Arabî ile Sühreverdî'nin konuşmadan ayrıldığı karşılaşma tarihî bir olaydır.» Biyografik kaynaklar ikisinin 1211'de Bağdat'ta tanıştığını kaydeder; susarak geçen buluşma ve karşılıklı övgüler ise sonraki kuşakların anlattığı bir rivayettir.
Doğrusu

İnsanlar bu yanlışa, güzel bir hikâyenin gerçek bir tarihe ve gerçek bir şehre bağlandığında belge gibi görünmesi yüzünden düşer.

Büyük resim

Bu on sekiz yıl, İbn Arabî'nin hayatında iki büyük durağın arasında kalan bir köprüdür. Bir yanda Mekke var: büyük kitabının başladığı, genç yaşta hayran kaldığı şehir. Öbür yanda Şam var: ömrünün son on yedi yılını geçireceği, kitaplarını tamamlayacağı şehir. Arada kalan yıllar, dostluklar kurmanın, kitapları okutmanın ve talebeleri çoğaltmanın yıllarıdır.

Söylenenlerin kime dayandığını ayırmak bu derste özellikle önemli. Şehirlerin ve yılların sırası, araştırmacıların kitap notlarından ve okuma kayıtlarından kurduğu tarihî veridir; bu verinin kendisi de yer yer ayrışır. Sivas rüyası ve sultana yazılan mektup, onun kendi kaleminden gelir. Sühreverdî ile susarak geçen buluşma ise bir menkıbedir. Aynı hayatın haritasında bu üç tür bilgi yan yana durur.

Özet

  1. İbn Arabî 1205'ten 1223'e kadar tek bir şehre yerleşmedi: Halil, Kudüs ve Kahire'ye gitti, 1207'de ve 1214'te Mekke'ye döndü, Anadolu'da Kayseri, Malatya, Sivas, Aksaray ve Konya arasında, güneyde Halep ve Harran arasında dolaştı.
  2. 1211'de Bağdat'ta Şehâbeddin Ömer Sühreverdî ile tanıştığı biyografik kaynaklarda yer alır; konuşmadan ayrıldıkları ve birbirlerini övdükleri hikâyesi ise sonraki kuşakların rivayetidir.
  3. Bu yılların takvimi kitap notlarından ve okuma kayıtlarından kurulur ve kaynaklar yer yer ayrışır; Malatya'daki uzun ikamet için 1216–1220 ile 1218'den itibaren diyen iki anlatım vardır, 1223'te ise Şam'a gider.

Tefekkür

Quiz

  1. İbn Arabî'nin 1205–1223 arasındaki yolculuklarının takvimi hangi tür kayıtlardan kurulur?
  2. İbn Arabî 1206–1207'de hangi şehirlerden geçerek Mekke'ye döndü?
  3. Sühreverdî ile Bağdat'taki karşılaşmanın hangi kısmı tarihî veri, hangi kısmı rivayettir?
  4. Sivas rüyasını anlatan pasajda üç şehir hangi rolleri üstlenir?

Cevaplar

  1. Kitaplarının sonundaki tarih ve yer notlarından, talebelerine okuttuğu kitapların okuma kayıtlarından ve sonraki biyografi yazarlarının anlatımlarından kurulur.
  2. Filistin'de Halil'i ve Kudüs'ü ziyaret etti, Kahire'de Endülüslü dostlarının yanında kaldı ve 1207'de Mekke'ye döndü.
  3. İkisinin 1211'de Bağdat'ta tanıştığı biyografik kaynaklarda yer alır; konuşmadan ayrıldıkları ve birbirlerini övdükleri ise sonraki kuşakların anlattığı bir menkıbedir.
  4. Sivas rüyanın görüldüğü, Antakya rüyada görülen, Malatya ise şiirin sultana gönderildiği şehirdir.

Kaynaklar

Sonraki derse köprü

On sekiz yıl boyunca şehirden şehre geçen adam, 1223'te bir daha kalıcı olarak yol değiştirmedi. Altmışına yaklaşmış bir gezgin Şam'da neyi buldu? Orada kurulan ev, onu ağırlayan dostlar ve etrafında toplanan talebeler, bir yolcunun hayatını bir yerleşiğin hayatına nasıl çevirdi?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video fikri — iğne batırılmış bir harita: ekranda Anadolu'dan Hicaz'a uzanan eski tarzda bir harita. Her yıl için bir iğne batırılır ve iğneler arasına ip gerilir. Bazı yıllarda aynı yıl için iki iğne belirir, biri soluk, biri koyu; kaynakların ayrıştığı yerler böyle gösterilir. Son sahnede ip Şam'da düğümlenir.

Sahneler

  • Açılış: bir Sivas gecesi; bir pencerenin ardında uyuyan bir figür, üstünde uzak bir kuşatma sahnesi rüya gibi, soluk renklerle belirir. Ardından bir ulak, bir mektupla Malatya'dan yola çıkar.
  • Güney yolu: Halil, Kudüs, Kahire, Mekke; her şehrin yalnızca silueti ve yılı.
  • Okuma kaydı: bir kitabın son sayfasına eklenen kısa satırlar; isimler ve tarih, okunmayacak kadar küçük, yalnız biçimi görülür.
  • Bağdat: dar bir yolda karşılaşan iki figür, yüzleri gösterilmez; aralarında sessizlik. Sahnenin köşesinde küçük harflerle «rivayet» yazar; renkler öbür sahnelerden daha açıktır.
  • Malatya: aynı şehir için iki ayrı tarih şeridi (1216–1220 ve 1218–1223) üst üste belirir.
  • Kapanış: ip Şam'da düğümlenir; harita yavaşça kararır.

Ekranda yazılacaklar: veli = Allah'a yakın sayılan insan · 1206 Halil, Kudüs, Kahire · 1207 Mekke · 1210 Halep, Konya · Kayseri, Malatya, Sivas, Harran · 1211 Bağdat, Sühreverdî · 1212 Malatya, Keykâvus'a mektup · 1214 Mekke · 1215 Halep, Aksaray · 612 Sivas rüyası · 1223 Şam.

Seslendirme: sakin, yol hikâyesi anlatır gibi. Kaynakların ayrıştığı yerlerde ses yavaşlar; «rivayete göre» açıkça vurgulanır. Bağdat sahnesinde kısa bir sessizlik.

Telif: yazma sayfası, minyatür, şehir fotoğrafı kullanılmaz; bütün sahneler bu anlatım için çizilir.

Modül 3 — Bir Hayatın Romanı II: Doğu

Amaç: Öğrenci İbn Arabî'nin 1205–1223 arasındaki yolculuklarını (Anadolu şehirleri, Kudüs ve Mekke dönüşleri, Bağdat, Halep) ana hatlarıyla sıralayabilir ve bu yılların tarihlerinde kaynakların nerede ayrıştığını, Sühreverdî karşılaşmasının hangi kısmının rivayet olduğunu söyleyebilir.