Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- İbn Arabî gençliğinde bir insan hocası olmadan, Kur'an'ın Hz. İsa'sının elinde Allah'a döndüğünü anlatır; Hz. İsa onu sadeliğe ve elindekini bırakmaya çağırdı, o da malını babasına bıraktı.
- Addas'ın aktarımıyla yolun ilk adımlarını üç peygamber çizdi: Hz. İsa bırakmayı öğütledi, Hz. Mûsâ doğrudan verilen bir bilgiyi müjdeledi, Hz. Muhammed ona sıkıca tutunmasını istedi.
- Fütûhât'ta kendi yolunu İsevî bir başlangıçtan Hz. Mûsâ'ya, Hz. Hûd'a, bütün peygamberlere ve en sonunda Hz. Muhammed'e uzanan bir güzergâh olarak özetler; 1190'da Kurtuba'da bütün peygamberleri bir arada gördüğünü de Fusûs'ta anlatır.
Kanca
Sevilla'da genç bir adam, elindeki her şeyin bir listesini çıkarıyor: kendi parası, eşyası, belki bir atı, belki birkaç kitabı. Bunları elinden çıkarmaya karar vermiş. Ama bir sorunu var. O zamanın alışkanlığında yola giren biri malını hocasının önüne koyar, ne yapılacağına hoca karar verirdi. Bu gencin, malını önüne koyacağı bir hocası yok.
Sonunda her şeyi babasına bırakıyor. Kararı ona kimin verdirdiğini sorsan, adını söyleyeceği kişi Sevilla'da yaşayan biri değil. Yaklaşık on iki asır önce yaşamış bir peygamber.
Merkezi soru
Dünyada kendisine yol gösterecek bir usta bulamamış bir genç için, rüyada ve görüde karşısına çıkan peygamberler onun için nasıl bir hocalık yaptı, ve Hz. İsa'nın «ilk» olması ne anlama geliyordu?
Anlatım
Kelimeler üzerine bir not
Önce başlıktaki iki şeye dikkat edelim. «İlk şeyhim İsa'dır» cümlesi, İbn Arabî'nin kitaplarında bu kelimelerle geçen bir cümle olarak doğrulanmış değil. Onun Hz. İsa için söylediğinin kısa bir özeti. Lübnanlı araştırmacı Suad Hakîm'in aktarımına göre İbn Arabî, Hz. İsa'yı yoldaki ilk hocası ve Allah'a dönüşüne vesile olan kişi olarak anar. Anlam yerinde, kelimeler bizim.
İkincisi «rüya» kelimesi. Bu karşılaşmaları inceleyen araştırmacılar, örneğin İsmail Lala, bunların çoğunlukla rüya ve görü biçiminde yaşandığını yazar. Görü, uyanık gibi ama gündelik gözle değil başka türlü görülen bir sahnedir. Bu derste «rüya» dediğimizde ikisini birlikte düşün; İbn Arabî'nin kendisi de bu iki yolu keskin bir duvarla ayırmaz.
Ellerinde dönmek
Stanford Felsefe Ansiklopedisi'ndeki İbn Arabî maddesi, gencin henüz ergenliğin ilk yıllarındayken Hz. İsa'nın elinde bir dönüş yaşadığını yazar ve bu dönüşün onun içinde bir kapı açtığını söyler. Maddenin yazarı, ayrıca not ediyor: burada kastedilen, Kur'an'ın anlattığı Hz. İsa'dır. Yani söz konusu olan başka bir dine geçmek değil. Bir Müslüman gencin, kendi kutsal kitabında adı geçen bir peygamberin rehberliğinde kendi dinine yeni baştan, daha derinden yönelmesi.
Bu hocalık ne öğretti? Suad Hakîm'in aktarımıyla Hz. İsa, genç adamı iki şeye çağırdı. Birincisi dünyaya karşı gönül tokluğuydu; eski kitaplar buna «zühd» der. İkincisi, fazlalıklardan soyunmak, elde tutulanı bırakmaktı. Hakîm bir ayrıntı daha verir: İbn Arabî'nin anlatımında Hz. İsa ona «sevgilim» diye seslenir ve dinde sebat etmesi, dünyada da ahirette de yolundan ayrılmaması için dua eder.
Kancadaki sahne buradan geliyor. Claude Addas'ın biyografisine dayanan anlatımlarda, bu çağrıdan sonra gencin bütün malını elinden çıkardığı, dünyada bir hocası olmadığı için de onu babasına bıraktığı aktarılır. Küçük bir ayrıntı gibi görünür ama çok şey söyler. Yolun alışılmış düzeni hocayla başlar. Bu gencin yolu ise bir boşlukla başladı, ve o boşluğu bir peygamber doldurdu.
Üç peygamber, üç ayrı ders
Hz. İsa yalnız değildi. Claude Addas, Fütûhât'taki şiir ve hayal gücü üzerine yazdığı «Poetry and Imagination in the Futuhat» başlıklı makalesinde, yolun ilk adımlarını üç peygamberin çizdiğini söyler. Her birinin verdiği şey farklıdır.
Hz. İsa ona sadeliği ve elindekini bırakmayı öğütledi. Hz. Mûsâ, Addas'ın aktarımına göre, ona bir güneş kursu verdi ve kendi çabasıyla değil de doğrudan verilen bir bilgiye kavuşacağını müjdeledi. Hz. Muhammed ise ondan kendisine sıkıca tutunmasını istedi ve böylece güvende olacağını söyledi.
Bu üç sahneyi bir hocanın öğrencisine verdiği ilk dersler gibi düşünebilirsin. Önce hafifle; sonra ışığı al; sonra yolu kaybetme, bana tutun. Bu sıralama bir yorumdur ve Addas'ın kelimeleriyle değil, bizim özetimizle kuruluyor. Ama Addas'ın vurguladığı nokta açıktır: bu üç karşılaşma gencin yoldaki ilk adımlarını belirledi. Aynı yazıda Addas, sonraki yıllarda en az bunlar kadar belirleyici başka görüler de olduğunu ekler.
İsevî bir başlangıç
İbn Arabî bu sırayı kendisi de anlatır. Fütûhât'ta, Sevilla'daki ilk hocalarından Ebü'l-Abbas el-Ureybî'yi andığı bir yerde, kendini yolun başında «İsevî» diye tanımlar; yani Hz. İsa'nın izinden giden, onun rengini taşıyan biri. Ardından yolun onu hangi sırayla başka peygamberlere taşıdığını söyler. Bu pasajı birazdan ayrıca okuyacağız.
Burada tuhaf bir simetri var. İbn Arabî'ye göre hocası el-Ureybî de İsevî idi, ama hayatının sonunda. Yaşlı hoca yolu İsa'nın rengiyle bitirmiş, genç öğrenci o renkle başlamıştı. El-Ureybî'nin kim olduğunu ve Endülüs'teki öteki ustaları Ders 2.7'de ayrıca tanıyacağız. Şimdilik bu kadarı yeter: bir insan hoca geldiğinde bile, gencin ilk yönü çoktan çizilmişti.
Kurtuba, 1190: herkes bir arada
Yolun başındaki bu tek tek karşılaşmalardan birkaç yıl sonra çok daha kalabalık bir sahne gelir. İbn Arabî bunu Fusûsu'l-Hikem'de, Hz. Hûd'a ayrılan bölümde anlatır. 586 yılında, yani 1190'da, Kurtuba'dadır. Bir görüde Hz. Âdem'den Hz. Muhammed'e kadar bütün peygamberler ona gösterilir. İçlerinden yalnız biri, Hz. Hûd, onunla konuşur ve bu toplantının nedenini açıklar.
Addas bu toplantıyı, yolun başındaki üç karşılaşmadan sonra onun hayatındaki en belirleyici görülerden biri sayar. Neden toplandıklarına dair sonraki yorumcuların bir açıklaması var: İbn Arabî'nin şârihlerinden Müeyyedüddin Cendî'ye göre peygamberler onu, üstleneceği özel bir görev için kutlamaya gelmişti. Bu, Cendî'nin okumasıdır; İbn Arabî'nin Fusûs'taki kısa anlatımında o ayrıntı yer almaz.
Kurtuba toplantısı, gencin yolculuğunun haritasını tamamlıyor. Yolun başında tek bir peygamber, ardından üç, sonra hepsi.
Metinden
Fütûhât'ın bir köşesinde İbn Arabî, kendi yolculuğunu tek bir soluk içinde, bir güzergâh gibi özetler. Pasaj kısadır, ama bu dersin bütün hikâyesi onun içinde saklı.
İbn Arabî şöyle anlatır: Hocası el-Ureybî hayatının sonunda İsevî idi; kendisi ise bu yolda hayatının başında İsevî idi. Sonra Hz. Mûsâ'nın güneş gibi aydınlatan hallerine taşındı. Ardından Hz. Hûd'a, sonra bütün peygamberlere, en son da Hz. Muhammed'e götürüldü. Ve ekler: bu yolda kendi sırası buydu.
Pasajı yavaş okuyalım. Önce fiillere dikkat et: genç adam gitmiyor, taşınıyor ve götürülüyor. Bu durakları kendi seçtiği bir plana göre dolaşmıyor; onu bir duraktan ötekine taşıyan bir yol var. Önceki derste açılışın bir kapılış olarak geldiğini görmüştük. Burada aynı duygu yolun bütününe yayılıyor.
Sonra son cümleye bak, sıranın kendisine ait olduğunu söylediği yere. İbn Arabî herkesin İsa'yla başlayıp Muhammed'le bitmesi gerektiğini söylemiyor. Kendi hikâyesini anlatıyor. Başkasının yolu başka bir peygamberle başlayabilir. Bu, onun ileride sık sık döneceği bir fikrin ilk izi: her insanın yolu kendine göre bir sıra izler.
Pasajın söylemediği şeyler de var. Hz. İsa'nın Hz. Muhammed'den üstün olduğunu söylemiyor; tersine, sıranın sonunu Hz. Muhammed'e bağlıyor. Hz. İsa'nın başka bir dinin kurucusu olarak geldiğini de söylemiyor. Ona göre bütün bu peygamberler, aynı yolun farklı kapıları.
Aslında…
Bu hikâye birkaç yöne doğru kolayca çarpıtılıyor.
Yaygın yanlış«İbn Arabî'nin ilk hocası İsa'ydı; demek ki Hıristiyanlığa yakındı ya da gizli bir Hıristiyandı.»
Kendi anlatımındaki Hz. İsa, Kur'an'ın anlattığı peygamberdir ve bu karşılaşma onu kendi dininden uzaklaştırmadı; ona daha derinden yöneltti. Sıranın sonunu da Hz. Muhammed'e bağlar. Yanlış, «İsa» adını duyunca aklımıza ilk gelen dinî topluluğu hikâyeye taşımamızdan doğuyor.
Yaygın yanlışBir başka kanı: «Rüyada peygamber gördüğünü söyleyen biri, kendini peygamber sanıyordur.» İbn Arabî'nin gördüğü rüyalara verdiği yer, sahih hadis kitaplarında (Buhârî ve Müslim) geçen bir söze dayanır: müminin sadık rüyası peygamberliğin kırk altı parçasından biridir.
Hadis âlimleri bu sözü sağlam kabul eder. İbn Arabî de peygamberlik kapandıktan sonra geriye müjdeli rüyaların kaldığını söyler; kendini peygamber değil, Ders 1.1'de gördüğümüz gibi bir mirasçı sayar. Yanlış, rüyayı ya hiç ciddiye almamaktan ya da her rüyayı bir iddia gibi okumaktan doğuyor.
Büyük resim
Endülüs yıllarında İbn Arabî'nin hayatına pek çok hoca girecek: yaşlı kadınlar, zahitler, sessiz ustalar. Ama sıraya dikkat et. İnsan hocalar geldiğinde onun yolunun ilk çizgisi çoktan çizilmişti ve o çizgiyi çizenler peygamberlerdi. Bu, onun bütün hayatına yayılan bir alışkanlığın başlangıcı: görünmeyen öğretmenleri, görünenler kadar ciddiye almak.
Bu hikâyede İbn Arabî'nin kendi sesi ile başkalarının sesi yine iç içe. Fütûhât'taki güzergâh ve Fusûs'taki Kurtuba toplantısı onun kendi anlatımı. Babaya bırakılan mal ve Hz. İsa'nın çağrısının içeriği, Addas ile Hakîm'in onun metinlerinden yaptığı aktarım. Toplantının neden yapıldığı Cendî'nin yorumu. Üç peygamberi bir öğretmenin üç dersi gibi okumak ise bizim benzetmemiz.
Özet
- İbn Arabî gençliğinde bir insan hocası olmadan, Kur'an'ın Hz. İsa'sının elinde Allah'a döndüğünü anlatır; Hz. İsa onu sadeliğe ve elindekini bırakmaya çağırdı, o da malını babasına bıraktı.
- Addas'ın aktarımıyla yolun ilk adımlarını üç peygamber çizdi: Hz. İsa bırakmayı öğütledi, Hz. Mûsâ doğrudan verilen bir bilgiyi müjdeledi, Hz. Muhammed ona sıkıca tutunmasını istedi.
- Fütûhât'ta kendi yolunu İsevî bir başlangıçtan Hz. Mûsâ'ya, Hz. Hûd'a, bütün peygamberlere ve en sonunda Hz. Muhammed'e uzanan bir güzergâh olarak özetler; 1190'da Kurtuba'da bütün peygamberleri bir arada gördüğünü de Fusûs'ta anlatır.
Tefekkür
Quiz
- Başlıktaki «İlk şeyhim İsa'dır» cümlesi nasıl okunmalı?
- Hz. İsa'nın çağrısından sonra genç İbn Arabî malını neden babasına bıraktı?
- Addas'a göre yolun başındaki üç peygamber ona ne verdi?
- İbn Arabî 1190'da Kurtuba'da ne gördüğünü hangi eserinde anlatır, ve orada hangi peygamber onunla konuşur?
Cevaplar
- Bu kelimelerle doğrulanmış bir alıntı olarak değil, onun Hz. İsa'yı yoldaki ilk hocası ve dönüşüne vesile olan kişi saydığı anlatımların özeti olarak okunmalı.
- Yola giren biri malını hocasının önüne koyardı; dünyada bir hocası olmadığı için malını babasına bıraktı.
- Hz. İsa sadeliği ve bırakmayı öğütledi, Hz. Mûsâ doğrudan verilen bir bilgiyi müjdeledi, Hz. Muhammed ona sıkıca tutunmasını istedi.
- Fusûsu'l-Hikem'in Hz. Hûd bölümünde anlatır; bütün peygamberler arasında yalnız Hz. Hûd onunla konuşup toplantının nedenini açıklar.
Kaynaklar
Sonraki derse köprü
Bu derste İbn Arabî'nin hocalarını uykunun ve görünün dünyasında aradık. Sıradaki karşılaşma ise gün ışığında, Kurtuba'da, etten kemikten bir insanla geçiyor: babasının dostu olan yaşlı bir filozofla. Bir sonraki derste iki sahneye bakıyoruz: genç bir adamla filozof arasındaki kısa ve şaşırtıcı sohbet, ve yıllar sonra aynı filozofun cenazesi. Bu iki karşılaşma arasında ne değişmişti, ve İbn Arabî o cenazede neyi gördü?