İçeriğe geç

Ders 2.3 · Kademe 1 · Modül 2

İlk halvet, ilk açılış

1.596 kelime · 7 kaynak pasajı · yaklaşık 7 dakika okuma · seslendirme 11 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. İbn Arabî gençliğinde, Sevilla'da, bir süre kalabalıktan uzaklaşıp yalnız yaşadı; Hirtenstein bunu birkaç günlük bir mezarlık yalnızlığı olarak anlatır, yer için Italica kalıntıları tahmin edilir, Diyanet'in maddesi ise Fütûhât'a dayanarak zaman zaman on dört aya uzanan halvet dönemlerinden söz eder.
  2. Ona göre açılış, uzun bir hazırlığın sonunda değil, kendiliğinden gelen bir kapılışla önce geldi; nefis terbiyesini sonradan, Addas'ın belirttiğine göre Yûsuf el-Kûmî'den öğrendi.
  3. Sonraki yıllarda yazdığı Risâletü'l-Envâr başkalarına ters sırayı, yani halvetten önce riyâzeti öğütler; kendi istisnasını kurala çevirmez.

Kanca

Sevilla'nın kuzeybatısında, Guadalquivir'in öbür yakasında, Romalıların bin yılı aşkın bir süre önce kurduğu bir şehrin kalıntıları duruyordu: Italica. Yıkık sütunlar, otların bastığı taş yollar, çoktan boşalmış evler. On iki yüzyılın sonunda oraya kimse yaşamak için gitmezdi.

Bir genç adam gitti. Yanında kitap yoktu, hocası yoktu, ne aradığını anlatabileceği bir dili de henüz yoktu. Birkaç gün sonra şehre döndü. Yaşadığının haberi bir süre sonra Endülüs'ün en ünlü filozofunun kulağına kadar gidecekti.

Merkezi soru

Genç İbn Arabî kalabalıktan uzaklaşıp yapayalnız kaldığında ne oldu, ve bu ilk yalnızlığın sonunda gelen «açılış» neden alışılmış hikâyelerin tersine işliyordu?

Anlatım

İki kelime, bir sözlük

Bu dersin iki kelimesini baştan gündelik dile çevirelim. «Halvet», kişinin bir süreliğine herkesten uzak, kendi başına durması demektir; Arapçada «yalnız kalmak» kökünden gelir. «Açılış» ise Arapça «fütûh» kelimesinin karşılığıdır. Tasavvufun eski kitaplarında, kapalı bir kapının birden açılması gibi, insanın kendi çabasıyla ulaşamayacağı bir bilginin ona kendiliğinden verilmesini anlatır.

Bu iki kelime çoğu zaman bir sıra içinde düşünülür. Önce uzun bir hazırlık gelir: nefsi terbiye etmek, alışkanlıkları kırmak, bir hocanın gözetiminde yıllar geçirmek. Sonra halvet gelir. Açılış, eğer gelirse, bütün bunların en sonunda gelir. Bir dağa tırmanmak gibi: önce eteği, sonra yamacı, en son zirveyi görürsün.

Genç İbn Arabî'nin hikâyesi bu sırayı bozar. Dersin asıl merakı da orada.

Nerede, ne kadar?

Önce yere bakalım, çünkü kaynaklar burada tek sesle konuşmaz. Stephen Hirtenstein, «The Treasure of Compassion» başlıklı çevrimiçi makalesinde, dönüşüm hikâyesinin hemen ardından gencin bir mezarlığa sığındığını ve orada birkaç gün yalnız kaldığını anlatır. Anqa yayınevinin İbn Arabî'nin Batı'daki yıllarını anlatan sayfası ise yeri daha kesin göstermeye çalışır: bu yalnızlık büyük ihtimalle Sevilla dışındaki eski Roma şehri Italica'nın kalıntılarında geçti. Kancadaki sahne bu tahmine dayanıyor; «büyük ihtimalle» kaydını unutmamak gerek.

Süre konusunda da iki farklı ölçek var. Hirtenstein'ın anlattığı ilk yalnızlık birkaç günlüktür. TDV İslâm Ansiklopedisi'nin maddesi ise daha geniş bir tablo çizer. Madde, Fütûhât'taki bir anlatıma dayanarak şunu aktarır: genç adam Sevilla'da manevi bir işaretle halvete çekildi, ve zaman zaman on dört ay kadar süren yalnızlık ve nefis terbiyesi dönemlerinin sonunda ilahî bilginin kapıları ona yavaş yavaş açıldı. İki bilgi birbiriyle çelişmez. Biri ilk adımı, öteki o adımı izleyen yılları anlatıyor.

Tarih konusunda önceki derste gördüğümüz belirsizlik burada da sürüyor. Bazı kaynaklar bu ilk yalnızlığı on beş, on altı yaşlarına koyar; Diyanet'in maddesi ise yola girişini 580, yani 1184 yılına bağlar. Kesin bir gün yok. Olan şu: bir genç, Sevilla'nın kalabalığından ayrılıp bir süre tek başına kaldı.

Tersine bir sıra

Şimdi asıl ilginç yere geliyoruz. İbn Arabî bu ilk halvetin içinde ne olduğunu ayrıntılı anlatmaz. Anlattığı ve araştırmacıların üzerinde durduğu şey, olanların sırasıdır. Ona göre açılış, uzun bir hazırlığın ödülü olarak gelmedi. Önce geldi. Kendi çabasının sonucu olarak değil, bir çekiliş, bir kapılış olarak geldi; bu kapılışa tasavvuf dilinde «cezbe» denir, yani insanın kendi adımıyla yürümek yerine taşınması.

Hazırlık ise sonradan geldi. Claude Addas, İbn Arabî Derneği'nde yayımlanan Ebû Medyen üzerine yazısında önemli bir ayrıntıya dikkat çeker: gencin Endülüs'teki ilk hocaları ona nefis terbiyesinin kurallarını, yani sabırla alışkanlık kırmanın ve karakteri eğitmenin disiplinini öğretmedi. Bu görev, Ebû Medyen'in öğrencilerinden Yûsuf el-Kûmî'ye düştü. Yani İbn Arabî açılışı yaşadıktan sonra, yıllar içinde, başkalarının baştan yürüdüğü yolu geriye doğru yürüdü.

Bu sıra neden önemli? Çünkü onun bütün hayatının ritmini belirler. O, zirveyi önce görüp sonra dağa tırmanan biriydi. Sonraki yıllarda bir hocaya bağlanması, yolculuklara çıkması, yazması, hep o ilk anda gördüğü şeyi anlamaya, sindirmeye ve adlandırmaya çalışmak gibi okunabilir. Bu son cümle bir yorumdur; ama Addas'ın ve Hirtenstein'ın biyografilerinin genel çizgisiyle uyumlu bir yorum.

Haber bir filozofa ulaşıyor

Bu ilk yalnızlığın dışarıdan nasıl göründüğüne dair elimizde tuhaf bir tanık var. Kendi anlatımına göre babasının dostu olan Kurtuba kadısı ve filozof İbn Rüşd onu görmek istemişti; hatıra Fütûhât'ta geçer. Filozof, gencin halvette yaşadıklarını duymuştu. İki adamın karşılaşmasını ve aralarında geçen konuşmayı Ders 2.5'e bırakıyoruz. Burada yalnız bir ayrıntıya bakacağız: o konuşmanın ardından İbn Rüşd'ün söylediği söylenen bir söze.

İbn Arabî'nin aktarımına göre filozof, kendi zamanında halvete bir şey bilmeden girip hiç ders okumadan, tartışmadan, incelemeden böyle çıkan birini gördüğü için şükretti. Bu sözü bize aktaran İbn Rüşd değil, İbn Arabî'dir. Yani bir tarih kaydı olarak değil, İbn Arabî'nin o günü nasıl hatırladığının kaydı olarak okunmalı. Ama tam da bu yüzden değerlidir: genç adamın kendi başına gelenleri nasıl anladığını gösterir. Onun gözünde yaşadığı şey, okulda öğrenilen bir bilgi değildi.

Metinden

Yıllar sonra İbn Arabî, halvete girecek birine rehberlik etmek için kısa bir risale yazdı: Risâletü'l-Envâr, İngilizcede «Journey to the Lord of Power» adıyla bilinen metin. Kendi gençliğindeki sırayı bilen biri için bu risalenin bir cümlesi şaşırtıcıdır.

«Halvetten önce riyâzet sana düşer. Riyâzet, karakterin eğitilmesi, gafletin bırakılması ve eziyetlere katlanmaktır.»

Önce kelimelere bakalım. «Riyâzet», bir atı ya da bir çocuğu eğitmek gibi, insanın kendi huyunu sabırla eğitmesi demektir. Cümle bunu üç parçada tarif eder: karakteri eğitmek, dalgınlığı bırakmak, incitilmeye dayanmak. Ve bunun halvetten önce gelmesini ister. Aynı risalede İbn Arabî, bu yalnızlığa ancak bir hocanın izniyle ya da nefsine gerçekten hâkim olmuş birinin girmesi gerektiğini de söyler.

Şimdi neyi söylemediğine bakalım. Risale, yazarın kendi gençliğinde bu sırayı izlediğini söylemez; tersine, bildiğimiz hikâye başka bir sırayı anlatır. İbn Arabî kendi istisnasını bir kural hâline getirmiyor. Kendisine kendiliğinden geleni başkalarına bir yöntem olarak sunmuyor; başkalarına sağlam, uzun ve dikkatli bir yol çiziyor. Bu ders de o yolu anlatmak için değil, bir hayatın bu noktasını anlamak için var; halvet burada tarif edilmiyor, bir hayat hikâyesinin parçası olarak anlatılıyor.

Aslında…

Kısa anlatımlarda bu hikâye iki yönden bozulabiliyor.

Yaygın yanlışYaygın anlatım: «İbn Arabî halvete girdi ve bu yöntem sayesinde açılışa ulaştı; halvet bir anahtar, açılış da kilidin açılmasıdır.» Kendi anlatımında açılış çabanın sonucu olarak değil, kendiliğinden gelen bir kapılış olarak anılır; hazırlık ve terbiye ise sonradan gelir.
Doğrusu

Üstelik kendi risalesi halveti hazırlıksız girilecek bir kapı olarak değil, riyâzetle ve bir rehberle yürünecek bir yol olarak anlatır. Yanlış, dönüşüm hikâyelerini bir tarif gibi okuma eğiliminden doğuyor: «o bunu yaptı, şu oldu» demek, «bu ona verildi» demekten daha kolay anlaşılır.

Yaygın yanlışBir başka kanı: «İlk halvet kırk gün süren, bir mağarada geçen, klasik bir inziva idi.» Kaynaklardaki tablo daha dağınıktır: Hirtenstein'ın anlatımında birkaç günlük bir mezarlık yalnızlığı, Anqa'nın tahmininde Italica kalıntıları; Diyanet'in maddesinde ise yıllar içinde zaman zaman on dört aya uzanan dönemler.
Doğrusu

Kırk gün ve mağara, tasavvuf tarihindeki başka halvet anlatımlarından bu hikâyeye taşınmış kalıplardır.

Büyük resim

Önceki derste bir gencin yön değiştirmesini gördük; bu derste o yön değişikliğinin ilk içeriğini görüyoruz. Ama içerik dediğimiz şey, İbn Arabî'nin kendisinin de az anlattığı bir andır. Elimizde anın kendisinden çok, çevresi var: bir yer, bir süre, bir sıra ve dışarıdan bir tanığın şaşkınlığı.

Bu sıra, onun sonraki bütün eserlerinde yankılanacak bir fikrin tohumu gibi okunabilir. Bilginin iki yolu olduğunu, birinin okuyarak ve düşünerek, ötekinin kendiliğinden açılarak geldiğini sık sık yazacak. Genç İbn Arabî o ikinci yolun bilgisini önce yaşadı, birinci yolun disiplinini sonra öğrendi. Bu yüzden hayatının geri kalanı bir arayıştan çok, bulunmuş bir şeyi anlama çabası gibi görünür.

Bir de okuma alışkanlığını not edelim. Mezarlık bir araştırmacının anlatımı, Italica bir tahmin; on dört ay Diyanet'in Fütûhât'a dayanarak aktardığı bilgi; İbn Rüşd'ün sözü İbn Arabî'nin hatırası; halvetten önce riyâzet kuralı ise onun kendi risalesi. Aynı olayın çevresinde dört ayrı sesi ayırmaya devam ediyoruz.

Özet

  1. İbn Arabî gençliğinde, Sevilla'da, bir süre kalabalıktan uzaklaşıp yalnız yaşadı; Hirtenstein bunu birkaç günlük bir mezarlık yalnızlığı olarak anlatır, yer için Italica kalıntıları tahmin edilir, Diyanet'in maddesi ise Fütûhât'a dayanarak zaman zaman on dört aya uzanan halvet dönemlerinden söz eder.
  2. Ona göre açılış, uzun bir hazırlığın sonunda değil, kendiliğinden gelen bir kapılışla önce geldi; nefis terbiyesini sonradan, Addas'ın belirttiğine göre Yûsuf el-Kûmî'den öğrendi.
  3. Sonraki yıllarda yazdığı Risâletü'l-Envâr başkalarına ters sırayı, yani halvetten önce riyâzeti öğütler; kendi istisnasını kurala çevirmez.

Tefekkür

Quiz

  1. «Halvet» ve «açılış» kelimeleri gündelik dilde ne anlama gelir?
  2. İbn Arabî'nin ilk yalnızlığının yeri hakkında kaynaklar ne söyler?
  3. İbn Arabî'nin hikâyesinde açılış ile hazırlık hangi sırayla gelir?
  4. Risâletü'l-Envâr halvete girecek birine hangi sırayı öğütler?

Cevaplar

  1. Halvet, bir süreliğine herkesten uzak, kendi başına durmaktır; açılış, kişinin kendi çabasıyla ulaşamayacağı bir bilginin ona kendiliğinden verilmesidir.
  2. Hirtenstein birkaç günlük bir mezarlık yalnızlığından söz eder, Anqa'nın sayfası yeri büyük ihtimalle Sevilla dışındaki Italica kalıntıları olarak gösterir; ikisi de kesin kayıt değil, anlatım ve tahmindir.
  3. Açılış önce, kendiliğinden gelen bir kapılışla gelir; nefis terbiyesi ve disiplin sonradan, başka hocalardan öğrenilir.
  4. Halvetten önce riyâzeti, yani karakteri eğitmeyi, gafleti bırakmayı ve eziyetlere katlanmayı öğütler.

Kaynaklar

Sonraki derse köprü

Bu ilk yalnızlığın içinde ne görüldüğünü İbn Arabî az anlatır. Ama biyografiler bu yola girerken yanında bir insan hoca olmadığını, onun yerine rüyada karşısına çıkan peygamberlerin durduğunu anlatır. Bir sonraki derste bir gencin «ilk şeyhim İsa'dır» demesinin ne anlama geldiğine bakıyoruz: bir rüya karşılaşması nasıl bir hocanın yerini tutar, ve Hz. İsa'nın yanında başka hangi peygamberler o yolun başında durur?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video fikri — ters çevrilmiş merdiven: ekranda klasik bir merdiven çizilir; basamakların üzerinde «terbiye», «hazırlık», «halvet» yazar, en tepede açık bir kapı durur. Genç bir siluet merdivenin dibinde beklerken tepedeki kapı kendiliğinden açılır ve ışık aşağıya, siluetin üstüne düşer. Sonra siluet, ışığın içinde, basamakları birer birer tırmanmaya başlar: zirveyi görmüş biri olarak merdiveni yürür.

Sahneler

  • Açılış: Italica kalıntıları çizimle; yıkık sütunlar, otlu taş yollar, gün batımı. Alt köşede «muhtemel yer» etiketi.
  • İki kelime: «halvet» ve «açılış» ekrana yazılır, altlarında gündelik karşılıkları belirir.
  • Nerede, ne kadar: bir takvim; bir yanda «birkaç gün», öbür yanda «zaman zaman on dört ay» yazıları.
  • Tersine sıra: merdiven metaforu; «Yûsuf el-Kûmî» adı sonradan gelen basamakta belirir.
  • Haber: Sevilla'dan Kurtuba'ya uzanan bir çizgi; ucunda bir kitaplık ve bekleyen bir silüet, yüzü gösterilmez (Ders 2.5'e bırakılıyor).
  • Metinden: risalenin cümlesi üç parçaya ayrılır: karakter, gaflet, sabır.

Ekranda yazılacaklar: halvet = herkesten uzak, kendi başına durmak · açılış (fütûh) = kendiliğinden verilen bilgi · cezbe = kapılış, taşınma · riyâzet = huyu sabırla eğitmek · Italica · Risâletü'l-Envâr · Yûsuf el-Kûmî.

Seslendirme: sakin ve yavaş. Risaleden alıntı öncesinde kısa bir durak. «Önce geldi» cümlesi vurgulu ama yüksek sesle değil.

Telif: Italica dahil her sahne elle çizilir; yazma sayfası ve hat levhası yerine tarif kullanılır.

Modül 2 — Bir Hayatın Romanı I: Endülüs

Amaç: Öğrenci İbn Arabî'nin gençliğindeki ilk yalnızlık döneminin nerede ve nasıl anlatıldığını, «açılış» denen şeyin ona göre alışılmış sıranın tersine geldiğini ve bu hikâyenin hangi parçasının kendi anlatımı, hangisinin yorum olduğunu ayırt ederek anlatabilir.

Anahtar kavramlar: halvet · fütûh sözlük