Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- İbn Arabî Sevilla'da Kur'an, Arap dili, fıkıh ve hadis eğitimi aldı; ilk hocası Ebû Bekir b. Halef'ten Kur'an'ı yedi okunuşuyla öğrendi.
- Önündeki yol devlet hizmetiydi: Diyanet'in maddesi bazı emirlerin kâtipliğini yaptığını, Addas ise bir asker kariyerinin beklendiğini yazar; bu yıllarda Meryem bint Muhammed b. Abdûn ile evlendi.
- Yön değiştirmesi tek bir sahneyle, sofrada duyulan sesle anlatılır; ama bu bir rivayettir, kaynaklar 15-16 yaş ile 580/1184 arasında farklı tarihler verir ve tablo yıllara yayılan bir yönelişi gösterir.
Kanca
Sevilla, 1170'lerin sonu. Bir oda, önünde açık bir kitap, karşısında yaşlı bir hoca. Kitabın adı el-Kâfî; Kur'an'ın farklı okunuş biçimlerini, eski ustaların kuşaktan kuşağa aktardığı yedi okuma yolunu anlatıyor. Hocanın adı Ebû Bekir b. Halef. Çocuğu ona babası göndermiş.
Karşısında oturan oğlan, bir askerin oğlu. Önündeki hayat da büyük ölçüde çizilmiş görünüyor: iyi bir eğitim, bir devlet görevi, belki bir gün halifenin çevresinde bir yer. Birkaç yıl içinde bu çizgi kırılacak. Ama nerede, ne zaman ve nasıl kırıldığı, kime sorduğuna göre değişen bir hikâye.
Merkezi soru
Sevilla'da büyüyen genç Muhammed'in gündelik hayatı neye benziyordu, ve onu başka bir yola çeviren eşik kaynaklarda nasıl, hangi tarihlerle anlatılıyor?
Anlatım
Bir halifenin şehrinde büyümek
Aile Sevilla'ya taşındığında şehir, Muvahhid halifeliğinin Endülüs'teki yönetim merkeziydi. Halifenin kendisi, Ebû Ya'kūb Yûsuf, burada uzun dönemler geçiriyor, şehre yeni yapılar kazandırıyordu. Askerler, kâtipler, hukukçular ve âlimler aynı sokaklarda dolaşıyordu. Bir asker ailesinin oğlu için bu, hem bir fırsat hem de belirlenmiş bir kaderdi.
Muhammed'in eğitimi tam da böyle bir ailenin çocuğuna yakışan cinstendi. Diyanet'in ansiklopedisindeki İbnü'l-Arabî maddesine göre Sevilla'da Kur'an, Arap dili, fıkıh ve hadis alanında temel bir eğitim aldı. İlk hocası Ebû Bekir b. Halef'ti. R. W. J. Austin, Sufis of Andalusia adlı çevirisinin girişinde, İbn Arabî'nin bu hocadan Kur'an'ı el-Kâfî üzerinden yedi farklı okunuşuyla öğrendiğini aktarır. Kur'an'ın harf ve ses düzeyindeki bu okunuş farklarına Arapçada «kıraat» denir; onu öğrenmek bir çocuk için yılların işiydi.
Bu ayrıntı küçük görünür, ama sonraki hayatı anlamak için değerlidir. İbn Arabî'nin kitapları Kur'an'ın kelimelerinin, harflerinin, hatta okunuş farklarının üzerinde uzun uzun durur. O dikkatin kökü, Sevilla'daki bu odada, bir hocanın karşısında harf harf okunan metindedir.
Önündeki yol
Genç adam nasıl geçiniyordu? Burada kaynaklar tam olarak aynı şeyi söylemez. Diyanet'in maddesi geçim kaynağının tam belli olmadığını, ama bazı emirlerin kâtipliğini yaptığının kaydedildiğini yazar. Kâtip, devlet dairesinde yazışmaları yürüten, iyi Arapça bilen memurdur. Claude Addas ise önceki derste gördüğümüz asker aile tablosundan hareketle gencin önündeki yolun bir asker kariyeri olduğunu düşünür.
İki okuma birbirini dışlamaz. Muvahhid devletinde kalemle kılıç çoğu zaman aynı çevrenin işiydi; halifenin çevresinde hizmet eden bir ailenin oğlu hem ordunun hem de dairenin kapısında durabilirdi. Kesin olan şu: genç Muhammed, sarayla ve yöneticilerle iç içe bir dünyada büyüdü. Arkadaşları da o dünyanın gençleriydi.
Bu yıllarda evlendi. Diyanet'in maddesi eşinin adını Meryem bint Muhammed b. Abdûn olarak verir ve onu Endülüs'ün tanınmış ailelerinden Benî Abdûn'a bağlar. Evliliğin kesin yılı bilinmiyor. İbn Arabî Fütûhât'ta Meryem'den birkaç kez söz eder ve onun gördüğü bir rüyayı aktarır: rüyada biri ona bu yolu isteyip istemediğini sormuş, yolun nasıl yürüneceğini de anlatmış. Meryem rüyayı kocasına danışmış. Bu küçük hatıra, genç adamın kendi yolunu ararken evinde yalnız olmadığını gösterir.
Bir ses, bir sofra
Şimdi eşiğin kendisine gelelim. Onun hayatını anlatan modern kitapların neredeyse hepsinde bir sahne var. Rivayete göre genç Muhammed, Sevilla'da arkadaşlarıyla birlikte bir sofradaydı. Gece ilerlemiş, sofrada şarap dolaşmaya başlamıştı. Kadeh eline geldiğinde bir ses duydu: «Ey Muhammed, sen bunun için yaratılmadın!» Hikâyeye göre kadehi bıraktı, sofradan kalktı ve o günden sonra başka bir hayata yöneldi.
Bu sahne güçlüdür ve çok anlatılır. Ama bir menkıbe olarak anlatılır: Stephen Hirtenstein, İbn Arabî Derneği'nin sitesindeki «The Treasure of Compassion» yazısında onu «bir hikâye var» diye aktarır, yani bir belge gibi değil, sonraki kuşakların taşıdığı bir anlatı gibi. Bu, hikâyenin boş olduğu anlamına gelmez. Yalnızca, onu okurken bir tarih kaydı değil, bir dönüşümü tek bir ana sığdıran bir anlatı dinlediğimizi bilmemiz gerekir.
Bir an mı, bir süreç mi?
Hikâyenin ne zaman geçtiği sorusu da açık. Kaynaklar dönüşüm için iki farklı yaş verir. Bazı ansiklopedi maddeleri onun yola on beş, on altı yaşlarında girdiğini yazar. Diyanet'in maddesi ise 580 yılını, yani 1184'ü, onun bu yolun başında olduğu yıl olarak anar; o sırada yaklaşık on dokuz yaşındaydı. Aradaki birkaç yıl, belki de bir anın değil bir sürecin izidir.
1184, Sevilla için de bir eşik yılıydı. O yaz Muvahhid hükümdarı, Portekiz'deki Santarém kuşatmasında aldığı yarayla öldü; oğlu Ya'kūb el-Mansûr babasının naaşıyla Sevilla'ya geldi ve orada halife ilan edildi. Genç Muhammed'in ailesinin hizmet ettiği dünya el değiştirirken, o da kendi içinde başka bir yöne dönüyordu. Bu eşzamanlılığı bir neden-sonuç ilişkisi gibi okumamak gerekir. Kaynaklar böyle bir bağ kurmaz; yalnızca aynı yılda iki hikâyenin birden döndüğünü görürüz.
Sonraki yıllarda olacakları ayrı derslere bırakıyoruz. Genç adam bir süre insanlardan uzaklaşıp yalnız kalacak, bir rüyada peygamberlerle karşılaşacak, babasının dostu olan büyük bir filozofun karşısına çıkacak ve iki yaşlı kadının öğrencisi olacak. Hepsinin başlangıcı, Sevilla'daki bu kararsız yıllardır.
Metinden
Dönüşümün tek bir sofrada değil, bir evin içinde de hazırlandığını gösteren bir hatıra var. Bu kez anlatan İbn Arabî'nin kendisi.
Kendi anlatımıyla, bir zamanlar çok ağır hastalandı ve kendinden geçti. Bu baygınlık içinde, çirkin görünüşlü birtakım varlıkların üzerine geldiğini, ona zarar vermek istediğini gördü. Sonra güzel yüzlü, güzel kokulu, güçlü biri çıkageldi ve onları uzaklaştırdı. Kim olduğunu sorduğunda aldığı cevap, kendisinin Yâsîn sûresi olduğu ve onu korumaya geldiğiydi. Kendine geldiğinde babasını başucunda ağlarken buldu; babası Yâsîn'i okumayı yeni bitirmişti.
Bu hatırayı yavaş okuyalım. Önce bir baba görüyoruz: önceki derste askerlik ve hizmet dünyasının adamı olarak tanıdığımız Ali, oğlunun başucunda ağlıyor ve Kur'an okuyor. Sonra bir oğul görüyoruz: bedeni baygın, ama içeride bir şey tanıyor ve adlandırıyor. Hatıra, babanın okuduğu sözle oğlun içeride gördüğü suret arasında bir köprü kuruyor.
Hatıranın söylemediği şeyler de var. Bunun kaç yaşında olduğunu açıkça söylemez; Hirtenstein onu erken çocukluğa yerleştirir, bazı Türkçe anlatımlar ise gençlikteki dönüşümle birlikte anar. Hatıra ayrıca babanın bir sûfî olduğunu da söylemez. Söylediği daha sadedir: bu asker evinde Kur'an okunuyordu, ve çocuk o sözü içeriden de duyabiliyordu.
Aslında…
Dönüşüm hikâyeleri kısa anlatılmaya elverişlidir, ve kısaltınca bazı şeyler kaybolur.
Yaygın yanlışYaygın anlatım: «İbn Arabî bir gece içki meclisinde bir ses duydu ve bir anda başka biri oldu.» Sofra sahnesi sonraki kuşakların aktardığı bir rivayettir ve kaynaklar dönüşüme birkaç yıl arayla farklı tarihler verir.
Eğitim, aile evindeki Kur'an, evlilik ve arayış birlikte düşünülünce tablo bir anlık kırılmadan çok, yıllara yayılan bir yöneliştir. Yanlış, hayat hikâyelerini tek bir sahneyle hatırlama alışkanlığımızdan doğuyor: tek bir an, uzun bir süreçten daha kolay anlatılır.
Yaygın yanlışBir başka kanı: «Dönüşümünden önce dinle ilgisi olmayan, yalnızca eğlenceye dalmış bir gençti.» Oysa Sevilla'da Kur'an'ı yedi okunuşuyla, hadisi ve Arap dilini öğrendi; ailesinin evinde Kur'an okunuyordu.
Ne değişti sorusunun cevabı dinle tanışmak değil, hayatın yönüydü: hizmet ve kariyer yerine başka bir arayış. Yanlış, dönüşümü daha dramatik göstermek için «öncesini» olduğundan karanlık çizmekten kaynaklanıyor.
Büyük resim
Önceki derste bir asker ailesini ve bir şehir değişimini gördük. Bu derste o ailenin oğlu, aynı şehirde büyüyüp kendi yönünü değiştiriyor. İki ders birlikte okununca bir çizgi belirir: çocuk kendisine çizilen yolu biliyordu, o yolun gereklerini öğrenmişti, ve tam da o yolun kapısındayken başka bir kapıya döndü.
Bu ders aynı zamanda bir okuma alışkanlığını pekiştiriyor. Sofradaki ses bir rivayettir; Yâsîn hatırası İbn Arabî'nin kendi anlatımıdır; hocasının adı, eşinin adı ve kâtiplik bilgisi biyografik kaynaklardan gelir; bu yolun asker kariyerinden sapma olduğu ise Addas'ın yorumudur. Aynı gençlik yıllarını dört farklı sesten duyuyoruz. Hangisinin hangisi olduğunu ayırmak, bu hayatı dürüstçe anlatmanın ilk şartıdır.
Özet
- İbn Arabî Sevilla'da Kur'an, Arap dili, fıkıh ve hadis eğitimi aldı; ilk hocası Ebû Bekir b. Halef'ten Kur'an'ı yedi okunuşuyla öğrendi.
- Önündeki yol devlet hizmetiydi: Diyanet'in maddesi bazı emirlerin kâtipliğini yaptığını, Addas ise bir asker kariyerinin beklendiğini yazar; bu yıllarda Meryem bint Muhammed b. Abdûn ile evlendi.
- Yön değiştirmesi tek bir sahneyle, sofrada duyulan sesle anlatılır; ama bu bir rivayettir, kaynaklar 15-16 yaş ile 580/1184 arasında farklı tarihler verir ve tablo yıllara yayılan bir yönelişi gösterir.
Tefekkür
Quiz
- İbn Arabî'nin Sevilla'daki ilk hocası kimdi ve ondan ne öğrendi?
- Kaynaklar genç İbn Arabî'nin geçimi ve önündeki yol hakkında ne söylüyor?
- Sofrada duyulan «Ey Muhammed, sen bunun için yaratılmadın!» sesi nasıl bir kaynak türüne aittir?
- Yâsîn hatırasını kim anlatır ve bu hatırada babası ne yapmaktadır?
Cevaplar
- Ebû Bekir b. Halef; ondan Kur'an'ı el-Kâfî üzerinden yedi farklı okunuşuyla öğrendi.
- Diyanet'in maddesi bazı emirlerin kâtipliğini yaptığını yazar, Addas ise ailenin durumundan hareketle bir asker kariyerinin beklendiğini düşünür; kesin geçim kaynağı bilinmiyor.
- Bir rivayete, yani sonraki kuşakların aktardığı bir menkıbeye aittir; İbn Arabî'nin kendi anlatımı gibi bir belge değildir.
- İbn Arabî'nin kendisi Fütûhât'ta anlatır; babası başucunda ağlayarak Yâsîn sûresini okumaktadır.
Kaynaklar
Sonraki derse köprü
Genç adam yönünü değiştirdi, ama henüz nereye gideceğini bilmiyordu. Onu ilk taşıyan şey bir hoca ya da bir kitap değil, bir yalnızlıktı: bir süre insanlardan çekilip tek başına kalmak, eski kitapların «halvet» dediği şey. Bir sonraki derste o ilk yalnızlığa bakıyoruz: bir genç insanlardan çekildiğinde ne arıyordu, ve «ilk açılış» diye anılan şey ona neyi gösterdi?