Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- İbn Arabî, 595 yılının Ramazan'ında, yani 1199 yazında, Almería'da Mevâkıu'n-Nücûm'u yazdı; kitap, Fas'ta tanıştığı yol arkadaşı Abdullah Bedr el-Habeşî içindir.
- Yazılış süresi İbn Arabî'nin sözü olarak «on bir gün» diye aktarılır; bazı İngilizce kaynaklar «on bir gece» der. Yer, ay ve yıl konusunda kaynaklar birleşir.
- Endülüs'e son vedası 1200'dedir: Kuzey Afrika'ya geçti, Selâ'da hocasıyla vedalaştı, Merakeş'teki bir rüyadan sonra Fas'ta el-Hassâr'ı yanına alıp Doğu'ya yöneldi ve bir daha dönmedi.
Kanca
1199 yazı, Endülüs'ün güneydoğu kıyısında bir liman şehri: Almería. Ramazan ayı; gündüzleri sıcak ve sessiz, geceleri sokaklar iftardan sonra canlanıyor. Şehrin bir evinde iki adam oturuyor. Birinin doğum yeri Mürsiye, yaşı otuz beşe yakın. Öteki, adı Habeşistan'dan geldiğini söyleyen, bir zamanlar köle olan ve sonra azat edilmiş bir adam.
Mürsiyeli yazıyor, öteki okuyor. Ay bitmeden kitap bitecek. O ise çok geçmeden doğduğu toprakları bir daha görmemek üzere geride bırakacak.
Merkezi soru
İbn Arabî 1199 Ramazan'ında Almería'da kimin için, hangi kitabı ve ne kadar sürede yazdı; ve bu kitabın ardından Endülüs'e nasıl veda etti?
Anlatım
Bir liman, bir gelenek
Almería, Endülüs'ün Akdeniz'e açılan kapılarından biriydi. Gemiler buradan Kuzey Afrika'ya ve daha doğuya giderdi. Ama şehri İbn Arabî için önemli kılan limanı değildi.
Bir asır kadar önce, Almería'da İbnü'l-Arîf adında bir sûfî yaşamıştı. İbnü'l-Arîf 1088'de doğmuş, 1141'de ölmüştü; Endülüs'te etrafında öğrenci toplayan ilk büyük tasavvuf ustalarından biri sayılır. Ondan sonra şehirde onun yolunu sürdüren bir çevre oluştu. İbn Arabî geldiğinde bu çevrenin başında, İbnü'l-Arîf'in öğrencisi Ebû Abdullah el-Gazzâl vardı. Fransız araştırmacı Denis Gril, Almería'yı bu yüzden Endülüs'ün manevi merkezlerinden biri olarak anar.
İbn Arabî buraya yalnız gelmemişti. Yanında son yıllarda ondan hiç ayrılmayan bir arkadaş vardı.
Habeşli Abdullah Bedr
Kanca'daki ikinci adamın adı Abdullah Bedr el-Habeşî. «Habeşî» onun Habeşistan'dan, yani bugünkü Etiyopya dolaylarından geldiğini söyler. Gril'in aktardığı tam adında, onu bir zamanlar kölesi olarak tutan ve sonra azat eden adamın adı da kayıtlıdır.
Denis Gril'in tespitine göre Bedr, İbn Arabî'yle 594 yılında, yani bir önceki derste yolculuğunu okuduğumuz o Fas yılında karşılaştı. O günden sonra hayatının sonuna kadar yanından ayrılmadı; onu hem hocası hem yol arkadaşı bildi. İbn Arabî de onu yıllar sonra Fütûhât'ta anar; Gril o satırları İngilizceye aktarır. Özetle anlattığına göre Bedr saf bir ışık gibidir, adı gibi tutulmamış bir dolunaydır; herkesin hakkını tanır ve ona verir, bunun ötesine geçmez.
Doğu'ya gidildiğinde de Bedr yanında olacaktı. Onu bu hikâyede bir yardımcı, bir hizmetkâr gibi düşünmemek gerekir. İbn Arabî'nin anlatımlarında o, en güvendiği dostlardan biridir.
Yıldızların düştüğü yerler
İbn Arabî Almería'daki Ramazan'da Bedr için bir kitap yazdı. Adı Mevâkıu'n-Nücûm, tam adıyla Mevâkıu'n-Nücûm ve Metâliu Ehilleti'l-Esrâr ve'l-Ulûm.
Adın ilk kısmı Kur'an'dan gelir. Vâkıa sûresinin 75. âyeti «Yıldızların düştüğü yerlere yemin ederim» diye başlar ve oradaki «mevâkıu'n-nücûm» sözü, yıldızların doğup battığı, düştüğü ya da durduğu yerler anlamına gelir. Türkçeye kitabın adı «Yıldızların Mevkii» diye de çevrilmiştir. İngilizce yazan araştırmacılar ise «yıldızların batışı» ya da «alacakaranlığı» demeyi seçer.
Kitap neyi anlatıyor? Anqa yayınevinin tanıtımına göre, insanın Allah'a doğru yolunu üç basamakta ele alır: teslim olmak, inanmak ve her işi en güzel biçimde yapmak. Gril, eserin geniş bir okur kitlesi düşünülerek yazıldığını ve iç yolculuğu kendine özgü bir ritimle anlattığını söyler. Kitabın içine girmek, ayrı bir derste, Ders E4.2'de yapılacak iş. Burada bizi ilgilendiren, kitabın nerede, ne zaman, kim için ve ne hızla yazıldığı.
On bir gün mü, on bir gece mi?
Şimdi başlıktaki iddiaya gelelim. Kitabın yazılış kaydı, İbn Arabî'nin kendi ifadesi olarak şöyle aktarılır: onu 595 yılının Ramazan ayında, Almería şehrinde, on bir günde yazdı. Arapça kaynaklarda da aynı bilgi «on bir günde, Ramazan'da, Almería'da, 595 yılında» diye tekrarlanır.
Hicrî 595 yılının Ramazan'ı, miladî 1199'un Haziran sonundan Temmuz sonuna uzanır. Yani kitap o yazın bir ayına, onun da on bir gününe sığdı. Kaynakların hepsi yer, ay ve yıl konusunda birleşiyor.
Küçük bir fark ise sürenin adında çıkıyor. Anqa'nın tanıtımı ve Gril'e dayanan bazı İngilizce özetler «on bir gece» der. İbn Arabî'nin sözü olarak aktarılan cümlede ise «gün» geçer. Hangisinin daha yerinde olduğunu kaynaklar ayrıca tartışmıyor. Güvenle söylenebilecek olan şu: kitap, bir aydan kısa, on bir günlük bir süre içinde tamamlandı.
Başlık bu yüzden doğru. «On bir gece» diyen bir kaynakla karşılaşırsan da aynı olaydan söz ettiğini bil.
Bir yaş hesabı
Kitabın yazıldığı sırada İbn Arabî kaç yaşındaydı? Gril «otuz beş» der; miladî hesap ise otuz dört verir. İkisi de doğru. İbn Arabî hicrî 560'ın Ramazan'ında doğmuştu; 595'in Ramazan'ı onun hicrî takvimle otuz beşinci doğum ayıdır. Miladî takvimde ise 1165 Temmuz'undan 1199 Temmuz'una otuz dört yıl geçer.
Hicrî yıl güneş yılından on bir gün kadar kısa olduğu için insan hicrî takvimle biraz daha hızlı yaşlanır. Bir önceki derste 1197 ile 1198 arasında kayan tarih gibi, bu fark da bir yanlış değil, iki takvimin sonucu.
Endülüs'e veda
Almería'daki Ramazan, İbn Arabî'nin Endülüs'teki son uzun duraklarından biriydi. Mevâkıu'n-Nücûm, onun Endülüs'te yazdığı son eserlerden sayılır. Ama veda Almería limanında olmadı.
Biyografi yazarları 1200 yılını, hicrî 596 ile 597'nin kesiştiği yılı, onun Endülüs'ten son kez ayrıldığı yıl olarak verir. O yıl yeniden Kuzey Afrika'ya geçti. Atlas Okyanusu kıyısındaki Selâ kasabasında yaşlı hocası Yûsuf el-Kûmî ile vedalaştı, sonra Merakeş'e gitti.
Merakeş'te gördüğünü anlattığı bir rüya, yolculuğun yönünü belirledi. Özetle anlatımına göre, rüyasında ışıktan direkler üzerinde yükselen bir taht ve çevresinde kuşlar gördü. Kuşların en güzeli ona selam verdi ve Doğu'ya giderken yanına bir yol arkadaşı alması gerektiğini söyledi: Fas'ta yaşayan Muhammed el-Hassâr. İbn Arabî Fas'a gidip el-Hassâr'ı buldu. El-Hassâr da, anlatıya göre, Allah'tan Doğu'ya gitmeyi dilediğini ve kendisini götürecek adamı beklediğini söyledi.
Endülüs'ten ayrılışa bir başka hatıra daha bağlanır. Yıllar sonra talebesi Sadreddin Konevî'ye anlattığına göre, Akdeniz kıyısında bütün dikkatini Allah'a yöneltmiş ve bu hâlde ona hayatının geri kalanında yaşayacağı bütün hâller, iç ve dış, sonuna kadar gösterilmişti. Bu hatırayı bize ulaştıran Konevî'dir; İbn Arabî'nin kendi eserlerinden değil, öğrencisinin aktarımından biliyoruz.
Bir daha dönmedi. Mürsiye'de doğan, İşbîliye'de büyüyen, Endülüs'ün şehirlerini ve Kuzey Afrika'yı yıllarca dolaşan adam, hayatının geri kalan kırk yılını Doğu'da geçirecekti.
Metinden
İbn Arabî, Almería'da yazdığı bu kitaba sonradan çok büyük bir değer biçti. Kitap hakkındaki bir sözünü Denis Gril İngilizceye aktarır; kutudaki Türkçesi o aktarımdan yapıldı.
Bu kitap insanı hocaya muhtaç etmez; daha doğrusu, hoca da ona muhtaçtır. Çünkü hocalar arasında biri ötekinden yüksektir, bu kitap ise bir hocanın ulaşabileceği en yüksek derecededir.
Önce ne söylediğine bakalım. İlk cümle cesur bir iddiayla başlar: bu kitabı okuyan, yolda bir öğretmen aramak zorunda kalmaz. Ama cümle hemen kendini düzeltir ve iddiayı tersine çevirir. Kitap hocanın yerini almaktan çok, hocaların da dönüp bakacağı bir yerde durur.
Sözün dışarıda bıraktığı şeyler de var. Pasaj hocaları küçümsemiyor; tersine, hocaların kendi aralarında farklı yüksekliklerde olduğunu kabul ediyor. Okura «artık kimseye ihtiyacın yok» da demiyor. Gril bu sözü, kitabın yolun bütün bilgisini içerdiği iddiası olarak okur. Bu da bir yorumdur ve Gril'e aittir.
Sözün kime yazılmış bir kitap için söylendiğini de hatırla. Bedr, yıllarca bir hocanın yanında yürümüş bir öğrenciydi. Kitap, belki de hocası bir gün yanında olmadığında onun yerine konuşsun diye, onun elindeydi.
Aslında…
Kitabın adı ve vedanın yeri, iki yanlışı kolayca doğuruyor.
Yaygın yanlışKanı: «Mevâkıu'n-Nücûm, yıldızların hareketlerinden fal ve kehanet çıkaran bir kitaptır.» Kitabın adı Vâkıa sûresinin bir âyetinden alınmıştır ve konusu insanın Allah'a yolculuğudur; gökbilim ya da yıldız falı kitabı değildir.
Yanlış, adın kelimesi kelimesine «yıldızların yerleri» demesinden ve aynı çağda yıldızlarla ilgili pek çok kitap yazılmış olmasından doğuyor.
Yaygın yanlışKanı: «İbn Arabî Almería'da kitabını bitirip gemiye bindi ve oradan doğrudan Mekke'ye gitti.» Kaynaklar vedayı 1200 yılına koyar; o yıl önce Kuzey Afrika'ya geçer, Selâ'da hocasıyla vedalaşır, Merakeş ve Fas'tan geçerek yola koyulur ve Mekke'ye ancak 1202'de varır.
Yanlış, iki olayın aynı başlık altında anılmasından doğuyor: başlıktaki «ve» bir sırayı gösterir, aynı anı göstermez.
Büyük resim
Endülüs yıllarını anlatan dersler Mürsiye'de bir doğumla başladı ve bir kitapla, bir vedayla bitiyor. Bu yıllarda İbn Arabî hocalardan öğrendi, rüyalar gördü, yolculuklar yaptı ve bunları yazmaya başladı. Almería'daki on bir gün, öğrenen bir gencin artık başkasına yol gösteren bir yazar olduğunu gösteriyor: kitap bir öğrenci için yazılmıştır.
İddia türlerini ayırmak bu derste de işe yarıyor. 595 Ramazan'ı, Almería ve on bir gün, İbn Arabî'nin kendi kaydı olarak aktarılır. İbnü'l-Arîf'in çevresi ve 1200'deki ayrılış tarihî verilerdir. Merakeş'teki kuş rüyasını İbn Arabî kendisi anlatır; Akdeniz kıyısındaki hatıra ise Konevî'nin aktarımıdır. Kitabı «yolun bütün bilgisi» diye okuyan Gril'in yorumudur.
Özet
- İbn Arabî, 595 yılının Ramazan'ında, yani 1199 yazında, Almería'da Mevâkıu'n-Nücûm'u yazdı; kitap, Fas'ta tanıştığı yol arkadaşı Abdullah Bedr el-Habeşî içindir.
- Yazılış süresi İbn Arabî'nin sözü olarak «on bir gün» diye aktarılır; bazı İngilizce kaynaklar «on bir gece» der. Yer, ay ve yıl konusunda kaynaklar birleşir.
- Endülüs'e son vedası 1200'dedir: Kuzey Afrika'ya geçti, Selâ'da hocasıyla vedalaştı, Merakeş'teki bir rüyadan sonra Fas'ta el-Hassâr'ı yanına alıp Doğu'ya yöneldi ve bir daha dönmedi.
Tefekkür
Quiz
- Mevâkıu'n-Nücûm hangi yılın hangi ayında, hangi şehirde yazıldı?
- Kitap kimin için yazıldı ve İbn Arabî onunla nerede tanışmıştı?
- Kitabın adı nereden gelir?
- Bazı kaynaklar «on bir gün», bazıları «on bir gece» der; kaynakların birleştiği noktalar nelerdir?
- Endülüs'e son vedası hangi yıldadır ve Doğu'ya yol arkadaşı olarak kimi yanına aldı?
Cevaplar
- Hicrî 595 yılının Ramazan ayında, yani 1199 yazında, Almería'da yazıldı.
- Abdullah Bedr el-Habeşî için; onunla 594 yılında Fas'ta tanışmıştı.
- Vâkıa sûresinin 75. âyetindeki «yıldızların düştüğü yerler» sözünden gelir.
- Yer (Almería), ay (Ramazan) ve yıl (595) konusunda birleşirler; fark yalnızca sürenin gün ya da gece diye adlandırılmasındadır.
- 1200'de ayrıldı; Merakeş'teki rüyasının ardından Fas'ta Muhammed el-Hassâr'ı yanına aldı.
Kaynaklar
Sonraki derse köprü
1200'de Fas'tan çıkan yolcular, İbn Arabî, Bedr ve el-Hassâr, önlerinde Akdeniz'in güney kıyısı boyunca uzanan uzun bir yol buluyor. Bu yol bir hac yolu olacak, ama menzile iki yıl sonra varılacak. Sıradaki soru şu: Mekke'ye 1202'de varmadan önce Kahire'de ve Kudüs'te neler yaşandı, ve iki yol arkadaşından hangisi Mısır'da geride kaldı?