İçeriğe geç

الرافع

24. isim

er-Râfi'

Yükselten

İsim dersi · 24. isim

er-Râfi': Yükselten

Temel seviyede yaklaşık 22 dakika

Yapay zekâ desteğiyle hazırlanmış ders. Ayetlerin Arapçası ve meali doğrulanmış kaynaktan (Osmânî hat metin, Diyanet meali) alınmıştır; hadis künyeleri ve âlim görüşleri bu doğrulamadan geçmemiştir, anılan eserde kontrol edilebilir.

Râfi', dilediğini yükselten, derecesini artıran, adını ve şanını yüce kılan demektir. Bir önceki isim el-Hâfıd ile birlikte bir çift oluşturur: Biri kibri indirir, öteki imanı, ilmi ve güzel sözü yükseltir. Hâfıd dersinde alçakgönüllülüğün yükselttiğini gördük; Râfi' dersi yükselişin neyle olduğunu, neyle olmadığını ve yükselen birinin nasıl düşebileceğini soruyor. Bu ders ismi Kur'an'daki yükseltilmiş göklerle, yükseltilmiş sözlerle, yükseltilmiş insanlarla ve yükselme fırsatını tepen bir adamın kıssasıyla okur.

Temel

Kelime. Râfi', r-f-' kökünden gelir. Kökün anlamı "yükseltmek, kaldırmak, yukarı çıkarmak"tır. Türkçede terfi (yükselme), refi' (yüce), merfû' (yükseltilmiş; hadiste Peygamber'e ulaşan rivayet) ve ref' (kaldırma; bir hükmün kaldırılması, dilbilgisinde "u" sesiyle okunan hâl) bu köktendir. Râfi', ism-i fâil kalıbıdır: yükselten. Hâfıd gibi Kur'an'da isim olarak geçmez; Vâkıa 3'teki "alçaltan, yükselten" (hâfidatun râfia) ifadesiyle ve Kur'an'da sık geçen "yükseltti, yükseltir" fiilleriyle ilişkilendirilir.

İman ve ilim sahiplerini. Râfi' isminin en açık ifadesi, yükselişin ölçüsünü bildiren ayettir:

Ayet bir meclis âdabıyla başlar: Toplantıda yer açmak ve kalkmak istendiğinde kalkmak. Böyle küçük bir alçakgönüllülüğün ardından büyük bir vaat gelir: Allah, inananları ve kendilerine ilim verilenleri derecelerle yükseltir. Yükselişin ölçüsü iki şeydir: iman ve ilim. Ayetin bir meclis âdabıyla başlaması da anlamlıdır: Başkasına yer açan, kendisi için yükseklik bulur. Hâfıd ile Râfi' burada da birlikte işler.

Güzel söz yükselir. Kur'an, sözün ve amelin yükselişini birbirine bağlar:

Ayet üç cümleden oluşur. Birincisi, izzet isteyen için bir yön gösterir: İzzet bütünüyle Allah'ındır. İkincisi yükselişin yolunu anlatır: "Güzel sözler O'na yükselir, o sözleri de yararlı iş yükseltir." Söz tek başına bir kanattır; onu taşıyan ikinci kanat ameldir. Üçüncüsü düşüşü anlatır: Kötülük için düzen kuranların düzeni boşa çıkar. Mealin "yükseltir" diye çevirdiği fiil (yerfeuhû) Râfi' ile aynı köktendir.

Secde ve derece. Hz. Peygamber, yükselişin en kestirme yolunu şöyle anlatmıştır:

Hadis, yükselişi en alçak duruşa bağlar: Alnın yere konduğu an. İnsanın bedenen en aşağıda olduğu an, derecesinin yükseldiği andır. Hâfıd ile Râfi'in birlikte işleyişinin en somut örneği secdedir.

Tek bir söz. Hz. Peygamber, yükselişin bazen önemsenmeyen bir sözle geldiğini de söylemiştir:

Tek bir söz yükseltebilir, tek bir söz düşürebilir. Fâtır 10'daki "güzel söz yükselir" ifadesi, bu hadiste gündelik hayata iner.

Gazâlî: Kulun payı. Gazâlî Hâfıd ve Râfi' isimlerini birlikte ele alır: Allah dostlarını kendine yaklaştırarak yükseltir. Kulun bu isimden payı, hakkı yükseltmek, doğruyu dile getirmek ve ehil olanı öne çıkarmaktır. Bunun kendi içindeki karşılığı, kalbini dünyanın ağırlığından kaldırıp Allah'a yükseltmektir.

Kâinattaki izi. "Görmek" basamağında Râfi' ismi, kâinattaki yükselişlere dikkat çeker. Buhar denizden yükselir ve bulut olur; ağaç toprağın içinden gövdesini göğe doğru kaldırır. Bir tohum, kendi ağırlığının binlerce katı toprağı iterek filizlenir. Kuş kanatlarıyla havaya yükselir. Göklerin kendisi de, Kur'an'ın dediği gibi, gözle görülen direkler olmadan yükseltilmiştir.

Derin

Derin

Direksiz gökler. Kur'an, yükseltme fiilini göklerin kuruluşu için kullanır:

Gökler "gördüğünüz gibi, direksiz" yükseltilmiştir. Mealin ifadesi iki şekilde okunabilir: Gökler hiç direksiz yükseltilmiştir, ya da gözle görmediğiniz direklerle yükseltilmiştir. İki okumada da göklerin yüksekliği, Râfi'in kudretinin gözle görülen bir işaretidir.

Şanını yükseltmedik mi? Kur'an, Peygamber'in şanının yükseltilmesini bir teselli olarak anar:

Sûre Mekke'nin zor yıllarında inmiştir. O günlerde alay edilen, dışlanan bir peygambere "Senin şanını yükseltmedik mi?" denir. Ezanda, kamette, tahiyyatta ve kelime-i şehadette Allah'ın adıyla birlikte Peygamber'in adının da anılması, bu yükseltmenin görünen bir yüzü olarak okunmuştur. Aynı sûrenin iki ayet sonra "güçlükle beraber kolaylık" demesi de anlamlıdır: Yükseliş, zorluğun içinden gelir.

Yüce bir yere. Kur'an, İdrîs peygamberin yükseltilmesini kısa bir cümleyle anar:

Önce İdrîs'in "dosdoğru bir peygamber" olduğu söylenir, sonra yükseltilmesi gelir. Doğruluk (sıddîk olmak), yükselişin sebebi olarak önce anılır; sıra, neyin neyi doğurduğunu gösterir.

Yükseltilecek evler. Kur'an mescitleri de "yükseltilmesine izin verilen evler" diye anar:

Mescidin yükseltilmesi hem binasının yapılması hem de değerinin yüceltilmesi anlamına gelir. Bir yeri yükselten, içinde Allah'ın adının anılmasıdır. Bu ayet, sûrenin ünlü Nûr ayetinin (Nûr 35) hemen ardından gelir: Göklerin ve yerin nuru olan Allah'ın nurunu taşıyan kandilin yandığı yer, işte bu yükseltilmiş evlerdir.

Temelleri yükseltirken. Kâbe'nin inşası, yükseltme fiiliyle ve bir duayla anlatılır:

İbrahim ve İsmail Kâbe'nin temellerini yükseltirken, yaptıkları işle övünmez, kabulünü isterler: "Rabbimiz, yaptığımızı kabul buyur." Bir yapıyı yükselten insan, asıl yükselişin kabulle olduğunu bilir. Duaları iki ayet sonra, Bakara 129'da, soylarından içlerinden bir peygamber gönderilmesi isteğiyle sürer; müfessirler bu duayı, Kâbe'nin yanında yetişen son peygamberle kabul edilmiş bir dua olarak okur. Taşları yükselten iki peygamber, asırlar sonra bir şanın yükselmesine vesile olmuştur.

İlmî

İlmî

Yükseltilebilecekken düşen adam. Kur'an, Râfi' isminin karşısına bir uyarı kıssası koyar:

Ayetler, kendisine ayetler verilmiş ama onlardan sıyrılmış bir adamı anlatır. Allah "dileseydik onu ayetlerimizle yükseltirdik" der; ama adam "yere yapıştı" (ahlede ile'l-ard), yani dünyaya meyletti ve hevesine uydu. Mealin "dünyaya meyletti" diye çevirdiği ifade, kelime-kelime "yere saplandı" demektir; yükselişin tam karşıtıdır. Kıssa, yükselişin bir imkân olarak verildiğini, ama kulun bu imkânı kendi tercihiyle yere çakılarak kaybedebileceğini gösterir. Müfessirler bu adamın kimliği hakkında farklı rivayetler aktarmıştır; ayet ise kimliği değil, hâli öne çıkarır.

Îsâ'nın yükseltilmesi. Kur'an Îsâ için de yükseltme fiilini kullanır:

Diyanet Âl-i İmrân 55–56'yı ve Nisâ 156–158'i tek meal olarak verir.

İlmî

Klasik şerhlerde er-Râfi'

er-Râfi' kardeş ismi Hâfıd'dan bir noktada ayrılır: İsim kalıbı Kur'an'da bir kez geçer ve o geçişte Allah'ın kendi sözündedir. Âl-i İmrân 55'te Allah Îsâ'ya onu kendine yükselteceğini söyler; bu sayfanın Kur'an'da bölümü bu tek geçişi gösterir. Kök ise 29 kelimeyle çok daha geniştir: Göklerin yükseltilmesi, Tûr dağının kaldırılması, derecelerin yükseltilmesi ve Yûsuf'un anne babasını tahta çıkarması aynı köktendir. Bu dersin İlmî seviyesi yere saplanan adamın kıssasını ve Îsâ'nın yükseltilmesi tartışmasını anlattı. Bu bölüm aynı ismin şârihlerin elinde hangi soruya cevap olduğunu yan yana koyar.

ŞârihEserİsme bakışı
Zeccâc (ö. 311/923)Tefsîru esmâillâhi'l-hüsnâDil: Râfi' ve Refî'
Taberî (ö. 310/923)Câmiu'l-beyânTefsir: kaldırılan dağ
Kuşeyrî (ö. 465/1072)Letâifü'l-işârâtİşârî tefsir: tahttan sonra secde
Fahreddîn er-Râzî (ö. 606/1210)Mefâtîhu'l-gaybTefsir: hüccetle gelen derece

Zeccâc: Râfi' ve Refî'. Dilci şârihler kökün Allah için kullanılan iki kalıbını ayırır. Râfi' yükselten demektir ve bir fiil bildirir: Allah başkasını yükseltir. Refî' ise yüce olan demektir ve bir niteliği bildirir. Kök verisine göre bu ikinci kalıp Kur'an'da bir kez, Ğâfir 15'te geçer; Diyanet meali onu varlıkların en yücesi diye çevirir. Bazı isim listelerinde er-Refî' ayrı bir isim olarak da anılır. Dilci için iki kalıp birlikte bir ilişki kurar: Yükseltebilen, kendisi en yüksek olandır. Kimse sahip olmadığı yüksekliği başkasına veremez.

Taberî: Kaldırılan dağ. Kökün Kur'an'daki en çarpıcı kullanımlarından biri, İsrâiloğulları'ndan söz alınırken Tûr dağının onların üzerine kaldırılmasıdır. Sahne üç ayette, Bakara 63 ve 93 ile Nisâ 154'te anılır. Taberî'nin aktardığı rivayetlere göre dağ onların başı üzerinde bir gölge gibi tutulmuş ve kendilerine verilen kitaba sıkı sarılmaları istenmiştir. Müfessirler bu sahnenin dinde zorlama olmadığını bildiren ayetle nasıl bağdaşacağını da tartışmıştır. Verilen cevaplardan biri, sahnenin imanı zorlamak için değil, verilmiş bir sözün ağırlığını göstermek için olduğudur. Bakara 93'te muhatapların "işittik ve karşı geldik" demesi de sahnenin bir zorlamayla sonuçlanmadığını gösterir.

Kuşeyrî: Tahttan sonra secde. Yûsuf 100'de Yûsuf anne babasını tahtın üzerine yükseltir ve hemen ardından hepsi onun önünde eğilir. İşârî tefsir geleneği bu sahnede yükselişle eğilişin yan yana gelmesine dikkat çeker. Yûsuf kuyudan zindana, zindandan tahta yükselmiştir. Ama ayetin devamında yükselişin kendi başarısı olmadığını, Rabbinin rüyasını gerçekleştirdiğini ve onu zindandan çıkardığını söyler. Kuşeyrî'nin işârî tefsiri gibi eserlerde böyle sahneler, Râfi'in yükselttiği kulun yükselişini kendine nispet etmemesiyle açıklanır: Gerçek yükseliş, onu verenin anıldığı yükseliştir.

Râzî: Hüccetle gelen derece. En'âm 83'te Allah, İbrâhîm'e kavmine karşı bir hüccet verdiğini söyler ve hemen ardından dilediğini derecelerle yükselttiğini bildirir. Râzî'nin tefsirinde bu yan yanalık önemli bir sonuç doğurur: Burada derece, delil ve bilgiyle gelen bir yüksekliktir. Bu okuma Mücâdele 11'deki iman ve ilim ehlinin yükseltilmesiyle örtüşür. En'âm 165 ise derecelerin bir imtihan için verildiğini söyler. İki ayet birlikte bir denge kurar: Derece bir ödül olduğu kadar bir sınavdır; yükseltilen kul, yükseldiği yerden de hesap verir.

Karşılaştırma. Dört şârih aynı ismin dört yüzüne bakar. Dilci yükselten ile yüce olanın ilişkisini, müfessir kaldırılan dağın sözün ağırlığını anlatmasını, işârî müfessir tahttan sonra gelen secdeyi, Râzî ise hüccetle gelen ve sınav olan dereceyi öne çıkarır. Hepsinin buluştuğu nokta şudur: Râfi'in yükselttiği kul, yükselişini O'na nispet ettiği ölçüde yükselmiş olur.

Durup düşün

  • Hayatında yükselmek için hangi yollara başvurdun? Mücâdele 11 ve Fâtır 10'daki ölçülerle karşılaştırıldığında bu yollar nasıl görünüyor?

  • Bugün söylediğin bir söz seni yükseltti mi, yoksa düşürdü mü? Buhârî'deki hadisi düşün.

  • A'râf 176'daki adam gibi, bir yükseliş fırsatını "yere yapışarak" kaçırdığın oldu mu?

Uygulama

Bugün bir kişiyi yükselt: Emeğini görünür kıl, bir başarısını başkalarının yanında an, haklı olduğu bir konuda sesini destekle. Bir secdeni, Müslim'deki hadisi düşünerek uzat. Akşam Tefekkür Defteri'ne, Fâtır 10'u hatırlayarak, bugün söylediğin güzel bir sözü ve onu destekleyen bir ameli yaz.

Kendini sına

  1. Mücâdele 11'e göre Allah kimleri derecelerle yükseltir?
    Cevabı göster

    İnananları ve kendilerine ilim verilenleri.

  2. Fâtır 10'a göre güzel sözü ne yükseltir?
    Cevabı göster

    Yararlı iş, yani salih amel. Söz ile amel, yükselişin iki kanadıdır.

  3. Müslim'deki hadise göre secdenin sonucu nedir?
    Cevabı göster

    Her secde ile Allah kulu bir derece yükseltir ve bir günahını siler.

  4. A'râf 175–176'daki adam neden yükseltilmemiştir?
    Cevabı göster

    Kendisine ayetler verildiği hâlde onlardan sıyrılmış, dünyaya meyledip (yere yapışıp) hevesine uymuştur; yükseliş imkânını kendi tercihiyle kaybetmiştir.

Kur'an'da er-Râfi'

Kelime (رافِع) Kur'an'da 1 kez, 1 ayette ve 1 sûrede geçer. Bunlar kelimenin bütün geçişleridir; hepsi ismin Allah için kullanıldığı yer değildir. Hangisinin Allah'ı nitelediğini ders metni ve şerhler ele alır.

En çok geçtiği sûreler
  • Âl-i İmrân1

Aynı ayette birlikte geçtiği isimler

Allah ismi dışında aynı ayette başka bir isim geçmez.

Sayı, iki kelimenin aynı ayette geçtiği ayet sayısıdır. Kur'an'daki isim çiftleri (Gafûr ile Rahîm gibi) çoğunlukla ayet sonlarında gelir.

  1. Âl-i İmrân 55Derste işleniyor

    إِذْ قَالَ ٱللَّهُ يَٰعِيسَىٰٓ إِنِّى مُتَوَفِّيكَ وَرَافِعُكَ إِلَىَّ وَمُطَهِّرُكَ مِنَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَجَاعِلُ ٱلَّذِينَ ٱتَّبَعُوكَ فَوْقَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ إِلَىٰ يَوْمِ ٱلْقِيَٰمَةِ ۖ ثُمَّ إِلَىَّ مَرْجِعُكُمْ فَأَحْكُمُ بَيْنَكُمْ فِيمَا كُنتُمْ فِيهِ تَخْتَلِفُونَ

    Allah demişti ki: "Ey İsa! Ben seni eceline yetireceğim, seni kendime yükselteceğim, inkar edenlerden seni tertemiz ayıracağım; sana uyanları, kıyamet gününe kadar, inkar edenlerin üstünde tutacağım. Sonra dönüşünüz Banadır. Ayrılığa düştüğünüz hususlarda aranızda hükmedeceğim. İnkar edenleri de dünya ve ahirette şiddetli azaba uğratacağım. Onların hiç yardımcıları olmayacaktır."

Kök ve dil

Arapçada bir kelime, çoğunlukla üç harfli bir kökün belli bir kalıba dökülmesiyle oluşur. Aşağıdaki tablo, bu ismin kökünden Kur'an'da geçen bütün kelimeleri, kaç kez geçtikleriyle birlikte gösterir. İsmin kendi kalıbı işaretlidir.

ر-ف-عKur'an'da 29 kelime, 6 farklı türev

İlk resim: Yükseltmek, kaldırmak.

KelimeAnlamıTürGeçişİlk geçtiği ayet
رَفَعَyükseltti, kaldırdıFiil22Bakara 63
مَرْفُوعَةyükseltilmişİsim3Vâkıa 34
رافِعisim kalıbıyükseltenİsim1Âl-i İmrân 55
رَفِيعyüceİsim1Ğâfir 15
مَرْفُوعyükseltilmiş (tavan)İsim1Tûr 5
رافِعَةyükseltenİsim1Vâkıa 3

Bu ismi Esma Laboratuvarı’nda katman katman aç: kökün yolu, Türkçedeki izleri, kalıbı ve farkındalık

Kaynak: Quranic Arabic Corpus morfoloji verisi 0.4 (Kais Dukes), furqan.co düzeltmeleriyle. “Tür” kelimenin Kur'an'daki ilk geçişindeki sözcük türüdür. Anlamlar ve ilk resim bir dilbilgisi derlemesidir.